Author Archives: Şilan

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About Şilan

Ankara doğumluyum, Berlin'de yaşıyorum, boş zamanlarımda dünyayı gezmeyi ve seyahat günlükleri tutmayı, bir de yoga yapmayı seviyorum... Facebook: http://www.facebook.com/SeyahatGunlukleri

Cennetin Türkiye Şubesi: KAŞ

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Başlık biraz abartılı mı oldu? Hayır hiç de değil, çünkü Kaş gerçekten her türlü abartı sıfatı, isim tamlamasını, yazıyı hak ediyor.

Kas1

Öncelikle şimdiye kadar Kaş’a en az 4-5 defa gittiğimi belirtmek isterim. Eğer çok kalabalık değilse çok dinlendirici bir yerdir Kaş, denizi soğuktur ve inanılmaz bir mavi rengi vardır. Bir haftalık, hadi çabuk sıkılan bir insansınız diyelim, 5 günlük bir tatil burada göz açıp kapayınca kadar geçiverir.

Kaş’a nasıl ulaşacağınızdan başlayalım. İstanbul’dan otobüsler var, gece saat 10 gibi kalkar, sabah saat 11-12 gibi varır. Arada mutlaka Fethiye’ye de uğrar. Yine dönüşte ise gece 6 gibi kalkar, sabah 8 gibi varır. Otogar Kaş’ın merkezinde olduğu için çok rahattır. Gidiş-dönüş yaklaşık 200 TL. Metro, Kamil Koç, Ulusoy ve Pamukkale uzun yol otobüsleri. Batı Antalya otobüsü de Fethiye’den saat başı otobüs kaldırıyor.

Bu kadar uzun yol yapamam derseniz de Dalaman havalimanı en yakın seçenek. Dalaman’dan Kaş’a uçak saatlerine göre servisler var. (50 TL / http://www.gezinet.net / http://www.transferbul.net ) Diyelim ki uymadı saatler size, taksi yaklaşık 200 TL tutuyor, mesela 4 kişiyseniz onu da tercih edebilirsiniz.

Bunlar dışında son seçenek de araba tabi. Yine de hangi yolu tercih ederseniz edin şunu bilin ki yolun son yarım saati ne yapın edin uyumayın. Çünkü Kalkan-Kaş arası olan yol bence dünyanın en güzel yoludur. Kıvrıla kıvrıla gider, yanı başınızda deniz. Ortalarda bir yerlerde meşhur Kaputaş Plajını görürsünüz, denizin turkuaz renginin güzelliğine hayran kalırsınız.

Otobüsten Kaputaş

Otobüsten Kaputaş

Kaş çevresinde de içinde de gidilebilecek birçok yer var. Önce çevresinden başlıyorum:

  • Kaputaş Plajı: anlatılmaz yaşanır, yarım saatliğine de gidebilirsiniz bütün gün de kalabilirsiniz, ama bütün gün kalacaksanız hazırlıklı gidin, çok fazla şey bulamazsınız. Kaş’ta kum plajı olan ender yerlerden.
  • Çukurbağ Yarımadası: Kaş’a 5-10 km uzaklıktadır. Geldiğim bunca zaman içinde hep gideceğim dedim ama hiç gidemedim, biraz daha lüks sevenler gider, daha bir sakindir. Buradaki Barbarossa Club çok beğenilir.
  • Kalkan: Kesinlikle Kaş’ın havası yok. Yine bir lüks mekan yarışı. Lüksü çok seviyorsan Çeşme’ye git değil mi ama? Bir de burası o kadar ingilizdir ki berber dükkanlarının adı “SweeneyTodd” berberidir. Bilmeyenler için SweeneyTodd zamanında JohhnyDepp’in oynadığı, geçmişte geçen, dükkanına gelenleri usturayla öldüren bir berberi anlatır. Zaten evlerin yarısından fazlasının sahibi de orta yaşlı İngilizlerdir.
  • Patara: Kalkan’a 15 km mesafede. Kum plajı 8 km uzunluğunda ve caretta carettaların yumurtlama yeri.

Bu yukarıda bahsettiğim yerleri araba kiralayarak veya motosiklet kiralayarak bir günde bitirebilirsiniz.

Panoramik Kaş-ortada Meis adası

Panoramik Kaş-ortada Meis adası

Kaş’ta nerede kalınır? Aslında birçok alternatif var. Benimse iki önerim var: Begonvil Otel (Yukarıdaki deniz manzarası oranın üç kişilik süit odasına aittir.) bir de Aphrodite Pansiyon. İkisi de çok güzeldir, zaten buradaki evleri güzelleştiren begonviller her oteli sevimli gösteriyor. Begonvil biraz da merkeze yakın, Aphrodite biraz daha otogara yakın. İkisinde de yokuş çıkılıyor. İkisi de oda kahvaltı. Aphrodite gecelik 140 TL 2 kişi oda kahvaltı. Begonvil’in 3 kişilik süper balkonlu manzaralı süit odasının gecelik oda kahvaltı fiyatı ise 280 TL. Yani kısaca gecelik kişi başı 50 TL ile 100 TL arasında güzel bir yerde kalabilirsiniz. Yarım adadaki Barbarossa’dan bahsettim. Limanağzı’nda Delos Beach Hotel var. Bir de Gülşen Pansiyon var. Bunun dışındakiler üç aşağı beş yukarı aynıdır.

Kaş seni seviyorum..

Kaş seni seviyorum..

Kaş Likya yolu üzerinde. O dönemlerdeki ismi Antiphellos’muş. Phellos kelime anlamı olarak kayalık yer demekmiş, o dönemlerde Phellos adında  bir antik kent varmış, Antiphellos da kayalık karşısı demek oluyor.

Şimdi Kaş’ın içindesiniz, artık denize girmek istiyorsunuz. Ne yapacaksınız? Bunların her birini de birer gün gibi düşünebilirsiniz:
• Limanağzı
• Küçük Çakıl
• Büyük Çakıl
• Meis
• Tekne turları

Limanağzı

Limanağzı

Biraz açalım.

Limanağzı: Kaş’ın içinden kalkan teknelerle 15 dakikada Limanağzı’nda olursunuz. Gidiş geliş 15 TL. Size bir bilet veriyorlar, dönüşte geri bindiğinizde de topluyorlar, bu yüzden bileti kaybetmemeniz gerekiyor. Her saat gidebilirsiniz, ama son tekneler genelde 6 buçuk gibi kalkıyor. Burada 3 tane mekan var. Bilal, Nuri ve Delos. Birbirleri arasında yürüyerek geçiş yapabilirsiniz ama tekne zaten üçüne de uğruyor. Şezlonga uzanıyorsunuz ve her şeyi unutuyorsunuz. Hiç birinde müzik yok, huzur var. Kaş bazen rüzgarlı olabiliyor, ama burası hep çarşaf gibi oluyor.

Küçük Çakıl

Küçük Çakıl

Küçük Çakıl: Küçük çakıl tam Kaş’ın içindeki merkezi plaj. Burda da iki yer var: Derya Beach ve Çınarlar Beach, zaten yan yanalar. İkisi de tercih edilebilir. Yemekte birbirlerinden farklılar. Derya Beach’in pizzası, Çınarlar’ın ise hamburgeri meşhur. Denize merdivenlerle giriyorsunuz, çok derin ve buradaki bir akıntı sebebiyle çok ama çok soğuk. Yine akıntı sebebiyle tuzu vücudunuzda daha az hissediyorsunuz. Burası tabi merkezi olduğu için daha kalabalık oluyor.

Büyük çakıl ise Küçük Çakıl’a birkaç kilometre mesafede, taksiyle ya da otostop çekerek ya da yürüyerek gidebilirsiniz. Gündüz çok numarası yok ama gece direkt kumsala çakılların üzerine masanız kuruluyor, denize sıfır yemeğinizi yiyorsanız. Eğer bu konsepti seviyorsanız tam size göre diyebilirim.

Meis: Pasaportu ve Schengen vizesi olanlar için Meis de bir alternatif. Güzel, küçük bir adacık. Yunanca Meis göz demek, böylede kaşla göz oluyor burası. O kadar yakın ki zaten, pır pır giden bir tekneyle 20 dakikada 75 TL’ye günübirlik gidebilirsiniz. Yunanistan’ın en doğu noktasıdır Meis, o kadar yani. Meis halkı ile Kaş halkı arasında yoğun bir alışveriş var. Meis Kaş’a pazara gelip ucuz sebze meyve alırmış, Kaş’takiler de gidip Meis’ten içki alırmış.

Denizin muhteşem rengiyle kendinden geçmek ben, cümle kurmayı unutmak

Denizin muhteşem rengiyle kendinden geçmek ben, cümle kurmayı unutmak

Tekne turları: Birçok farklı tekne Kekova’ya gidiyor günlük. Sabah 10:00 gibi çıkıyorlar, akşam 18:00 gibi dönüyorlar. Müziksiz olanlar var, küçük olanlar var, büyük olanlar var. Hatta 4-5 kişiyseniz biraz daha fazla verip küçük bir tekneyi kendinize ayırabilirsiniz bütün gün, istediğiniz yerde istediğiniz kadar kalırsınız. Fiyatlar ortalama 60 TL, öğle yemeği dahil (Balık ekmek-içecek-salata gibi basit ama doyurucu bir yemek çıkarıyorlar.) İnönü Koyu, Tersane Koyu, Akvaryum, Batık Şehir, Simena, Üçağız ve Kekova’ya uğruyor.

Bir de adalar turu yapan tekneler var. Onlar da yine aynı saatlerde gidip geliyor, günlük 80 TL. Güvercin Adası, 12 Adalar, Çoban Koyu, Limanağzı ve Büyük Çakıl plajı uğradıkları yerler.

Kaş’ın bir başka özelliği de havada ve denizde yapılabilecek ekstra sporlar sunması. Mesela parasailing yapabilirsiniz, Kaş zaten dağların eteklerinde olduğu için uygun bir ortam sunuyor buna. Sadece çok rüzgarlı bir havada yapamıyorsunuz, görevliler zaten hemen iptal ediyorlar. 900 metrede tandem atlayış yapıyorsunuz, 200-250 TL gibi bir fiyata, dediğim gibi hava koşullarına bağlı olarak genelde sabah saatlerinde yapılıyor.

Yine Kaş su altı zenginliği dünyaca meşhur bir yer. Lisanslı ve lisanssız pek çok farklı noktaya dalış yapma imkanı var, ben burada hiç dalış yapmadım, ama yapanların çok memnun kaldığını biliyorum, önceden araştırın derim. Bildiğim kadarıyla bir dalış 80-100 TL gibi.

Dejavu’dan görünen gün batımı manzarası

Dejavu’dan görünen gün batımı manzarası

Deniz faslı da bittiğine göre artık geceye yavaş yavaş geçiyoruz, gerçi bir dakika güneş saat dokuzda batıyor. Nerede güneşin batışı izlenir? Dejavu’da. Lütfen Dejavu’ya gitmeden Kaş’tan ayrılmayın.

Onun dışında Uzun Çarşı’yı da dolaşmanızı öneririm. Gümüşler, peştemaller, halılar aklınıza ne gelirse var evet ama esas o sokağın güzelliği mutlaka görülmeli. Bu arada adı uzun çarşı ama sanırım en başından en sonuna 100 metre yoktur 🙂

Kaş uzun çarşı

Kaş uzun çarşı

Akşamüstü eğer karnınız acıktıysa Hideaway’decheesecake ve limonata.

Kaş’ta gece rakı balık diyenlerdenseniz Nereid Meyhanesine gidebilirsiniz. Mezelerle doyduk biz, balığa fırsat kalmadı, kişi başı 70 TL verdik, balıkla 100 TL olur. Gece mekanları çok ucuz değil evet, ama çok lezzetli. Bahçe Balık yine öneriliyor, bir de Efsanevi Üzüm Kızı vardı, ama kapandı, yerine Ruhi Bey açıldı, orası da denenebilir. Balık istemiyorum ev yemeği istiyorum diyorsanız kesinlikle BiLokma’ya gidin. Müthiştir. Hatta BiLokma’nın tam karşısında Anatolia diye bir seramik atölyesi vardır, çok güzel seramikleri vardır, orayı da görmenizi öneririm. BiLokma’nın önünde geceleri lokma da satılır. Cafe Barcelona ve Papillon Bistro genelde yabancı turistlerin tercihidir. Bay Bay Cafe de önerilmişti, benim gitmeye fırsatım olmadı.

Kaş’a özel değil ama benim ilk Kaş’ta tanıştığım şey tahinli piyaz. Sahilde küçük bir cami var, onun yanında da Seçkin Restaurant var, orada deneyebilirsiniz.

Akşam üstü rengarenk sandalyeleriyle Mavi Bar – gece bu sandalyeler dolacak

Akşam üstü rengarenk sandalyeleriyle Mavi Bar – gece bu sandalyeler dolacak

Kaş’ın gece hayatı çok çılgın değildir, genelde Dejavu’da ya da efsanevi Mavi Bar’da, önünde, içinde içkinizi alıp arkadaşlarınızla sohbet etme şeklindedir. Mavi çok ama çok güzeldir, bir de her zaman bir arkadaşınızla karşılaşırsınız burada.

Son yıllarda özellikle Echo açılınca canlı müzik mekanına kavuşmuş oldu Kaş. Ben geçen ay gittiğimde Birsen Tezer gelmişti örneğin, gayet hoştu. Konser olunca giriş 30 TL.

Onun dışında RedPoint’te Rihanna vs eşliğinde dans edebilirsiniz, No:11’de de daha çok eller havaya Türkçe pop var. O civarda 1-2 caz mekanı ve bar var, ama dediğim gibi sönük biraz, bunların hepsi bir gecede iki üç defa dolaşılıyor biraz aktifseniz 🙂

Ve çılgın gezi ekibi

Ve çılgın gezi ekibi

Son olarak her tatil güzel, ama arkadaşlarla, dostlarla ayrı güzel diyorum, size de iyi gezmeler diliyorum.

Twitter: @cerenayayay

Instagram: gezcerengez

 

Sırtçantasıyla Balkanlar Gezimizde Son Duraklar: Belgrad ve Sofya

Standard

13 – 15.05.2013

İtiraf etmeliyim ki Balkanlar gezimizin son durakları olan ve görmeyi gerçekten merakla beklediğim Belgrad ve Sofya şehirlerini ne yazık ki bir sırtçantalıya yakışacak şekilde hakkını vererek gezemedim. Bu gezi sırasında 4 aylık hamile olmama rağmen neye güvenerek yaptığımı hala bilemediğim Saraybosna – Belgrad arası gece otobüsü yolculuğunun bünyemde yarattığı sarsıntı beni gezinin son iki durağında yavaşlayıp çoğunlukla hostelda dinlenmeye mecbur etti. Kendime not: Hamileyken de sırtçantalı geziler yaparım derken abartıp çok eski ve konforsuz bir gece otobüsünde sabaha kadar, minicik koltuğa tüneyip sarsıla sarsıla ve mola bile vermeden yolculuk yapmak akıl işi değilmiş. Neyse, hamileyken sırtçantasıyla seyahat konulu bir blog yazısı yazmayı planlıyorum zaten, bu konulara o zaman detaylıca değinirim.

Gelelim Belgrad ve Sofya’dan izlenimlere ve yapılacaklar görülecekler listesine:

Belgrad’da ana tren istasyonuna yakın ama sakin bir ara sokakta çok güzel bir hostelde kaldık: Hostel 40 Garden Park. Hostel fiyatına bir butik oteldi burası bizim için adeta. Güzel, sessiz bir avlunun içinde, güleryüzlü ve yardımsever personeli olan, teraslı balkonlu, odaları çok temiz ve genel atmosferi hoş ve rahat olan bir hostel burası. Biz iki kişilik oda istedik ama hostel boş olduğu için 4 kişilik geniş bir odayı sadece bize aynı fiyata verdiler, internet erişimi dahil gecelik fiyat 20 Euro. Çok memnun kaldık biz buradan, tavsiye ediyorum: www.hostel40.net

Belgrad’daki ilk günümde bu şehri biraz soğuk ve sevimsiz buldum nedense. Yorgunluğumun ve yağmurlu gri havanın bunda etkisi olsa gerek. Yıkık dökük binalar, soğuk ve gri caddeler, kalabalık bir büyük şehir. İlk gün ben günün çoğunu uyuyarak geçirirken, Til www.belgradewalkingtours.com adresinde (link şu an için çalışmıyor, umarım geçici bir sorundur ve bu turlar halen devam ediyordur) görebileceğiniz “Underground Secrets of Belgrade (Belgrad’ın Yeraltı Sırları)” isimli tura katıldı ve turu oldukça ilginç buldu. Akşam yemeğini Skadarska bölgesindeki Guli Pizzeria’da yedik. Pizzalar fena değildi ama benim bu güne ait favori lezzetim şehir merkezindeki sokak standlarında satılan patlamış mısırlar oldu!

Belgrad sokakları

Belgrad sokakları

İkinci günümüzde dinlenmiş bir şekilde şehir sokaklarına çıkıp güneşi de görünce keyfimiz yerine geldi ve Belgrad’ı seviverdik. Öncelikle üç saatlik bir ücretsiz şehir turuna katıldık ve çok memnun kaldık. Yine yukarıda bahsettiğim linkten ulaşabileceğiniz “Downtown Walking Tour” seçeneği bu ücretsiz tur. Tur sonunda, eğer memnun kalırsanız tabii, rehberinize bahşiş veriyorsunuz, gönlünüzden ne koparsa. Aslında bu ücretsiz şehir turları Avrupa’nın pek çok şehrinde yapılıyor, daha önce de Berlin’de ve Hvar’da denemiş ve her seferinde memnun kalmıştık. Bir sonraki durağımız olan Sofya’da da bu tura katıldık nitekim. Belgrad turundaki rehberimiz çok bilgili ve ilgiliydi, hatta bize ikram etmek üzere yanında annesinin yaptığı özel bir Sırp reçeli ve geleneksel Sırp içkisi olan rakija getirmiş. Üç saatlik tur boyunca şehrin en önemli tarihi ve turistik noktalarını gördükten sonra ben biraz dinlenirken Til “House of Flowers’ isimli Tito’nun mezar anıtının ve bir komunist müzesinin bulunduğu mekanı ziyaret etti. Pek bilgilendirici ve ilginç bulmamış burayı.

Belgrad şehir surları

Belgrad şehir surları

Şehir surlarının yanındaki parktan manzara

Şehir surlarının yanındaki parktan manzara

Şehir turu grubumuz (Hayır, ortadaki süper kahraman rehberimiz değil :) )

Şehir turu grubumuz (Hayır, ortadaki süper kahraman rehberimiz değil 🙂 )

Bizi Belgrad’dan Sofya’ya götürecek gece trenimize binmeden önce son durağımız Belgrad’daki Nikola Tesla Müzesi oldu. Özellikle fizikle ve bilimle ilgilenenlere kesinlikle öneriyorum bu müzeyi. Bence çağının en büyük mucitlerinden olan dahi fizikçi ve mühendis Tesla’nın ilginç buluşlarını, geliştirdiği cihazların modellerini görebilir, hatta kimileriyle interaktif deneyler yapabilirsiniz.

Tesla müzesindeki deneylerimiz 1

Tesla müzesindeki deneylerimiz 1

Tesla müzesindeki deneylerimiz 2

Tesla müzesindeki deneylerimiz 2

Hamile halimle ne işim var diyerek ben pek oralı olmadım ama Belgrad’a kadar gitmişken meşhur gece eğlence hayatını deneyimlemeden dönenleri ayıplıyorlar anladığım kadarıyla. Avrupa’nın son yıllardaki gözde parti şehirlerinden biri haline gelmiş burası. Her keseye ve zevke uygun barlar, gece kulüpleri var. Meraklısına duyurulur 🙂

Balkan turumuzun son durağı olan Sofya’ya sabah saatlerinde varıp aynı günün akşamı yine trenle buradan ayrıldık. Bu sebeple Sofya’da sadece yarım günümüz vardı geçirecek. Tabii bu yarım günü en verimli şekilde geçirmenin kolay yolu yine bir ücretsiz şehir turu yapmak oldu. Buradaki tur ve rehberden de memnun kaldık. Bir kaç saat içinde bize şehir merkezindeki pek çok tarihi yeri gezdirip bilgiler verdi. Böyle yuvarlak konuşup tarihi mekanların isimlerini ve detaylı bilgi veremediğim için tekrar kendimi ayıplıyorum. Dediğim gibi bu son iki şehirde yorgunluk ve hormonlar ağır basıp gezgin ve blogger ruhumu geri plana itmişti. Size Sofya için bizim katıldığımız ücretsiz turun linkini vereyim ve bir kaç da fotoğraf paylaşayım en azından 🙂 www.freesofiatour.com

Sofya

Sofya

Sofya

Sofya

Böylece Sırtçantasıyla Balkanlar serimizin sonuna geldik. Yakında yeni bir yazı dizisi başlıyor, takipte kalınız efendim: 6 aylık bebek ile çadırlı, kamplı, vahşi doğalı Amerika turu! 🙂