Tag Archives: Hırvatistan

Hırvatistan’ın En Güzeli, Dubrovnik ve Günübirlik Karadağ

Standard

05-10.05.2013

Hırvatistan seyahatimizin son durağı, aynı zamanda en çok sevdiğimiz durak oldu. Dubrovnik’ten öyle etkilendik ki, normalde bir şehirde en fazla 2-3 gece kalma kuralımızı bozarak 5 gece geçirdik burada.

Bir önceki yazıda Hvar Adası’ndaydık hatırlarsanız, buradan Dubrovnik’e geçişte bir ara durak olarak, rüzgar sörfü yapılabildiğini duyduğumuz Korčula Adası‘nı belirledik. Hvar’dan Korčula’ya bir feribot ile 2,5 saatte ulaşılabiliyor. Ancak Korčula’ya vardığımızda fırtına çıkmıştı ve hava raporuna göre sonraki günler de iç açıcı görünmüyordu. Ayrıca ölü sezon dolayısıyla rüzgar sörfü organize eden acentaların da henüz açılmadığını öğrenince, burada fazla vakit geçirmeden Dubrovnik’e geçmeye karar verdik. Sadece 1 gece ve yarım gün geçirdiğimiz Korčula Adası hakkında fazla bir şey yazamıyorum bu sebeple. Ama Hvar’a benzer, eski şehri, sokakları, havası, suyu, deniz ürünü restoranları güzel bir adacık bu da. Bir de kaldığımız odayı Apartments Lenni‘den kiraladık, pek güzeldi.

Korčula Sokakları

Korčula Sokakları

Korčula’dan Dubrovnik’e ulaşım otobüsle gerçekleşiyor. Otobüs ilk önce kısa bir feribot yolculuğu yapıyor, kalanı karayolu ile.  Yolculuk 3 saat sürüyor ve kişi başı otobüs bileti fiyatı 10 Euro civarında.

Dubrovnik’e akşam saatlerine yakın vardık, otobüs bizi yeni şehir kısmındaki limanda bıraktı. Buradan bir otobüs ile 10 dakikada eski şehir kısmına geldik. Dubrovnik’in güzelliğiyle meşhur, kilometrelik surlarla çevrili, portakal rengi çatılarla örtülü bu eski şehrinin ününü o kadar çok duyduk ki, otelimizin de bu surların içinde olmasını istedik. Ölü sezona güvenerek önceden rezervasyon yaptırmadık, diğer Hırvat şehir ve adalarında bu taktik işlemişti şimdiye kadar. Ama burası çetin ceviz, anlaşılan Dubrovnik’in ölü sezonu yok, eski şehrin merkezinde uygun fiyatlı bir otel ya da pansiyon odası bulmak çok zor oldu. Til beni sırtçantalarıyla birlikte eski şehir girişindeki köprü üstünde bırakıp, otel aramaya çıktı. Neredeyse bir saat sonra başımızı sokacak bir yer bulabilidik. Eski şehrin göbeğinde bulabildiğimiz en uygun fiyatlı pansiyon odası, Guesthouse Magdalena‘daydı. İki katlı eski bir binanın üst katında pansiyon sahibi Magdalena yaşıyor, alt kattaki iki odayı ise turistlere kiralıyor. Tuvalet ve mutfak, Magdalena’nın yaşadığı üst katta ve geceleri filan tuvalete gitmek istediğinizde, önüne bir paravan koyup arkasına yatağını kurmuş olan Magdalena’nın yanından geçiyorsunuz. Bizim odamız oldukça geniş, temiz, rahat bir odaydı ve 5 gece kalacağımız için bir miktar indirim de alarak gecelik 30 Euro ödedik bu odaya. İlgilenenlere Magdalena’nın e-mail adresini verebilirim. Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim, Magdalena Hırvatistan’da yayınlanıp ilgi gören Türk dizilerinin de hastasıydı, her akşam onu televizyon başında Türk dizileri izlerken buluyorduk. Bana da sorup durdu, bunları tanıyor musun, sonunda ne oluyor diye ama Türk dizileriyle en az ilgili Türklerden birine denk geldiğinin farkında değildi zavallıcık. Nitekim soruları cevapsız kaldı hep 🙂

Eğer Dubrovnik’te bizim gibi yol yorgunuyken uygun fiyatlı, güzel odalı otel arama derdi yaşamak istemiyorsanız, mutlaka önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ediyorum. Dubrovnik’te otel araştırmak, otel fiyatlarını karşılaştırmak için faydalı bir site olan Trivago‘yu öneririm.

Dubrovnik eski şehir sokakları

Dubrovnik eski şehir sokakları

Dubrovnik eski şehir sokakları

Dubrovnik eski şehir sokakları

Dubrovnik’teki 5 günümüzü hiç sıkılmadan, ara sıra yağan yağmurlara ve serin havaya rağmen doya doya gezerek ama aynı zamanda dinlenerek geçirdik. Dubrovnik öyle bir şehir ki hem oyalayıp eğlendirmesini, hem de tembellik yaptırıp dinlendirmesini biliyor. Neler mi yaptık bu 5 gün boyunca?

  • Öncelikle 3 günlük bir Dubrovnik Card aldık. Bu kart ile hem meşhur şehir surlarını, hem de pek çok müzeyi ücretsiz ziyaret etmek mümkün. Ayrıca bir çok restoran ve kafede de indirimler sağlıyor, toplu taşıma imkanlarından ücretsiz faydalanabiliyorsunuz. Detaylı bilgi için: http://dubrovnikcard.com/
  • Dubrovnik’in etrafı ihtişamlı tarihi surlarla çevrili eski şehir sokaklarını turlamaya doyamadık. Bembeyaz, tertemiz taş kaldırımlar,  bol merdivenli dik yokuşlara sıralanmış eski binalar, daracık, minicik, güzelim ara sokaklar ve bu sokaklara serpiştirilmiş çeşit çeşit kafeler, restoranlar, dükkanlar ile hem ortaçağdan kalma bir eski şehir burası, hem de cıvıl cıvıl bir turistik merkez.
Dubrovnik şehir surları

Dubrovnik şehir surları

Dubrovnik şehir surları

Dubrovnik şehir surları

  • Dubrovnik şehir surlarını gezmek için en az 3-4 saatinizi ayırın. Ve de turist kalabalıklarından kaçınmak isteyenler mutlaka sabah erken saatlerde yapsınlar bu turu. Biz de sabahın erken saatlerinde tura başlayıp öğleye kadar bitirdik ve öğleden sonra, özellikle akşama doğru daracık surların üzerinde kuyruğa girmiş adım adım ilerleyen binlerce turisti görünce çok doğru bir karar vermiş olduğumuzu düşündük.
  • Dubrovnik’te şehir turundan yorulanlar için harika bir dinlenme imkanı var: Şehir içinde bulunan plajlar! Deniz temiz ve berrak, kumsallar gayet hoş ve rahat. Biz henüz sezon açılmamışken oradaydık ve havalar genelde soğuk, yağmurlu gittiği için denize girmedik. Ama plajlarda çoktan denizin tadını çıkarmaya başlamış bir sürü Kuzey ülkesi turistleri vardı. Plaj ve deniz isteyenler için diğer bir alternatif de Dubrovnik yakınlarında konuşlanmış adalar.
Eski şehrin bitişiğindeki plaj

Eski şehrin bitişiğindeki plaj

  • Dubrovnik’teki son günümüzde, şansımıza havanın da güneşli ve sıcak olduğu bir günde, yakındaki Lokrum Adası‘na gittik. Dubrovnik’in etrafında günübirlik ziyaret edilebilecek çeşitli adalar var ve eski şehir limanından gün boyunca bu adalara turist taşıyan pek çok tur teknesi kalkıyor. Lokrum Adası’na 15 dakikalık bir tekne yolculuğu ile ulaşıyoruz ve adada bizi ilk karşılayanlar limanda dolaşıp duran tavus kuşları oluyor. Sonradan keşfedeceğimiz gibi adanın tümü tavus kuşu dolu ve bu güzel hayvanlar insanların arasında çekinmeden dolaşıyor, hatta restoran ve kafelerin bahçelerinde yanınıza kadar sokulup sizinle yemeğinizi paylaşmak istiyorlar. Lokrum Adası’nda hem çok güzel manzaralı yürüyüş rotaları var, hem de kıyıdaki kayalık plajlardan denize girilip, şnorkelle dalınabiliyor. Güzel havadan da faydalanıp burada denize girdik birazcık, su bir harikaydı.  Sonra adanın tepesine giden “Path to Paradise” isimli yokuşu tırmandık ve çok güzel bir Dubrovnik ve Adriyatik manzarası karşıladı bizi. Adada küçük bir restoran ve kafe var. Konaklama imkanı yok.
Lokrum Adası sakinleri

Lokrum Adası sakinleri

Lokrum Adası sakinleri

Lokrum Adası sakinleri

Lokrum Adası sakinleri

Lokrum Adası sakinleri

Lokrum Adası tepesinden Dubrovnik manzarası

Lokrum Adası tepesinden Dubrovnik manzarası

  • Dubrovnik’ten Karadağ‘a (Montenegro) günübirlik seyahat edilebileceğini öğrenince, bu firsatı da değerlendirmek istedik ve bir araba kiralayarak sabah erkenden Karadağ’a doğru yola çıktık.  Araba kiralamak demişken, etraftaki acentalardan birinden kiralamak yerine, çok daha uygun fiyatlı görünen internetten kiralama yoluna gittik. Sadece 18 Euro’ya bir günlük araba kiraladık diye sevinirken de önce arabayı teslim almaya gittiğimizde 58 Euro’luk bir sigorta ücreti ödememiz gerektiği ortaya çıktı. Buna benzin parası da eklenince, normal bir acentadan kiralanan fiyatı bulmuş olduk yine.  Yolda verdiğimiz kahvaltı molası ve Hırvatistan-Karadağ sınır kontrolünde sıra bekleme de dahil 3-4 saatlik bir yolculuktan sonra Kotor şehrine vardık. Kotor’un methini çok duymuştuk, belki bu yüzden beklentimiz çok yüksekti ama bizi biraz hayal kırıklığına uğrattı. Eski şehir kısmı güzel cidden ama Hırvatistan’da şimdiye dek buna benzer güzellikte oldukça çok sayıda eski şehir gördük, bu sebeple göz alışkanlığı olmuş da olabilir. Kotor’un eski şehir kısmında 1-2 saat geçirip, Kotor Körfezi üzerinde bulunan diğer bir Karadağ kasabasına geçtik: Perast. Kotor’a arabayla 10 dakikalık bir mesafede bulunan Perast, deniz kıyısında uzanan, tarihi dokusu hiç bozulmamış minicik, güzel mi güzel bir sahil kasabası. Turist kalabalıklarından da uzak. Bayıldık buraya. Dubrovnik’ten Karadağ’a günübirlik gezi düzenleyenlere önerim Kotor’u 2-3 saat gezdikten sonra Perast’a geçmeleri ve sahildeki küçük lokantalardan birinde öğle ya da günbatımına karşı akşam yemeği yemeleri. Bir de biz yine yağmurlu havanın azizliğine uğradık ama güzel havalarda burayı ziyaret edenler, kıyı boyunca pek çok denize girme noktası bulabilirler.
Kotor

Kotor

Kotor eski şehir

Kotor eski şehir

Perast

Perast

  • Dubrovnik eski şehir merkezinde, 90’lı yıllardaki Balkan savaşları üzerine çok etkileyici ve turistlerce fazla bilinmeyen  bir galeri var: War Photo Ltd. Ziyaret etmenizi öneririm.
  • Yeme-İçme:  Tabi ki bol bol deniz ürünlerinin tadına bakmak lazım. Eski şehir surlarının biraz dışındaki Orhan Restaurant önce günbatımı manzaralı terası ile aklımızı çeldi. Taze deniz ürünleri de en az manzara kadar güzeldi ama. İsminden ötürü bir Türk restoranı olduğunu düşündük önce ama öğrendik ki “Orhan” Hırvatça’da bir balık türünün ismi imiş.  Eski şehrin girişindeki Dubravka 1836 isimli restoran-kafe de güzel manzara konusunda iddialı. Burada yediğimiz Risotto oldukça iyiydi. Bunların dışında eski şehrin ara sokaklarındaki yüzlerce kafe ve restorandan beğendiklerinizi, önünden geçerken içinden güzel kokular gelenleri gönül rahatlığıyla girip deneyebilirsiniz. Seçenek çok, bizim rastgele denediklerimizin bile hepsinin kalitesi çok iyiydi.

5 günün sonunda sabah ilk otobüsle Mostar’a gitmek üzere Dubrovnik’ten ayrılırken gözümüz arkada kaldı. Bir gün tekrar görüşmek üzere sevgili Dubrovnik! Bir sonraki yazıda Bosna-Hersek’teyiz…

Dubrovnik eski şehir limanı

Dubrovnik eski şehir limanı

Dubrovnik'in portakal rengi çatıları

Dubrovnik’in portakal rengi çatıları

Orhan Restoran'ın terasından günbatımı manzarası

Orhan Restoran’ın terasından günbatımı manzarası

Ve nefis deniz ürünleri...

Ve nefis deniz ürünleri…

Kategori: Avrupa

Sırtçantasıyla Balkanlar Turu hakkında diğer yazılar için tıklayın

Reklamlar

Hırvatistan Sahillerinde: Zadar, Split ve Hvar Adası

Standard

01 – 05.05.2013

Plitvice Gölleri Doğal Parkı önünden bindiğimiz otobüs bizi 2,5 saat içinde Hırvatistan rotamızdaki ilk sahil şehrimiz olan Zadar‘a getiriyor. Hava kararmadan başımızı sokacak bir otel ya da pansiyon odası bulma derdine düşüyoruz önce. Otobüs garından 15-20 dakikalık bir yürüyüşle eski şehir bölgesine varıyoruz. Bir iki yere fiyat sorduktan sonra eski şehrin tam göbeğinde “Sobe” tabelalarından birini takip edip girdiğimiz eski bir binanın üst katındaki bir pansiyon odasını kiralıyoruz. Oda kiralamak demişken, Balkanlar gezimiz boyunca sık sık karşımıza çıkan “Sobe” tabelaları kalacak yer arayışlarımızda en önemli rehberimizdi. “Sobe” işareti oda kiralayabileceğiniz pansiyon ya da aile işletmesi anlamına geliyor; iki, üç ya da dört yıldızlı olanları var. Fiyatları genellikle otellerden daha uygun oluyor, ayrıca ortam da genelde aile pansiyonu ortamı olduğu için bize daha cazip geldi.

Zadar sahili

Zadar sahili

Zadar’da kiraladığımız oda da bir aile pansiyonuna ait, hatta aile fertleri de binanın bir alt katında yaşıyor anladığımız kadarıyla. Pansiyon sahibi yaşlı hanımefendi hoşsohbet birisi, bize verdikleri odanın eskiden torununa ait olduğunu anlatıyor, odanın içindeki eşyalar da otel mobilyasından çok bir genç kız odasının eşyaları gibi zaten. Odada bir tuvalet ve küçük bir mutfak tezgahı da var, kahvaltı hazırlamak, çay kahve pişirmek için ideal. Böyle güzel, temiz ve turistik ziyaret noktalarının ortasındaki bir oda için gecelik 30 Euro veriyoruz: Old Town Palace – http://apartmani-old-town-paradise.com/homeGB.htm

Odaya yerleştikten sonra şehri keşfe çıkıyoruz hemen. Hava çoktan kararmış, eski şehrin orta çağ tarzı dar sokakları ve binaları ay ışığında harika görünüyorlar. Daracık sokaklar arasından yolumuzu bulup deniz kenarına iniyoruz ve Adriyatik kokusunu ilk kez içimize çekiyoruz. Sahil boyunca biraz yürüyerek rehberimizde önerilen Restaurant Kornat’a giriyoruz bir akşam yemeği için. Fiyatlar ortalamanın üstünde ve ben, deniz ürünleriyle arası mesafeli olan bir kişi olarak yanlış seçim yaptığım için yemekten de memnun kalmıyorum. Ismarladığım siyah risottonun (Black Risotto) yarısından çoğunu Til afiyetle yiyor ama. Mürekkep balığından yapılan ve bu yüzden siyaha yakın mor bir renge bulanmış bu siyah risotto, Hırvat sahil şehirlerinin en meşhur yemeklerinden, deniz ürünleri sevenlere tavsiye edilir. Ertesi sabah bir kez de gün ışığında eski şehir sokaklarını turladıktan sonra Split’e gitmek üzere Zadar’dan ayrılıyoruz. Zadar’ı Split ve Hvar’a geçmek için tek gecelik bir ara durak olarak planlamıştık ama oradayken, biraz daha uzun kalamadığımıza üzüldüğümüz şehirlerden biri oldu.

Gece Zadar sokakları

Gece Zadar sokakları

3,5 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Split‘e varıyoruz. Öncelikle limandan bizi Hvar’a götürecek feribot için biletlerimizi alıp, dünyaca ünlü ve UNESCO Kültür Mirasları listesinde de yer alan Diocletianus Sarayı‘nı (Diocletian’s Palace) ziyarete gidiyoruz. Feribot biletlerinin alındığı limana yürüme mesafesindeki bu eski Roma Sarayı, bugün hem turist akınına uğrayan bir tarihi şehir hem de günlük modern hayatın yaşandığı bir merkez. Tarihi binaların alt katları kafe, restoran ve mağazalara çevrilmiş, üst katlarda ise şehir halkı yaşıyor. Burada 3-4 saat geçirdikten sonra feribota binerek Hvar Adası’na doğru yola çıkıyoruz.

Diocletianus Sarayı - Split

Diocletianus Sarayı – Split

Sonraki üç günümüzü geçirdiğimiz Hvar Adası, Hırvatistan’ın en gözde tatil adalarından bir tanesi. Adriyatik denizinin Dalmaçya kıyılarında bulunan bu adayı yüksek sezonda günde 30.000 turistin ziyaret ettiğini söyledi bir turist rehberi, inanamadık. Biz oradayken henüz sezon başlamamıştı, bunun avantaj ve dezavantajlarını yaşadık haliyle. Avantajlar tabii ki adanın turist kalabalıklarından uzak, neredeyse boş olması ve konaklama fiyatlarının, yüksek sezonun yarısı kadar olması. Önceden rezervasyon yaptırma derdimiz de olmadı, feribottan iner inmez limandaki bilet ofisinin yanından yukarı doğru çıkan merdivenleri tırmandık ara sokaklara dalıp pansiyon aramak için. Ve önümüze gelen ilk sokak üzerindeki ilk “Sobe” tabelasını gördüğümüz avluya girdik fiyat sormak için. Şansımıza denize sıfır konumlu, harika Dalmaçya manzaralı bir terasa açılan, içinde mutfağı ve tuvaleti bulunan aydınlık, tertemiz bir odaya gecelik sadece 25 Euro fiyat istediler. Hemen yerleştik buraya ve sonraki üç gün boyunca da çok memnun kaldık  buradaki konaklama tecrübemizden. Ne yazık ki bu aile pansiyonunun bir internet adresi, hatta bir ismi bile yok. Sadece şöyle tavsiye edebiliyorum size: Feribotla Hvar Town (eski şehir) kısmına indiğinizde, feribot iskelesinin hemen karşısından yukarı doğru çıkan merdivenleri tırmanın, sağa dönüp ilerleyin. Kroz Burak isimli sokağın üzerindeki “Sobe” tabelalı üç katlı bina.

Hvar Adası'ndaki favori kahvaltı mekanımız: Pansiyon odamızın terası

Hvar Adası’ndaki favori kahvaltı mekanımız: Pansiyon odamızın terası

Peki Hvar Adası’nda neler yapılabilir?

  • Tabii ki öncelikle güzelim denizin, berrak masmavi suların tadını çıkarmak lazım. Bizim kaldığımız Hvar Town kısmında deniz boyunca uzayıp giden güzel, yeşillik bir yürüyüş yolu vardı. Bu yol boyunca karşınıza denize girip güneşlenebileceğiniz pek çok yer çıkıyor. Bunlar genelde adaya has, sahil boyunca sıralanmış geniş ve düz taş yığınları; üzerlerine havlunuzu serip yatmak için oldukça rahat ve uygunlar. Hvar Adası’ndan uzun kumsallı sahiller beklemeyin; sadece bir iki tane küçük kumsal var. Onun dışında hep bu taşlık, kayalık iskeleler. Ama bizim pek hoşumuza gitti bu kayalıklardan denize girme konsepti.
  • Adada yüksek sezon boyunca her Pazartesi ve Perşembe günleri akşamüstüne doğru profesyonel rehberler eşliğinde ücretsiz şehir turları yapılıyor. Yaklaşık bir saat süren bu tur boyunca eski şehir civarındaki sokakları gezip buraların tarihi ve kültürel hikayelerini rehberden dinliyorsunuz. Turun sonunda isteyenler rehbere bahşiş bırakabiliyor. Biz oldukça bilgilendirici ve faydalı bulduk bu turu. Eski şehir merkezindeki Turist Info Bürosu’ndan orada bulunduğunuz tarihlerdeki güncel tur tarih ve saatlerini öğrenebilirsiniz.
  • Adanın Venedik yönetiminde olduğu dönemlerde 16. yüzyılda inşa edilmiş olan surları mutlaka gün batımında ziyaret edin. Eski şehrin sahilinden yukarı doğru 15-20 dakikalık bir yürüyüş yoluyla ulaşılan küçük bir tepenin üzerinde kurulu bu kale duvarları ve Hvar Town ile civar adaları kuşbakışı gören harika bir manzaraya sahip. Bir kaç Euro’luk giriş ücreti ödeyerek surların içine girebilir, tarihi duvarların üzerine oturup Dalmaçya adaları üzerine batan güneşin ve manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Ayrıca surların içindeki küçük bir müzede de Hvar Adası civarında ve Adriyatik denizinin diğer bölgelerindeki çeşitli gemi batıklarından çıkarılmış olan batık objeleri sergileniyor.
  • Hvar Adası’nın yakınlarında irili ufaklı pek çok başka ada mevcut. Bunlardan özellikle Brač ve Pakleni Adaları turistler arasında çok popüler. Yüksek sezonda Hvar’dan bu adalara günlük tekne turları düzenleniyor. Biz ölü sezonda olmanın tek dezavantajını bu noktada yaşadık, haftada sadece bir kez vardı bu turlar ve fiyatları çok pahalıydı. Ama yüksek sezonda Hvar’ı ziyaret ediyorsanız, civardaki diğer güzel adalara da uğramayı ihmal etmeyin.
  • Popüler adalara yapılan tekne turlarına katılamayınca, biz de kendi tekne turumuzu düzenleyelim dedik ve küçücük motorlu bir tekne kiraladık. Tekneyi kiraladığımız acentanın görevlisi Til’e 15 dakikalık bir tekne kullanma dersi verdi ve Til’le başbaşa denize açıldık. Civardaki, isimlerini bile bilmediğimiz minik adacıkların sahillerine yanaşıp denize girdik, güneşlendik. Teknenin günlük kirası ise sadece 45 Euro idi.
  • Yeme-içme konusuna değinmeden yazıyı bitirmek olmaz. Adada tabii ki menülerin vazgeçilmez parçası taze deniz ürünleri. Paradise Garden‘da yediğimiz ızgara balıklar çok lezzetliydi. Hvar town ara sokaklarında ve sahilinde pek çok balık restoranı bulmak mümkün. Benim Hvar Adası’ndaki favori öğünüm ise deniz manzaralı balkonumuzda yaptığımız sabah kahvaltılarıydı. Hırvatistan’da sabah kahvaltısı deyince ilk akla gelen fırın ve pastanelerde satılan hamur işi ve börekler. İskeledeki küçük marketten alabileceğiniz domates ve peyniri de yanına katınca, bayağı Türk usulü bir kahvaltı keyfi yapabilirsiniz Adriyatik denizine karşı 🙂

Hvar’daki bu güzel üç günün sonunda Korčula Adası üzerinden Dubrovnik’e geçiyoruz. Bir sonraki yazıya…

Hvar Town sokakları

Hvar Town sokakları

Hvar Town sahili

Hvar Town sahili

Eski şehir sokakları

Eski şehir sokakları

Tepedeki şehir surlarından günbatımı manzarası

Tepedeki şehir surlarından günbatımı manzarası

Kuşbakışı Hvar Town

Kuşbakışı Hvar Town

Gezinti teknemiz ve kaptanı

Gezinti teknemiz ve kaptanı

Teknemizle uğradığımız adacıklardan bir tanesi

Teknemizle uğradığımız adacıklardan bir tanesi

Kategori: Avrupa

Sırtçantasıyla Balkanlar Turu hakkında diğer yazılar için tıklayın