Tag Archives: ganj

Ganj’ın Kutsal Çocuğu Varanasi

Standard

28.08 – 01.09.2010

Rishikesh’e çok yakın mesafede olan Haridwar’da yarım gün geçirip buradaki büyük Ganga aarti’yi (Rishikesh’dekinden çok daha büyük ve gösterişli bir seremoni yapılıyor burada) seyrettikten sonra trenle Delhi’ye geçiyoruz. Aslında amacımız Varanasi’ye ulaşmak ama nasıl olduysa Haridwar’dan Varanasi’ye direk tren olduğu bilgisini atlamışız, bu yüzden Delhi’den aktarma yapıyoruz.

Haridwar'da Ganga aarti törenine hazırlık. Ben de çiçeğimi aldım, törene katılacağım!

Haridwar’da Ganga aarti törenine hazırlık. Ben de çiçeğimi aldım, törene katıldım!

Varanasi tren istasyonuna sabah çok erken varıyoruz ve trenden dışarı adım atar atmaz bir sürü rikşa sürücüsü etrafımıza üşüşüyor. Bu konuda rehberimizde uyarılar var; pazarlık yapmak, mümkünse istasyonun biraz dışında ve uzağında kendi halinde bekleyen bir rikşa sürücüsüne yanaşmak, normalin çok üstünde bir turist fiyati ödemek zorunda kalma riskinizi düşürüyor. Bizi rehberimizde bahsi geçen Uma Guesthouse’a götürmesi için bir tuktuka (rikşanın diğer adı) atıyoruz kendimizi. Özellikle bu otelde kalmak istiyoruz çünkü burası aynı zamanda şehrin çocuklarına daha iyi eğitim ve yaşam imkanları sunmaya çalışan Learn for Life Society’e bağlı ve ödediğimiz ücretin bir kısmı bağış olarak bu kuruma gidiyor.

Varanasi’nin kalbi eski şehir kısmında ve burada bulunan Ghat’larda atıyor. Ghat’lar Ganj nehri boyunca karşılaşılan, nehrin içine doğru inen basamaklara deniliyor. Bunların bir kısmını halk Ganj’da banyo yapmak için kullanırken, belirli bir kısmı da ölüleri yakmak için kullanılıyor. Varanasi Hindu’lar için Hindistan’ın en kutsal şehirlerinden bir tanesi. İnanışa göre Varanasi’de ölmek, ölüm ve yeniden doğuş çemberinden kurtulmak demek. Bu yüzden yaşlı Hindular ölmek için bu şehre geliyor. Yine bu yüzden buradaki ölü yakma Ghat’larında sık sık ölü yakma törenleri görmek mümkün. Ara sıra Ganj nehrine yakılmadan, sarıp sarmalanarak bırakılmış cesetler görünüyor bulanık sular arasında. Bunlar niye yakılmamış da suya bırakılmış diye merak edip bir kaç Hindu’ya sorduğumuzda öğreniyoruz ki ölünce yakılmaması gereken bir grup insan var: Hamileler, bebekler, Sadhular (Hint münzevileri), yılan ısırması sonucu ölen insanlar ve cüzzamlılar.

Ghat manzaraları

Ghat manzaraları

Ghat manzaraları

Ghat manzaraları

Varanasi’ye hayran kalabilirsiniz… İkinci gününüzde ardınıza bile bakmadan kaçabilirsiniz de… Özellikle daracık, kalabalık ve her an inekler tarafından bir köşeye sıkıştırılabileceğiniz sokaklar, ölü yakma törenlerinde havaya yükselen ve sonrasında da uzun süre havada asılı kalan o tuhaf koku, ölüm ve yaşamın böyle içiçe olduğu bir şehirde olmak bana göre değil diyorsanız, buradan kısa sürede uzaklaşma olasılığınız yüksek. Varanasi, Til’in Hindistan’daki favori şehri oldu. Ben ölü yakma törenlerinin şehir üstünde bıraktığı o daimi kokuya alışamasam da, genel olarak sevdim Varanasi’nin küçük ve canlı sokaklarını, güleryüzlü sevecen insanlarını, daracık sokaklarda salına salına dolaşan, yolun ortasına yayılıp yatarak tüm yolu kapatan kutsal ineklerini, ama ille de içinde hayatı ve ölümü barındıran Ganj kıyılarını, Ghat’lardaki manzaraları…

Kutsal inek, kutsal nehir, Hint münzevisi

Kutsal inek, kutsal nehir, Hint münzevisi

Uma Guesthouse’daki odamız gayet basit bir oda ama bizim için gerekli kriterleri karşılıyor, yani temizlik ve havalandırma fanı 🙂 Tuvalet ve banyoyu bizimle aynı katta bulunan diğer iki oda ile paylaşıyoruz. Bu odalardan birinde Amerika’lı genç bir adam, diğerinde de bitişik binadaki eğitim kurumunda çocuklara gönüllü olarak İngilizce dersi vermek için buraya gelmiş olan Alman bir kız kalıyor. Hemen arkadaş oluyoruz komşularımızla ve ilk iş Learn for Society kurumunun merkezi olan ve aynı zamanda lezzetli kahvaltıları olduğu söylenen Brown Bread Bakery’e atıyoruz kendimizi kahvaltı için. Rishikesh’teki marketlerde bulup aldığımız bir kavanoz Nutella’mızı her kahvaltı mekanına yanımızda taşıyoruz ve Nutella’ya hasret kalmış tüm turistlerin sevgilisi haline geliyoruz böylece 🙂 Kahvaltıdan sonra Julie ve Joel ile birlikte Benares Hindu Üniversitesi kampüsünü ziyaret ediyoruz ve yine Ghat’lar bölgesine dönerek Blue Lassi’de dünyanın en lezzetli lassilerini içiyoruz; özellikle elmalı olanı tavsiye edilir. Lassi, Asya ülkelerinde sofranın vazgeçilmez içeceklerinden olan, bizdeki ayrana benzeyen ama tatlı, yoğurtlu bir içecek. Mango, muz, elma gibi pek çok farklı aromada olabiliyor.

Varanasi’de kaldığımız üç gün boyunca tüm Ghat’ları teker teker dolaşıyoruz, kubbesinde 800 kilo altın plaka bulunduğu söylenen ve bu sebeple  daha sokağına girerken yoğun bir polis ve güvenlik kontrolüyle karşılaştığımız Vishwanath Tapınağı’nı ziyaret ediyoruz, sabahın erken saatlerinde Ganj’da nehir turu yapıyoruz ve tabii ki bir akşam gün batımında Ganj kenarında yapılan Ganga aarti seremonisini izliyoruz.

Til kendini Varanasi’nin ara sokaklarında, Ghat’lardaki banyo ve ölü yakma törenlerinde kaybederken benim bu şehirdeki en renkli anım meşhur yoga hocası Sunil Kumar’ın yoga dersi oluyor. Yoga Training Center adını verdiği ama aslında iki-üç katlı bir evin üst kat odalarından birinden ibaret stüdyosunda ne yazık ki sadece bir dersine katılma fırsatım oluyor. Oldukça zorlayıcı ve öğretici bir yoga dersinin ardından sınıftaki 10 öğrenci ile bir çember oluşturup Laughing Yoga (gülme yogası) yapıyoruz ve hayretle bunun Savasana (ölu pozisyonu) ile yerde yatıp rahatlama seansından çok daha rahatlatıcı olduğunu farkediyorum benim için. (Bu noktada benim ne yazık ki yoga dersleri sonrası rahatlama kısmı özürlüsü olduğumu söylemem lazım, nedense gevşeyip rahatlamak ve biraz meditasyon amaçlı o son beş on dakikada ben bir türlü kendimi bırakamıyorum, aklımdan az sonra ne yiyeceğimden akşamki, yarınki, bir hafta sonraki planlara ya da o gün olmuş olaylara dek bin türlü şey geçiyor. Yaptığım Vipassana meditasyonları da henüz bir işe yaramadı bu özrüm konusunda). Eğer yolunuz Varanasi’ye düşerse ve yoga yapmak istiyorsanız Sunil Kumar’ın dersini denemenizi mutlaka öneririm.

Varanasi’den sonraki durağımız Kalküta üzerinden uçakla geçeceğimiz Andaman Adaları. Çok gezdik, çok gördük, çok da yorulduk. Cennet Andaman Adaları’ndaki 10 günlük tropik tatil için sabırsızlanıyoruz!

Ghat manzaraları

Ghat manzaraları

Gece ve Ganj

Gece ve Ganj

Varanasi Sokakları

Varanasi Sokakları

Varanasi Sokakları

Varanasi Sokakları

Ganga Aarti Töreni

Ganga Aarti Töreni

Varanasi sokakları ve uzaktan görülen ölü yakma töreni

Varanasi sokakları ve uzaktan görülen ölü yakma töreni

Bu odunlar ne için dersiniz?

Bu odunlar ne için dersiniz?

Yakılmak yerine Ganj'a bırakılmış bir ceset

Yakılmak yerine Ganj’a bırakılmış bir ceset

Kutsal yavru :)

Kutsal yavru 🙂

Kutsal nehir...

Kutsal nehir…

 

Hindistan Günlükleri kategorisindeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayın!

 

 

 

Reklamlar

Rishikesh, sevgilim…

Standard

24-28.08.2010

İlk görüşte aşka inanırım ben. Üstelik insanın sadece başka bir insana değil, bir eve, bir kitaba, bir şehre de ilk görüşte aşık olabileceğine… Rishikesh benim Hindistan hikayemdeki yıldırım aşkım oldu.

Muson yağmuru altında hüzünlü ve güzel Rishikesh

Muson yağmuru altında hüzünlü ve güzel Rishikesh

Amritsar’dan 14 saatlik çetin ve heyecanlı bir otobüs yolculuğundan sonra- şöförümüz Formula 1 yarışçısı gibi, yollara yol demeye bin şahit ister, Til tüm gece gözünü kırpmıyor korkudan, ben bizim İstanbul minibüs şöförlerinden mi alışmışım nedir, gayet rahat uyuyorum- Rishikesh’e varıyoruz. Sisli puslu bir muson yağmuru sabahı ve hayretle bakakalıyorum böyle bir sabahta bile güzel görünmeyi başaran bu şehre.

60’lı yıllarda Beatles grubu üyeleri bir süre boyunca Rishikesh’de bir gurunun aşramında meditasyon eğitimine katılmışlar ve rivayete göre pek çok ünlü şarkılarını da bu dönemde yapmışlar. Hint spiritüel akımlarının batı dünyasına taşınmasında da Beatles’ların çok etkisi olduğu söyleniyor. Beatles grubu üyelerinin kaldığı bu aşram günümüzde ziyarete kapalı. Ama Rishiskesh’te yoga ve meditasyon, budizm ve hint felsefesi öğrenebileceğiniz bir çok başka aşram mevcut.

Rishikesh iki ana bölgeye ayrılmış durumda; kalabalık ve pek de çekici olmayan merkez ve daha kuzeyde Ganj kenarında bulunan Himalaya manzaralarıyla çevrili güzeller güzeli, bizim de konakladığımız bölge. Ganj nehrinin ikiye böldüğü kuzeydeki bu bölgenin iki yakasını Ram Jhula ve Lakshman Jhula köprüleri birleştiriyor. Her iki köprü de maymunların işgali altında… Korkuluklara tırmanan, insanların arasında koşturan bir dolu maymun ve aralarında yürüyen renkli sarili kadınlar, hint münzevileri (sadular) ve tabii ki kutsal inekler ile bu iki köprü sürekli canlı, renkli, şenlikli bir manzara oluşturuyor. Rishikesh turistler için bir cennet. Hem yoga, meditasyon, müzik ve dans kursları, bir çok konaklama imkanı, her zevke göre (hatta pizza, hamburger gibi batılı yemekleri bile bulabileceğiniz) restoran ve kafeleri ile konforlu, hem de saduları, aşramları, kutsal nehri ziyarete ve ibadete gelmiş yerli halkı ile otantik ve doğulu…

Biz geleneğe uyalım ve hazır Rishikesh’e gelmişken bir aşramda kalalım dedik. Aşram bilgelerin inzivaya çekilmek ve eğitim için kullandıkları yer anlamına geliyor ama Rishikesh’te aşramlarin ikinci bir rolü daha olmuş: turistik tesis. Çok cüzi bir miktar gecelik konaklama ücreti ödeyerek bu aşramlarda, ibadete ve inzivaya gelmiş yerli halkla bir arada kalabiliyor, aşramların sunduğu yoga, meditasyon, reiki gibi derslerden faydalanabiliyorsunuz.  Bir iki aşram gezdikten sonra Lakshman Jhula’daki Sri Sant Sewa Aşram’da karar kılıyoruz. Aşram’da her bütçeye göre oda var, biz geceliği 7 Euro olan orta bütçelilerden bir tane istiyoruz. Geniş, ferah, gayet basit döşenmiş ama temiz ve en önemlisi terasa açılan ve harika Ganj nehri manzarası olan bir odayla karşılaşınca, benim de zaten Rishikesh’e gönlümün kaymış olmasının etkisiyle, burada planladığımızdan biraz daha fazla kalmaya karar veriyoruz. iki aylık gezimize Hindistan ve Nepal’de bir çok yer sığdırmak ve arada Andaman adalarında tropik bir de tatil yapmak istediğimiz için normalde bir şehirde iki geceden fazla kalmak lüks bize. Ama Rishikesh’e 4 gece helal olsun diyoruz. Ve bu 4 gece 5 günde neler mi yapıyoruz?

Rishikesh'e varış ve karşılama komitesi

Rishikesh’e varış ve karşılama komitesi

Aşramımızın terasından Rishikesh manzarası

Aşramımızın terasından Rishikesh manzarası

Öncelikle ben nihayet bol bol yoga yapma fırsatı buluyorum. Kaldığımız aşramda sabah, öğle, akşam günde üç kez yoga dersleri var. Sabah 7’de kalkıp bir alt kattaki yoga sınıfına iniyorum, dersten sonra kendimizi lezzetli ve Rishikesh manzaralı bir kahvaltı için Devraj Coffee Corner’a atıyoruz. Buradaki yak peynirli sandviçlerin bağımlısı olduk, bir de çok lezzetli meyveli, yoğurtlu, ballı müslileri var Hint kahvaltılarından midesi yorulmuş olanlar için. Lakshman Jhula köprüsünün hemen kıyısında biraz yüksekçe bir yere kurulu olan bu kafede saatlerce oturup Ganj’ı, köprü üzerinden akıp geçen günlük hayatı ve karşı kıyıdaki 13 katlı ve şekerli-kremalı bir düğün pastasını andıran Shri Trayanbakshwar (biz aramızda kısaca pasta-tapınak diyorduk mecburen) tapınağını seyredebilirim. Kahvaltı sonrasında biraz şehrin sokaklarını, beyaz kumlu Ganj sahillerini, küçük dükkanları ve pazar yerlerini dolaşıyoruz, sonra yağmur başlıyor. Muson mevsimi burada da henüz devam ediyor ve her öğleden sonra bir iki saat mutlaka yağmur yağıyor. Yağmur başlayınca kendimizi aşramdaki teras odamıza atıyoruz. Yağmur altındaki sisli puslu, hüzünlü ve güzel Rishikes’i izliyoruz, pencere kenarına koyduğumuz muzları çalmaya çalışan maymunlarla kavga ediyoruz ve ikindi yogası öncesinde biraz kestiriyoruz. Şu ana dek ziyaret ettiğimiz diğer Hint şehirlerine kıyasla burada akşamları yapılacak daha fazla şey var. Her akşam denenmesi gereken bir sürü restoran ve kafe var. Bizim favorimiz ağaç ev şeklinde tasarlanmış ve harika manzaralı bir terası olan Little Buddha Cafe oldu ama burası aynı zamanda tüm sırt çantalı turistlerin de favorilerinden olduğu için yer bulma sorunu yaşanabiliyor. Yine Lakshman Jhula bölgesindeki Ganga Beach Restoran ve High Bank bölgesindeki Oasis Restoran tavsiye edilir.

Devraj Coffee Corner'dan Shri Trayanbakshwar (nam-ı diğer pasta tapınak) ve Lakshman Jhula köprüsü manzarasi

Devraj Coffee Corner’dan Shri Trayanbakshwar (nam-ı diğer pasta tapınak) ve Lakshman Jhula köprüsü manzarasi

Bazı tur acenteleri Ganj’da rafting, Himalayalar’a trekking gibi çeşitli organizasyonlar düzenliyor. Ama biz rafting sezonuna da (15 Eylül’den 30 Haziran’a dek) trekkinge de denk gelmedik malesef. Rafting için henüz erken, trekking için ise fazlasıyla yağmurlu bir hava vardı. Lakshman Jhula’ya yaklaşık bir saatlik yürüyüş mesafesindeki meşhur şelaleleri görelim dedik ama yağmur yüzünden şelalelere giden orman yolu da kapanmıştı, göremeden döndük. Yine de yürüyüş yolunun kendisi çok güzeldi, bir saatlik yürüyüşe değdi.

Gündüzleri sıcaktan bunalırsanız ve yeterince cesaretiniz varsa Ganj’ın bulanık sularında serinleyebilirsiniz. Yüzmek, özellikle muson döneminde akıntılar ve su seviyesinin yüksekliği sebebiyle tavsiye edilmiyor. Yerli halkın yaptığı gibi Ganj’da bir banyo yapmak ise sizin kendi seçiminize kalmış. Kutsal olan ve halkın içinde yıkandığı, suyunu içtiği ama aynı zamanda çamaşır bulaşıklarını yıkadığı, ölülerini içine saldığı bu nehre ben kendimi salamadım. Sadece kıyısında, şaşılacak derecede beyaz, yumuşak kumlu kumsalında yürüdüm. Til ise Ganj’a girip bir güzel yıkandı kutsal sularında.

Ganj'da serinleme zamanı

Ganj’da serinleme zamanı

Rishikesh’te Ganj nehrinin diğer kutsal şehirlerinde de (daha sonra Haridwar ve Varanasi’de de göreceğiz) olduğu gibi her akşam üzeri gün batımında Ganga aarti denilen dini tören uygulanıyor. Pek çok Hintli ve tabii ki seremoniyi görmek isteyen turistler Ganj kenarındaki Swarg bölgesinde Parmarth Niketan aşramı önünde toplanıyorlar. Mantralar ve müzik eşliğinde küçük çiçek buketleri içlerine konulmuş mumlarla birlikte Ganj nehrine bırakılıyor, bazen mantralar sonrası  turistler icin özel olarak programa sonradan eklendiğini tahmin ettiğim dini danslar yapılıyor. Çiçek buketleri satan çocuklardan bir buket alıp, içindeki mumu yakıp Ganj’a bırakırken, çıplak ayaklarımla sarili Hintli kadınlarla yanyana pasta-tapınak’ın 13 katını arşınlarken ama özellikle alnımın ortasındaki bindi ve şalvarımla pazaryerinde gezerken satıcılar benimle Hintçe konuşmaya başladığında kendimi iyiden iyiye bu şehre ait hissediyorum.

Ve ayrılırken veda etmiyorum zaten, tekrar görüşmek üzere Rishikesh, sevgilim…

Son olarak Rishikesh’te yoga yapmak isteyenlere birkaç not:

  • Bu şehir tamamıyla bir yoga cenneti. Çok ucuz fiyatlara, iyi hocalarla çalışmak mümkün. Sadece tek bir derse de katılabilirsiniz, bir haftalık, bir aylık ya da daha uzun süren programlara da. Ben çok pratik olduğu ve hocasından da memnun kaldığım için genelde kaldığımız aşramdaki yoga derslerine katıldım. Arada sırada diğer turistlerden duyduğumuz ya da rastgeldiğimiz başka hoca ve kursları da denedik, genelde memnun kaldım.
  • Hindistan’da Hintli hocalar eşliğinde yapılan yoga, bizim batıda yaptığımızdan daha yoğun geldi bana. Batılı hocalar çok hassas, dikkatli; benim derslerine katıldığım çoğu Hintli hoca ise hop diye ikiye katlayıveriyordu insanı. Abartıyorum tabi ama batıda bir senedir yoga yapıyor olmama rağmen Hindistan’da katıldığım kısıtlı sayıda yoga kursları sonunda çok kısa zamanda çok daha esnek olduğumu farkettim. Hintli hocalar kimin esnek ya da hareketi yapabilecek ama korkudan yapmıyor olduğunu farkedip ona göre sınırları zorluyorlar sanki. Gerçekten yapamayacak olana dokunmuyorlar zaten, incinen, sorun yaşayan hiç bir öğrenci görmedim katıldığım derslerde.
  • Diğer bir dikkatimi çeken nokta da – zaten artık yaygın olarak bilinen bir durum gerçi- yoga sınıflarındaki öğrencilerin hepsi yabancı turist, bir tane bile Hintli yoga öğrencisine rastlamadım. Hocalar Hintli, kurslara katılanlar yabancı turist. Adı duyulmuş hocaların sınıfları çok kalabalık oluyor; bir defasında meşhur ve de cidden çok iyi bir hocanın sınıfında neredeyse 50 kişi ile yoga yaptık. Kalabalık sınıflarda yoga yapmayı sevmeyenlerin göz önünde bulundurması gereken bir durum. Ama yüksek sezon değilse aşram yoga sınıfları çok kalabalık olmuyor genelde.
Aşram komşularımızın teras keyfi

Aşram komşularımızın teras keyfi

Hırsız komşumuz suç üstü yakalanınca bize bağırmaya başlıyor, hem suçlu hem güçlü :)

Hırsız komşumuz suç üstü yakalanınca bize bağırmaya başlıyor, hem suçlu hem güçlü 🙂

Şelalelere giden yolda dinlenme molası

Şelalelere giden yolda dinlenme molası

Ganga aarti törenini beklerken

Ganga aarti törenini beklerken

Lord Shiva

Lord Shiva

Little Buddha Cafe'nin terasından Rishikesh

Little Buddha Cafe’nin terasından Rishikesh

 

Hindistan Günlükleri kategorisindeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayın!