Tag Archives: Avrupa seyahat

Berlin Film Festivali (BERLINALE) 2 – Nasıl gideriz ?

Standard

Konuk Yazar: Funda Çelikel Esser

Berlinale canavarı konuk yazarınızdan sevgiler göndererek yazımızın ikinci bölümüne başlıyorum sayın seyirciler. İlk bölümdeki duygusal ton bu sefer yerini her eve lazım pratik bilgilere bırakiyor.

  1. Berlinale’ye ne zaman gelmeli, ne kadar kalmalı?

 Berlin Film Festivali her sene Şubat ayının ikinci Perşembe akşamı başlar. Altın ve gümüş ayılar için yarışmaya katılan 24 film açılış Perşembe’sini takip eden Cuma’dan bir sonraki Cuma’ya kadar, 1 hafta boyunca 3-4 kere gösterilir. 10 gün dolu dizgin devam eden festival, bunu takip eden Cumartesi gecesi büyük ödülün sahibini bulmasıyla doruk noktasına ulaşır. Festivalin 11. ve son günü olan Pazar “sinema halk günü” olarak şenlikler ve ucuz biletler eşliğinde kutlanır. Şunu da belirtmekte fayda var ki aslında Berlinale, film gösterimlerinin başladığı ilk Perşembe gününün 3 gün öncesi Pazartesi start alır, zira o Pazartesi festivalin en önemli biletlerinin ön satışına başlanır. Önceki yazıda bahsettiğimiz tüm şehrin bir sinema kulisi gibi bezenmesi; Berlinale programlarının heyecanlı festival seyircileri ile buluşması ise bunun da öncesindeki haftasonuna rastlar.

Kafanız karıştı değil mi? Telaşlanmayınız, açıklayacağım! Bir sonraki, yani Berlinale’nin 67. si, Funda’nın ise 11. Berlinale’si (amin!) iki gün önce ilan edildiği üzere 9-19 Şubat 2017 arası gerçekleşecek. Bu demektir ki yarışmaya katılan filmler 10-17 Şubat arası izleyici ile buluşacak. Festival programı 3 Şubat gibi halka ilan edilecek, 6 Şubat’ta festival biletlerinin ön satışına başlanacak (hayır o gün internete girip her bir filme istediğiniz miktar bilet alamazsınız, sabırlı olun anlatacağım 🙂 ).

SONY DSC

Berlinale canavarından pratik öneriler

Peki bu durumda Berlinale 2017’ye ne zaman ve ne kadar süreli gelmeli derseniz, ne kadarı size, zamanınıza, bütçenize, amacınıza bağlı. İlk defa festivale katılmayı düşünenler ve film festivali meraklıları için benim tavsiyem, mümkünse ön satışın başlayacağı günden bir gün önce Berlin´e varmanız (yani 5 Şubat, hadi alın şimdiden biletleri, hem ucuz olur!). Bu durumda ön satışın ilk günü, hangi günler kalabilecekseniz o günler için satışa çıkan en az bir filme bilet alabilirsiniz, elde var bir olur. Sonra festivalin başlayacağı Perşembe akşamına kadar Berlin’i gezer tozarsınız, zira Berlinale başlayınca öyle pek de turistik geziyle vakit harcamak olmaz festivale konsantre olmak dururken. Tam festivalin başladığı gün gelir de sonrasında kalamazsanız da Berlin’i hiç göremeden gitmek hiç olmaz; en uygun çözüm bu 🙂 Eğer imkanlar elverirse tavsiyem tüm festival boyunca, ödüllerin verildiği Cumartesi gecesini içine alan şekilde Berlinale’ye katılmanızdır. Son Pazar günü kalmasanız da olur, o gün zaten ya acemi festival izleyicisi içindir  ya da şöyle uzaktan neymiş bu Berlinale diye olaya dahil olmuş Berlinli için. Eğer sadece 2-3 gününüz varsa mümkün olduğu kadar hafta içine denk getirmeniz, istediğiniz biletlere daha rahat ulaşım açısından önerilir.

SONY DSC

Berlin’den görüntüler

SONY DSC

Berlin’den görüntüler

  1. Berlinale zamanı nerede konaklamalı ?

 Normal koşullar altında Berlin’de konaklama imkanı oldukça fazla ve fiyatlar Avrupa’da herhangi bir başkentte ödeyeceğinize kıyasla gayet uygundur. Gelgelelim festival zamanı şehre akın akın ziyaretçi geldiğinden fiyatlar da arz talep dengesi malumunuz yükseliyor. Bu durumda sıkı durun, size Berlinale süresince en ucuza (yani ücretsiz) kalabileceğiniz mekanı açıklıyorum:

Potsdamerplatz’daki Potsdamer Arkaden  Alışveriş Merkezi’nin içinde, festival biletleri ön satış gişelerinin önüne serilen kırmızı halılar üzerinde kamp! Gülmeyin, yapan çok insan var; yalnız kalmayacağınız gibi bir sürü de arkadaşla tanışabilirsiniz. Üstüne üstlük festivalde hangi filme, galaya bilet almak istiyorsanız bulabileceğiniz garanti! Tabii ki Şubat ayında eksi 20’lere kadar düşebilen bir hava durumundan bahsediyoruz. Her türlü termal iç çamaşırınızı; bere, eldiven, en kış koşullarına dayanıklı uyku tulumunuzu ve matınızı getirmeyi unutmayın. Alışveriş merkezinin alt katındaki tuvaletleri ve lavoboyu kullanabilir, sabah duşunuz için en yakındaki kamusal yüzme havuzuna gidip 3-4 euro giriş parası ile hem yüzer hem de duşları kullanabilirsiniz.

Berlinale giseleri önünde kampcilar

Berlinale bilet ön satış gişeleri önünde kamp yapan Berlinale fanatikleri

Bu dediğin macera benden geçmiş artık, otel ya da bir ev sıcaklığı ararım derseniz dediğim gibi seçenekler sınırsız. Semt olarak normalde kentin merkezi sayılacak yerlerden uzak durulmasını önersem de, Berlinale’ye gelen turist için en mantıklı karar Berlinale ön satış gişelerinin ve sinema salonlarının ağırlıklı olduğu bu merkezi semtlerdir. Bu bağlamda Postdamerplatz civarı; eski Batı Berlin’in merkezi Zoologischergarten ve çevresi; eski Doğu Berlin’in en janjanlı caddelerinden birinde konuşlanmış Kino International’a yakınlığı nedeniyle Alexanderplatz ve çevresini öneririm. Bu stratejik noktalarda konaklama ön bilet satışlarında daha kolay ulaşım (eşittir kuyruklarda daha önde olma şansı) sağladığı gibi filmler arası (emin olun ihtiyacınız olacak) ufak bir şekerleme yapma imkanını da mümkün kıldığından altın değeri taşır Berlinale zamanı.

Berlin’de kalacak yer sorunum olmadığından kişisel otel tecrübem yok ama daha önce arkadaşlarımın kalıp memnun kaldığı “MotelOne” oteller zincirini önerebilirim. Bunun dışında daha bütçe dostu bir alternatif olarak, Berlin’in en muhteşem sebzeli tavuk dönercisinin komşusu Metropol Hostel´de de konaklayabilirsiniz (yoksa siz halen dürüm döneri bir Türkiye icadı mı sanıyorsunuz?!?). Bütçe sorunu olmayan, kendini şımartmak isteyen ama kokoş ortamlardan pek hazzetmeyen, ekoloji dostu festival seyircisine ise festivalin önemli merkezlerinden Zoopalast’a komşu 25Hours Oteli şiddetle öneririm.

25 hours Berlinden manzara

25 Hours otel Gedächniskirche manzarası

Ben erken kalkmaktan, gece 4 film üzerine uzun yol gitmekten yılmam derseniz Berlin’in daha hip semtlerinden Kreuzberg (hayır artık sadece Türk işçilerin yaşadığı bir semt kesinlikle değil, görülecek, feyz alınacak çok yeri var), Neukölln, Schöneberg, Prenzlauerberg, Friedrichshain gibi gerçek Berlinlilerin yaşam, yeme içme, gezme mekanlarının dolup taştığı yerleri tercih edebilirsiniz. Dediğim gibi Berlinale dışı buralar yerine Potsdamerplatz’da kalanı döverler zaten 🙂

SONY DSC

Kreuzberg’den bir kare – Berlinale zamanı

  1. Biletler biletler…

Ben işveren olsam Berlinale biletlerinin ne zaman, nasıl, nerede satıldığını bir bakışta anlayanı işe alırım arkadaşlar! Berlinale’de hele ki tam da istediğiniz filmlere, istediğiniz seansa bilet alabilmek için öncelikle keskin planlama yeteneğine ve esnekliğe sahip olmanız, sonrasında da bolca emek sarf etmeniz gerekiyor. Eee dünyanın en demokratik film festivali öyle kolay olunmuyor. Tüm biletleri aynı gün internetten satışa sunuverseler kimin en çok parası, zamanı, en hızlı interneti varsa ona yarar, bir de kara borsacılara. O nedenle ilk defa olaya dahil olmak isteyen festival seyircisini ‘bu ne bee, uğraşılır mı’ diye daha başlamadan caydıracak bir sistemle satılır biletler; caymayın, kıymayın, sabırla yazımı okuyun ve kendinize inanın, başaracaksınız 🙂

Biletler BIletler

Biletler, biletler…

  •  Önsatış ve önsatışın ilk başladığı gün satışa çıkan biletler:

Ne demiştik, ön satışlar festivalin başlamasından üç gün önceki Pazartesi başlar. Genel prensip olarak o gün (ve akabindeki 10 gün boyu) takip eden 3 gün gösterime girecek tüm filmlere bilet satılmaya başlar. Yani 6 Şubat Pazartesi günü ve bunu takip eden 7, 8 ve 9 Şubat günü gösterime girecek tüm filmler için biletler satışa çıkar. Bunun istisnası herkesin gözbebeği “yarışma” kategorisi biletleridir. Yarışma filmlerinin ilk gösterimi Berlinale Palast’ta olup hemen ertesi günü bir ya da iki sinemada tekrar gösterileceği için verdiğimiz örnekten devam edersek 6 Şubat’ta 9 Şubat’ta prömiyeri olacak 10 Şubat’ta tekrar edilecek tüm yarışma kategorisi biletlerini alabilirsiniz.

Berlinale kuyrugunda brunch

Berlinale bilet kuyruğunda brunch!

Bu genel kural her gün için kendini tekrar eder. Yani 7 Şubat günü gişe kuyruğuna giden kişi 10 Şubattaki tüm kategori ve de 10 ve 11 Şubattaki yarışma kategorisi film gösterimlerine erken bilet almanın haklı gururunu yaşar.

Biletlerin ilk satışa çıktığı gün almaya gitmenin başka avantajları da var. Öncelikle o gün bazı sinema salonları ve gösterimler için tüm festival günlerinin biletleri de ön satışa çıkıyor. Mesela tarihi 20. yüzyıl başlarına uzanan, neredeyse 2000 kişilik oturma kapasiteli, dünyanın en büyük tiyatro sahnelerinden olması ve eski Doğu Berlin zamanlarından beri revü kültürünü yaşatmasıyla övünen Friedrichstadtpalast tiyatrosundaki gösterimler için ilk günden itibaren her gün her filme bilet alabilirsiniz. Aynı şekilde “Kiez Kino” denen kategorideki tüm filmlere yine ilk gün bilet alabilirsiniz ki bu program tüm festival kategorilerinden güzel bir seçki sunduğu için yeni başlayanlar için mantıklı bir seçim olur, bir sonraki yazıda ayrıntılı açıklayacağım. Onun dışında “Berlinale Talent Campus” adı altında genç, yaşlı sinema öğrencilerine yönelik ama halka da açık sinema, sanat ve kültür söyleşilerinin biletleri ile yeme içme konulu filmleri, film öncesi ya da sonrası yemek ziyafetleri ile birleştiren kulinerik sinema kategori biletleri de bu ilk gün tüm festival günleri için satışa çıkar. Ben gibi  festival gediklileri için çok çekici olmasa da yine yeni başlayanlar ya da sadece festivalin son günü vakti olanlar için biletlerin 50% ucuz olması sebebiyle “halk günü” olarak adlandırılan festivalin son Pazar günü için de tüm biletler bu ilk ön satış günü alınabiliyor.

Berlinale talent campus söylesilerinden biri

Berlinale Talent Campus’ten bir görüntü

Bu demektir ki festivalin başlamasından üç gün önceyi bilet kuyruğuna gitme için ayırabilirseniz tüm katılım süreniz için en az günlük bir iki filme bilet alabilirsiniz. Eğer ne gördüğünüzden çok festivale katılım tecrübesi ile ilgileniyorsanız gayet önerebileceğim bir yoldur, size çok zaman kazandırır. Pek çok Berlin dışından festivale katılacak kişi henüz şehre gelmediğinden kuyruklar nispeten az olur.

SONY DSC

Evet aldık mı biletleri, hazır mıyız?!?

  •   Peki biletleri almaya kaçta gitmeli ?

Evet kuyruk bekleyeceksiniz, başka yolu yok! Ön satış gişeleri saat 10’da açılır. Eğer elinizde sabit liste varsa ve mutlaka o filmlere, o sinema salonlarında bilet almak istiyorsanız tam satışın başladığı saat 10’da giderseniz yaklaşık 5 km.ye uzanmış bir insan kuyruğu ve ümitsizlik bekler sizi. Berlinale’ye katılım demek uykuyla bir süre selamı sabahı kesmek demek, kalkın kargalar şey etmeden yollara düşün efendim! Gişeye varınca göreceksiniz ki tek aklını peynir ekmekle yemiş siz değilsiniz, hali hazırda bir ton insan orada bekliyor ve hatta bir kısmı otel parasından da kısmak için orada yatmış.

Berlinale ön satis kuyrugu saat 7 bucuk

Resim sabah 7 buçuk itibariyle çekildi, temsili değil

Şaka bir yana, ön gösterim gişelerine işini sağlama almayı seven festivalsever gittiği için siz de işinizi sağlama almayacaksanız, yani erken gitmeyecekseniz hiç gitmeyin daha iyi. Hele ki süper sonik Hollywood artistlerinin katıldığı galayı ya da örneğin halk beğeni ödülünün açıklanacağı filmin galasını görmek falan istiyorsanız eliniz mahkum sabah 6 ile 7 arası orada olun derim. 4 saat ne yapacağım ben, sıkıntıdan patlarım demeyin, sabır ve dirayet Berlinale sevgisinin bir parçası! Hem sırada çok şeker insanlarla tanışıp sanat, sinema, hayat muhabbeti yapıyorsunuz, o saatler nasıl geçiyor anlamıyor bile insan, kesin bilgi yayalım. Daha mütevazi bir listeniz varsa, hele ki illa yarışma kategorisi olmasa da olur diyorsanız 8 civarı orada olsanız da yeterli olur.

Eger ne göreceğimden çok herhangi bir Berlinale filmi, festival ortamı görmek benim derdim derseniz size önerim bu zahmete girmeyin, saat 11 buçuk gibi bu çılgın fanatikler istedikleri tüm biletleri alıp olay mahalini koca bir gülümseme ile terk edince gidin. Tecrübe ile sabittir, bunlar sıranın en az olduğu saatlerdir. Artık şansınıza ne filmine bilet kalmışsa onu alın, en kötü filmde bile sizi etkileyen bir yan bulacaksınız. Ön satış gişeleri akşam 8’e kadar açık oluyor bu arada.

  •  Hangi ön satış gişesine gitmeli ?

Berlin alan olarak oldukça büyük bir şehir, şehrin bir merkezi yerinden diğerine gidebilmek 45 dakika (raylı toplu taşıma sistemi ile, trafiğin olayla hiçbir ilgisi yok zaten şehirde trafik de yok!)  sürebilir. O nedenle Berlinale ön satış gişeleri kolaylık olsun diye şehrin doğu, batı ve orta merkezlerinde 3 ayrı noktada konuşlanmış durumda: Batıda Berliner Filmfestspiele’de; doğuda Kino International’da; ortada Potsdamerplatz Arkaden’da. Son iki yıldır Berlinale’nin sponsoru olmasından dolayı Audi’nin oldukça büyük bir galerisi olan Audi House’da da biletler ön satışa çıkıyor ama oraya hiç gidip denemediğim için ortamı hakkında bilgi veremeyeceğim. Önceki üç saydığım yerden hangisi kaldığınız yere daha yakınsa oraya gitmek pratik olabilir. Benim önerim alışveriş merkezinin içinde olduğundan soğukta beklemediğiniz ve de bekleme alanı geniş olduğu için Postdamerplatz Arkaden. Berliner Filmfestspiele de ortamının daha sıcak olmasından, sıraya “havlunuzu koyup” (bakınız bir Alman hastalığı olarak plajda ön sırada saat 6’da havlu koyarak yer kapma) oradaki küçük kafede oturma şansı sunmasından dolayı fena bir seçenek değildir. Gelgelelim mekanın iç alanı dar olduğundan eğer çok erken gidemeyecekseniz arkalarda klostrofobi geliştirme riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

Berliner festspiele girisi

Berliner Filmfestspiele girişi

Eski bir Doğu Almanya mimari şaheseri olarak mutlaka görülmesi gerekse de yalıtımı rezil olduğundan her daim soğuk olan, çevresinde de sırada beklerken kemirecek bir atıştırmalık çay kahve büfesi bulundurmayan Kino International’ı ön bilet kuyruğu için pek önermiyorum.

KIno international

Kino International

  • Ne de zahmetli iş bu ön satış kuyruğu işi, kaçıncı yüzyıldayız, internetten alıversek olmuyor mu?

Oluyor, oluyor da birincisi bence kuyruklarda bekleyip insanlarla sohbet ederek aksi takdirde asla görmeyi akıl edemeyeceğiniz filmlerle ilgili tüyo alıyorsunuz. İkincisi kuyrukta beklemeyi göze alırsanız sıra size gelene kadar en istediğiniz filmlere bilet kalmazsa bile ikinci üçüncü seçeneklere yer bulabilirsiniz; internette bir anda hepsi birden bitiveriyor. Üçüncüsü eğer ben gibi azıcık çatlaksanız ve günde en az iki mümkünse dört film görecekseniz yine internetten tek başınıza aynı anda birden fazla farklı filme bilet almak zor.

Yine de başka çaresi olmayana, vakti dar olana, gün içinde izin alamayana, uzakta olana ilaç gibi geliyor internet satışı. Ön satışla aynı zamanlama prensipleri işliyor. Saat 10´a 10 kala hızlı internet bağlantılı bir bilgisayar önünde, ekrena kilitlenip dakikada bir sabırla “refresh” butonuna basıp saatin tam 10 u gösterdiği an istediğiniz filme tıklamak gerekiyor. 10’u birkaç saniye geçe yarışma filmi, kiez kino gibi en popüler kategorilerin biletleri bitiveriyor. Siz bunu anlayıp da diğer ikinci üçüncü seçeneklerinize bilet  ararken geçen 5-10 dakika içinde o biletlerin de bitmesi olası. Ondan dolayı ben internet satışını zorunlu olmadıkça pek de film tercihi olmayan ya da mesela haftaiçi sabah 9 seansı gibi pek de popüler olmayan zamanlara bilet arayanlara tavsiye ediyorum. Internet satışının bir diğer dezavantajı bilet başı 1.5 Euro kadar hizmet bedeli konması. Bir iki film seyredecekseniz neyse de ben gibi festival boyu 20-30 tane izlerseniz o da bayağı bir ekstra masraf demek bütçeye.

Sezar’ın hakkı Sezar’a, bilet satışının yapıldığı internet sayfası bu sene yeniden düzenlenmiş ve bilet alımını imkanlı kılacak özellikler eklenmişti. Üstelik de Berlinale’nin twitter hesabı ile senkronize edilmiş olduğundan, mesela ilk satış gününün ötesinde birkaç bilet mi açığa çıktı, bunu twitter’dan duyumlayıp hemen internet sayfasından rezerve edebiliyordunuz. Bu nedenle ön gösterim gişelerinin yeri bende ayrı olsa da paralel olarak modern teknolojiyi kullanmakta fayda var.

  •  Ön satışta tüm fırsatları kaçırdık elimiz boş döndük hiçbir film göremeyecek miyiz?

Ümitsizliğe yer yok sayın okur. Berlinale’de sistem şöyle işliyor anlayabildiğim kadarı ile: Program belli olunca öncelikle salondaki bazı koltuklar film ekibine, onların davet ettiği kişilere ayrılıyor. Bir kısmı ise gazeteci, sanat yönetmeni, yapımcı vs. için akredite bilet adı altında bedava veriliyor. Kalan koltukların bir kısmı ön satış için ayrılırken kalan kısmı filmin gösterileceği gün gösterileceği sinema salonunda satılmak üzere ayrılıyor, buna gün gişesi bileti adı veriliyor. Kısacası filmin gösterim günü, hangi sinemada ise filminiz oraya erken gidip (evet ne demiştik Berlinale zamanı uyku gereksiz bir eylemdir :)) şansınızı deneyebilirsiniz.

Berlinalepalast gün kasasinda heyecanli bekleyis

Berlinalepalast gün gişesi kuyruğu

Hangi gişenin kaçta açılacağı sinema salonuna göre değiştiği için yazmıyorum, gitmeden internetten kontrol etmeniz mantıklı olacaktır ama mesela 9’da açılan bir gün gişesi için en geç 8’de orada olmanızı öneririm. Ne kadar geç açılıyorsa gün gişesi, o kadar öncesinde gitmeye özen gösterin, özellikle hali hazırda popüler olduğunu duyduğunuz filmler için. Son bir kaç sene  ön satış için vakit bulamayınca ben bu yönteme baş vurmaya başladım ve 90% da istediğim filmlere yer buldum. Handikapı yine günde 2-3 film istiyorsanız ve bunlar aynı sinema salonunda değilse ortaya çıkıyor çünkü her sinema salonundaki gösterim için oranın gün gişesine gitmek gerekiyor. Bu durumda programınızı buna göre yapıp kötü sürprizleri önlemek önerilir ki bunun inceliklerini yazı dizisinin bir sonraki bölümünde anlatacağım. Gün gişesinin avantajı ise öğrenci, işsiz indirimi gibi indirimlerden sadece burada yararlanabiliyorsunuz ön satış gişesinde değil.

SONY DSC

Bir Berlinale sabahı HKW’de gün gişesine doğru umutlu adımlarla yol alırken

  • Gün gişesi fırsatını da kaçırdım, göremeyecek miyim ben bu filmi ?

Ne demiştik, çıkmayan candan ümit kesilmez, hele Berlinale’de hiç kesilmez! Bir ihtimal de filmin başlamasından yarım saat önce tekrardan kuyrukta şansınızı denemek. Tüm seyirciler gelip oturduktan sonra boş koltuklar sayılıyor ve kalan sayılı biletler son dakikada satılıyor. Bu kadar zahmete alınan koltuklar boş kalır mı diye düşüneceksiniz ama her şey mümkün. Bu son yöntem için ben ama sıradaki mesela 10. kişiden gerideysem pek ümit bağlamam. Bu durumda daha garanti yöntem elinize alın “Bilet arıyorum” diye yazan bir pankart, çıkın sinemanın girişinde film başlamasından yarım saat öncesinden itibaren dikilin, gelen geçenin sizi görebileceği bir yerde. Bir sürü mesela kız arkadaşına erkek arkadaşına diye ekstra bilet almış, film gösterime girmeden ayrılmış çift, hasta olup gelemeyen arkadaş vs. oluyor. Kısacası filme gelenlerde ek bilet oluyor ve oracıkta satın alabiliyorsunuz. Garantisi yok ama denemeye değer.

  • Bilet fiyatları ne kadar?

2016 verilerine dayarak kategorisine göre, alış gününüze ve şeklinize göre 2.5 Euro ile 14 Euro arası değişiyor. En pahalı kategori Berlinale Palast’taki yarışma galası biletleri gün gişesinde 50% indirimle satılıyor. Kulinerik sinema yemek ile birleştiğinden ve de bazı 8-10 saat süren filmler (evet Berlinale’de bir kuş sütü eksik demiştik) uzunluğundan dolayı daha pahalı olabiliyor.

  • Kişi başı kaç bilet alırım?

En demokratik festival olabilmenin bir göstergesi de eşit dağıtım. Bir filme kişi başı iki biletten fazla alamıyorsunuz. Eğer öyle kalabalık grup programı yapacaksanız ya paralel ön satıştan artı internetten bilet alacaksınız ya birden fazla kişi sıraya gideceksiniz. Yazının ilk bölümünde dediğim gibi Berlinale bir dayanışma ortamı, sırada beklerken ön ya da arkanızdakilere ‘şu filme 3 bilete ihtiyacım var, bana bir ekstra alır mısınız?’ dediğinizde herkes alır, tabii kişi aynı filme kendi de bilet almıyorsa, aklınızda olsun.

  1. Ne giymeli, götürmeli?

Önemsiz ayrıntı gibi gözükse de Berlin’e festival amaçlı gelip günün büyük bölümünü bilet kuyruklarında ve sinema salonlarında, ortalamada günün 15 saatini sokaklarda geçirecekler için bu anlamda da hazırlanmak gerekli. Öncelikle Şubat ayı Berlin’ininden bahsediyoruz. Küresel ısınma yüzünden son yıllarda pek de soğuk olmasa da iyimser tahminle sıfır derece civarı, kötümser tahminlerle eksi derecelerde hava durumunu göze alın. Ama hava soğuk diye çok kalın giyinmek yerine sinema salonundaki sıcakta gerekirse çıkartabileceğiniz kat kat lahana usülü giyinmeye özen gösterin. Ön satış gişesine gidecekseniz mümkünse yanınıza pratik açılır kapanır küçük taburelerden edinin ya da şişirilip üzerine oturulan bir yer minderi de iş görür. Aksi takdirde saat saat sırada beklemekten ayaklara kara sular iniyor.Onun dışında bütçe dostu eylemler olarak yanınızda her daim bir su içebileceğiniz ağzı kapalı şişe bulundurup film araları DM mağazalarındaki su pınarından bedava doldurmak, ufak tefek atıştırmalıklar bulundurmak, kahve termosunuzu yanınızdan ayırmamak önemli. Güvenlik sebebiyle bazı salonlarda çok büyük sırt çantası ile almıyorlar, vestiyere bırakmakla uğraşıyorsunuz, o yüzden en güzeli yanınızda tüm bu eşyaların sığdığı fazla da büyük olmayan postacı tipi bir çanta bulundurmak.

SONY DSC

Ben ve sevgili Berlinale çantam

  1. Çocuklu Berlinale

Evet işte en çetrefilli yere geldik 🙂 İyi güzel diyorsun da çocuğu nereye bırakacağız diyorsanız sizleri de düşündüm sayın okur. Öncelikle çocuğun yaşına bağlı, eğer 4-5 yaşından büyük ise mesela “Kinder” kategorisinde onun da seyredebileceği bir filmi seçip beraber gidebilirsiniz ki bu filmlere genelde gün gişesinden gayet kolay bilet bulunur, fiyatı da çok ucuzdur. Çocuk filmi deyip geçmeyin, çok etkileyici filmler bu kategoride gösterilebiliyor, çok hoş animasyonlar oluyor.

BIr Berlinale bebegi

Bir Berlinale bebeği

Daha küçük çocuğu olanlar için ya da illa çocuğa hitap eden film görmek istemiyorum diyenler için ise son derece esnek çocuk bakım servisi Babysitter Express‘i öneriyorum. Çoğu İngilizce ve başka diller bilen personel çalıştıran, çocuğunuza randevulaştığınız yerde saat hesabı bakan bir servis. Yani bir ön görüşmenin ardından gel çocuğumu şu sinemadan al, iki saat sonra film bitince getir aynı yere diyebiliyorsunuz. Eğer birden fazla gün servisi kullanacaksanız aynı bakıcıyı göndermeye özen gösteriyorlar. Berlin’de bir ton çocuk kafesi var, o sürede çocukları oraya götürüp eğlendiriyor bakıcı ya da müsaitse otelinizde, parkta vs. bakıyorlar, siz de filminizi izliyorsunuz. Dezavantajı maalesef pahalı bir servis, zaten bana sorarsanız çocukla gezmenin çocuksuz gezmeye kıyasla farkı maddi külfeti, ama hiç Berlinale filmi izleyememektense fazlasıyla değer imkanınız varsa.

Bunca pratik bilgiden sonra size en uygun Berlinale programını yapma zamanı geldi derim, az sonra…

Funda Çelikel Esser

 

 

 

 

Reklamlar

Bristol 4: Banksy – Dismaland

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın Topkaya

Herkese merhaba,

Buralardan Banksy’nin Dismaland’i fırtına gibi geldi ve geçti sevgili okuyucular.

dismaland1

Eğer Dismaland hakkında önden biraz daha bilgi edinmek isterseniz bu eğlenceli videoyu izlemenizi öneririm:

https://www.youtube.com/watch?v=V2NG-MgHqEk&feature=youtu.be

Bu da Banksy íle bu konuda yapılmış bir röportaj:

http://dismaland.co.uk/interview/

Bu arada ilk Bristol yazımda Bristol’ün gururu Banksy’nin İngiltere için ne anlama geldiğini yazmıştım, buradan okuyabilirsiniz.

Dismaland sadece Eylül ayı boyunca, daha doğrusu 21 Ağustos – 27 Eylül arasında açıktı, ve kısıtlı zaman olduğu için ilgi büyük oldu, bir de acayip bir gizem yaratıldı önce, sonrasında birden her yerde Dismaland haberleri görmeye başladık, bilet almak işkence oldu, bunlar hep deneyimin bir parçası dendi, vs vs, süper bir pazarlama dersi çıkar bu konudan.

Türk kafası olarak küçük bir hesap yapmak istiyorum size, 21 Ağustos – 27 Eylül arasında 38 gün var, gün içerisinde 11.00 – 13.00 – 16.00 – 19.00 ve 21.00 olmak üzere beş oturumda aldılar insanları (sabah 11- akşam 11 arası açıktı) ve her seferinde 1000 biletli ve 1000 biletsiz kişi aldılar, Cuma akşamları konserler vardı (25 eylül kapanış haftasında Bristol’ün diğer gururu Massive Attack konser verecekti ama iptal ettiler), konser için içeri alacakları ekstra kişileri de sayarsak kabaca 40.000 – 50.000 kişi ziyaret etti. Her oturumun biletleri haftalar öncesinen satıldı, her gün deli kuyruklar oluştu. Ama Ceren Aydın Topkaya bir şekilde bilet almayı başardı, sizler için hepsi 🙂

dismaland2

Dismaland’in bulunduğu yer Weston – Super – Mare diye Bristol merkeze 40 dakika mesafede bir yerdi, tren vs de var, ulaşım kolaydı o yüzden. Bilet bulamama, web sitesinin çökmesi gözümüzü korkuttu, dedik ki sabah erken ilk oturuma gidelim. 6 Eylül Pazar sabahını seçtik, çünkü dedik ki 7 Eylül’de okullar başlayacak, belki gelen az olur. Haha, yanılmıştık.  Sabah gittiğimizde iki ayrı bölüm olduğunu gördük, biletliler ve biletsizler. Mecbur biletsizlerin olduğu bize kilometrelerce gibi gelen sıranın arkasına girdik. Biletlilerin girmesi 45 dakikayı buldu, 10 dakika kadar biletsizlerden aldılar, yani neredeyse bir saattir kuzu kuzu bekliyorduk, sonra dediler ki kapasite doldu, artık çıkan kişi miktarı kadar kişiyi içeri alacağız. Ollldu dedik ve mecbur döndük. O gün Dismaland’e ancak bu kadar yaklaşabildik.

Ordaa bir Dismaland var uzaktaa, o Dismalaand bizim Dismaland’imizdiiir...

Ordaa bir Dismaland var uzaktaa, o Dismalaand bizim Dismaland’imizdiiir…

dismaland4

Biz de dedik Weston-Super-Mare’i gezelim, güzel bir hava vardı, sahilde yürüyüş yaptık, Grand Pier’i gezdik.

Weston – Super – Mare – Gördüğünüz dönme dolap Dismaland dönme dolabı değil, burada da London Eye gibi büyük güzel bi dönme dolap var, Dismaland taa en uçta.

Weston – Super – Mare – Gördüğünüz dönme dolap Dismaland dönme dolabı değil, burada da London Eye gibi büyük güzel bi dönme dolap var, Dismaland taa en uçta.

Eeee sadede gel,  Dismaland’i anlat demeyin efendim, bunlar hep deneyimin bir parçası 🙂 Neyse ben o gün biraz hırslandım, bilet bulmayı kafama koydum, 14-20 Eylül haftası biletleri 9 Eylül sabahı saat 10.00’da satılmaya başlayacaktı. 9.59’da hazırdım, 10.01’de web sitesi çökmüştü, ama ben hırslanmıştım bir kere, 10.04’te 17 Eylül için bilet kapmayı başarmıştım. Ve bir çok oturum için çoktaan “sold out” yazıyordu bile. Biletler çok pahalı değil bu arada, kapıdan alırsanız 3 pound, internetten alırsanız 5 pound.

dismaland6

Vee 17 Eylül geldi, tahmin edin hava nasıldı? Bildiniz, deli gibi yağmur yağıyordu, 45 dakika yağmur altında şemsiyelere sığınarak bekledikten sonra sıramız geldi ve Dismaland’e adım attık.

dismaland7

Hayır atamadık, kapıda güvenliğe takıldık, bilmem fark ettiniz mi güvenlik kapıları ve odadaki her şey kartondan. Sinirle 45 dakika ben bunun için mi bekledim diye gülmeyin, görevliler de deneyimin bir parçası tabi ki, gelip size ne gülüyorsun diyorlar, laf sokuyorlar. İçerde yukarda gördüğünüz Dismal yazılı ceketleri takan ve Mickey Mouse kulaklıkları giymiş görevliler size yardım etmemek ve gülümsememek, mümkün olduğu kadar bıkkın görünmek için talimat almışlar. Biri yanıma gelip niye geldin ki buraya, sen ne anlarsın ki bunlardan falan dedi 🙂 Bir başkasından Dismaland dergisi var, hediyelik gibi bir şey, onu alacağım, parayla alıyorum bu arada, bedava değil içerde hiç bir şey, parayı aldı kafama attı dergiyi! Gülüp geçiyorsun.

dismaland8

Vee bu sefer içeri gerçekten adım attık, ama öyle heyecanlanmışım ki fotoğraf titremiş. Ne yazık ki döndükten sonra fark ettim. Tabi girince içeri bir an inanamıyorsunuz, gerçekten başardım mı, içerde miyim oluyorsunuz, yemin ederim ki öyle. Tabi aman çok kalabalık olmadan önemli olanları görelim, hem yağmur da durdu, başlamadan tekrar acele edelim deyip koştura koştura ilk Cinderella’nın kalesini görmeye gittik. Normalde Cinderella kalesinin önünde bir de deniz kızı heykeli olması lazımdı, ama bizim gittiğimiz zaman kaldırmışlardı. Kale Block 9 isimli bir grubun, içindeki Cinderella ise Banksy’nin eserleri.

Daha net fotoğraflar:

http://www.dailymail.co.uk/news/article-3204653/Come-eat-cold-chips-sound-crying-children-Banksy-confirms-opening-Dismaland-seaside-bemusement-park-art-exhibition.html

Sağdaki Cinderella, soldaki de Big Rig Jig ( bale yapan, iç içe geçmiş iki tır – Eser sahibi Mike Ross – 7 kişi tarafında 3 ayda yapılmış, ilk Amerika’daki Burning Man festivalinde sergilenmiş, oradan buraya nasıl taşındı hiç bir fikrim yok)

Tabi burası Walt Disney’in Disneyland’ının tam tersi olarak tasarlandı, hatta içeri sokulması yasak olanların listesi şu şekilde: Bıçaklar-sprey boyalar- uyuşturucu ve Walt Disney avukatları.

Bu arada ne nerde kafanızda daha iyi canlandırabilmeniz için Dismaland haritasını da ekliyorum.

Bu arada ne nerde kafanızda daha iyi canlandırabilmeniz için Dismaland haritasını da ekliyorum.

dismaland10

Kalenin içinde kaza yapmış ve ölmüş Cinderella’yı görüyorsunuz, paparazziler de çılgınca fotoğraf çekiyor. Bu konu Leydi Diana’nın ölümünün birebir aynısı şeklinde tasarlandığı için çok eleştiri aldı, beni de çok rahatsız eden bir imajdı, hatta fotoğraf çekmeye utandım.

Banksy

Banksy

dismaland12

Winning is strictly prohibited – David Shrigley / bu arkada; aynı zamanda içerde atılan balonları da yapmış. Balonların üzerinde I am an Imbecile yazıyor.

Winning is strictly prohibited – David Shrigley / bu arkada; aynı zamanda içerde atılan balonları da yapmış. Balonların üzerinde I am an Imbecile yazıyor.

Embesil balonları – Arkada Suriyeli sanatçı Tammam Azzam’ın Şam’da bir yıkılmış bir binaya çizdiği Gustav Klimt – Öpücük eserinin fotoğrafı

Embesil balonları – Arkada Suriyeli sanatçı Tammam Azzam’ın Şam’da bir yıkılmış bir binaya çizdiği Gustav Klimt – Öpücük eserinin fotoğrafı

Bu arada farklı ropörtajlardan ve kaynaklardan derlediğim bazı bilgiler… Banksy’nin bu mekanı seçmesinin nedeni burada eskiden Tropikana diye bir eğlence parkı olması ve kendisinin 17 yaşına kadar her yaz buraya gitmesiymiş. Amacı gerçekten insanları eğlendirmekmiş, hipster olacağım, herkes ne yapıyorsa tersini yapacağım diye bir derdi yokmuş. 17 ülkeden 50’den fazla sanatçının imzası varmış burada, ve hepsiyle tek tek kendisi irtibata geçmiş. Sadece iki kişi projeye hayır demiş. Damien Hirst gibi, Dietrich Wegner gibi kendisiyle ün konusuna yarışan isimler de var burada. Bu  tek seferlik br şeydi, her seferinde  yeniden yapmayacağız da demiş. Toplam hazırlık altı ay kadar sürmüş.

Bu arada herkes Dismaland’e bayıldı diye bir şey yok. Bu mesela Guardian gazetesinde çıkmış bir eleştiri:

http://www.theguardian.com/artanddesign/jonathanjonesblog/2015/aug/21/in-dismaland-banksy-has-created-something-truly-depressing

Un-fuck the system

Un-fuck the system

Banksy

Banksy

Diğer Banksy

Diğer Banksy

dismaland18

Caitlin Moran – Bota doluşturulmuş mültecileri Sahil botu kovalıyor. Sabit değil, rastgele hareket edıyorlar. Bazen yakalıyor, bazen botlar tam zamanında kaçıyor. Ölüm kalım savaşını çok etkileyici bir şekilde göstermiş.

dismaland19

Bu da Banksy – Banksy büyük adam – ya da kadın – ya da ekip. Bir gün hepimizin martılara yem olacağımızı biliyor, kuşlardan korkan beni haklı çıkardı.

Bu da Banksy – Banksy büyük adam – ya da kadın – ya da ekip. Bir gün hepimizin martılara yem olacağımızı biliyor, kuşlardan korkan beni haklı çıkardı.

Bu arada Banksy’nin bir de Grim Reaper – Azrail diye bir eseri var, Azrail çarpışan otolara binmiş, Bee Gees – Staying Alive şarkısı eşliğinde dönüyor, şov yapıyor. Bayağı eğlenceli.

https://www.youtube.com/watch?v=1ZRvJeROJiU

Dönme dolap – çok masum değil mi?

Dönme dolap – çok masum değil mi?

Hayır değil – Çünkü atlardan lazanya yapıyorlar.

Hayır değil – Çünkü atlardan lazanya yapıyorlar.

Paco Pomet – Kurabiye canavı – Benim favorim

Paco Pomet – Kurabiye canavı – Benim favorim

Dietrich Wegner’in aynı zamanda ağaç ev de olan, atom bombasının mantar bulutundan eseri

Dietrich Wegner’in aynı zamanda ağaç ev de olan, atom bombasının mantar bulutundan eseri

Tabi ki Ingiltere siyaseti de atlanmıyor.

Tabi ki Ingiltere siyaseti de atlanmıyor.

Kısaca anlatabildim mi, ya da gösterebildim mi, size oranın hissiyatını yaşatabildim mi bilmiyorum.  Ama kesinlikle etkileyiciydi, çok ciddi bir çalışmanın sonucu olduğu belliydi. Ben daha iyisini yaparım yeaa diyenlere hodri meydan diyorum.

Benden şimdilik bu kadar.

Herkese iyi gezmeler..

Twitter: @cerenayayay

Instagram: gezcerengez