Tag Archives: nepal seyahat

Pokhara ve Himalayalar’da Dağ Yürüyüşü

Standard

Eylül 2010

Nepal’de Kathmandu’dan sonraki ikinci durağımız Pokhara. Pokhara zaten güzel ve görülmeye değer bir şehir, bir göl şehri olduğu ve Himalayalar’ın eteklerinde  bulunduğu için de aynı zamanda soluklanmak, mola vermek için harika bir durak. Ama Pokhara’yı işlek ve kalabalık bir turist şehri haline getiren en önemli etken meşhur Annapurna yürüyüşleri için başlangıç noktası olması.

Pewa Gölü Kıyısı

Pewa Gölü Kıyısı

Kathmandu otobüs maceramızdan sonra gözümüz korkmuş olmalı ki paşa paşa bir turist otobüsüne pahalısından biletimizi alıyoruz, klimalı rahat ve turistik ortamda halktan kopuk bir 7 saatlik yolculuk sonrası Pokhara’ya varıyoruz. Neredeyse ilk gördüğümüz otele yerleşip (sadece bir gece kalıp Annapurna yürüyüşüne çıkacağımız için çok seçici değiliz otel konusunda), hemen kendimizi Pewa Gölü kıyısına atıyoruz. Bir bot kiralayıp göle açılıyoruz ve güneşin batışını beklemeye başlıyoruz. Tam gün batımında şansımıza gözkyüzündeki muson bulutları dağılıveriyor ve Himalayalar ilk kez yüzünü gösteriyor bize. Tam anlamıyla büyüleyici…

Pewa Gölü'nde Gezinti

Pewa Gölü’nde Gezinti

Gölde gün batımı

Gölde gün batımı

Ertesi sabah erkenden kendimizi Annapurna yürüyüşü izinlerini vermekle yetkili ofise atıyoruz. Bir pasaport, bir resim ve 35 Euro karşılığı yarım saatte izinler elimizde. 5 günlük Annapurna yürüyüşümüze başlıyoruz! Poonhill-Ghandrak rotasındaki kısa turu gerçekleştireceğiz. Büyük sırt çantalarımızı yanımızda taşımamak için geceyi geçirdiğimiz otele bıraktık, dönüşte almak üzere. Yanımıza mümkün olduğunca hafif çantalar alıyoruz, Til’deki sırt çantası 8kg civarı, benimki 4kg. Ağır sırt çantalarını yanına almak isteyenler için bir alternatif taşıma yöntemi “şerpa” denilen yerli yük taşıyıcılarını kiralamak. Biz kendi çantamızı kendimiz taşırız dedik ve yanımıza sadece yedek bir iki giysi ve bol bol bisküvi, çikolata aldık. Dağ köylerinde bu tip yiyecekler çok pahalı ve uzun yürüyüşlerde de mutlaka enerjiye ihtiyaç oluyor. Pokhara’dan stoklamak daha ekonomik.

İlk yürüyüş günümüze Pokhara’dan minübüsle ulaştığımız Nayapul’da başlıyoruz (1025m yükseklikte) ve günü 1540m yükseklikteki Tikhedunga’da noktalıyoruz. 5-6 saat civarı yürüdük ve ilk gün olduğu için çok zorlamadık kendimizi. Yol da fazla dik ya da engebeli olmadığı için ilk gün yürüyüşünü sancısız atlatmış oluyoruz. Annapurna yürüyüş yolları boyunca geceyi geçirebileceğiniz küçük dağ pansiyonları var. Genelde yerli halk kendi yaşadıkları evleri büyüterek pansiyona çevirmiş, aile tesislerinde kalınıyor yani. Konaklama fiyatları inanılmaz ucuz, gecelik 1 Euro’ya oda bulduk bir seferinde. Ama akşam yemeği ve kahvaltıyı kaldığın pansiyonda yemek zorundasın (yazılı bir kural yok ama herkes böyle olması gerektiğini biliyor her nasılsa) ve işletmeciler asıl parayı yemeklerden kazanıyor. Yine de herşey çok ucuz, genelde konaklama ve yemekler dahil iki kişi toplam 5-10 Euro’yu geçmiyor günlük harcamalarımız. Bu dağ pansiyonlarında lüks aramamak lazım. Temiz ama gayet basit herşey, yemeklerden odalara kadar. Zaten akşamları bir pansiyona varır varmaz karınları doyurduktan sonra direk sızılıyor yorgunluktan. Yani lüks ya da konfor aramaya bile hali kalmamış oluyor insanın tüm gün dağlarda yürüdükten sonra.

Ve dağ yürüyüşü başlıyor...

Ve dağ yürüyüşü başlıyor…

İkinci gün sabah 7’de yollara düşüyoruz. En zorlu yürüyüş günü bu gün, 1540 metreden 2860 metreye çıkacağız. 5-6 saatlik yürüyüşün ilk 3 saati çok dik basamaklı bir yolu tırmanarak geçiyor. Günün sonunda Ghorepani’de kendimizi bir pansiyona attığımızda bacaklarımı hissetmiyorum bile artık. Ama sonra pansiyon odasının perdesini açtığımızda tüm yorgunluğu unutuyoruz: Karşımızda tüm güzelliği ve heybetiyle Himalayalar’ın karlı tepeleri duruyor. Bu harika manzarayı izlemeye doyamadan uykuya dalıyoruz, ertesi sabah gün aydınlanmadan kalkıp 500 metre daha tırmanmamız lazım, meşhur Poon Hill’de güneşin doğuşunu izleyeceğiz!

Zorlu tırmanış... Bu şekilde 1300 metre tırmandık.

Zorlu tırmanış… Bu şekilde 1300 metre tırmandık.

Ama yollarda karşımıza çıkan dağ köyleri çok güzeldi...

Ama yollarda karşımıza çıkan dağ köyleri çok güzeldi…

Üçüncü gün sabah 4’te kalkıp tekrar tırmanışa başlıyoruz. Yükseklik arttıkça hava soğuyor, neyse ki yanımıza aldığımız tüm t-shirtleri ve hırkaları üstüste giyip kendi çapımızda kışlık kıyafet yapmış durumdayız. Bizimle birlikte o saatte Poon Hill’e tırmanan en az 100-150 turist daha var. Ne de olsa buradan güneşin doğuşunu seyretmek olmazsa olmaz bir turistik aktivite. 3200 metre yükseklikteki Poon Hill, Annapurna dağ sıralarının 8000 metre yüksekliğindeki iki zirvesini de içine alan panoramanın izlenebileceği nadir noktalardan biri. Hele de gün doğumunda tadına doyum olmuyor haliyle. Yüzlerce diğer turistle birlikte güneşin doğuşunu izleyip, bol bol fotoğraf çekip Poon Hill’den ayrılıyoruz. Gün yeni başlıyor, yolumuz uzun. Üçüncü günümüzde rekorumuzu kırıp 8 saat boyunca yürüyoruz, neyse ki yol bir gün önceki gibi dik ve engebeli değil. Akşama doğru, tam da yağmur başlamışken, gece konaklayacağımız dağ köyüne varıyoruz, Tadapani (2630m). Yağmur demişken, Annapurna yürüyüşü yapacaksanız muson dönemine denk getirmemenizi öneririm. Muson yağmurları altında dağ ve orman yolları yürünmesi oldukça zor bir hal alabiliyor. Daha da kötüsü bulutlu havalarda Annapurna manzaralarını göremeyebilirsiniz ki bu da yürüyüşün en önemli kısmı zaten. Muson yağmurları bu bölgede Eylül sonunda bitiyor. Biz oradayken henüz tam kesilmemişti yağmurlar ama şansımıza hep geceleri yağdı, yürüyüş planımızı ve manzarayı çok etkilemedi. Tadapani’de kaldığımız pansiyon da gayet güzel dağ manzaraları sunuyor bize…

Ghorepani - Odamızın camından muhteşem Himalaya manzaraları...

Ghorepani – Odamızın camından muhteşem Himalaya manzaraları…

Poon Hill'de Gün Doğumu

Poon Hill’de Gün Doğumu

Dördüncü gün inişe geçiyoruz. Günlerdir dik yolları tırmanırken bundan daha zoru olmaz artık diye düşünmüştük ama iniş çok daha zormuş meğer. Buna karşılık iniş yolu o kadar güzel ki etrafı seyredalmışken şikayet etmeyi unutuyoruz. 2000 metre civarında bir yükseklikte bir orman yoluna giriyoruz. Dar patikalar, üstünden atlanması gereken şelale ve ırmaklar, maceralı da bir yol yani. Bu arada ağaçlardaki büyük, beyaz maymunları farkediyoruz. Bir de zaman zaman önümüzden hızla kayıp geçen yılanlar var, ormanda gördüğümüz vahşi hayat bundan ibaret. Günü, Annapurna maceramızdaki son mola yerimiz olan Syuali Bazaar’da noktalıyoruz ve geceyi pirinç tarlaları arasında küçük bir köy evinde geçiriyoruz.

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Beşinci ve son günümüzde sabah erkenden yola düşüp öğleye doğru bitiş noktası olan Birethanti’ye varıyoruz. Buradan Pokhara’ya kalkan özel cipler var ama çok pahalı fiyat söylüyorlar, biz de yol kenarına çıkıp geçen otobüslerden birini durduruyoruz. Fiyat çok daha ucuz ama 4-5 saati kaynayan bir motorun üzerine sıkışmış olarak geçiriyorum, indiğimde benzin kokusundan hafif kafayı bulmuş durumdayım. Annapurna yürüyüşü tek kelime ile harika geçti bizim için ve tüm Hindistan-Nepal seyahatimizin favorilerinden biri oldu. Ama aynı zamanda da oldukça yorucu bir aktiviteydi, bu sebeple Pokhara’da bir kaç gün daha kalıp dinlenmeye karar veriyoruz.

Yemyeşil bir bahçe içindeki Yeti Guesthouse’a yerleşiyoruz. Gayet uygun fiyatlı, temiz ve rahat bir pansiyon. Bir de bahçesinde  Osho Meditasyon Merkezi var ama burada bir kez yoga dersine katıldım ve pek memnun kalmadım. Fiyat da pahalı sayılırdı. Pokhara’da günlerimizi dinlenerek geçirmeye karar verdik güya ama yan gelip yatma özürlü olduğumuz bir kez daha ispatlanıyor: İlk günümüzde hemen bir motosiklet kiralayıp etrafi keşfe çıkıyoruz. Davis Falls ve International Mountaineering Museum görmeye değer. İkinci günümüzde yine hızımızı alamayıp yamaç paraşütü yapmaya karar veriyoruz. Pokhara’da yamaç paraşütü yapmak oldukça popüler bir turist aktivitesi, yamaç paraşütü organizasyonu yapan onlarca tur şirketi var. Genelde hepsinin şartları ve fiyatları da benzer, biz de içlerinden birini rasgele seçiyoruz. Sarangkot tepesinden Pewa gölü üzerine atlıyoruz, manzara sisli havaya ragmen güzel. Organizasyon çok profesyonel, hocaların hepsi Batı’dan ithal 🙂 20 dakika filan uçuyoruz. Ben daha önce Fethiye’de Ölüdeniz’de de yapmıştım yamaç paraşütü. Nepal’deki daha hoşuma gidiyor çünkü hem daha uzun sürüyor, hem de hoca bir ara paraşütü benim kullanmama izin veriyor. Pokhara’daki son günümüzde de Pewa Gölü’nden bir tekne kiralayıp karşı kıyıdaki World Peace Pagoda’ya gidiyoruz. Karşı kıyıya geçtikten sonra tekneyi parkedip Pagoda’nin bulunduğu tepeye bayağı bir yokuş tırmanmak gerekiyor ama tepedeki manzaraya değiyor doğrusu.

Ertesi sabah Chitwan şehrine doğru yola çıkacağız, buradaki vahşi hayat parkını görmek için. Ama alışılmamış bir seyahat yöntemi seçiyor ve Pokhara’dan Chitwan’a rafting yaparak gitmeye karar veriyoruz. Bu hikaye de bir sonraki yazıya…

Son olarak Pokhara’da yeme-içme ile ilgili kısa bir not: Bu şehir özellikle Annapurna yürüyüşünde Thal yemekten bunalmış olan turistler için bir yemek cenneti. Nepal ve Hint yemeklerinin yanısıra, hamburger, pizza, makarna gibi batı dünyası yemeklerini yapan bir çok restoran var; kek, pasta ve hatta Alman ekmeği bulabileceğiniz fırın ve pastaneler de cabası. Ama benim buradaki favorim Everest Steakhouse’daki 5cm kalınlığındaki biftekler oldu. Bir buçuk aydır Hindistan’da hiç kırmızı et yememiş olmamızın da bunda etkisi var sanırım.

Pokhara Semalarında Yamaç Paraşütü

Pokhara Semalarında Yamaç Paraşütü

Yeti Guesthouse'un Bahçesinde Seyahat Günlüğümü Yazarken...

Yeti Guesthouse’un Bahçesinde Seyahat Günlüğümü Yazarken…

Everest Steak House'un Meşhur Biftekleri

Everest Steak House’un Meşhur Biftekleri

World Peace Pagoda

World Peace Pagoda

Reklamlar

Kathmandu Yolları Taştan

Standard

Eylul 2010

Kathmandu Durbar Meydanı

Kathmandu Durbar Meydanı

Sikkim bölgesinden yine cipler vasıtasıyla ve yağmurdan bataklığa dönmüş yollarda sarsıla sarsıla Siligrui’ye dönüyoruz ve buradan da bizi Nepal sınırına götürecek olan bir cipe biniyoruz. Cipler Nepal sınırına yakın bir yerde bizi bırakıyorlar. Önce sınırın Hindistan tarafında çıkış işlemlerini yaptırıyoruz, sonra yürüyerek Nepal sınırını geçiyoruz. Sınırın Nepal tarafındaki vize bürosundan 20 dakika içinde vizelerimizi alıyoruz. Akşam olmuş, yorgunuz ve bir sonraki durağımız olan Kathmandu’dan normal koşullarda 17 saatlik uzaklıktayız. Geceyi bu sınır kasabasında geçirip, ertesi sabah ilk otobüsle Kathmandu’ya geçmeye karar veriyoruz. İlk kez, daha sınırda peşimize takılmış olan turist avcısı bir adamın peşine takılıp, bizi oteline götürmesine izin veriyoruz yorgunluktan, pahalı ve kötü bir otelle karşılaşmayı bekleyerek. Ama Hindistan’la kıyaslandığında çok temiz, gayet hoş görünümlü ve oldukça ucuz fiyatlı odalarla karşılaşıyoruz bu otelde ve hemen tutuyoruz bir oda. Sonra da otelin yakınındaki otobüs garından ertesi sabah saat 04:00’te hareket edecek bir otobüse bilet alıyoruz, böylece gece 21:00 gibi Kathmandu’ya varmayı planlıyoruz…

Sınırı geçerken... Biraz ilerisi Nepal.

Sınırı geçerken… Biraz ilerisi Nepal.

Sabah güneş doğmadan kalkıp gara gidiyoruz. Darjeeling ve Sikkim’in serin havasından dolayı ben kendimi hasta hissediyorum, tek istediğim bir an önce yolculuğun bitmesi, kendimizi Kathmandu’da rahat bir otel odasına atmak ve bir kaç gün bu şehirde iyice dinlenmek. Otobüs yolculuğu güzel başlıyor, ta ki akşama doğru dağ başında virajlı bir yolda önümüzde kilometrelerce uzayıp giden araç trafiğine ulaşıp durana dek. Yağmurlardan ötürü toprak kayması olmuş, koca bir kaya düşerek daracık dağ yolunu tamamıyle kapatmış. Şöföre soruyoruz, diğer şöförlere soruyoruz, bekleyen insanlara soruyoruz, bekleyen insanlar dönüp bize soruyor, şöförler birbirlerine soruyor, her kafadan bir ses çıkıyor ama kimsenin yolun ne zaman açılacağından haberi yok. Bir trafik ve yol ekibinin kayayı kırmak ve yolu açmak üzere yola çıktığı bilgisi dolanıyor ortada ama ne zaman buraya ulaşacaklar, kimse bilmiyor. Böyle beklerken hava kararıyor, gece oluyor. Bizim otobüse 10 dakika yürüyüş mesafesindeki mola yeri lokantasına gidip karnımızı doyurabiliyoruz neyse ki. Gecenin ilerleyen saatlerinde bu lokantanın tuvaleti, bizimle birlikte trafikte bekleyen yüzlerce araçtaki insanların uğrak yeri haline geliyor. Gecenin iyice ilerleyen saatlerinde tahminimce insanların çoğu lokantaya bile gitmeye gerek görmüyorlar bu ihtiyaçlari için, etraf nasıl olsa karanlık. (Böyle tatsız detaylar verdiğim için üzgünüm ama Nepal’de sırt çantalı geziye çıkacakların karşılaşabilecekleri ve hazırlıklı olmaları gereken durumları yazmak faydalı olur gibi geliyor bana). Ben iyice hastalanmış durumdayım, 40 derece ateşim var ve otobüsün daracık rahatsız koltuklarında kıvrılıp uyumaya çalışmaktan başka yapacak bir şey yok. Bu şekilde sabah oluyor, hala trafikte bir kıpırtı yok. Sonunda Til, otobüste tanıştığımız Bangladeş’li bir kaç gençle kayanın düştüğü yere gidip olay yerinden canlı bilgi almaya karar veriyor. Bir saat kadar sonra dönüyorlar. Til’in söylediğine göre yol tamamen kapalı, kaya çok büyük. Çalışma ekipleri henüz olay yerine gelmişler ve ellerindeki cılız bir kırma aletiyle yavaş yavaş kayayı yok etmeye çalışıyorlar. Herhalde iki günü bulur bu kayayı bu şekilde etkisiz hale getirmeleri. Beklemek istemeyen bazı yolcular kayanın etrafından dolaşıp öbür tarafa geçmenin bir yolunu bulmuşlar ama. Kayanın hemen yanından yukarı doğru yükselen sarp ve dik bir tepe var. Bu tepeyi tırmanip öbür tarafa geçmek mümkün. Çantalarımızı alıp otobüsten ayrılıyoruz, ben hasta halimle göze almışım bu yokuşu tırmanmayı. Bangladeşli arkadaşlarımızın eşleri topuklu ayakkabı ve sandaletlerine şöyle bir bakıp biz gelemeyiz diyorlar.

Olay yerine ulaşınca, yokuşu görüyorum ve tüm kendime güvenim kayboluyor. Yokuş filan değil, bildiğin tepe. Yağmurdan dolayı da tırmanış yolları çamurlu, kayıp düşme riski yüksek. Orada bizim gibi dikilip yokuşu süzmekle meşgul bir kaç başka sırt çantalıyla tanışıyoruz, Alman gençler. Kayanın öbür tarafından bu tepeyi dolanıp bizim tarafa ulaşan bir kaç Nepal’li yolcuya soruyoruz, nasıl tırmanış yolu diye, bana ve diğer Alman kıza bakarak, boşverin, hiç kalkışmayın, yolun açılmasını bekleyin diyorlar. Ama bizde daha fazla bekleyecek hal kalmamış, hep birlikte tırmanışa geçmeye karar veriyoruz. Sonrası hayatımın en zor, en korku dolu ama bitirdiğimde en gurur duyduğum tırmanışı oluyor. Neyseki yardımımıza olay bölgesinde ekmek paralarını kazanmaya gelmiş bir kaç Nepal’li çocuk yetişiyor. 12-13 yaşlarındalar, ayaklarında naylon terlikler var ve o yokuşu tırmanırken benim ve diğer Alman kızın hayatını kurtarıyorlar resmen, çok yardımcı oluyorlar bize. Kayanın öbür tarafına indiğimizde hepimiz kan ter, çamur içindeyiz ama acayip de mutluyuz. Adrenalinden ötürü bende hastalık filan kalmamış, bir tepe daha olsa tırmanacağım neredeyse. Hemen bir otobüse atıyoruz kendimizi ve 3-4 saat sonra nihayet Kathmandu’ya varıyoruz, neredeyse 20 saatlik bir gecikmeyle. Bir de yolun açılmasını bekleseydik, ne zaman varırdık, düşünmek bile istemiyoruz.

Kathmandu yolları taştan

Kathmandu yolları taştan

Kayanın öbür tarafına geçme çabalarımız... Bu arada kendi derdini unutup bizim fotoğraflarımızı çekmeye çalışan tırmanış grubu arkadaşımıza saygılar :)

Kayanın öbür tarafına geçme çabalarımız… Bu arada kendi derdini unutup bizim fotoğraflarımızı çekmeye çalışan tırmanış grubu arkadaşımıza saygılar 🙂

Kathmandu’da eski şehre yakın ve genelde gezginlerin tercih ettiği Thamel bölgesinde Family Peace Guesthouse adlı bir otele yerleşiyoruz. Ve sınır kasabasındaki ilk şaşırtıcı tecrübeden sonra burada artık emin oluyoruz: Nepal’de oteller ve pansiyonlar, Hindistan’a kıyasla çok daha ferah, temiz, sevimli ve ucuz. Geceliği 5-6 Euro’ya geniş, sıcak suyu olan ve Kathmandu vadisi manzaralı bir terasa açılan şirin bir oda tutuyoruz.

Kathmandu bir turist cenneti ama aynı zamanda da tarihi ve kültür dokusu bozulmamış bir şehir. Neredeyse bir haftaya yakın kalıyoruz burada, hem iyice dinlenip kendimize geliyoruz, hem de bu arada dönüş uçağımıza binmek için Hindistan’a yeniden girebilmek amacıyla tekrar Hindistan vizesi çıkarttırıyoruz.

Kathmandu’da ve yakınlarında mutlaka görülmesi ve yapılması gerekenler:

  • Durbar Meydanı: Eski şehrin merkezindeki bu tarihi meydanda Nepal mimarisinin en güzel örnekleri, ayrıca 6 yaşındaki yaşayan tanrıça Kumari Devi’nin evi ve çeşitli müzeler var. Meydana giriş ücreti olarak 2-3 Euro ödenmesi gerekiyor. Tam orada olduğumuz günlerde şansımıza Nepal’in ünlü Jatra Festivali vardı ve Durbar Meydanı’nda toplanan binlerce kişi ile birlikte uzaktan da olsa çocuk tanrıça Kumari Devi’yi görme şansımız oldu. Kumari Devi geleneği çok ilginç, bu çocuk tanrıçalar ergenlik çağına gelince yerlerini bir sonraki çocuk tanrıçaya bırakıp emekli ediliyorlar. Kumari çocuk tanrıçaların hikayesi için Türkçe kaynak malesef bulamadım ama İngilizce versiyonu burada.
  • Monkey Temple (Maymun Tapınağı) olarak da bilinen Swayambhunath Tapınağı
  • Kathmandu yakınlarındaki, otobüs ile yarım saatte ulaşılan Pashupatinath ve Boudhanath: Pashupatinath’ta Kathmandu’nun en eski Hindu tapınağı bulunuyor. Boudhanath ise stupalarıyla meşhur (Budizm inancına göre içinde kutsal emanetler saklanan dini anıt) ve Tibet manastırlarına da ev sahipliği yapan kutsal bir eski şehir.
  • Kathmandu’ya otobüsle 40 dakika mesafedeki, muhteşem Newari mimarisiyle büyüleyen Bakthapur şehri: Bu şehre giriş ücreti olarak 10 dolar ödemek gerekiyor. Şehre ayakbastı parası mı olurmuş dediğinizi duyar gibiyim ama inanın ki değer. Saatlerce yüzyıllar öncesinden kalma sarı sokaklarında dolanıp durduk evlere, tapınaklara hayran kalarak. Şehre motorlu araç girmesi yasak, bu da atmosferi daha güzelleştiriyor tabii. Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki bu şehir mutlaka ziyaret edilmeli.
  • Kathmandu’nun en meşhur sokağı, Freak Street: Kathmandu’nun Hippi akınına uğradığı 60 ve 70’li yıllarında çiçek çocukların uğrak mekanı olan bu sokakta bu gün hala uzun saçlı, şalvarlı, dövmeli dede ve nineleri görmek mümkün. Eski günleri yad etmeye geliyorlarmış. Tabii bunun yanısıra pek çok turist, sırt çantalı gezgin ve Nepal gençliğininin de uğrak yerlerinden. Kafeleri, barları, ucuz büfe ve restoranlarıyla görülmeye değer.
  • Tabi ki Alışveriş!: Kathmandu tam bir alışveriş cenneti. Hindistan’daki hayalkırıklığımı burada fazlasıyla telafi ediyorum. Hadi ben neyse ama Til bile kendini kaybediyor ucuz ve çok çeşitli, hem de kaliteli tekstil ve outdoor ürünleri arasında. Kathmandu’da çok gelişmiş bir taklit outdoor ekipmanı pazarı var. North Face, Mammut gibi pahalı markaların iyi kaliteli taklitleri her yerde. Sırf tekstil ürünleri değil, uyku tulumundan Nepal motifi oymalı masaya kadar her şeyi alıyoruz, bunları Almanya’ya nasıl taşıyacağımızı bile düşünmeden 🙂
  • Newari gecesi: Thamel bölgesinde Newari gecesi düzenleyen pek çok turistik restoran var. Normalde biz bu tip turistik gecelere pek katılmayız ama Newari kültürünü ve yemeklerini merak ettiğimiz için deneyelim diyoruz: Nepal geleneksel müzik ve dansları eşliğinde Nepal yemeklerinden oluşan bir menü (Thal, momo ve çeşitli mezeler).
  • Ve tabi ki yogayı unutmamak lazım! Nepal usülü Yoga: Otelimiz Family Peace Guesthouse’un bir alt sokağında, malesef şimdi adını unuttuğum, ufak bir yoga stüdyosu buluyorum. Sabah ve öğleden sonra yoga kursları var. Burada 3 yoga dersine katılma fırsatım oluyor ve her seferinde sınıftaki tek öğrenci benim. Bu ödediğim fiyatı artırmıyor ve yoga hocasıyla özel ders yapmamı sağlıyor. Yoga hocası Nepal’li bir bayan ve her dersimize ısınmak için Madonna, Kylie Minogue şarkıları eşliğinde 5-10 dakika aerobik yaparak başlıyoruz. Bunun, bu hocanın kendine özgü bir uygulaması olduğunu sanıyordum ama çok sonraları, Nepal’e gidip yoga yapan başka arkadaşlarla da konuştuğumda öğreniyorum ki hepsi bu disko-aerobik ısınma yöntemini bizzat yaşamışlar 🙂 Kathmandu’daki bu üç günlük yoga tecrübem de çok keyifli ve öğretici oluyor.

Kathmandu’da iyice dinlendik, yedik içtik, alışverişimizi de yaptık. Artık Annapurna yürüyüşümüze başlangıç durağımız olan Pokhara’ya doğru yola çıkma vakti geldi!

Boudhanath'taki meşhur Stupa

Boudhanath’taki meşhur Stupa

Bakhtapur - Potters Square (Çömlekçiler Meydanı)

Bakhtapur – Potters Square (Çömlekçiler Meydanı)

Bhaktapur Sokakları

Bhaktapur Sokakları

Bhaktapur Meydan

Bhaktapur Meydan

Bhaktapur Sokakları

Bhaktapur Sokakları

Newari usülü masa tenisi - Bhaktapur

Newari usülü masa tenisi – Bhaktapur

Kathmandu Vadisi

Kathmandu Vadisi

Alışveriş Çılgınlığı

Alışveriş Çılgınlığı

Durbar Meydanı

Durbar Meydanı’nda Jatra Festivali