Tag Archives: Berlinale

Berlin Film Festivali (Berlinale) 3: Neler yapılır?

Standard

Konuk Yazar: Funda Çelikel Esser

Herkeslere sımsıcak bir merhaba sevgili film festivali sever okurlar,

Berlin Film Festivali’ne neden ve nasıl gideceğimizi konuştuk, sıra geldi Berlin’in en güzel zamanlarından Berlinale süresince şehirde neler yapilabileceğine.

Şunu öncelikle belirteyim, bu yazı gezginler için Berlin’de neler yapılabileceği konulu kapsamlı bilgileri ele almıyor, öyle olsa fasikül kalınlığını buluruz. Kalbimizin sultanı Berlin‘le ilgili de bir çok yazı yazarız umarım ilerleyen zamanlarda ama öncelikli olarak “film festivali zamanı Berlin’de ne yapılır”a buyrunuz.

Sarkastik okur, ne yapılacak canım film izlenir diye içinden geçirdin hadi itiraf et! Öyle tabii de ne demiştik, Berlinale’de 400 küsür film var, hangi birini öncelikli izleyeceksiniz, ilk defa festivale dahil olmuş biri olarak buna neye göre karar vereceksiniz muhakemesi tecrübeyle sabit hiç de kolay değil. İşte bu yazı böyle kara kara düşünenlere ışık tutsun diye yazıldı.

Bir Berlinale Klasigi

Bir Berlinale Klasiği

Öncelikle festivalin ana başlıklarını ve bu başlıklardaki filmlerin gösterim mekanlarını bir bir tanıyalım; zira karar vermenizde en önemli iki kriter bunlar bence:

  1. Yarışma kategorisi: Herkesin gözbebeği, en çok merak edilen festival bölümü. Bu kategoride dünyanın her yanından 24 tane film her sene altın ve gümüş ayılar için yarışıyor. Her sene bu filmlerin arasında Amerika ve İngiltere yapımı (eşittir klasik sinema endüstrisinin güçlü olduğu ülkeler) filmler de olmasına rağmen genelde azınlıkta oluyorlar, en azından son 10 yılda öyleydi. Daha çok global düzeyde festival marjinalliğine yaraşacak eserler gösteriliyor. Bu filmler bir Hollywood filmiyle kıyaslanamasa da yine de azımsanmayacak bütçeye sahip, oldukça profesyonel eller tarafından çekilmiş oluyor, inanılmaz etkileyici oyunculuklar seyredebiliyorsunuz. 24 filmin tümü halka açık ilk gösterimini film ekibi eşliğinde Berlinale Palast’da gerçekleştiriyor.
Berlinale Palast yeni bir yarışma filmi prömiyeri öncesinde *2

Berlinale Palast yeni bir yarışma filmi prömiyeri öncesinde *2

Festivalin ilk Cuma’sından son Cuma’sına günde ortalama 3 yarışma filmi prömiyerini yapıyor, sonraki Cumartesi günü kim ödüllere layık görülmüş yine Berlinale Palast’ta açıklanıyor. Yarışma filmleri Berlinale Palast’taki ilk gösteriminde filmin diline göre hem İngilizce hem Almanca altyazılı gösteriliyor. Diğer salonlardaki gösterimlerde nadiren de olsa sadece Almanca altyazılı olabiliyor filmler, dikkatli olmakta yarar var.  Diğer salonlar demişken yarışma kategorisi filmleri Berlinale Palast sonrası ikinci yazıda bahsettiğim Friedrichstadtpalast‘ta, Berliner Festspiele‘de ve Zoopalast‘ta gösterilir. Bir de programda   yarışma kategorisinde yer alan ama çok büyük bütçeli, genellikle Hollywoodvari oldukları için yarışmada haksız rekabet yaratmama adına bizzat yarışmaya katılmayan filmler var. Şahsen bu filmleri eğer hastası olduğunuz yönetmen/aktör/aktrist baş rolünde olup da o gün filmin galasına gelmiyorsa pek tavsiye etmiyorum çünkü sonrasında sinemaya geliyorlar zaten, hakkınızı başka zaman göremeyeceğiniz filmlere kullanın.

Zoopalast

Zoopalast

Berliner Festspiele

Berliner Festspiele

 

  1. Panorama kategorisi: Bu da benim favori kategorim. Dünyanın dört bir yanından olayların ve yaşamların adı üstünde “panorama”sını sunmayı amaçlayan, yarışma filmleri kadar olmasa da oldukça profesyonel sayılabilecek ellerden çıkma toplamda 50 kadar kurgu ve belgesel filmi barındıran, en seyirci dostu kategori. Seyirci dostu dememin sebebi, bu kategoride izlenen tüm filmlere seyirci not verebiliyor festival boyunca. Panorama programı açılışını festivalin ilk günü Perşembe akşamı bir kurgu filmle yapıyor ve seyircinin her bir filme layık gördüğü oylar sayılarak festivalin son günü Panorama halk ödülü en iyi kurgu ve belgesel filmine takdim ediliyor. Bu ödüllerin verildiği iki seansta önce kazanan açıklanıp sonra da filmler tekrar gösteriliyor. Bu gösterimlere bilet almak için ön satışın ilk günü kuyruğa gidip de ardından pek çok panorama filmini festival boyunca görmüş olan izleyiciyi, acaba daha önce gördüğüm bir film ödül alacak da ikinci defa mı seyredeceğim telaşı kaplıyor! Açıkçası kategori başı 4% olan bu olasılık bana hiç denk gelmedi, 50 filmin 40’ını falan seyretmeyecekseniz pek de üzerinde durulacak bir ihtimal değil. Ha bir de oylamaya katılan herkes çekilişe de katılıyor, şanslı kişiye Viyana Film Festivali’ne bedava bir hafta seyahat veriliyor. Çıkmaz demeyin şansınızı deneyin 🙂
Panorama Halk Ödülü Seremonisi 2011

Panorama Halk Ödülü Seremonisi 2011

Panaroma oy kartı

Panaroma oy kartı

Panorama filmleri yarışma filmlerinin aksine sadece birkaç yerde değil şehrin bilimum görülesi noktalarına yayılmış 6-7 değişik mekanda gösteriliyor. Berlin’e festival zamanı turist gitmişseniz her gün şehrin ayrı görülecek mekanındaki sinemada turistik programla birleştirilmiş birkaç panorama filmi izlemek şeklinde bir program hoş olabilir. Bu arada yarışma filmlerinin aksine 90% film yönetmeni ve ekibi de gösterimden sonra seyircinin sorularını yanıtlıyor. Benim için bu da bir bonus, senaryolara gerçeklik katıyor.

 2011 Panorama ödülüne layık görülen Even The Rain Filmi – görmeyen kaçırmasın

2011 Panorama ödülüne layık görülen Even The Rain Filmi – görmeyen kaçırmasın

Panaroma filmlerinin ana merkezlerinden Potdamerplatz Cinemaxx'ta film sonrası barda takılmaca.

Panaroma filmlerinin ana merkezlerinden Potdamerplatz Cinemaxx’ta film sonrası barda takılmaca.

  1. Berlinale Goes Kiez kategorisi: Ana akım Berlin turistine panorama programı mekanlarını önerirken, az gidilmiş rotaları arşınlamaya meraklı turisti buraya alalım. Berlinale’nin 60. yılı şerefine bir sefere mahsus diye başlanan ama gördüğü ilgiden dolayı her sene kendini yenileyen kategori. “Kiez” Almanca’da mahalle demek. Berlin pek çok Avrupa kentinin aksine tek bir merkezi olmayan, bir çok mahallesinde sosyal hayatın değişik tarzlarda akıp gittiği bir şehir. Bu sosyal hayatların merkezlerinden biri de tarihi “kiez kino”lar, yani cep sinemaları. Evet hani ismi lazım olmayasıcaların AVM yapacağız diye yıkıp mühürledikleri cinsten olanlardan. Herhangi bir “plex” uzantısı olmayan, ayrı gişesi genelde olmayıp barında biletlerin satıldığı, içeceğinizi plastik bardakta değil billur kadehte servis eden cep sinemaları pek çok yerde yok olma tehlikesi ile karşı karşıyayken, Berlin mahalle hayatının vaz geçilmez bir parçası olarak halka sanat, kültür, sosyalleşme hizmeti vermeye devam ediyor. Sayısını bilemiyorum, ben sırf 20 kadar böyle salona gitmişimdir, daha da en az bir o kadar gitmediğim var. Genellikle ya şehrin çok uzak, başka zaman hiç gitmeyeceğiniz semtlerinde oluyorlar ya da çok bilindik bir semtte mesela bir binanın arka avlusunda, 5. katında gibi gözden ırak bir yerde. İşte bence Berlin’in en güzel yönlerinden, çocukluğumun sinema hissini bana her seferinde yaşatan bu salonları ve onları ‘plex’lere tercih etmeyen mahalle halkını onore etmek amaçlı Berlinale son 6 senedir, her sene 6-7 tane değişik cep sinemasını seçip oralarda festival boyunca her gün bir tanesinde programdan özenle secilmiş 2 Berlinale filmi gösteriyor. Filmler her kategoriden birer ikişer seçiliyor yani ne seyredeceğine karar veremeyen, pek de programı hatmetmeye vakti olmayan için biçilmiş kaftan bu kategorideki filmleri izlemek. Üstüne üstlük araştırmacı turist olarak Berlin’in hiç göremeyeceğiniz köşelerine, hiç karşılaşamayacağınız insanlara misafir gidiyorsunuz. Eşsiz bir tecrübe!
Karlı bir Berlinale Goes Kiez akşamı

Karlı bir Berlinale Goes Kiez akşamı

En sevdiğin kiez kinolar derseniz: Berlin’in en yüksek sineması Sputnik, Almanya’nın en eski sineması Movimento, bir barın arka odasında bulunan Tilsiter Lichtspiele. Dikkat kiez kino biletlerinin hepsi ilk ön satış günü satılıyor ve salonlar -plex’lere nazaran küçük olduğundan bitiveriyor, film günü çok az bilet kalıyor. Tedbiri elden bırakmayıp ilk ön satış günü erken kuyruğa girmekte fayda var.

Berlinale Goes Kiez sinemalarından secmeceler

Berlinale Goes Kiez sinemalarından seçmeceler

Berlinale Goes Kiez sinemalarından secmeceler

Berlinale Goes Kiez sinemalarından seçmeceler

Berlinale Goes Kiez sinemalarından secmeceler

Berlinale Goes Kiez sinemalarından seçmeceler

  1. Generation (Kinder ve Kinder plus) kategorisi: Evet çocuklu okurları ekran başına alıyoruz! Çocuk filmi derken yanlış anlaşılmasın başrollerinde çocuk ya da ilk ergen aktörlerin oynadığı, hayata onların bakış açısı ile bakan filmlerden bahsediyoruz. Bu nedenle genelde amatör aktörler ekranda boy gösterse de yoğunlukla size parmak ısırtacak performanslar izliyorsunuz. Filmler genelde Zoopalast, Haus der Kulturen der Welt ki tarihi değerleri olan iki salon daha ve benim favorim Berlin’in gizli mücevherlerinden Bötzow Mahallesi’ndeki Filmtheatre‘da gösteriliyor. Film sonrası tartışma kısmında bacak kadar izleyicilerin ne sorular sorduğuna, ne gözle filmi izlediklerine şahit olmak da ayrı bir tecrübe bu kategorideki filmleri izlerken. Bir diğer güzel yanı bu filmler en ucuz filmler çünkü okul grupları falan da geliyor diye bilet fiyatını çok düşük tutuyorlar (evet DEVLET okulları sınıflarını festival filmi izlemeye getiriyorlar). Dezavantajı, bazen çocuklar çok sesli olabiliyor. Çocuk bu niye gürültülüler diye dert yanmıyorum ama bilerek gidin sonra şok olmayın. Bir de özellikle Kinder kategorisinde pek çok Almanca olmayan film çocuklar için eş zamanlı seslendiriliyor, sürekli piyes okuyan Alman bir kadın sesiyle birlikte izliyorsunuz filmi, sinir bozucu olabilir.
Haus der Kulturen der Welt nam-ı diğer Berlin'in istiridyesi

Haus der Kulturen der Welt nam-ı diğer Berlin’in istiridyesi

  1. Forum kategorisi: En maceraperest Berlin turisti değil de genel anlamda en maceraperest festival izleyicisi iseniz bu kategori sizin için biçilmis kaftan! Başka yerde kolay kolay rastlayamayacağınız en deneysel, bazen en amatör, en hani saat saat seyrededip anlayamadığınızdan en ummadığınız kara mizahlısına, alternatif olmaya dair her tür film burada. Örneğin birkaç sene önce Emin Alper’in Tepenin Ardı filmi bu kategoride gösterilmişti, filmlerin tarzına dair fikir vermesi açısından örnek veriyorum, hatta ödül bile aldı diye hatırlıyorum, görmediyseniz görün enteresan filmdir.

Kategorinin bonusu bu filmlerin gösterilme ana mekanları olan, aynı binayı paylaştığı Quasimodo caz kulübünden de dolayı Berlin’in simgelerinden olan Delphi Tiyatrosu ile Berlin sinema müzesini de içinde barındıran Arsenal. Bir sefer kuyrukta sevimli bir Fransız bir amcadan duymuştum, eğer Arsenal’e yıllık üyeliğiniz var ise bu kategoriye 5 Euro’ya (film başı 3 Euro ucuz, hiç fena değil) bilet alabiliyormuşsunuz. Teyit etme şansım hiç olmadı, o ayrı.

Delphi Theatre'dan ayrıntı

Delphi Theatre’dan ayrıntı

  1. Perspektive Deutsches Kino: Eh Almanya’da olan festivalin Alman sineması bölümü olmazsa olmaz tabii. Ben Berlinale’yi ilk keşfettiğim yıllarda Almanya’da yaşadığım için zaten bu kategorinin iyi olanı geliyor sinemalara sonra diye pek itibar etmiyordum, son senelerde Berlin’e turist gittiğimden, yaşadığım yerde de Alman filmleri pek sinemalara gelmediğinden her sene bir iki tanesini seyretmeye başladım ve çoğundan çok etkilendim. Sanırsam rekabet daha güçlü diye jürisi daha bir ince eleyip sık dokuyor film seçerken. Bu kategoriden katılan filmler de şehrin dört bir yanında gösteriliyor.
Bir Perspektive Deutsches Kino filminden az önce mutlu ben ve filmin afişi

Bir Perspektive Deutsches Kino filminden az önce mutlu ben

Perspektive Deutsches Kino film afişi

Perspektive Deutsches Kino film afişi

  1. Kulinerik sinema: Ölmeden deneyeceğim Berlinale programı! Gezmek sonrası en sevdiğim eylem olan yeme içme üzerine filmler öncesinde ya da sonrasında yıldızlı şefler tarafından hazırlanmış yemekler eşliğinde sunuluyor. Fiyatlar dolayısı ile kabarık olduğundan bir de illa bir yarenle tadı çıkacağından ve de normal filmden çok daha fazla zaman alacağından (evet ben gibi günde 4 film izleyene dezavantaj!) henüz hiç tecrübe edemedim, seneye kararlıyım. Martin Gropius Bau denen kültür merkezi kompleksinde oluyor, yemek için festival boyu özel restoran kuruyorlar diye duydum!
  1. Retrospective – Berlinale Classics-Homage: Açıklamaya gerek var mı? Eski filmlerin tadını hiç bir şeyde bulamıyorum ya da sinema yaşımdan önce çekildiğinden televizyon ekranında izlemeye mahkum olduğum ama çok sevdiğim klasikleri dev ekranda izleme keyfi ayrı diyenlere. Homage kısmı her yıl bir yaşayan ya da aramızdan ayrılmış sinema efsanesine ayrılıyor ve onun filmlerinden seçkiler gösteriliyor, bu senenin konuğu efsanevi Alman Kameraman Michael Ballhaus’du mesela (Masumiyet Çağı, Sıkı Dostlar, New York Çeteleri çalıştığı filmlerden bazıları) ve kendi de festivale katıldı.
Homage 2016 konuğu Michael Ballhaus Almanya'dan Hollywood'a uzanan kariyerini anlatıyor.

Homage 2016 konuğu Michael Ballhaus Almanya’dan Hollywood’a uzanan kariyerini anlatıyor.

Ne kadar çok sanatseverin daha önce belki onlarca kere seyredilmiş filmlere gelip de soluksuz izlediğine, sonunda elleri patlarcasına salonu alkışlara boğmalarına şahit olup şaşıracaksınız. Bu kategorideki filmleri kendilerine yaraşır klasik bir sinema salonunda, örneğin ikinci bölümde bahsettiğim Kino International’da olabilir, seyretmek pastadaki kestane         kreması tadında.

Kino International iç mekanlar 1

Kino International iç mekanlar 1

Kino International iç mekanlar 2

Kino International iç mekanlar 2

  1. Lola – Teddy kategorisi: Ne demiştik yazı dizisinin ilk bölümünde: Berlinale ötekine, itilmişe, ezilmişe ayna tutar, elinden tutar. Tamamen homoseksüellik cinsel kimliğine ayrılmış bu kategori bu misyona güzel örneklerden biri. En iyiler altın gümüş degil ama oyuncak ayı kazanıyor ve bu, şehrin meşhur gay kulüplerinden birinde ihtişamli bir partiyle kutlanıyor.
Benim favori Berlinale sahnelerim geliyor hazır olun :)

Benim favori Berlinale sahnelerim geliyor hazır olun 🙂

Şimdi bunca ansiklopedik bilgiden sonra bir de yıllar içinde kendimce koyduğum program yapma kurallarımı yazayım, belki birinize yardımcı olur. Bu arada Berlinale programının akıllı telefonlar için bir uygulaması var birkaç yıldır, kendi programınızı yaparken epey kolaylık sağlıyor. www.berlinale.de‘den akıllı telefon sahiplerinin indirip kullanması şiddetle tavsiye edilir.

Ben programımı bu uygulama yoluyla nasıl yapıyorum derseniz:

  1. Öncelikle o seneki hedefimi belirliyorum. Festivale katılmaktaki sizin amacınız ne? Mümkün olduğunca çok film izlemek mi? Yıldızları görmek mi? Yarışma heyecanına ortak olmak mı? Sinema bilginizi geliştirmek mi? Başka yerde göremeyeceğiniz filmleri görmek mi? Düşünmek mi? Politika yapmak mı? Berlin’i tanımak mı?..Bir de festivalde kalacağınız gün başına en çok kaç film göreceksiniz? Bu sorulara vereceğiniz cevaplara göre size has program yapmak isterseniz yazın yorumlara görüşelim 🙂
Berlinale programı yapmak için ideal mekanlardan Berlinale Social Bus iç mekanları

Berlinale programı yapmak için ideal mekanlardan Berlinale Social Bus iç mekanları

  1. Ben her sene bir tane Yarışma kategorisinden filmi Berlinale Palast’taki ilk gösteriminde izliyorum. Film ekibi katılmadığından yarışma filmlerinin diğer gösterimleri beni tatmin etmiyor (evet şımarık bir izleyiciyim), onun için çok methini duyduğum ve illa görmek istediğim ve prömiyerini bir sebepten göremeyecek olduklarım dışında yarışma filmlerinin ikinci üçüncü tekrarlarını tercih etmiyorum.
  2. Her sene o seneki kiez kinolar içinden en az bir tane daha önce hiç gitmediğime bilet alıyorum. Diğer kiez kino filmlerini programıma uyan günlerde başka sinemalarda görmeye özen gösteriyorum çünkü çok iyi oluyorlar kalitece.
  3. Panorama programını hatmedip konusu bana ilginç gelen en az iki belgesel ve el verdiğince kurgu filmi seçiyorum.
  4. O sene seyahat edeceğim ülkelerden filmler varsa onları tercih ediyorum, bu hangi ülkeyse filmin öncesi ya da sonrası o ülkenin mutfağından örnekler sunan bir restorana gitmeye özen gösteriyorum ki Berlin sağolsun hemen hemen her mutfağı buluyorsunuz. Bak şimdi aklıma geldi bu sene İzlandaya gidecektim ama programda hiç İzlanda filmi yoktu, hatta Berlin’de İzlanda restoranı da yoktu (neden acaba!!!), hayıflandım, neyse dedim. Sonuç: Hiç akla gelmeyen bir sebepten (Brüksel’de terör saldırıları) İzlanda seyahatim iptal oldu! Berlinale ile benim aramda kesin gizli bir bağ var 🙂
  5. Memleketimin yasaklara, sansürlere karşın direnmeye çalışan sinema sektörünü destekleyeyim diye her sene bir tane Türk filmi izliyorum. Çok iyi olduklarını duysam da birden fazla Türk filmi seyretmiyorum; Türkiye’de giderim ya da ulaşırım nasılsa. Her sene programda ortalama 2-3 Türk filmi bingo oluyor.
  6. Edinilmiş memleketimin kültürünü iyice tanıyıp anlayayım diye en az bir Alman filmi izliyorum.
  7. Mutlaka Friedrichstadtpalast’ta bir saat sabah 9 seansı filmi izliyorum. Bir Berlinale klasiğidir; bu saatte kim sinemaya gelir dersiniz, söylene söylene yataktan kalkar gidersiniz ki 2000 kişilik salon tıklım tıklımdır, uykulu gözlerle içeriye kahve sokabilmiş Berlinliye gıptayla bakarsınız (evet ne demiştik, termos güzel bir şeydir ama içeri girene kadar çantanızdan çıkartmayın bazen laf ediyorlar). Sabırlı olun çıkışta 150 metre kadar ötedeki Riverside cafede bir dilim yaş pasta ve Avustruya kahvesi sizi bekliyor, hem de biletini gösterene 15% sanırım indirim yapıyorlar Berlinale boyunca.
Riverside Cade (Friedrichstrasse 106)

Riverside Cade (Friedrichstrasse 106)

  1. En az bir Generation filmi izliyorum ve bunu yukarıda bahsettiğim Bötzow mahallesindeki Theatre am Friedrichshain’da yapmaya, ardından bir güzel Fransız yemeği ziyafeti çekmeye özen gösteriyorum (ayrıntıları anlatacağım az sonra).
  2. Günde yapacak hiçbir işim yoksa bile 4 filmi geçmiyorum, fazlası bünyeyi bozuyor, denedim tavsiye etmiyorum 🙂 Eğer arka arkaya dört film izleyecekseniz türlerini farklı seçin; biri komedi, biri animasyon, biri belgesel gibi.
  3. Filmlere geç kalmamaya, birkaç filmi bir arada görebileceğim yakınlıkta mekanları aynı güne toplamaya, film sonu tartışma kısımlarını kaçırmamaya özen gösteriyorum.
  4. Her sene festival başlamadan önce yaptığım görülecekler listesinde 3-5 boşluk bırakıyorum çünkü Berlinale sürprizlerle dolu, hiç iltifat etmem dediğiniz bir filmin çok güzel olduğu ortaya çıkıveriyor ilk günlerden sonra, onlar için cepte yer bulunsun.

Hadi bakalım kolay gelsin! Peki film izlemek dışında Berlinale’de yapılmasi gereken 10 şey nedir?

Naçizane bu liste tamamen benim yapmaktan zevk aldığım eylemlerden kurulu ve kesinlikle şehrin festival zamanı aktivitelerinin tümü değil. Ayrıca pek çoğu festival dışı da tecrübe edilebilir ama zannımca aynı tadı vermez.

  1. Güzelleşilir: Berlinale’nin gedikli sponsoru Loreal’in Postsdamerplatz’da kurduğu locada bedava makyaj yaptırılır sonra da hoş bir bara gidilir. Dikkat! ilk seferler çok da elimi kolunu sallaya sallaya defalarca gittiğim bu yer son birkaç senede keşfedilmiş. Festivalin ilk günü gidip randevu almanız önerilir yoksa makyözler dolu oluyor.
Berlinale'nin en güzel ayısı Loreal ayısı

Berlinale’nin en güzel ayısı Loreal ayısı

  1. Berlin’in en iyi ilk üç dondurmacısından olan Caffe´ e Gelato da ricotta ve acı çikolatalı dondurma yenir, ön bilet satış sırasındakilere bakılıp zevklenilir (sizin biletlerinizin cebinizde olduğu varsayımından hareketle!).
Bir Berlinale sabahı Cafe´ e Gelato da *2

Bir Berlinale sabahı Cafe´ e Gelato da *2

Bir Berlinale sabahı Cafe´ e Gelato da *2

Cafe´ e Gelato

  1. Delphi’de ilginç bir forum filmi akşamı Berlin’in en meşhur caz barlarından Quisomodo’da şarap içilir, müzik dinlenir, film kritiği yapılır.
  2. Şahsına münhasır bir Berlin barı tecrübesi için Berliner Festspiele’de bir film öncesi ya da sonrası 60 küsür yıldır mevcut ve tarzını korumuş Die kleine Philharmonie gay barına gidilir (cinsel kimliğiniz her ne ise çekinmeden gidebilirsiniz, gay bar derken işleten çift gay). Annanenizin dantel örtüleri, tavanda plastik güller, alabildiğine güzel müzik, babaannenizin komşusunun televizyon salonunu andıran iç mekan eşliğinde bir içki yudumlanıp en Alman bar atıştırmalıkları yenir (soğuk köfte, sosis, kumpir çakması – evet Almanların öz mutfakları süper gelişmiş bir toplum olduğunu iddia eden olmadı :)).
Die kleine Philarmonie – dış görünüş

Die kleine Philarmonie – dış görünüş

Die kleine Philarmonie – iç mekan

Die kleine Philarmonie – iç mekan

  1. Zoopalast’ta bir film ardından Berlin’in en güzel manzaralarından biri için Monkey Bar‘a gidilir ya da Postdamerplatz’da bir film ardından aynı tarz Solar Bar‘a. İkisi de festival zamanı çok dolu oluyor, aşağıda bayağı sıra beklemek gerekebiliyor. Sıra beklemek Berlinale’nin kitabındandır demiştik değil mi?
Monkey Bar'ın süper Zoo manzarası

Monkey Bar’ın süper Zoo manzarası

  1. Potsdamerplatz’a sabahın ilk ışıkları ile gidilir ve gece yarısına kadar orada vakit geçirilir. Kah filme gidersiniz, kah Berlinale Palast’a akan ünlülerden imza almak için yarışanları seyredersiniz, kah film araları Berlinale’nin son yılların en güzel kazanımı sosyal otobüsüne gider oturursunuz. 3 NGO’nun ortak girişimi ile restore edilip kafe havasına bürünmüş bu otobüse yemeğinizi dışarıdan getirebilidiğiniz gibi içeride su, meşrubat bedava; bir sürü festival seyircisi ile tanışıp kaynaşmak da bonusu. Bu arada yemek için de hemen yan sokaktaki Berlinale Street Food market yeni lezzetlere açık gurme festival seyircisini bekliyor. Bazı standlar her sene aynıyken bazıları değişiyor. Geçen seneki favorim Akdeniz ve Ortadoğu mutfağını harmanlayan, gönüllü olarak Suriyeli bir mülteci çalıştırandı, adı maalesef aklımdan çıkmış.
Berlinale Sosyal Otobüs

Berlinale Sosyal Otobüs 1

Berlinale Sosyal Otobüs 2

Berlinale Sosyal Otobüs 2

Berlinale Street Market

Berlinale Street Market

 

  1. Filmtheatre am Friedrichshein’da bir saat 10 Generation filminin ardından Berlin’den Fransa’ya gitmenin en kolay yoluna sapar, süper Fransız lokantası Chez Maurice‘e gidersiniz. Hafta içi ve öğlense 11 Euro’ya iki kap süper yemeğin yanına bir karaf Fransız şarabı çakarsınız, değmeyin keyfinize. Ama bundan sonra izleyeceğiniz film varsa aksiyon tarzı olsun, şarabın üstüne uyuyakalmayın.
Benim için bir Berlinale klasiği: Generation filmi üstü Chez Maurice'te kırmızı şarap ve peynir

Benim için bir Berlinale klasiği: Generation filmi üstü Chez Maurice’te kırmızı şarap ve peynir

  1. Berlinale ile ilgili kitapların satıldığı Cinemaxx’taki Berlinale kitapçısından bir kitap alır, kahveniz eşliğinde oturur okursunuz.
Berlinale Kitapçısı – sadece festival zamanı kuruluyor

Berlinale Kitapçısı – sadece festival zamanı kuruluyor

 

  1. Audi Lounge! Son iki senedir hayatımıza giren bu güzel mekan, içinde bir bar bulundurması, özel (ve bedava) Berlinale konserleri ve söyleşileri ile kalbimizde taht kurarken Berlinale Palast’ın kırmızı halı kulvarına olan stratejik manzarası ile de paparazzi ruhlu festival izleyicisini memnun edecektir. Bu sene çok hoş etkinlikler vardı, programa bakıp erken gitmekte yarar var. Giriş ücretsiz ama dolu olursa almıyorlar, biri çıkana kadar soğukta bekliyorsunuz içeri girmek için.
Audi Lounge'ta Merat Becker Konseri

Audi Lounge’ta Merat Becker Konseri

Audi Lounge'ta prost :)

Audi Lounge’ta prost 🙂

  1. Kino International’da bir film öncesi ya da sonrası, Cafe Alberts ya da Moskau’da günün hangi saati olduğuna göre kahve, yemek, içki ya da parti ortamına dalıp Berlin duvarı yıkılmadan önceki eski Doğu Berlin zamanlarına akarsınız.
Cafe Moskau'daki kulübün giriş lobisi henüz boş, herkes daha Kino International'da.

Cafe Moskau’daki kulübün giriş lobisi henüz boş, herkes daha Kino International’da.

 

Bu liste aslında uzar gider, her sene yenisini, değişiğini yazmak dileğiyle, Berlinale 2016’nın beni en çok etkileyen etkinliklerini anlatacağım dizinin son yazısına kadar hoşçakalın; sanatsız, sevgisiz, sinemasız kalmayın!

Funda Çelikel Esser

 

 

Berlin Film Festivali (BERLINALE) 2 – Nasıl gideriz ?

Standard

Konuk Yazar: Funda Çelikel Esser

Berlinale canavarı konuk yazarınızdan sevgiler göndererek yazımızın ikinci bölümüne başlıyorum sayın seyirciler. İlk bölümdeki duygusal ton bu sefer yerini her eve lazım pratik bilgilere bırakiyor.

  1. Berlinale’ye ne zaman gelmeli, ne kadar kalmalı?

 Berlin Film Festivali her sene Şubat ayının ikinci Perşembe akşamı başlar. Altın ve gümüş ayılar için yarışmaya katılan 24 film açılış Perşembe’sini takip eden Cuma’dan bir sonraki Cuma’ya kadar, 1 hafta boyunca 3-4 kere gösterilir. 10 gün dolu dizgin devam eden festival, bunu takip eden Cumartesi gecesi büyük ödülün sahibini bulmasıyla doruk noktasına ulaşır. Festivalin 11. ve son günü olan Pazar “sinema halk günü” olarak şenlikler ve ucuz biletler eşliğinde kutlanır. Şunu da belirtmekte fayda var ki aslında Berlinale, film gösterimlerinin başladığı ilk Perşembe gününün 3 gün öncesi Pazartesi start alır, zira o Pazartesi festivalin en önemli biletlerinin ön satışına başlanır. Önceki yazıda bahsettiğimiz tüm şehrin bir sinema kulisi gibi bezenmesi; Berlinale programlarının heyecanlı festival seyircileri ile buluşması ise bunun da öncesindeki haftasonuna rastlar.

Kafanız karıştı değil mi? Telaşlanmayınız, açıklayacağım! Bir sonraki, yani Berlinale’nin 67. si, Funda’nın ise 11. Berlinale’si (amin!) iki gün önce ilan edildiği üzere 9-19 Şubat 2017 arası gerçekleşecek. Bu demektir ki yarışmaya katılan filmler 10-17 Şubat arası izleyici ile buluşacak. Festival programı 3 Şubat gibi halka ilan edilecek, 6 Şubat’ta festival biletlerinin ön satışına başlanacak (hayır o gün internete girip her bir filme istediğiniz miktar bilet alamazsınız, sabırlı olun anlatacağım 🙂 ).

SONY DSC

Berlinale canavarından pratik öneriler

Peki bu durumda Berlinale 2017’ye ne zaman ve ne kadar süreli gelmeli derseniz, ne kadarı size, zamanınıza, bütçenize, amacınıza bağlı. İlk defa festivale katılmayı düşünenler ve film festivali meraklıları için benim tavsiyem, mümkünse ön satışın başlayacağı günden bir gün önce Berlin´e varmanız (yani 5 Şubat, hadi alın şimdiden biletleri, hem ucuz olur!). Bu durumda ön satışın ilk günü, hangi günler kalabilecekseniz o günler için satışa çıkan en az bir filme bilet alabilirsiniz, elde var bir olur. Sonra festivalin başlayacağı Perşembe akşamına kadar Berlin’i gezer tozarsınız, zira Berlinale başlayınca öyle pek de turistik geziyle vakit harcamak olmaz festivale konsantre olmak dururken. Tam festivalin başladığı gün gelir de sonrasında kalamazsanız da Berlin’i hiç göremeden gitmek hiç olmaz; en uygun çözüm bu 🙂 Eğer imkanlar elverirse tavsiyem tüm festival boyunca, ödüllerin verildiği Cumartesi gecesini içine alan şekilde Berlinale’ye katılmanızdır. Son Pazar günü kalmasanız da olur, o gün zaten ya acemi festival izleyicisi içindir  ya da şöyle uzaktan neymiş bu Berlinale diye olaya dahil olmuş Berlinli için. Eğer sadece 2-3 gününüz varsa mümkün olduğu kadar hafta içine denk getirmeniz, istediğiniz biletlere daha rahat ulaşım açısından önerilir.

SONY DSC

Berlin’den görüntüler

SONY DSC

Berlin’den görüntüler

  1. Berlinale zamanı nerede konaklamalı ?

 Normal koşullar altında Berlin’de konaklama imkanı oldukça fazla ve fiyatlar Avrupa’da herhangi bir başkentte ödeyeceğinize kıyasla gayet uygundur. Gelgelelim festival zamanı şehre akın akın ziyaretçi geldiğinden fiyatlar da arz talep dengesi malumunuz yükseliyor. Bu durumda sıkı durun, size Berlinale süresince en ucuza (yani ücretsiz) kalabileceğiniz mekanı açıklıyorum:

Potsdamerplatz’daki Potsdamer Arkaden  Alışveriş Merkezi’nin içinde, festival biletleri ön satış gişelerinin önüne serilen kırmızı halılar üzerinde kamp! Gülmeyin, yapan çok insan var; yalnız kalmayacağınız gibi bir sürü de arkadaşla tanışabilirsiniz. Üstüne üstlük festivalde hangi filme, galaya bilet almak istiyorsanız bulabileceğiniz garanti! Tabii ki Şubat ayında eksi 20’lere kadar düşebilen bir hava durumundan bahsediyoruz. Her türlü termal iç çamaşırınızı; bere, eldiven, en kış koşullarına dayanıklı uyku tulumunuzu ve matınızı getirmeyi unutmayın. Alışveriş merkezinin alt katındaki tuvaletleri ve lavoboyu kullanabilir, sabah duşunuz için en yakındaki kamusal yüzme havuzuna gidip 3-4 euro giriş parası ile hem yüzer hem de duşları kullanabilirsiniz.

Berlinale giseleri önünde kampcilar

Berlinale bilet ön satış gişeleri önünde kamp yapan Berlinale fanatikleri

Bu dediğin macera benden geçmiş artık, otel ya da bir ev sıcaklığı ararım derseniz dediğim gibi seçenekler sınırsız. Semt olarak normalde kentin merkezi sayılacak yerlerden uzak durulmasını önersem de, Berlinale’ye gelen turist için en mantıklı karar Berlinale ön satış gişelerinin ve sinema salonlarının ağırlıklı olduğu bu merkezi semtlerdir. Bu bağlamda Postdamerplatz civarı; eski Batı Berlin’in merkezi Zoologischergarten ve çevresi; eski Doğu Berlin’in en janjanlı caddelerinden birinde konuşlanmış Kino International’a yakınlığı nedeniyle Alexanderplatz ve çevresini öneririm. Bu stratejik noktalarda konaklama ön bilet satışlarında daha kolay ulaşım (eşittir kuyruklarda daha önde olma şansı) sağladığı gibi filmler arası (emin olun ihtiyacınız olacak) ufak bir şekerleme yapma imkanını da mümkün kıldığından altın değeri taşır Berlinale zamanı.

Berlin’de kalacak yer sorunum olmadığından kişisel otel tecrübem yok ama daha önce arkadaşlarımın kalıp memnun kaldığı “MotelOne” oteller zincirini önerebilirim. Bunun dışında daha bütçe dostu bir alternatif olarak, Berlin’in en muhteşem sebzeli tavuk dönercisinin komşusu Metropol Hostel´de de konaklayabilirsiniz (yoksa siz halen dürüm döneri bir Türkiye icadı mı sanıyorsunuz?!?). Bütçe sorunu olmayan, kendini şımartmak isteyen ama kokoş ortamlardan pek hazzetmeyen, ekoloji dostu festival seyircisine ise festivalin önemli merkezlerinden Zoopalast’a komşu 25Hours Oteli şiddetle öneririm.

25 hours Berlinden manzara

25 Hours otel Gedächniskirche manzarası

Ben erken kalkmaktan, gece 4 film üzerine uzun yol gitmekten yılmam derseniz Berlin’in daha hip semtlerinden Kreuzberg (hayır artık sadece Türk işçilerin yaşadığı bir semt kesinlikle değil, görülecek, feyz alınacak çok yeri var), Neukölln, Schöneberg, Prenzlauerberg, Friedrichshain gibi gerçek Berlinlilerin yaşam, yeme içme, gezme mekanlarının dolup taştığı yerleri tercih edebilirsiniz. Dediğim gibi Berlinale dışı buralar yerine Potsdamerplatz’da kalanı döverler zaten 🙂

SONY DSC

Kreuzberg’den bir kare – Berlinale zamanı

  1. Biletler biletler…

Ben işveren olsam Berlinale biletlerinin ne zaman, nasıl, nerede satıldığını bir bakışta anlayanı işe alırım arkadaşlar! Berlinale’de hele ki tam da istediğiniz filmlere, istediğiniz seansa bilet alabilmek için öncelikle keskin planlama yeteneğine ve esnekliğe sahip olmanız, sonrasında da bolca emek sarf etmeniz gerekiyor. Eee dünyanın en demokratik film festivali öyle kolay olunmuyor. Tüm biletleri aynı gün internetten satışa sunuverseler kimin en çok parası, zamanı, en hızlı interneti varsa ona yarar, bir de kara borsacılara. O nedenle ilk defa olaya dahil olmak isteyen festival seyircisini ‘bu ne bee, uğraşılır mı’ diye daha başlamadan caydıracak bir sistemle satılır biletler; caymayın, kıymayın, sabırla yazımı okuyun ve kendinize inanın, başaracaksınız 🙂

Biletler BIletler

Biletler, biletler…

  •  Önsatış ve önsatışın ilk başladığı gün satışa çıkan biletler:

Ne demiştik, ön satışlar festivalin başlamasından üç gün önceki Pazartesi başlar. Genel prensip olarak o gün (ve akabindeki 10 gün boyu) takip eden 3 gün gösterime girecek tüm filmlere bilet satılmaya başlar. Yani 6 Şubat Pazartesi günü ve bunu takip eden 7, 8 ve 9 Şubat günü gösterime girecek tüm filmler için biletler satışa çıkar. Bunun istisnası herkesin gözbebeği “yarışma” kategorisi biletleridir. Yarışma filmlerinin ilk gösterimi Berlinale Palast’ta olup hemen ertesi günü bir ya da iki sinemada tekrar gösterileceği için verdiğimiz örnekten devam edersek 6 Şubat’ta 9 Şubat’ta prömiyeri olacak 10 Şubat’ta tekrar edilecek tüm yarışma kategorisi biletlerini alabilirsiniz.

Berlinale kuyrugunda brunch

Berlinale bilet kuyruğunda brunch!

Bu genel kural her gün için kendini tekrar eder. Yani 7 Şubat günü gişe kuyruğuna giden kişi 10 Şubattaki tüm kategori ve de 10 ve 11 Şubattaki yarışma kategorisi film gösterimlerine erken bilet almanın haklı gururunu yaşar.

Biletlerin ilk satışa çıktığı gün almaya gitmenin başka avantajları da var. Öncelikle o gün bazı sinema salonları ve gösterimler için tüm festival günlerinin biletleri de ön satışa çıkıyor. Mesela tarihi 20. yüzyıl başlarına uzanan, neredeyse 2000 kişilik oturma kapasiteli, dünyanın en büyük tiyatro sahnelerinden olması ve eski Doğu Berlin zamanlarından beri revü kültürünü yaşatmasıyla övünen Friedrichstadtpalast tiyatrosundaki gösterimler için ilk günden itibaren her gün her filme bilet alabilirsiniz. Aynı şekilde “Kiez Kino” denen kategorideki tüm filmlere yine ilk gün bilet alabilirsiniz ki bu program tüm festival kategorilerinden güzel bir seçki sunduğu için yeni başlayanlar için mantıklı bir seçim olur, bir sonraki yazıda ayrıntılı açıklayacağım. Onun dışında “Berlinale Talent Campus” adı altında genç, yaşlı sinema öğrencilerine yönelik ama halka da açık sinema, sanat ve kültür söyleşilerinin biletleri ile yeme içme konulu filmleri, film öncesi ya da sonrası yemek ziyafetleri ile birleştiren kulinerik sinema kategori biletleri de bu ilk gün tüm festival günleri için satışa çıkar. Ben gibi  festival gediklileri için çok çekici olmasa da yine yeni başlayanlar ya da sadece festivalin son günü vakti olanlar için biletlerin 50% ucuz olması sebebiyle “halk günü” olarak adlandırılan festivalin son Pazar günü için de tüm biletler bu ilk ön satış günü alınabiliyor.

Berlinale talent campus söylesilerinden biri

Berlinale Talent Campus’ten bir görüntü

Bu demektir ki festivalin başlamasından üç gün önceyi bilet kuyruğuna gitme için ayırabilirseniz tüm katılım süreniz için en az günlük bir iki filme bilet alabilirsiniz. Eğer ne gördüğünüzden çok festivale katılım tecrübesi ile ilgileniyorsanız gayet önerebileceğim bir yoldur, size çok zaman kazandırır. Pek çok Berlin dışından festivale katılacak kişi henüz şehre gelmediğinden kuyruklar nispeten az olur.

SONY DSC

Evet aldık mı biletleri, hazır mıyız?!?

  •   Peki biletleri almaya kaçta gitmeli ?

Evet kuyruk bekleyeceksiniz, başka yolu yok! Ön satış gişeleri saat 10’da açılır. Eğer elinizde sabit liste varsa ve mutlaka o filmlere, o sinema salonlarında bilet almak istiyorsanız tam satışın başladığı saat 10’da giderseniz yaklaşık 5 km.ye uzanmış bir insan kuyruğu ve ümitsizlik bekler sizi. Berlinale’ye katılım demek uykuyla bir süre selamı sabahı kesmek demek, kalkın kargalar şey etmeden yollara düşün efendim! Gişeye varınca göreceksiniz ki tek aklını peynir ekmekle yemiş siz değilsiniz, hali hazırda bir ton insan orada bekliyor ve hatta bir kısmı otel parasından da kısmak için orada yatmış.

Berlinale ön satis kuyrugu saat 7 bucuk

Resim sabah 7 buçuk itibariyle çekildi, temsili değil

Şaka bir yana, ön gösterim gişelerine işini sağlama almayı seven festivalsever gittiği için siz de işinizi sağlama almayacaksanız, yani erken gitmeyecekseniz hiç gitmeyin daha iyi. Hele ki süper sonik Hollywood artistlerinin katıldığı galayı ya da örneğin halk beğeni ödülünün açıklanacağı filmin galasını görmek falan istiyorsanız eliniz mahkum sabah 6 ile 7 arası orada olun derim. 4 saat ne yapacağım ben, sıkıntıdan patlarım demeyin, sabır ve dirayet Berlinale sevgisinin bir parçası! Hem sırada çok şeker insanlarla tanışıp sanat, sinema, hayat muhabbeti yapıyorsunuz, o saatler nasıl geçiyor anlamıyor bile insan, kesin bilgi yayalım. Daha mütevazi bir listeniz varsa, hele ki illa yarışma kategorisi olmasa da olur diyorsanız 8 civarı orada olsanız da yeterli olur.

Eger ne göreceğimden çok herhangi bir Berlinale filmi, festival ortamı görmek benim derdim derseniz size önerim bu zahmete girmeyin, saat 11 buçuk gibi bu çılgın fanatikler istedikleri tüm biletleri alıp olay mahalini koca bir gülümseme ile terk edince gidin. Tecrübe ile sabittir, bunlar sıranın en az olduğu saatlerdir. Artık şansınıza ne filmine bilet kalmışsa onu alın, en kötü filmde bile sizi etkileyen bir yan bulacaksınız. Ön satış gişeleri akşam 8’e kadar açık oluyor bu arada.

  •  Hangi ön satış gişesine gitmeli ?

Berlin alan olarak oldukça büyük bir şehir, şehrin bir merkezi yerinden diğerine gidebilmek 45 dakika (raylı toplu taşıma sistemi ile, trafiğin olayla hiçbir ilgisi yok zaten şehirde trafik de yok!)  sürebilir. O nedenle Berlinale ön satış gişeleri kolaylık olsun diye şehrin doğu, batı ve orta merkezlerinde 3 ayrı noktada konuşlanmış durumda: Batıda Berliner Filmfestspiele’de; doğuda Kino International’da; ortada Potsdamerplatz Arkaden’da. Son iki yıldır Berlinale’nin sponsoru olmasından dolayı Audi’nin oldukça büyük bir galerisi olan Audi House’da da biletler ön satışa çıkıyor ama oraya hiç gidip denemediğim için ortamı hakkında bilgi veremeyeceğim. Önceki üç saydığım yerden hangisi kaldığınız yere daha yakınsa oraya gitmek pratik olabilir. Benim önerim alışveriş merkezinin içinde olduğundan soğukta beklemediğiniz ve de bekleme alanı geniş olduğu için Postdamerplatz Arkaden. Berliner Filmfestspiele de ortamının daha sıcak olmasından, sıraya “havlunuzu koyup” (bakınız bir Alman hastalığı olarak plajda ön sırada saat 6’da havlu koyarak yer kapma) oradaki küçük kafede oturma şansı sunmasından dolayı fena bir seçenek değildir. Gelgelelim mekanın iç alanı dar olduğundan eğer çok erken gidemeyecekseniz arkalarda klostrofobi geliştirme riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

Berliner festspiele girisi

Berliner Filmfestspiele girişi

Eski bir Doğu Almanya mimari şaheseri olarak mutlaka görülmesi gerekse de yalıtımı rezil olduğundan her daim soğuk olan, çevresinde de sırada beklerken kemirecek bir atıştırmalık çay kahve büfesi bulundurmayan Kino International’ı ön bilet kuyruğu için pek önermiyorum.

KIno international

Kino International

  • Ne de zahmetli iş bu ön satış kuyruğu işi, kaçıncı yüzyıldayız, internetten alıversek olmuyor mu?

Oluyor, oluyor da birincisi bence kuyruklarda bekleyip insanlarla sohbet ederek aksi takdirde asla görmeyi akıl edemeyeceğiniz filmlerle ilgili tüyo alıyorsunuz. İkincisi kuyrukta beklemeyi göze alırsanız sıra size gelene kadar en istediğiniz filmlere bilet kalmazsa bile ikinci üçüncü seçeneklere yer bulabilirsiniz; internette bir anda hepsi birden bitiveriyor. Üçüncüsü eğer ben gibi azıcık çatlaksanız ve günde en az iki mümkünse dört film görecekseniz yine internetten tek başınıza aynı anda birden fazla farklı filme bilet almak zor.

Yine de başka çaresi olmayana, vakti dar olana, gün içinde izin alamayana, uzakta olana ilaç gibi geliyor internet satışı. Ön satışla aynı zamanlama prensipleri işliyor. Saat 10´a 10 kala hızlı internet bağlantılı bir bilgisayar önünde, ekrena kilitlenip dakikada bir sabırla “refresh” butonuna basıp saatin tam 10 u gösterdiği an istediğiniz filme tıklamak gerekiyor. 10’u birkaç saniye geçe yarışma filmi, kiez kino gibi en popüler kategorilerin biletleri bitiveriyor. Siz bunu anlayıp da diğer ikinci üçüncü seçeneklerinize bilet  ararken geçen 5-10 dakika içinde o biletlerin de bitmesi olası. Ondan dolayı ben internet satışını zorunlu olmadıkça pek de film tercihi olmayan ya da mesela haftaiçi sabah 9 seansı gibi pek de popüler olmayan zamanlara bilet arayanlara tavsiye ediyorum. Internet satışının bir diğer dezavantajı bilet başı 1.5 Euro kadar hizmet bedeli konması. Bir iki film seyredecekseniz neyse de ben gibi festival boyu 20-30 tane izlerseniz o da bayağı bir ekstra masraf demek bütçeye.

Sezar’ın hakkı Sezar’a, bilet satışının yapıldığı internet sayfası bu sene yeniden düzenlenmiş ve bilet alımını imkanlı kılacak özellikler eklenmişti. Üstelik de Berlinale’nin twitter hesabı ile senkronize edilmiş olduğundan, mesela ilk satış gününün ötesinde birkaç bilet mi açığa çıktı, bunu twitter’dan duyumlayıp hemen internet sayfasından rezerve edebiliyordunuz. Bu nedenle ön gösterim gişelerinin yeri bende ayrı olsa da paralel olarak modern teknolojiyi kullanmakta fayda var.

  •  Ön satışta tüm fırsatları kaçırdık elimiz boş döndük hiçbir film göremeyecek miyiz?

Ümitsizliğe yer yok sayın okur. Berlinale’de sistem şöyle işliyor anlayabildiğim kadarı ile: Program belli olunca öncelikle salondaki bazı koltuklar film ekibine, onların davet ettiği kişilere ayrılıyor. Bir kısmı ise gazeteci, sanat yönetmeni, yapımcı vs. için akredite bilet adı altında bedava veriliyor. Kalan koltukların bir kısmı ön satış için ayrılırken kalan kısmı filmin gösterileceği gün gösterileceği sinema salonunda satılmak üzere ayrılıyor, buna gün gişesi bileti adı veriliyor. Kısacası filmin gösterim günü, hangi sinemada ise filminiz oraya erken gidip (evet ne demiştik Berlinale zamanı uyku gereksiz bir eylemdir :)) şansınızı deneyebilirsiniz.

Berlinalepalast gün kasasinda heyecanli bekleyis

Berlinalepalast gün gişesi kuyruğu

Hangi gişenin kaçta açılacağı sinema salonuna göre değiştiği için yazmıyorum, gitmeden internetten kontrol etmeniz mantıklı olacaktır ama mesela 9’da açılan bir gün gişesi için en geç 8’de orada olmanızı öneririm. Ne kadar geç açılıyorsa gün gişesi, o kadar öncesinde gitmeye özen gösterin, özellikle hali hazırda popüler olduğunu duyduğunuz filmler için. Son bir kaç sene  ön satış için vakit bulamayınca ben bu yönteme baş vurmaya başladım ve 90% da istediğim filmlere yer buldum. Handikapı yine günde 2-3 film istiyorsanız ve bunlar aynı sinema salonunda değilse ortaya çıkıyor çünkü her sinema salonundaki gösterim için oranın gün gişesine gitmek gerekiyor. Bu durumda programınızı buna göre yapıp kötü sürprizleri önlemek önerilir ki bunun inceliklerini yazı dizisinin bir sonraki bölümünde anlatacağım. Gün gişesinin avantajı ise öğrenci, işsiz indirimi gibi indirimlerden sadece burada yararlanabiliyorsunuz ön satış gişesinde değil.

SONY DSC

Bir Berlinale sabahı HKW’de gün gişesine doğru umutlu adımlarla yol alırken

  • Gün gişesi fırsatını da kaçırdım, göremeyecek miyim ben bu filmi ?

Ne demiştik, çıkmayan candan ümit kesilmez, hele Berlinale’de hiç kesilmez! Bir ihtimal de filmin başlamasından yarım saat önce tekrardan kuyrukta şansınızı denemek. Tüm seyirciler gelip oturduktan sonra boş koltuklar sayılıyor ve kalan sayılı biletler son dakikada satılıyor. Bu kadar zahmete alınan koltuklar boş kalır mı diye düşüneceksiniz ama her şey mümkün. Bu son yöntem için ben ama sıradaki mesela 10. kişiden gerideysem pek ümit bağlamam. Bu durumda daha garanti yöntem elinize alın “Bilet arıyorum” diye yazan bir pankart, çıkın sinemanın girişinde film başlamasından yarım saat öncesinden itibaren dikilin, gelen geçenin sizi görebileceği bir yerde. Bir sürü mesela kız arkadaşına erkek arkadaşına diye ekstra bilet almış, film gösterime girmeden ayrılmış çift, hasta olup gelemeyen arkadaş vs. oluyor. Kısacası filme gelenlerde ek bilet oluyor ve oracıkta satın alabiliyorsunuz. Garantisi yok ama denemeye değer.

  • Bilet fiyatları ne kadar?

2016 verilerine dayarak kategorisine göre, alış gününüze ve şeklinize göre 2.5 Euro ile 14 Euro arası değişiyor. En pahalı kategori Berlinale Palast’taki yarışma galası biletleri gün gişesinde 50% indirimle satılıyor. Kulinerik sinema yemek ile birleştiğinden ve de bazı 8-10 saat süren filmler (evet Berlinale’de bir kuş sütü eksik demiştik) uzunluğundan dolayı daha pahalı olabiliyor.

  • Kişi başı kaç bilet alırım?

En demokratik festival olabilmenin bir göstergesi de eşit dağıtım. Bir filme kişi başı iki biletten fazla alamıyorsunuz. Eğer öyle kalabalık grup programı yapacaksanız ya paralel ön satıştan artı internetten bilet alacaksınız ya birden fazla kişi sıraya gideceksiniz. Yazının ilk bölümünde dediğim gibi Berlinale bir dayanışma ortamı, sırada beklerken ön ya da arkanızdakilere ‘şu filme 3 bilete ihtiyacım var, bana bir ekstra alır mısınız?’ dediğinizde herkes alır, tabii kişi aynı filme kendi de bilet almıyorsa, aklınızda olsun.

  1. Ne giymeli, götürmeli?

Önemsiz ayrıntı gibi gözükse de Berlin’e festival amaçlı gelip günün büyük bölümünü bilet kuyruklarında ve sinema salonlarında, ortalamada günün 15 saatini sokaklarda geçirecekler için bu anlamda da hazırlanmak gerekli. Öncelikle Şubat ayı Berlin’ininden bahsediyoruz. Küresel ısınma yüzünden son yıllarda pek de soğuk olmasa da iyimser tahminle sıfır derece civarı, kötümser tahminlerle eksi derecelerde hava durumunu göze alın. Ama hava soğuk diye çok kalın giyinmek yerine sinema salonundaki sıcakta gerekirse çıkartabileceğiniz kat kat lahana usülü giyinmeye özen gösterin. Ön satış gişesine gidecekseniz mümkünse yanınıza pratik açılır kapanır küçük taburelerden edinin ya da şişirilip üzerine oturulan bir yer minderi de iş görür. Aksi takdirde saat saat sırada beklemekten ayaklara kara sular iniyor.Onun dışında bütçe dostu eylemler olarak yanınızda her daim bir su içebileceğiniz ağzı kapalı şişe bulundurup film araları DM mağazalarındaki su pınarından bedava doldurmak, ufak tefek atıştırmalıklar bulundurmak, kahve termosunuzu yanınızdan ayırmamak önemli. Güvenlik sebebiyle bazı salonlarda çok büyük sırt çantası ile almıyorlar, vestiyere bırakmakla uğraşıyorsunuz, o yüzden en güzeli yanınızda tüm bu eşyaların sığdığı fazla da büyük olmayan postacı tipi bir çanta bulundurmak.

SONY DSC

Ben ve sevgili Berlinale çantam

  1. Çocuklu Berlinale

Evet işte en çetrefilli yere geldik 🙂 İyi güzel diyorsun da çocuğu nereye bırakacağız diyorsanız sizleri de düşündüm sayın okur. Öncelikle çocuğun yaşına bağlı, eğer 4-5 yaşından büyük ise mesela “Kinder” kategorisinde onun da seyredebileceği bir filmi seçip beraber gidebilirsiniz ki bu filmlere genelde gün gişesinden gayet kolay bilet bulunur, fiyatı da çok ucuzdur. Çocuk filmi deyip geçmeyin, çok etkileyici filmler bu kategoride gösterilebiliyor, çok hoş animasyonlar oluyor.

BIr Berlinale bebegi

Bir Berlinale bebeği

Daha küçük çocuğu olanlar için ya da illa çocuğa hitap eden film görmek istemiyorum diyenler için ise son derece esnek çocuk bakım servisi Babysitter Express‘i öneriyorum. Çoğu İngilizce ve başka diller bilen personel çalıştıran, çocuğunuza randevulaştığınız yerde saat hesabı bakan bir servis. Yani bir ön görüşmenin ardından gel çocuğumu şu sinemadan al, iki saat sonra film bitince getir aynı yere diyebiliyorsunuz. Eğer birden fazla gün servisi kullanacaksanız aynı bakıcıyı göndermeye özen gösteriyorlar. Berlin’de bir ton çocuk kafesi var, o sürede çocukları oraya götürüp eğlendiriyor bakıcı ya da müsaitse otelinizde, parkta vs. bakıyorlar, siz de filminizi izliyorsunuz. Dezavantajı maalesef pahalı bir servis, zaten bana sorarsanız çocukla gezmenin çocuksuz gezmeye kıyasla farkı maddi külfeti, ama hiç Berlinale filmi izleyememektense fazlasıyla değer imkanınız varsa.

Bunca pratik bilgiden sonra size en uygun Berlinale programını yapma zamanı geldi derim, az sonra…

Funda Çelikel Esser