Tag Archives: nepal gezi

Chitwan’da Vahşi(!) Hayat ve Lord Buddha’nın Doğum Yeri Lumbini

Standard

Önceki yazımda da bahsettiğim gibi Pokhara’dan Chitwan’a seyahat için pek alışılmamış bir yol seçiyoruz ve Seti nehrinde rafting yaparak Chitwan’a gitmeye karar veriyoruz. Daha doğrusu rafting yaparak Gai Ghat kasabasına varacağız, buradan da bir iki saatlik bir otobüs yolculuğu ile Chitwan’a geçeceğiz.

Seti nehrinde rafting

Seti nehrinde rafting

Rafting de tıpkı yamaç paraşütü gibi Pokhara’da yapılması gereken turist aktivitelerinden bir tanesi. Bir gün önceden bir kaç tur acentasını dolandıktan sonra uygun fiyat ve ertesi sabaha kalkış garantisi veren bir tanesini seçiyoruz. Bota 4-5 kişilik turist grupları sığıyor normalde ve kişi sayısı ne kadar yüksekse kişi başı fiyat da o kadar düşük oluyor. Ama yüksek sezon olmadığı için ertesi sabah erken saate bizden başka katılımcı yok, mecbur biraz daha fazla ödeyip bize özel botu ve görevlileri kiralıyoruz.

Bir sonraki sabah erkenden sırt çantalarımızı yüklenip yola düşüyoruz. Sırt çantalarımız da botta bizimle birlikte seyahat edecekler, özel su geçirmez ambalajlarla paketleniyorlar sıkı sıkı. Islanmaması gereken fotoğraf makinesi, para, pasaport gibi değerli eşyalar da su geçirmez muhafaza kutularının içine kapatılıyor. Rafting, kıyıda verdiğimiz yarım saatlik öğle yemeği molası dahil 4-5 saat sürüyor. Çok fazla akıntı ya da rapid yok, çok çılgın bir yolculuk olmuyor. Ara ara görevlilerin uygun gördüğü yerlerde nehre atlayıp yüzebiliyoruz da. Gerçek rafting tutkunlarını bu yarım günlük Pokhara-Gai Ghat turu hayatta kesmez, onlara bir iki günlük, gece kamp yapmalı ve bol rapidli diğer turları öneririm. Ama ucundan raftingin de tadına bakmak isteyen ve fazla ıslanmak istemeyenler için bu yarım günlük tur önerilir. Rafting bitiş noktamızda hemen üzerimizi değiştirip kendimizi yol kenarına atıyoruz ve artık şansımıza mı bilinmez pat diye bir Chitwan otobüsü gelip duruyor önümüzde. Bir iki saat sonra Chitwan’dayız. Otobüsten iner inmez üzerimize üşüşen turist avcılarından yakayı zor kurtarıp kendimizi bir rikşaya atıyoruz ve safari otellerinin bulunduğu bölgeye geliyoruz. Safari parkı, yani Royal Chitwan National Park’a yakın bir yerde bulunan Travellers’ Jungle Camp oteline yerleşiyoruz. Vahşi Park’ta kendi kendine gezinmek mümkün değil, mecburen civardaki acentalardan birinden ertesi gün için nehirde kano gezisi, orman yürüyüşü ve fil safarisi paketi satın alıyoruz.

Chitwan'da gün batımı

Chitwan’da gün batımı

Ertesi sabah saat 7’de kanonun içinde nehirde yol almaktayız çoktan. Kano turu ve orman yürüyüşünü sabah erken yapmamız önerildi çünkü vahşi hayvanlar sabahın çok erken saatlerinde su kenarlarına iniyor, ormanda ava çıkıyorlarmış. Bir saatlik kano turunda sadece uzaktan bir tane timsah görüyoruz, bir kaç tane de vahşi kuş türü. Sonrasındaki bir saatlik orman yürüyüşü biraz hayalkırıklığı oluyor çünkü hiç bir vahşi hayvana rastlamıyoruz. Bu orman yürüyüşleri güvenlik gereği mutlaka lisanslı bir rehber eşliğinde yapılıyor. Bizim rehber bir saat bizi dolaştırıyor, arada pat diye durup heyecanla bize dönüyor ve sessiz olmamızı, kulak kabartmamızı söylüyor. Biz tam heyecanlanıp pusuya yatmaya hazırlanırken bize yerde bir ayak izi gösterip “İşte büyük bir kaplanın ayak izleri” ya da uzakta otlamakta olan tavuğumsu birşeyi gösterip “İşte vahşi tavuk” filan diyor. Sonuçta bir saatlik orman yürüyüşünü vahşi bir tavuk, bir de kaplan ayak izleri görmüş ve bir takım tuhaf sesler duymuş olarak noktalıyoruz. Öğleden sonra çıktığımız fil safarisinde ise nihayet tek boynuzlu bir anne gergedan ve yavrusunu görüyoruz, bir kaç tane de geyik, böylece vahşi park safarisini en azından bir iki vahşi hayvan görmüş olarak tamamlıyoruz. Bu arada ormanda fil üzerindeki bir saatlik safari oldukça eğlenceli, vahşi hayvan görülmese bile yapılmaya değer. Chitwan Parkı’na gitmeyi düşünenler Afrikadakiler gibi bir safari beklentisinde olmasınlar. Eğer bizden daha şanslıysanız belki vahşi filleri ve çok çok şanslıysanız bir iki kaplan görebilirmişsiniz duyduğumuza göre.

Kano turunda karşımıza çıkan timsah

Kano turunda karşımıza çıkan timsah

Fillerin gölde banyo keyfi

Fillerin gölde banyo keyfi

Ormanda fil safarisi

Ormanda fil safarisi

Ve işte beklenen an: Tek boynuzlu gergedan anne ve bebeği karşımızda!

Ve işte beklenen an: Tek boynuzlu gergedan anne ve bebeği karşımızda!

Vahşi kuş :)

Vahşi kuş 🙂

Fil Yetiştirme Merkezi'ndeki sevimli ikizler

Fil Yetiştirme Merkezi’ndeki sevimli ikizler

Chitwan’daki son sabahımızda yine erkenden kalkıp bisikletle yakınlardaki Fil Yetiştirme Merkezi’ne (Elephant Breeding Center) gidiyoruz, buradaki yavru ikiz filler pek şeker. Buradan bir sonraki durağımız ise 4-5 saatlik bir otobüs yolculuğu ile ulaşılan Lumbini.

Kulağa İtalyanca gelişine bakmayın, Lumbini Nepal’in en kutsal şehirlerinden. Lord Buddha’nin doğum yeri burası ve bunun şerefine son senelerde şehrin ortasına kilometrelerce karelik bir tapınak komplexi inşa edilmiş ve ediliyor. Bu komplexte dünyanın çeşitli budist ülkelerinin inşa ettirdiği tapınakları ziyaret etmek mümkün; Nepal, Hindistan, Çin, Japonya, Thailand, Kore gibi Asya ülkelerinin yanısıra Alman ve Fransız budist tapınaklarını da görüyoruz. Tapınakları bir rikşa kiralayıp gezmek de mümkün ama biz bisikletle kendimiz gezmeyi tercih ediyoruz ve gayet hoşumuza gidiyor bu tur. Lord Buddha’nın doğduğu yere de bir tapınak yapılmış, binayi ziyaret edip bahçesinde Buddha’nın doğum yerine karşı meditasyon yapabilirsiniz.

Lord Buddha'nın doğum yeri karşısında meditasyon...

Lord Buddha’nın doğum yeri karşısında meditasyon…

Lumbini'deki Alman budist tapınağı

Lumbini’deki Alman budist tapınağı

Thailand tapınağı

Thailand tapınağı

Lumbini’deki ilk gecemiz tam bir kabus oluyor. Burası çok küçük bir şehir (şehir denemez aslında, kasaba bile büyük kalır yanında) ve mevcut olan uygun bütçeli bir kaç otel tek bir sokakta sıralanmış. Bunlardan rastgele birinde bir oda tutuyoruz, ne kadar kötü olabilir ki diyerek. Gündüz gözüyle de gayet düzgün ve temiz görünüyor bu oda. Ama karanlık basar basmaz odayı ve hatta tüm şehri böcekler basıyor. İki tip böcek türü baskın: Bir grup çok küçük, uçuşan sinir bozucu sinekler, diğer grup çekirge ve hamam böceği karışımı, kocaman, zıplayan, uçan korkunç böcekler. Akşam yemeğinden sonra odaya girdiğimizde heryeri bu sinekler ve böceklerle dolu buluyoruz. Kendimizi direk yatağı saran cibinliğin içine saklıyoruz, burada güvendeyiz nasılolsa diye düşünerek ama farkediyoruz ki bu küçücük sinekler cibinligin deliklerinden bile içeri sızmayı başarıyorlar. En azından büyük canavarlar dışarıda kaldı diye teselli ediyoruz kendimizi ama o koca böcekler de tüm gece cibinliğin üstüne yapışıp bizi gözetliyorlar. Bir de gece elektrikler kesiliyor ve tavanda çalışıp cılız bir serinlik yaymakta olan pervane de duruyor. Sıcakta cibinliğin altında böceklerin arasında uyumaya çalışıyoruz bir kaç saatlik de olsa. Ertesi sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte etrafta bir tane bile böcek kalmıyor, milyonlarca böcek her gece nereden çıkıp geliyor ve gün ağarınca nereye saklanıyorlar hala anlamış değilim. Sabah olunca ilk işimiz bavulları toplayıp otelden ayrılmak oluyor. Hemen karşı kaldırımda rehberimizin de önerdiği başka bir otel var, Lumbini Village Lodge,  oraya geçiyoruz ve burada ikinci gecemizi gayet rahat ve böceksiz geçiriyoruz. Karşılıklı, aynı sokakta bulunan iki otelden birini böcekler basarken diğerinde bir tane  sinek bile olmaması da şaşırtıcı. Lumbini’de tapınaklar komplexinden başka görülecek gezilecek birşey yok. Bu sebeple tapınak turumuzu tamamlayınca şehirden ayrılıyoruz.

Lumbini'nin korkunç böcekleri...

Lumbini’nin korkunç böcekleri…

Ve iki aylık Hindistan-Nepal gezimizin de böylece sonuna gelmiş oluyoruz. Lumbini’den otobüsle Hindistan sınırına ulaşıyoruz ve burada kısa bir pasaport kontrolünden sonra tekrar Hindistan sınırları içindeyiz. Yine otobüsle sınıra yakın büyük şehirlerden biri olan Gorakhpur şehrine geliyoruz. Amacımız buradan gece treni ile Delhi’ye geçmek ve ertesi akşamki ucağımıza yetişmek. Ama Hindistan’ın bize son bir sürprizi var: Gece gelmesi gereken trenimiz neredeyse 12 saat gecikmeli geliyor. Geceyi tren istasyonunun bekleme salonunda yine o korkunç böcekler arasında (evet, sadece Lumbini’de değil, Nepale yakın olduğu için sanırım burada da var aynı böceklerden) geçiriyoruz, uçağı kaçırma stresi tavan yapmış durumda. Neyse ki uçak da rötar yapıyor da rahat rahat yetişiyoruz ertesi gün 🙂

1,5 ay Hindistan’a, iki hafta da Nepal’e yetmedi. Tekrar geleceğiz, bekleyin bizi….

Nepal-Hindistan sınırı: Hoşçakal Nepal, geri döneceğiz!

Nepal-Hindistan sınırı: Hoşçakal Nepal, geri döneceğiz!

Reklamlar

Pokhara ve Himalayalar’da Dağ Yürüyüşü

Standard

Eylül 2010

Nepal’de Kathmandu’dan sonraki ikinci durağımız Pokhara. Pokhara zaten güzel ve görülmeye değer bir şehir, bir göl şehri olduğu ve Himalayalar’ın eteklerinde  bulunduğu için de aynı zamanda soluklanmak, mola vermek için harika bir durak. Ama Pokhara’yı işlek ve kalabalık bir turist şehri haline getiren en önemli etken meşhur Annapurna yürüyüşleri için başlangıç noktası olması.

Pewa Gölü Kıyısı

Pewa Gölü Kıyısı

Kathmandu otobüs maceramızdan sonra gözümüz korkmuş olmalı ki paşa paşa bir turist otobüsüne pahalısından biletimizi alıyoruz, klimalı rahat ve turistik ortamda halktan kopuk bir 7 saatlik yolculuk sonrası Pokhara’ya varıyoruz. Neredeyse ilk gördüğümüz otele yerleşip (sadece bir gece kalıp Annapurna yürüyüşüne çıkacağımız için çok seçici değiliz otel konusunda), hemen kendimizi Pewa Gölü kıyısına atıyoruz. Bir bot kiralayıp göle açılıyoruz ve güneşin batışını beklemeye başlıyoruz. Tam gün batımında şansımıza gözkyüzündeki muson bulutları dağılıveriyor ve Himalayalar ilk kez yüzünü gösteriyor bize. Tam anlamıyla büyüleyici…

Pewa Gölü'nde Gezinti

Pewa Gölü’nde Gezinti

Gölde gün batımı

Gölde gün batımı

Ertesi sabah erkenden kendimizi Annapurna yürüyüşü izinlerini vermekle yetkili ofise atıyoruz. Bir pasaport, bir resim ve 35 Euro karşılığı yarım saatte izinler elimizde. 5 günlük Annapurna yürüyüşümüze başlıyoruz! Poonhill-Ghandrak rotasındaki kısa turu gerçekleştireceğiz. Büyük sırt çantalarımızı yanımızda taşımamak için geceyi geçirdiğimiz otele bıraktık, dönüşte almak üzere. Yanımıza mümkün olduğunca hafif çantalar alıyoruz, Til’deki sırt çantası 8kg civarı, benimki 4kg. Ağır sırt çantalarını yanına almak isteyenler için bir alternatif taşıma yöntemi “şerpa” denilen yerli yük taşıyıcılarını kiralamak. Biz kendi çantamızı kendimiz taşırız dedik ve yanımıza sadece yedek bir iki giysi ve bol bol bisküvi, çikolata aldık. Dağ köylerinde bu tip yiyecekler çok pahalı ve uzun yürüyüşlerde de mutlaka enerjiye ihtiyaç oluyor. Pokhara’dan stoklamak daha ekonomik.

İlk yürüyüş günümüze Pokhara’dan minübüsle ulaştığımız Nayapul’da başlıyoruz (1025m yükseklikte) ve günü 1540m yükseklikteki Tikhedunga’da noktalıyoruz. 5-6 saat civarı yürüdük ve ilk gün olduğu için çok zorlamadık kendimizi. Yol da fazla dik ya da engebeli olmadığı için ilk gün yürüyüşünü sancısız atlatmış oluyoruz. Annapurna yürüyüş yolları boyunca geceyi geçirebileceğiniz küçük dağ pansiyonları var. Genelde yerli halk kendi yaşadıkları evleri büyüterek pansiyona çevirmiş, aile tesislerinde kalınıyor yani. Konaklama fiyatları inanılmaz ucuz, gecelik 1 Euro’ya oda bulduk bir seferinde. Ama akşam yemeği ve kahvaltıyı kaldığın pansiyonda yemek zorundasın (yazılı bir kural yok ama herkes böyle olması gerektiğini biliyor her nasılsa) ve işletmeciler asıl parayı yemeklerden kazanıyor. Yine de herşey çok ucuz, genelde konaklama ve yemekler dahil iki kişi toplam 5-10 Euro’yu geçmiyor günlük harcamalarımız. Bu dağ pansiyonlarında lüks aramamak lazım. Temiz ama gayet basit herşey, yemeklerden odalara kadar. Zaten akşamları bir pansiyona varır varmaz karınları doyurduktan sonra direk sızılıyor yorgunluktan. Yani lüks ya da konfor aramaya bile hali kalmamış oluyor insanın tüm gün dağlarda yürüdükten sonra.

Ve dağ yürüyüşü başlıyor...

Ve dağ yürüyüşü başlıyor…

İkinci gün sabah 7’de yollara düşüyoruz. En zorlu yürüyüş günü bu gün, 1540 metreden 2860 metreye çıkacağız. 5-6 saatlik yürüyüşün ilk 3 saati çok dik basamaklı bir yolu tırmanarak geçiyor. Günün sonunda Ghorepani’de kendimizi bir pansiyona attığımızda bacaklarımı hissetmiyorum bile artık. Ama sonra pansiyon odasının perdesini açtığımızda tüm yorgunluğu unutuyoruz: Karşımızda tüm güzelliği ve heybetiyle Himalayalar’ın karlı tepeleri duruyor. Bu harika manzarayı izlemeye doyamadan uykuya dalıyoruz, ertesi sabah gün aydınlanmadan kalkıp 500 metre daha tırmanmamız lazım, meşhur Poon Hill’de güneşin doğuşunu izleyeceğiz!

Zorlu tırmanış... Bu şekilde 1300 metre tırmandık.

Zorlu tırmanış… Bu şekilde 1300 metre tırmandık.

Ama yollarda karşımıza çıkan dağ köyleri çok güzeldi...

Ama yollarda karşımıza çıkan dağ köyleri çok güzeldi…

Üçüncü gün sabah 4’te kalkıp tekrar tırmanışa başlıyoruz. Yükseklik arttıkça hava soğuyor, neyse ki yanımıza aldığımız tüm t-shirtleri ve hırkaları üstüste giyip kendi çapımızda kışlık kıyafet yapmış durumdayız. Bizimle birlikte o saatte Poon Hill’e tırmanan en az 100-150 turist daha var. Ne de olsa buradan güneşin doğuşunu seyretmek olmazsa olmaz bir turistik aktivite. 3200 metre yükseklikteki Poon Hill, Annapurna dağ sıralarının 8000 metre yüksekliğindeki iki zirvesini de içine alan panoramanın izlenebileceği nadir noktalardan biri. Hele de gün doğumunda tadına doyum olmuyor haliyle. Yüzlerce diğer turistle birlikte güneşin doğuşunu izleyip, bol bol fotoğraf çekip Poon Hill’den ayrılıyoruz. Gün yeni başlıyor, yolumuz uzun. Üçüncü günümüzde rekorumuzu kırıp 8 saat boyunca yürüyoruz, neyse ki yol bir gün önceki gibi dik ve engebeli değil. Akşama doğru, tam da yağmur başlamışken, gece konaklayacağımız dağ köyüne varıyoruz, Tadapani (2630m). Yağmur demişken, Annapurna yürüyüşü yapacaksanız muson dönemine denk getirmemenizi öneririm. Muson yağmurları altında dağ ve orman yolları yürünmesi oldukça zor bir hal alabiliyor. Daha da kötüsü bulutlu havalarda Annapurna manzaralarını göremeyebilirsiniz ki bu da yürüyüşün en önemli kısmı zaten. Muson yağmurları bu bölgede Eylül sonunda bitiyor. Biz oradayken henüz tam kesilmemişti yağmurlar ama şansımıza hep geceleri yağdı, yürüyüş planımızı ve manzarayı çok etkilemedi. Tadapani’de kaldığımız pansiyon da gayet güzel dağ manzaraları sunuyor bize…

Ghorepani - Odamızın camından muhteşem Himalaya manzaraları...

Ghorepani – Odamızın camından muhteşem Himalaya manzaraları…

Poon Hill'de Gün Doğumu

Poon Hill’de Gün Doğumu

Dördüncü gün inişe geçiyoruz. Günlerdir dik yolları tırmanırken bundan daha zoru olmaz artık diye düşünmüştük ama iniş çok daha zormuş meğer. Buna karşılık iniş yolu o kadar güzel ki etrafı seyredalmışken şikayet etmeyi unutuyoruz. 2000 metre civarında bir yükseklikte bir orman yoluna giriyoruz. Dar patikalar, üstünden atlanması gereken şelale ve ırmaklar, maceralı da bir yol yani. Bu arada ağaçlardaki büyük, beyaz maymunları farkediyoruz. Bir de zaman zaman önümüzden hızla kayıp geçen yılanlar var, ormanda gördüğümüz vahşi hayat bundan ibaret. Günü, Annapurna maceramızdaki son mola yerimiz olan Syuali Bazaar’da noktalıyoruz ve geceyi pirinç tarlaları arasında küçük bir köy evinde geçiriyoruz.

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Annapurna Yürüyüş Yollarından Manzaralar

Beşinci ve son günümüzde sabah erkenden yola düşüp öğleye doğru bitiş noktası olan Birethanti’ye varıyoruz. Buradan Pokhara’ya kalkan özel cipler var ama çok pahalı fiyat söylüyorlar, biz de yol kenarına çıkıp geçen otobüslerden birini durduruyoruz. Fiyat çok daha ucuz ama 4-5 saati kaynayan bir motorun üzerine sıkışmış olarak geçiriyorum, indiğimde benzin kokusundan hafif kafayı bulmuş durumdayım. Annapurna yürüyüşü tek kelime ile harika geçti bizim için ve tüm Hindistan-Nepal seyahatimizin favorilerinden biri oldu. Ama aynı zamanda da oldukça yorucu bir aktiviteydi, bu sebeple Pokhara’da bir kaç gün daha kalıp dinlenmeye karar veriyoruz.

Yemyeşil bir bahçe içindeki Yeti Guesthouse’a yerleşiyoruz. Gayet uygun fiyatlı, temiz ve rahat bir pansiyon. Bir de bahçesinde  Osho Meditasyon Merkezi var ama burada bir kez yoga dersine katıldım ve pek memnun kalmadım. Fiyat da pahalı sayılırdı. Pokhara’da günlerimizi dinlenerek geçirmeye karar verdik güya ama yan gelip yatma özürlü olduğumuz bir kez daha ispatlanıyor: İlk günümüzde hemen bir motosiklet kiralayıp etrafi keşfe çıkıyoruz. Davis Falls ve International Mountaineering Museum görmeye değer. İkinci günümüzde yine hızımızı alamayıp yamaç paraşütü yapmaya karar veriyoruz. Pokhara’da yamaç paraşütü yapmak oldukça popüler bir turist aktivitesi, yamaç paraşütü organizasyonu yapan onlarca tur şirketi var. Genelde hepsinin şartları ve fiyatları da benzer, biz de içlerinden birini rasgele seçiyoruz. Sarangkot tepesinden Pewa gölü üzerine atlıyoruz, manzara sisli havaya ragmen güzel. Organizasyon çok profesyonel, hocaların hepsi Batı’dan ithal 🙂 20 dakika filan uçuyoruz. Ben daha önce Fethiye’de Ölüdeniz’de de yapmıştım yamaç paraşütü. Nepal’deki daha hoşuma gidiyor çünkü hem daha uzun sürüyor, hem de hoca bir ara paraşütü benim kullanmama izin veriyor. Pokhara’daki son günümüzde de Pewa Gölü’nden bir tekne kiralayıp karşı kıyıdaki World Peace Pagoda’ya gidiyoruz. Karşı kıyıya geçtikten sonra tekneyi parkedip Pagoda’nin bulunduğu tepeye bayağı bir yokuş tırmanmak gerekiyor ama tepedeki manzaraya değiyor doğrusu.

Ertesi sabah Chitwan şehrine doğru yola çıkacağız, buradaki vahşi hayat parkını görmek için. Ama alışılmamış bir seyahat yöntemi seçiyor ve Pokhara’dan Chitwan’a rafting yaparak gitmeye karar veriyoruz. Bu hikaye de bir sonraki yazıya…

Son olarak Pokhara’da yeme-içme ile ilgili kısa bir not: Bu şehir özellikle Annapurna yürüyüşünde Thal yemekten bunalmış olan turistler için bir yemek cenneti. Nepal ve Hint yemeklerinin yanısıra, hamburger, pizza, makarna gibi batı dünyası yemeklerini yapan bir çok restoran var; kek, pasta ve hatta Alman ekmeği bulabileceğiniz fırın ve pastaneler de cabası. Ama benim buradaki favorim Everest Steakhouse’daki 5cm kalınlığındaki biftekler oldu. Bir buçuk aydır Hindistan’da hiç kırmızı et yememiş olmamızın da bunda etkisi var sanırım.

Pokhara Semalarında Yamaç Paraşütü

Pokhara Semalarında Yamaç Paraşütü

Yeti Guesthouse'un Bahçesinde Seyahat Günlüğümü Yazarken...

Yeti Guesthouse’un Bahçesinde Seyahat Günlüğümü Yazarken…

Everest Steak House'un Meşhur Biftekleri

Everest Steak House’un Meşhur Biftekleri

World Peace Pagoda

World Peace Pagoda