Author Archives: Şilan

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About Şilan

Ankara doğumluyum, Berlin'de yaşıyorum, boş zamanlarımda dünyayı gezmeyi ve seyahat günlükleri tutmayı, bir de yoga yapmayı seviyorum... Facebook: http://www.facebook.com/SeyahatGunlukleri

Kathmandu Yolları Taştan

Standard

Eylul 2010

Kathmandu Durbar Meydanı

Kathmandu Durbar Meydanı

Sikkim bölgesinden yine cipler vasıtasıyla ve yağmurdan bataklığa dönmüş yollarda sarsıla sarsıla Siligrui’ye dönüyoruz ve buradan da bizi Nepal sınırına götürecek olan bir cipe biniyoruz. Cipler Nepal sınırına yakın bir yerde bizi bırakıyorlar. Önce sınırın Hindistan tarafında çıkış işlemlerini yaptırıyoruz, sonra yürüyerek Nepal sınırını geçiyoruz. Sınırın Nepal tarafındaki vize bürosundan 20 dakika içinde vizelerimizi alıyoruz. Akşam olmuş, yorgunuz ve bir sonraki durağımız olan Kathmandu’dan normal koşullarda 17 saatlik uzaklıktayız. Geceyi bu sınır kasabasında geçirip, ertesi sabah ilk otobüsle Kathmandu’ya geçmeye karar veriyoruz. İlk kez, daha sınırda peşimize takılmış olan turist avcısı bir adamın peşine takılıp, bizi oteline götürmesine izin veriyoruz yorgunluktan, pahalı ve kötü bir otelle karşılaşmayı bekleyerek. Ama Hindistan’la kıyaslandığında çok temiz, gayet hoş görünümlü ve oldukça ucuz fiyatlı odalarla karşılaşıyoruz bu otelde ve hemen tutuyoruz bir oda. Sonra da otelin yakınındaki otobüs garından ertesi sabah saat 04:00’te hareket edecek bir otobüse bilet alıyoruz, böylece gece 21:00 gibi Kathmandu’ya varmayı planlıyoruz…

Sınırı geçerken... Biraz ilerisi Nepal.

Sınırı geçerken… Biraz ilerisi Nepal.

Sabah güneş doğmadan kalkıp gara gidiyoruz. Darjeeling ve Sikkim’in serin havasından dolayı ben kendimi hasta hissediyorum, tek istediğim bir an önce yolculuğun bitmesi, kendimizi Kathmandu’da rahat bir otel odasına atmak ve bir kaç gün bu şehirde iyice dinlenmek. Otobüs yolculuğu güzel başlıyor, ta ki akşama doğru dağ başında virajlı bir yolda önümüzde kilometrelerce uzayıp giden araç trafiğine ulaşıp durana dek. Yağmurlardan ötürü toprak kayması olmuş, koca bir kaya düşerek daracık dağ yolunu tamamıyle kapatmış. Şöföre soruyoruz, diğer şöförlere soruyoruz, bekleyen insanlara soruyoruz, bekleyen insanlar dönüp bize soruyor, şöförler birbirlerine soruyor, her kafadan bir ses çıkıyor ama kimsenin yolun ne zaman açılacağından haberi yok. Bir trafik ve yol ekibinin kayayı kırmak ve yolu açmak üzere yola çıktığı bilgisi dolanıyor ortada ama ne zaman buraya ulaşacaklar, kimse bilmiyor. Böyle beklerken hava kararıyor, gece oluyor. Bizim otobüse 10 dakika yürüyüş mesafesindeki mola yeri lokantasına gidip karnımızı doyurabiliyoruz neyse ki. Gecenin ilerleyen saatlerinde bu lokantanın tuvaleti, bizimle birlikte trafikte bekleyen yüzlerce araçtaki insanların uğrak yeri haline geliyor. Gecenin iyice ilerleyen saatlerinde tahminimce insanların çoğu lokantaya bile gitmeye gerek görmüyorlar bu ihtiyaçlari için, etraf nasıl olsa karanlık. (Böyle tatsız detaylar verdiğim için üzgünüm ama Nepal’de sırt çantalı geziye çıkacakların karşılaşabilecekleri ve hazırlıklı olmaları gereken durumları yazmak faydalı olur gibi geliyor bana). Ben iyice hastalanmış durumdayım, 40 derece ateşim var ve otobüsün daracık rahatsız koltuklarında kıvrılıp uyumaya çalışmaktan başka yapacak bir şey yok. Bu şekilde sabah oluyor, hala trafikte bir kıpırtı yok. Sonunda Til, otobüste tanıştığımız Bangladeş’li bir kaç gençle kayanın düştüğü yere gidip olay yerinden canlı bilgi almaya karar veriyor. Bir saat kadar sonra dönüyorlar. Til’in söylediğine göre yol tamamen kapalı, kaya çok büyük. Çalışma ekipleri henüz olay yerine gelmişler ve ellerindeki cılız bir kırma aletiyle yavaş yavaş kayayı yok etmeye çalışıyorlar. Herhalde iki günü bulur bu kayayı bu şekilde etkisiz hale getirmeleri. Beklemek istemeyen bazı yolcular kayanın etrafından dolaşıp öbür tarafa geçmenin bir yolunu bulmuşlar ama. Kayanın hemen yanından yukarı doğru yükselen sarp ve dik bir tepe var. Bu tepeyi tırmanip öbür tarafa geçmek mümkün. Çantalarımızı alıp otobüsten ayrılıyoruz, ben hasta halimle göze almışım bu yokuşu tırmanmayı. Bangladeşli arkadaşlarımızın eşleri topuklu ayakkabı ve sandaletlerine şöyle bir bakıp biz gelemeyiz diyorlar.

Olay yerine ulaşınca, yokuşu görüyorum ve tüm kendime güvenim kayboluyor. Yokuş filan değil, bildiğin tepe. Yağmurdan dolayı da tırmanış yolları çamurlu, kayıp düşme riski yüksek. Orada bizim gibi dikilip yokuşu süzmekle meşgul bir kaç başka sırt çantalıyla tanışıyoruz, Alman gençler. Kayanın öbür tarafından bu tepeyi dolanıp bizim tarafa ulaşan bir kaç Nepal’li yolcuya soruyoruz, nasıl tırmanış yolu diye, bana ve diğer Alman kıza bakarak, boşverin, hiç kalkışmayın, yolun açılmasını bekleyin diyorlar. Ama bizde daha fazla bekleyecek hal kalmamış, hep birlikte tırmanışa geçmeye karar veriyoruz. Sonrası hayatımın en zor, en korku dolu ama bitirdiğimde en gurur duyduğum tırmanışı oluyor. Neyseki yardımımıza olay bölgesinde ekmek paralarını kazanmaya gelmiş bir kaç Nepal’li çocuk yetişiyor. 12-13 yaşlarındalar, ayaklarında naylon terlikler var ve o yokuşu tırmanırken benim ve diğer Alman kızın hayatını kurtarıyorlar resmen, çok yardımcı oluyorlar bize. Kayanın öbür tarafına indiğimizde hepimiz kan ter, çamur içindeyiz ama acayip de mutluyuz. Adrenalinden ötürü bende hastalık filan kalmamış, bir tepe daha olsa tırmanacağım neredeyse. Hemen bir otobüse atıyoruz kendimizi ve 3-4 saat sonra nihayet Kathmandu’ya varıyoruz, neredeyse 20 saatlik bir gecikmeyle. Bir de yolun açılmasını bekleseydik, ne zaman varırdık, düşünmek bile istemiyoruz.

Kathmandu yolları taştan

Kathmandu yolları taştan

Kayanın öbür tarafına geçme çabalarımız... Bu arada kendi derdini unutup bizim fotoğraflarımızı çekmeye çalışan tırmanış grubu arkadaşımıza saygılar :)

Kayanın öbür tarafına geçme çabalarımız… Bu arada kendi derdini unutup bizim fotoğraflarımızı çekmeye çalışan tırmanış grubu arkadaşımıza saygılar 🙂

Kathmandu’da eski şehre yakın ve genelde gezginlerin tercih ettiği Thamel bölgesinde Family Peace Guesthouse adlı bir otele yerleşiyoruz. Ve sınır kasabasındaki ilk şaşırtıcı tecrübeden sonra burada artık emin oluyoruz: Nepal’de oteller ve pansiyonlar, Hindistan’a kıyasla çok daha ferah, temiz, sevimli ve ucuz. Geceliği 5-6 Euro’ya geniş, sıcak suyu olan ve Kathmandu vadisi manzaralı bir terasa açılan şirin bir oda tutuyoruz.

Kathmandu bir turist cenneti ama aynı zamanda da tarihi ve kültür dokusu bozulmamış bir şehir. Neredeyse bir haftaya yakın kalıyoruz burada, hem iyice dinlenip kendimize geliyoruz, hem de bu arada dönüş uçağımıza binmek için Hindistan’a yeniden girebilmek amacıyla tekrar Hindistan vizesi çıkarttırıyoruz.

Kathmandu’da ve yakınlarında mutlaka görülmesi ve yapılması gerekenler:

  • Durbar Meydanı: Eski şehrin merkezindeki bu tarihi meydanda Nepal mimarisinin en güzel örnekleri, ayrıca 6 yaşındaki yaşayan tanrıça Kumari Devi’nin evi ve çeşitli müzeler var. Meydana giriş ücreti olarak 2-3 Euro ödenmesi gerekiyor. Tam orada olduğumuz günlerde şansımıza Nepal’in ünlü Jatra Festivali vardı ve Durbar Meydanı’nda toplanan binlerce kişi ile birlikte uzaktan da olsa çocuk tanrıça Kumari Devi’yi görme şansımız oldu. Kumari Devi geleneği çok ilginç, bu çocuk tanrıçalar ergenlik çağına gelince yerlerini bir sonraki çocuk tanrıçaya bırakıp emekli ediliyorlar. Kumari çocuk tanrıçaların hikayesi için Türkçe kaynak malesef bulamadım ama İngilizce versiyonu burada.
  • Monkey Temple (Maymun Tapınağı) olarak da bilinen Swayambhunath Tapınağı
  • Kathmandu yakınlarındaki, otobüs ile yarım saatte ulaşılan Pashupatinath ve Boudhanath: Pashupatinath’ta Kathmandu’nun en eski Hindu tapınağı bulunuyor. Boudhanath ise stupalarıyla meşhur (Budizm inancına göre içinde kutsal emanetler saklanan dini anıt) ve Tibet manastırlarına da ev sahipliği yapan kutsal bir eski şehir.
  • Kathmandu’ya otobüsle 40 dakika mesafedeki, muhteşem Newari mimarisiyle büyüleyen Bakthapur şehri: Bu şehre giriş ücreti olarak 10 dolar ödemek gerekiyor. Şehre ayakbastı parası mı olurmuş dediğinizi duyar gibiyim ama inanın ki değer. Saatlerce yüzyıllar öncesinden kalma sarı sokaklarında dolanıp durduk evlere, tapınaklara hayran kalarak. Şehre motorlu araç girmesi yasak, bu da atmosferi daha güzelleştiriyor tabii. Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki bu şehir mutlaka ziyaret edilmeli.
  • Kathmandu’nun en meşhur sokağı, Freak Street: Kathmandu’nun Hippi akınına uğradığı 60 ve 70’li yıllarında çiçek çocukların uğrak mekanı olan bu sokakta bu gün hala uzun saçlı, şalvarlı, dövmeli dede ve nineleri görmek mümkün. Eski günleri yad etmeye geliyorlarmış. Tabii bunun yanısıra pek çok turist, sırt çantalı gezgin ve Nepal gençliğininin de uğrak yerlerinden. Kafeleri, barları, ucuz büfe ve restoranlarıyla görülmeye değer.
  • Tabi ki Alışveriş!: Kathmandu tam bir alışveriş cenneti. Hindistan’daki hayalkırıklığımı burada fazlasıyla telafi ediyorum. Hadi ben neyse ama Til bile kendini kaybediyor ucuz ve çok çeşitli, hem de kaliteli tekstil ve outdoor ürünleri arasında. Kathmandu’da çok gelişmiş bir taklit outdoor ekipmanı pazarı var. North Face, Mammut gibi pahalı markaların iyi kaliteli taklitleri her yerde. Sırf tekstil ürünleri değil, uyku tulumundan Nepal motifi oymalı masaya kadar her şeyi alıyoruz, bunları Almanya’ya nasıl taşıyacağımızı bile düşünmeden 🙂
  • Newari gecesi: Thamel bölgesinde Newari gecesi düzenleyen pek çok turistik restoran var. Normalde biz bu tip turistik gecelere pek katılmayız ama Newari kültürünü ve yemeklerini merak ettiğimiz için deneyelim diyoruz: Nepal geleneksel müzik ve dansları eşliğinde Nepal yemeklerinden oluşan bir menü (Thal, momo ve çeşitli mezeler).
  • Ve tabi ki yogayı unutmamak lazım! Nepal usülü Yoga: Otelimiz Family Peace Guesthouse’un bir alt sokağında, malesef şimdi adını unuttuğum, ufak bir yoga stüdyosu buluyorum. Sabah ve öğleden sonra yoga kursları var. Burada 3 yoga dersine katılma fırsatım oluyor ve her seferinde sınıftaki tek öğrenci benim. Bu ödediğim fiyatı artırmıyor ve yoga hocasıyla özel ders yapmamı sağlıyor. Yoga hocası Nepal’li bir bayan ve her dersimize ısınmak için Madonna, Kylie Minogue şarkıları eşliğinde 5-10 dakika aerobik yaparak başlıyoruz. Bunun, bu hocanın kendine özgü bir uygulaması olduğunu sanıyordum ama çok sonraları, Nepal’e gidip yoga yapan başka arkadaşlarla da konuştuğumda öğreniyorum ki hepsi bu disko-aerobik ısınma yöntemini bizzat yaşamışlar 🙂 Kathmandu’daki bu üç günlük yoga tecrübem de çok keyifli ve öğretici oluyor.

Kathmandu’da iyice dinlendik, yedik içtik, alışverişimizi de yaptık. Artık Annapurna yürüyüşümüze başlangıç durağımız olan Pokhara’ya doğru yola çıkma vakti geldi!

Boudhanath'taki meşhur Stupa

Boudhanath’taki meşhur Stupa

Bakhtapur - Potters Square (Çömlekçiler Meydanı)

Bakhtapur – Potters Square (Çömlekçiler Meydanı)

Bhaktapur Sokakları

Bhaktapur Sokakları

Bhaktapur Meydan

Bhaktapur Meydan

Bhaktapur Sokakları

Bhaktapur Sokakları

Newari usülü masa tenisi - Bhaktapur

Newari usülü masa tenisi – Bhaktapur

Kathmandu Vadisi

Kathmandu Vadisi

Alışveriş Çılgınlığı

Alışveriş Çılgınlığı

Durbar Meydanı

Durbar Meydanı’nda Jatra Festivali

Darjeeling’e İki Bilet, Biraz da Yağmur Altında Sikkim

Standard

13 – 17.09.2010

Adını ilk kez yıllar önce bir İstanbul Film Festivali’nde izlediğim Darjeeling Ltd. adlı filmde duymuştum Darjeeling’in. Uzun ve çok duraklı bir yolculuk yapıyoruz bu şehre varmak için. Önce Kalküta’dan bir gece treni ile Siligrui’ye varıyoruz. Siligrui’den bir cip ile Kurseong’a geçiyoruz. Artık Batı Bengal eyaletindeyiz. Burada muson yağmuru sezonu tüm gücüyle başladığı için yollar çamur deryası, trafik sıkışık, yer yer toprak kaymaları, kazalar görülüyor. Yine de cip yolculuğumuz yemyeşil ormanlar arasında ve uzakta dağ manzaralarıyla gayet güzel geçiyor.

Siligrui - Darjeeling Dolmuşları :)

Siligrui – Darjeeling Dolmuşları 🙂

Darjeeling trenini beklerken

Kurseong, Darjeeling’e gitmek için binilecek meşhur buharlı trenin kalkış istasyonu. Aynı zamanda da bir çay yetiştirme merkezi. Dünyaca meşhur Darjeeling çaylarını duymuştum tabii ama Kurseong’un da en az Darjeeling kadar büyük çaplı bir çay üretim merkezi olduğunu öğreniyoruz burada. Civarda pek çok çay tarlası ve üretim merkezi var. Kurseong’a iner inmez ana tren istasyonundan Darjeeling Himalayan Railway olarak bilinen meşhur buharlı tren için biletlerimizi alıyoruz. Tren kalkış saatine 3-4 saat var, bu arada biraz Kurseong’u gezelim diyoruz ve ilk iş ziyaret edebileceğimiz bir çay üretim fabrikası aramaya başlıyoruz. Rehberimizde tavsiye edilen çay fabrikaları istikametinde yağmur altında bayağı bir yol yürüyüp bir türlü rehberde bahsi geçen fabrikayı bulamıyoruz. Sonunda büyük bir çay üretim tesisinin önüne geliyoruz: Castletown. Ama kapılar kapalı. Biz tesis etrafinda dolanıp giriş nerede bulmaya çalışırken içeriden bir görevli çıkıyor ve o gün fabrikanın kapalı olduğunu söylüyor. Ama sonra yağmur altında ıslanmış halimize ve acıklı bakan gözlerimize dayanamayıp ‘hadi gelin, ben size biraz gezdireyim madem fabrikayı’ diyor. Yarım saat boyunca bize çayın tarihçesi, ekilişi, toplanışı, üretimi ile ilgili bilgiler veriyor. Bu fabrikanın aynı zamanda Dalai Lama’ya da çay verdiğini öğreniyoruz ve hemen kendimiz için bir kilo çay alıyoruz. Tüm yolculuk boyunca bu bir kiloyu yanımızda taşıyacağız ama Dalai Lama ile aynı çayı içiyoruz diyebileceğiz en azından eşe dosta 🙂 Fabrika ziyareti sonrası Kurseong’un merkezine 15 dakikalık bir mesafede olan Eagle’s Crag adlı güzel dağ manzaraları olan tepeyi ziyaret edip (ama yağmurlu ve kapalı hava yüzünden dağ manzarası filan göremeyip), Kurseong sokak satıcılarından gezimizin en lezzetli momolarını yiyip, kendimizi buharlı trene atıyoruz.

Fabrikada çay demleme dersi

Fabrikada çay demleme dersi

Buharlı trenimiz hareket öncesi hazırlıklarında

Buharlı trenimiz hareket öncesi hazırlıklarında

Buharlı trenle Darjeeling’e yolculuk çok nostaljik. Harika orman ve dağ manzaraları arasından saatte 10-15 kilometre hızla ilerliyoruz. Rehberde 4 saat sürdüğü söylenen yolculuk 8 saat sürüyor. Hep mi böyle bilmiyoruz ama o gün, buharlı trenimiz her 15-20 dakikada bir duruyor. Tam anlamıyoruz ama bir arıza olduğunu tahmin ediyoruz. Tren görevlileri her duraklamada ön lokomotiften bir yığın kül boşaltıp tekrar kömür dolduruyorlar. Darjeeling’e vardığımızda hava kararmış, yol boyunca açık camlardan yüzümüze gözümüze yapışan kül ve is sayesinde biz de kararmış durumdayız. Ama bu yolculuk 8 saat de sürse yapmaya değerdi.

Darjeeling 2100m yükseklikte, etrafı çay ekim alanlarıyla ve güzelim Himalaya manzaralarıyla çevrili, Bati Bengal’in incisi. Ne yazık ki biz burayı muson zamanı ziyaret ettik ve burada bulunduğumuz sürece hava sürekli yağmurlu ve kapalıydı; özellikle gün doğumu ve batımında muhteşem olduğu söylenen Himalaya zirve manzaralarını bir türlü göremedik. Darjeeling’de Bellevue Hotel’de kalıyoruz, ahşap, nostaljik, temiz ve geniş odaları ve harika bir teras manzarası var (tabii açık ve bulutsuz havalarda). Şansımıza bir sabah hava fazla bulutlu olmadığında, bu terastan gün doğumunu izleyip uzaktaki Khangchendzonga (nasıl telafuz edildiğinden halen tam olarak emin değilim; Hindistan’in en yüksek zirvesi, dünyanın üçüncü en yüksek dağı) zirvesini bir parça görebiliyoruz. Darjeeling’de geçirdiğimiz birkaç gün boyunca bol bol etraftaki kafelerde Darjeeling çayı içiyoruz, hava koşulları elverdiğince kısa yürüyüşler yapıyoruz ve bu arada Sikkim eyaletine geçiş izinlerimizi alıyoruz. Sikkim gezginler arasında harika doğası ve manzaralı yürüyüş yolları sebebiyle popüler bir destinasyon. Bu bölgeye giriş için önceden resmi izin çıkarttırmak gerekiyor. Darjeeling’teki resmi izin bürosuna birer adet fotoğraf ve pasaportlarımızı veriyoruz, bir iki saat içinde izinlerimiz hazır.

Darjeeling’e eğer doğru zamanda gittiyseniz, yapılacak çok şey var burada:Dağ manzaralı yürüyüşler, 11km güneydeki Tiger Hill’den gün doğumunu izleme, meşhur buharlı Darjeeling treniyle bir iki saatlik gezinti, rafting. Biz malesef yağmur sezonuna denk geldiğimiz icin yürüyüş yapmak zor, kapalı havada dağ manzaralarından eser yok, e buharli trene de Kurseong’dan gelirken bindik zaten. Sonuçta Darjeeling’te biraz tembellik edip, bu şirin çay kentinin tadını dinlenerek çıkarıyoruz. İlk Bollywood filmimizi buradaki modern bir sinemada izliyoruz ve çoook eğleniyoruz. Hafiften bizim eski Türk filmlerini andırıyor Da Bhang adlı bu film ama daha fazla gözyaşı ve dans var. Film Hintçe, İngilizce altyazı yok ama neler olup bittiğini gayet iyi anlıyoruz 🙂

Sikkim izinlerimizi alırken amacımız bu bölgede biraz trekking yapmak ve  bir iki güzel şehrini ziyaret etmekti. Ama sürekli yağan yağmur bizi daha yola çıkmadan yıldırıyor. Sürekli hafif nemli durumdayız, biz, çantalarımız, oteldeki yatak yorgan; havadaki nem yüzünden hiç bir şey tam olarak kurumuyor. Bir de Sikkim’deki şehirler arasındaki ulaşımın toprak kayması, yol kapanması gibi sebeplerle zorlaştığını duyunca, hava raporları da önümüzdeki uzunca bir süre boyunca sadece yağmur gösterince Sikkim gezimizi kısaltmaya karar veriyoruz. Sikkim’de sadece bir gece Namchi’de kalıyoruz. Namchi’de bir tepe üzerine kurulu 45m yüksekliğindeki dev Buddha heykelini (Padmasambhava) ziyaret ettikten sonra Nepal sınırına ulaşmak üzere yollara düşüyoruz.

Bekle bizi Kathmandu!

Buharlı trenden manzaralar...

Buharlı trenden manzaralar…

Trenimiz kasabaların içinden geçerken

Trenimiz kasabaların içinden geçerken

Darjeeling'de çay keyfi

Darjeeling’de çay keyfi

Hotel Bellevue terasından gün doğumu

Hotel Bellevue terasından gün doğumu

Namchi'deki dev Buddha heykeli, yagmur altinda daha bir kasvetli

Namchi’deki dev Buddha heykeli, yagmur altinda daha bir kasvetli

Sikkim'deki dolmuş-ciplerde seyahat. Arka koltuğu yedilemiş durumdayız :)

Sikkim’deki dolmuş-ciplerde seyahat. Arka koltuğu yedilemiş durumdayız 🙂

Muson döneminde Sikkim'de yolların durumu

Muson döneminde Sikkim’de yolların durumu

 

Hindistan Günlükleri kategorisindeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayın!