Kamboçya’da Son Duraklar: Meşhur Sihanoukville Sahilleri ve Sınır Şehri Krong Koh Kong

Standard

Kamboçya’daki son duraklarımız, ülkenin en turistik plaj şehri Sihanoukville ve mangrov ormanlarıyla meşhur, aynı zamanda Tayland’la sınır şehri olan Krong Koh Kong.

Sihanoukville’ e gitmek için Tavşan Adası’ndan Kep’e geri dönüyoruz, amacımız Kep’ten bir otobüs yakalamak. Ama Kep’e varınca Sihanoukville’e ilk otobüsün öğleden sonra olduğunu öğreniyoruz, bu en az 3-4 saat beklemek demek. Tavşan Adası’ndan arkadaşlarımız Marco ve Adi oturup beklemeye karar veriyorlar ama bizim yolculuk felsefemiz: Bekleme, bulduğun ilk vasıtayla devam et. Yoldan geçen ilk otobüse atlayıp Kampot’a geri dönüyoruz, Kampot’tan Sihanoukville’e bir otobüs bulabilme umuduyla. Kampot’ta bir anda bastıran muson yağmuru altında bir süre dolaşıp sırılsıklam olduktan sonra, Sihanoukville’e o anda bulabileceğimiz tek toplu taşıma aracının eski bir taksi olduğu kesinleşiyor. Bu küçük arabada şöförle birlikte tam 8 kişiyiz. Til’le ön koltuğa sıkışmış vaziyette 2 saatlik bir yolculuktan sonra Sihanoukville’e varıyoruz.

Bir taksiye kaç kişi sığar? Arkadaki  teyzelere sonradan bir adam ve çocuğu da eklendi :)

Bir taksiye kaç kişi sığar? Arkadaki teyzelere sonradan bir adam ve çocuğu da eklendi 🙂

Sihanoukville oldukça popüler bir sahil şehri. Tavşan Adası’nın huzur verici sakinliğinden sonra, burası biraz fazla turistik, biraz fazla kalabalık geliyor bana. En meşhur plajı, şehir merkezine çok yakın olan Serendipity Beach. Bu plaja inen sokak üzerinde pek çok otel ve pansiyon var ama fiyatları şehrin diğer bölgelerine göre daha pahalı tabii ki. Biz, biraz daha iç kısımlarda ama yine de plaja 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan G.B.T Guesthouse’a yerleşiyoruz (Bu bungalov zincirinden şehirde üç tane var, bizim seçtiğimiz 23 Tola Street adresinde olan). Klimalı, geniş, rahat bir odaya 12 Dolar öduyoruz ki Sihanoukville standartlarında oldukça iyi bir fiyat bu. Otele yerleştikten sonra ilk iş etrafi keşfe çıkmak oluyor. Serendipity Plajı civarındaki sokaklarda biraz geziniyoruz. Anlaşılan Sihanoukville’de tüm günü plajda geçirmek dışında yapılabilecek pek bir şey yok, bir de acentalardan ayarlayabileceğiniz çeşitli günü birlik turlarla civar adalara geziler, dalış ve şnorkel turları yapabilirsiniz. Til, acentaların birinden ertesi gün için Koh Rong Adası’na günübirlik şnorkelle dalış turu ayarlıyor.

Serendipity Plajı

Serendipity Plajı

Akşam üzeri Serendipity Plajı kenarında yer alan ve masalarıyla neredeyse kumsalı işgal etmiş olan onlarca restorandan birini seçiyoruz akşam yemeği için. Kumsalı işgal etmişler, evet, ama bu küçük bambu koltuklarda oturup, denize sıfır, çıplak ayaklarımız beyaz kumların üzerinde, güneşin batışını seyrederken bir yandan da denizden taze çıkmış akşam yemeklerini yemenin keyfi bir başka. Tam yemeklerimiz gelmişken, Adi ve Marco’yu görüyoruz, bize katılıyorlar akşam yemeği için. Kep’te, otobüs arıza yapıp geç geldiği için neredeyse tüm gün otobüs beklemek zorunda kalmışlar. Bir kez daha ispatlanıyor tezimizin doğruluğu: Bekleme, bulduğun ilk vasıtayla devam et 🙂

Serendipity Plajı'nda Akşam Yemeği

Serendipity Plajı’nda Akşam Yemeği

İkinci günümüzde Til sabah erkenden Koh Rong Adası’na doğru yola çıkıyor tur grubu ile birlikte. Ben ise Sihanoukville’de kalıp, tüm günü plajda yatarak geçiriyorum. Yolculuğun sonlarına geldikçe, yol yorgunluğu kendini göstermeye başladı. Akşam yemeği için Til’le yeniden bir araya geldiğimizde Koh Rong raporunu alıyorum kendisinden. Tekne yolculuğu çok uzun sürmüş, öğle molası da araya girince dalış için çok da fazla vakit kalmamış. Ama dalış esnasında ilginç balıklar, güzel mercanlar görmüşler.

Ertesi sabah, Kamboçya’daki son durağımız olan Koh Kong şehrine doğru yola çıkıyoruz (Otobüs biletlerini kaldığımız otelden ayarladık, kişi başı 7 Dolar). Öğleden sonra saat 13 gibi Koh Kong’dayız. Muson yağmuru yine tüm hızıyla bastırmış durumda. Kamboçya’nın güneyine indikçe yağmurların sıklığı ve şiddeti mi artıyor, yoksa muson mevsimi kendini iyice göstermeye mi başladı emin değiliz.

Krong Koh Kong bir sınır şehri. Turistlerin genelde buraya geliş sebebi ya Tayland’a sınır geçişi yapmak ya da Koh Kong Conservation Corridor adı verilen ve Güneydoğu Asya’nın en büyük mangrov ormanlarını içine alan doğal parkı ziyaret etmek. Çok küçük bir şehir merkezi var, otel ve pansiyonların, restoran ve kafelerin sayısı diğer Kamboçya şehirlerine göre oldukça sınırlı. Son derece modern, havuzlu, lüks sayılabilecek bir otel olan Apex Koh Kong’da geceliği sadece 13 Dolar’a güzel bir oda tutuyoruz. Böyle lüks görünümlü bir otelin fiyatının bu derece düşük olması ilginç. Ölü sezona bağlıyoruz yine bu durumu. Koh Kong’daki ilk günümüzde sürekli yağmur yağıyor. Şehri turluyoruz biraz, bol bol durian alışverişi yapıyoruz, pazardaki kızartılmış muzların ve çeşitli ayaküstü yiyeceklerinin tadına bakıyoruz.

Geceliği sadece 13 dolar olan lüks ve havuzlu otelimizdeki oda. Gerçi yağmur; yüzünden havuzun tadını çıkaramadık ama neyse.

Geceliği sadece 13 dolar olan lüks ve havuzlu otelimizdeki oda. Gerçi yağmur yüzünden havuzun tadını çıkaramadık ama neyse.

Bir sonraki gün için meşhur mangrov ormanlarını gezmeyi planladık, hatta bunun için bir tuk-tuk şöförü ile anlaşıyoruz. Ama sabah uyanıp da bir önceki günden daha karanlık ve yağmurlu bir muson havası ile karşılaşınca hayalkırıklığına uğruyoruz biraz. Yine de vazgeçmeyip tuk-tuk şöförümüzle birlikte mangrov ormanlarını görebileceğimiz Prem Krasaop isimli park alanına gidiyoruz. Girişte küçük bir ücret ödeyip biletlerimizi aldıktan sonra, şöför-rehberimiz önde biz arkada başlıyoruz mangrov ağaçları arasında gezinmeye. Ancak sadece yanlış hava koşulları değil, günün yanlış saatine de denk getirmeyi başarmışız bu ziyareti. Mangrov ağaçları, sulak yerlerde ve bataklıklarda yetişen, kökleri suyun içinde olan ağaçlar. Muson yağmurları ile nehirdeki su seviyesi yükselince ağaçlar, nehrin içinde çok güzel bir görüntü oluşturuyorlar. Biz sabah erken ve yağmurlar yeni yeni başlamışken gittiğimiz için, su seviyesi henüz yüksek değil. Yine de hoş bir görüntüsü var bu ilginç ağaçlarla kaplı parkın. Yağmur giderek hızlandığı, hava giderek karardığı için planladığımız bot turunu yapamıyoruz malesef. Bir iki saatlik bir yürüyüşten sonra otelimize geri dönüyoruz.

Mangrov ağaçları arasında yürüyüş

Mangrov ağaçları arasında yürüyüş

Yağmur belki durur umuduyla bir süre tekne turu hareket noktasında bekledik. Durmadı.

Yağmur belki durur umuduyla bir süre tekne turu hareket noktasında bekledik. Durmadı.

IMG_10628

IMG_10617 IMG_10620

Ertesi gün sabah erkenden, otelimizin yakınından ayarladığımız bir taksi tuk-tuk ile (7 dolar) Kamboçya-Tayland sınırına gidiyoruz, Tayland’a geçiş yapmak için. Koh Kong tarafında 15-20 dakikalık bir beklemeden sonra çıkış işlemleri tamam ve Tayland tarafındayız. Tayland tarafındaki giriş işlemleri ise daha da hızlı bir şekilde ilerliyor. Bu arada Tayland’a kara yolu ile giriş yapanların bilmesi gereken çok önemli bir nokta: Kara sınırı girişlerinde size verilecek olan vize sadece 15 günlük. Tayland’a havayolu ile varıyorsanız ise bu süre 30 gün.

Tayland tarafındaki sınır şehrinde, bir sonraki büyük şehir olan Trat’a düzenli minivan ve minibüs seferleri mevcut. Biz de hemen Trat’a devam edip, buradan da bizi Bangkok’a götürecek bir otobüs buluyoruz kolaylıkla.

Seyahatin bundan sonraki kısmında yalnızım! Til, Bangkok’tan Almanya’ya uçacak, bense Koh Phangan Adası’nda bir haftalık bir maceraya devam edeceğim. Bir sonraki yazımızda Koh Phangan’dayız!

Güney Asya Günlükleri kategorisindeki diğer yazılar için tıklayın!

Reklamlar

5 responses »

  1. Kamboçya’ya şimdi dönüp bakıyorum de ne de huzur verici bir yermiş. Sade, sakin ve dingin bir yer. Dünyanın diğer yerleride alışa geldiğimiz yaşamdan uzak sanki. Bu durumu ilk başta biraz yadırgamıştım. Sıkıntı verici, sıradan diye, ancak şimdi geriye dönüp bakıyorum ve tekrar orada olmak istiyorum.

    • Kesinlikle katiliyorum Kemal ve ayni hisleri ben de simdi donup Kambocya notlarima ve fotograflarina baktikca yasiyorum. Guneydogu Asya’ya donmeyi bu kadar cok isteme sebeplerimden birisi kesinlikle Kambocya.

      Sevgiler

      • Merhaba. Yazınızı okudum. Fotoğraflarınızı gördüm. Çok güzel bir gezi olmuş. 2 defa ben de ttek başına Taylkand’a gitmiştim. Bu kez, Kamboçya’yı da gezmeyi düşünüyorum.:) Sarırım Kamboçya, Tayland’dan daha ucuz bir ülke. Daha doğal ve daha sakin bir ülke olduğunu düşünüyorum Kamboçya’nın 🙂

      • Merhabalar,
        Kambocya gercekten de Tayland’dan daha az turistik (tabi Angkor Tapinaklari’nin oldugu Siem Reap sehri haric), daha ucuz ve kendi halinde bir ulke. Ben cok sevmistim Kambocya’yi, insanlarini. Siem Reap, Phnom Penh, Battambang sehirlerini ve guneydeki ada ve sahillerini ozellikle tavsiye ederim. Simdiden iyi yolculuklar! 🙂

        Şilan

  2. Evet kambocya dedikleri gibi Cennet bir yer simdi siem riep teyim Yarin butun gun Angkor wat dunyanin en buyuk tapinsgini gezdim ten sonra sihounville ordan lo Chang sonra Istanbul ve alanya boylece 60 gunluk says gezdim in bu bolunur bi sene bite cel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s