Category Archives: Hindistan Günlükleri

Hindistan’da gezip gördüklerim, yiyip içtiklerim, yapıp yapamadıklarım..

Rishikesh, sevgilim…

Standard

24-28.08.2010

İlk görüşte aşka inanırım ben. Üstelik insanın sadece başka bir insana değil, bir eve, bir kitaba, bir şehre de ilk görüşte aşık olabileceğine… Rishikesh benim Hindistan hikayemdeki yıldırım aşkım oldu.

Muson yağmuru altında hüzünlü ve güzel Rishikesh

Muson yağmuru altında hüzünlü ve güzel Rishikesh

Amritsar’dan 14 saatlik çetin ve heyecanlı bir otobüs yolculuğundan sonra- şöförümüz Formula 1 yarışçısı gibi, yollara yol demeye bin şahit ister, Til tüm gece gözünü kırpmıyor korkudan, ben bizim İstanbul minibüs şöförlerinden mi alışmışım nedir, gayet rahat uyuyorum- Rishikesh’e varıyoruz. Sisli puslu bir muson yağmuru sabahı ve hayretle bakakalıyorum böyle bir sabahta bile güzel görünmeyi başaran bu şehre.

60’lı yıllarda Beatles grubu üyeleri bir süre boyunca Rishikesh’de bir gurunun aşramında meditasyon eğitimine katılmışlar ve rivayete göre pek çok ünlü şarkılarını da bu dönemde yapmışlar. Hint spiritüel akımlarının batı dünyasına taşınmasında da Beatles’ların çok etkisi olduğu söyleniyor. Beatles grubu üyelerinin kaldığı bu aşram günümüzde ziyarete kapalı. Ama Rishiskesh’te yoga ve meditasyon, budizm ve hint felsefesi öğrenebileceğiniz bir çok başka aşram mevcut.

Rishikesh iki ana bölgeye ayrılmış durumda; kalabalık ve pek de çekici olmayan merkez ve daha kuzeyde Ganj kenarında bulunan Himalaya manzaralarıyla çevrili güzeller güzeli, bizim de konakladığımız bölge. Ganj nehrinin ikiye böldüğü kuzeydeki bu bölgenin iki yakasını Ram Jhula ve Lakshman Jhula köprüleri birleştiriyor. Her iki köprü de maymunların işgali altında… Korkuluklara tırmanan, insanların arasında koşturan bir dolu maymun ve aralarında yürüyen renkli sarili kadınlar, hint münzevileri (sadular) ve tabii ki kutsal inekler ile bu iki köprü sürekli canlı, renkli, şenlikli bir manzara oluşturuyor. Rishikesh turistler için bir cennet. Hem yoga, meditasyon, müzik ve dans kursları, bir çok konaklama imkanı, her zevke göre (hatta pizza, hamburger gibi batılı yemekleri bile bulabileceğiniz) restoran ve kafeleri ile konforlu, hem de saduları, aşramları, kutsal nehri ziyarete ve ibadete gelmiş yerli halkı ile otantik ve doğulu…

Biz geleneğe uyalım ve hazır Rishikesh’e gelmişken bir aşramda kalalım dedik. Aşram bilgelerin inzivaya çekilmek ve eğitim için kullandıkları yer anlamına geliyor ama Rishikesh’te aşramlarin ikinci bir rolü daha olmuş: turistik tesis. Çok cüzi bir miktar gecelik konaklama ücreti ödeyerek bu aşramlarda, ibadete ve inzivaya gelmiş yerli halkla bir arada kalabiliyor, aşramların sunduğu yoga, meditasyon, reiki gibi derslerden faydalanabiliyorsunuz.  Bir iki aşram gezdikten sonra Lakshman Jhula’daki Sri Sant Sewa Aşram’da karar kılıyoruz. Aşram’da her bütçeye göre oda var, biz geceliği 7 Euro olan orta bütçelilerden bir tane istiyoruz. Geniş, ferah, gayet basit döşenmiş ama temiz ve en önemlisi terasa açılan ve harika Ganj nehri manzarası olan bir odayla karşılaşınca, benim de zaten Rishikesh’e gönlümün kaymış olmasının etkisiyle, burada planladığımızdan biraz daha fazla kalmaya karar veriyoruz. iki aylık gezimize Hindistan ve Nepal’de bir çok yer sığdırmak ve arada Andaman adalarında tropik bir de tatil yapmak istediğimiz için normalde bir şehirde iki geceden fazla kalmak lüks bize. Ama Rishikesh’e 4 gece helal olsun diyoruz. Ve bu 4 gece 5 günde neler mi yapıyoruz?

Rishikesh'e varış ve karşılama komitesi

Rishikesh’e varış ve karşılama komitesi

Aşramımızın terasından Rishikesh manzarası

Aşramımızın terasından Rishikesh manzarası

Öncelikle ben nihayet bol bol yoga yapma fırsatı buluyorum. Kaldığımız aşramda sabah, öğle, akşam günde üç kez yoga dersleri var. Sabah 7’de kalkıp bir alt kattaki yoga sınıfına iniyorum, dersten sonra kendimizi lezzetli ve Rishikesh manzaralı bir kahvaltı için Devraj Coffee Corner’a atıyoruz. Buradaki yak peynirli sandviçlerin bağımlısı olduk, bir de çok lezzetli meyveli, yoğurtlu, ballı müslileri var Hint kahvaltılarından midesi yorulmuş olanlar için. Lakshman Jhula köprüsünün hemen kıyısında biraz yüksekçe bir yere kurulu olan bu kafede saatlerce oturup Ganj’ı, köprü üzerinden akıp geçen günlük hayatı ve karşı kıyıdaki 13 katlı ve şekerli-kremalı bir düğün pastasını andıran Shri Trayanbakshwar (biz aramızda kısaca pasta-tapınak diyorduk mecburen) tapınağını seyredebilirim. Kahvaltı sonrasında biraz şehrin sokaklarını, beyaz kumlu Ganj sahillerini, küçük dükkanları ve pazar yerlerini dolaşıyoruz, sonra yağmur başlıyor. Muson mevsimi burada da henüz devam ediyor ve her öğleden sonra bir iki saat mutlaka yağmur yağıyor. Yağmur başlayınca kendimizi aşramdaki teras odamıza atıyoruz. Yağmur altındaki sisli puslu, hüzünlü ve güzel Rishikes’i izliyoruz, pencere kenarına koyduğumuz muzları çalmaya çalışan maymunlarla kavga ediyoruz ve ikindi yogası öncesinde biraz kestiriyoruz. Şu ana dek ziyaret ettiğimiz diğer Hint şehirlerine kıyasla burada akşamları yapılacak daha fazla şey var. Her akşam denenmesi gereken bir sürü restoran ve kafe var. Bizim favorimiz ağaç ev şeklinde tasarlanmış ve harika manzaralı bir terası olan Little Buddha Cafe oldu ama burası aynı zamanda tüm sırt çantalı turistlerin de favorilerinden olduğu için yer bulma sorunu yaşanabiliyor. Yine Lakshman Jhula bölgesindeki Ganga Beach Restoran ve High Bank bölgesindeki Oasis Restoran tavsiye edilir.

Devraj Coffee Corner'dan Shri Trayanbakshwar (nam-ı diğer pasta tapınak) ve Lakshman Jhula köprüsü manzarasi

Devraj Coffee Corner’dan Shri Trayanbakshwar (nam-ı diğer pasta tapınak) ve Lakshman Jhula köprüsü manzarasi

Bazı tur acenteleri Ganj’da rafting, Himalayalar’a trekking gibi çeşitli organizasyonlar düzenliyor. Ama biz rafting sezonuna da (15 Eylül’den 30 Haziran’a dek) trekkinge de denk gelmedik malesef. Rafting için henüz erken, trekking için ise fazlasıyla yağmurlu bir hava vardı. Lakshman Jhula’ya yaklaşık bir saatlik yürüyüş mesafesindeki meşhur şelaleleri görelim dedik ama yağmur yüzünden şelalelere giden orman yolu da kapanmıştı, göremeden döndük. Yine de yürüyüş yolunun kendisi çok güzeldi, bir saatlik yürüyüşe değdi.

Gündüzleri sıcaktan bunalırsanız ve yeterince cesaretiniz varsa Ganj’ın bulanık sularında serinleyebilirsiniz. Yüzmek, özellikle muson döneminde akıntılar ve su seviyesinin yüksekliği sebebiyle tavsiye edilmiyor. Yerli halkın yaptığı gibi Ganj’da bir banyo yapmak ise sizin kendi seçiminize kalmış. Kutsal olan ve halkın içinde yıkandığı, suyunu içtiği ama aynı zamanda çamaşır bulaşıklarını yıkadığı, ölülerini içine saldığı bu nehre ben kendimi salamadım. Sadece kıyısında, şaşılacak derecede beyaz, yumuşak kumlu kumsalında yürüdüm. Til ise Ganj’a girip bir güzel yıkandı kutsal sularında.

Ganj'da serinleme zamanı

Ganj’da serinleme zamanı

Rishikesh’te Ganj nehrinin diğer kutsal şehirlerinde de (daha sonra Haridwar ve Varanasi’de de göreceğiz) olduğu gibi her akşam üzeri gün batımında Ganga aarti denilen dini tören uygulanıyor. Pek çok Hintli ve tabii ki seremoniyi görmek isteyen turistler Ganj kenarındaki Swarg bölgesinde Parmarth Niketan aşramı önünde toplanıyorlar. Mantralar ve müzik eşliğinde küçük çiçek buketleri içlerine konulmuş mumlarla birlikte Ganj nehrine bırakılıyor, bazen mantralar sonrası  turistler icin özel olarak programa sonradan eklendiğini tahmin ettiğim dini danslar yapılıyor. Çiçek buketleri satan çocuklardan bir buket alıp, içindeki mumu yakıp Ganj’a bırakırken, çıplak ayaklarımla sarili Hintli kadınlarla yanyana pasta-tapınak’ın 13 katını arşınlarken ama özellikle alnımın ortasındaki bindi ve şalvarımla pazaryerinde gezerken satıcılar benimle Hintçe konuşmaya başladığında kendimi iyiden iyiye bu şehre ait hissediyorum.

Ve ayrılırken veda etmiyorum zaten, tekrar görüşmek üzere Rishikesh, sevgilim…

Son olarak Rishikesh’te yoga yapmak isteyenlere birkaç not:

  • Bu şehir tamamıyla bir yoga cenneti. Çok ucuz fiyatlara, iyi hocalarla çalışmak mümkün. Sadece tek bir derse de katılabilirsiniz, bir haftalık, bir aylık ya da daha uzun süren programlara da. Ben çok pratik olduğu ve hocasından da memnun kaldığım için genelde kaldığımız aşramdaki yoga derslerine katıldım. Arada sırada diğer turistlerden duyduğumuz ya da rastgeldiğimiz başka hoca ve kursları da denedik, genelde memnun kaldım.
  • Hindistan’da Hintli hocalar eşliğinde yapılan yoga, bizim batıda yaptığımızdan daha yoğun geldi bana. Batılı hocalar çok hassas, dikkatli; benim derslerine katıldığım çoğu Hintli hoca ise hop diye ikiye katlayıveriyordu insanı. Abartıyorum tabi ama batıda bir senedir yoga yapıyor olmama rağmen Hindistan’da katıldığım kısıtlı sayıda yoga kursları sonunda çok kısa zamanda çok daha esnek olduğumu farkettim. Hintli hocalar kimin esnek ya da hareketi yapabilecek ama korkudan yapmıyor olduğunu farkedip ona göre sınırları zorluyorlar sanki. Gerçekten yapamayacak olana dokunmuyorlar zaten, incinen, sorun yaşayan hiç bir öğrenci görmedim katıldığım derslerde.
  • Diğer bir dikkatimi çeken nokta da – zaten artık yaygın olarak bilinen bir durum gerçi- yoga sınıflarındaki öğrencilerin hepsi yabancı turist, bir tane bile Hintli yoga öğrencisine rastlamadım. Hocalar Hintli, kurslara katılanlar yabancı turist. Adı duyulmuş hocaların sınıfları çok kalabalık oluyor; bir defasında meşhur ve de cidden çok iyi bir hocanın sınıfında neredeyse 50 kişi ile yoga yaptık. Kalabalık sınıflarda yoga yapmayı sevmeyenlerin göz önünde bulundurması gereken bir durum. Ama yüksek sezon değilse aşram yoga sınıfları çok kalabalık olmuyor genelde.
Aşram komşularımızın teras keyfi

Aşram komşularımızın teras keyfi

Hırsız komşumuz suç üstü yakalanınca bize bağırmaya başlıyor, hem suçlu hem güçlü :)

Hırsız komşumuz suç üstü yakalanınca bize bağırmaya başlıyor, hem suçlu hem güçlü 🙂

Şelalelere giden yolda dinlenme molası

Şelalelere giden yolda dinlenme molası

Ganga aarti törenini beklerken

Ganga aarti törenini beklerken

Lord Shiva

Lord Shiva

Little Buddha Cafe'nin terasından Rishikesh

Little Buddha Cafe’nin terasından Rishikesh

 

Hindistan Günlükleri kategorisindeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayın!

 

 

 

Altın Tapınak ve Sürgündeki Tibet Hükümeti: Amritsar ve Dharamsala

Standard

20 – 24.08.2010

Altın Tapınak

Altın Tapınak

Bikaner’den 14 saatlik bir tren yolculuğu ile Amritsar’a ulaşıyoruz. Amritsar demek biz turistler için Altın Tapınak demek. Artık prensler diyarı Rajasthan eyaletinden çıkmış bulunuyoruz; Amritsar Pencap (Punjab) eyaletinde bir şehir ve Sihizm (Sih Dini) için çok kutsal olan Altın Tapınak sebebiyle de sadece batılı turistlerin değil Sih dinine inananların da akınına uğruyor. Sihleri başlarının tepesindeki topuzu içine alacak şekilde bağladıkları türbandan ve genelde uzun sakallarından tanıyabilirsiniz.

Amritsar’ın gözbebeği Altın Tapınak, büyükçe bir gölün ortasına kurulmuş, cidden son derece etkileyici bir yapı. Biz orada kaldığımız iki gün boyunca (şehirde bunun dışında yapılacak ya da görülecek fazla bir şeyin olmamasının da etkisiyle) günün çeşitli saatlerinde dönüp dönüp Altın Tapınak’a gittik. Güneş ışığının geliş açısına göre değişen ışık oyunları altında tapınağın görüntüsü muhteşem. Sabah ayrı güzel, öğle saatlerinde, gün batımında, akşam ve gece ayrı… Biz önce tapınağın içinde yer alan yurtlarda kalmak istedik, tapınak yaşamını biraz tecrübe etmek için (çok çok ucuz fiyatların da etkisi olmadı değil). Malesef yer kalmamıştı. Altın Tapınak’a gelip de buradaki yurtta kalmak isteyenlerin önceden rezervasyon yaptırmaya çalışmasında fayda var. Tapınağa yakın otellerden birine yerleştik. Amritsar merkezdeki, tapınağa yakın oteller oldukça düşük kaliteli ve buna rağmen Hindistan geneline göre yüksek fiyatlılar.

Gece Altın Tapınak... Ayakları Altın Tapınak'a doğru uzatmak da yasak bu arada, ben bilemedim poz verirken ama hemen akabinde koşa koşa bir görevli gelip uyardı beni.

Gece Altın Tapınak… Ayakları Altın Tapınak’a doğru uzatmak da yasak bu arada, ben bilemedim poz verirken ama hemen akabinde koşa koşa bir görevli gelip uyardı beni.

Akşamüzeri Altın Tapınak

Akşamüzeri Altın Tapınak

Altın Tapınak’ta göl kıyısında oturup günün farklı saatlerinde tapınağı izlemek haricinde yapılması gereken diğer bir şey de dev kantinde gurularla, Sih dinine inanan ziyaretçilerle ve aralara karışmış bizim gibi meraklı turistlerle birlikte yere oturup yemek yemek. Bu kantinde pişen yemekler ücretsiz olarak her isteyen ziyaretçiye dağıtılıyor. Yemek sonrası isterseniz küçük bir bağış yapmanız mümkün.Yemeklerin piştiği mutfağı ve devasa kazanlarda gönüllülerin bulaşık yıkadığı bulaşıkhaneyi görmek lazım. Yemek yemek için kantinde yerde sıralanmış olan konukların yanına çöküyoruz ve ellerindeki büyük tencerelerle dolaşıp yemek dağıtan gönüllülerin bize ulaşmasını bekliyoruz. Dağıtılan yemek son derece tipik Hint yemeği: Thal, pirinç pilavı ve Chapati ekmeği, bir de tatlı olarak pirinçli sütlaç. Ben o dev mutfağı gördükten sonra hijyen koşullarından emin olamayarak yemek yemiyorum ama herşeyi afiyetle silip süpüren Til’i görünce de bir tadına bakayım diyorum. Oldukça lezzetli. Sonrasında da Til’e hiçbirşey olmuyor. Bu günden sonra bir daha hiç bir yemeği mikrop kaparım, hasta olurum diye reddetmeyeceğim, ders oldu bana. Altın Tapınak’tan ayrılmadan önce tapınağın içinde bulunan Sih Müzesi’ni de ziyaret ediyoruz.

1919 yılında İngiliz askerlerinin, protesto amacıyla Amritsar’da bir meydanda toplanmış olan binlerce Hintlinin üzerine ateş açtığı ve yüzlerce ölü, binlerce yaralı ile sonuçlanan Amritsar Katliamı’nı sembolize eden katliam anıtını da ziyaret ettikten sonra bizi Dharamsala’ya götürecek olan otobüse binerek Amritsar’dan ayrılıyoruz.

Dev kantinde öğle yemeği

Dev kantinde öğle yemeği

Amritsar Katliamı Anıtı

Amritsar Katliamı Anıtı

Kantinin dev mutfağı

Kantinin dev mutfağı

Kantinin dev bulaşıkhanesi

Kantinin dev bulaşıkhanesi

Dharamsala’ya trafik sıkışıklığı sebebiyle 8-9 saat süren bir otobüs yolculuğu ile ulaşıyoruz. Hava, Rajasthan ve Punjab sıcağından sonra oldukça serin ve ferahlatıcı, aynı zamanda da bol yağmurlu. Henüz muson mevsimi sona ermediği için buradaki 3 günümüz de genelde yağmurlu geçiyor, zaten ilk muson şemsiyemizi de burada alıyoruz. Yukarı bölgede yani Mc.Leod Ganj’da Kuda Guesthouse’a yerleşiyoruz. Dalai Lama resimleri ile dolu sevimli ve temiz bir odamız var ama sıcak suyumuz yok. Şimdiye dek kaldığımız otellerin hiçbirinde sıcak su yoktu ama 40 derece sıcak havada sıcak suya ihtiyacımız da olmuyordu. Oysa Dharamsala, Himalayaların eteklerinde 1500m yükseklikte kurulu; daha bir gün önce çöl sıcağında yanarken şimdi üşüyoruz resmen.

McLeod Ganj, yani yukarı Dharamsala, sürgündeki Tibet Hükümeti’ne ve 14. Dalai Lama’ya ev sahipliği yapıyor.  1960 yılında Çin işgalinden kaçan Dalai Lama, Hindistan’ın izni ile McLeod Ganj’a sığınmış ve burada sürgündeki Tibet Hükümeti kurulmuş. O günden bu yana McLeod Ganj bir Buddizm ve Tibet kültürü merkezi haline gelmiş. Biz oradayken en az yerli halk kadar turist vardı şehirde. Pek çok batılı turist buraya yoga ve meditasyon kurslarına katılmak için geliyor. Güya ben de bir kaç yoga dersine katılmayı planlıyordum ama ön araştırma yapmadığım ve nerede hangi yoga dersi var önceden gözüme kestirmediğim için bir türlü denk getiremedim kısıtlı zamanda. Nasıl olsa önümüz Rishikesh deyip pek de üstünde durmadım.

Dharamsala’daki bir kaç günümüz boyunca buradaki meşhur Tibet Tapınağını (Tsuglagkhang Complex) ve Tibet Hükümeti Meclis Binası’nı ziyaret ediyoruz (meclis ziyaretinde bize bir görevli detaylı bilgiler verdi, görevli eşliğinde gezmekte fayda var), etraftaki küçük köylere (Dharamkot ve Bhagsu) ve şelalelere yürüyüşler yapıyoruz, bol bol momo yiyoruz. Momo, Çinlilerin dumplinglerine ya da bizdeki mantıya benzeyen bir çeşit hamur işi. İçine isteğe göre tavuk, domuz eti ya da sebze dolduruyorlar ve özel bir sosa batırılarak yeniliyor genelde. Yemyeşil doğası, Himalaya manzaraları, temiz dağ havası ve kendi halinde sıcak sevecen insanları var McLeod Ganj’ın. Her yerde Dalai Lama’nın resimlerini görüyoruz, burada yaşayan Tibet halkı liderlerine ve kültürlerine çok bağlı, çok da gururlular. Şu ana dek olan Hindistan duraklarımızda sokaklarda dilenen onlarca çocuk görürken, Dharamsala’da bir tane dilenci çocuğa rastlamadık. Aileler çocukların eğitimine de önem veriyorlar.

Bu küçük, yemyeşil, huzurlu ve cıvıl cıvıl yerde kendimizi evimizde hissediyoruz. Ama bir kaç günün sonunda yeni maceralar bizi bekler diyerek, yollara düşüyoruz yine. Sıradaki durak Ganj’ın güzel ve kutsal çocuğu, Hindistan’in yoga merkezi, kalbimin hırsızı Rishikesh!

Trafikte kaldık

Trafikte kaldık

McLeod Ganj - Dharamsala

McLeod Ganj – Dharamsala

Himalayalara karşı çay keyfi

Himalayalara karşı çay keyfi

Rehberimiz

  • Nefis Momolar                                                                                                                           Nefis Momolar

Tibet Meclisi'nin Önü

Tibet Meclisi’nin Önü

Meclisin İçi

Meclisin İçi

 

Hindistan Günlükleri kategorisindeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayın!