Category Archives: Hindistan Günlükleri

Hindistan’da gezip gördüklerim, yiyip içtiklerim, yapıp yapamadıklarım..

08-09.08.2010: Ve yolculuk başlar: Delhi

Standard

Hindistan maceramız henüz uçaktayken başlıyor. Uçakta az sayıda Türk var, çoğunluğu tahminimizce bir turist grubun üyeleri olan Hintli yolcular oluşturuyor. Biz hint yemeklerimizi yiyerek ve Bollywood filmleri izleyerek kendimizi ertesi güne hazırlamaya çalışırken, Hindistan kaosu uçakta çoktan başlamış durumda. Sürekli bir hareket var uçakta, emniyet kemeri ışıkları yanarken, hava boşluğunda sarsılırken bile Hintli yolcuları yerlerine oturtmak mümkün değil. Bir koltuktan ötekine geziyor, arkadaş ziyaretleri yapıyorlar. Uçak inişe geçeceği sırada tuvalette halen bir yolcu olduğunu farkediyor hostesler. Kapı çalınıyor, ses yok, ‘Beyefendi/hanımefendi, inişe geçiyoruz, lütfen çıkın’ ses yok.. 5 dakikadan fazla bir mücadeleden sonra, tam hostes ‘Beyefendi üzgünüz ama şu an kapıyı zorla açmak zorundayız, güvenlik gereği’ demişken kapı açılıyor, Hintli bir amca gayet rahat, salına salına çıkıp yerine oturuyor. Hostesler bile bu durumda, gerginliğe ragmen gülümsemelerine engel olamıyorlar. Bu ülkenin sevimli insanlarını yakından tanımak icin sabırsızlanıyoruz..

Delhi havaalanına sabaha karşı iniyoruz. İnsan kalabalığı, kokular, renkler ve kültürlerden oluşan bir karmaşa beklerken son derece sakin, modern bir havaalanında buluyoruz kendimizi. Dışarı çıktığımızda ise yüzümüze çarpan (sabah serinliğine rağmen) 35 derece sıcaklık ve üzerimize üşüşen Riksha (üç tekerli, bazen motorla bazen insan gücüyle çalışan bisiklet-taksiler) şöförleri karşılıyor bizi. Dersimize çalıştık, eğer etrafta resmi bir Riksha durağı varsa (ki havaalanlarında mutlaka var), sokaktan Riksha çevirip kazık yememek lazım. Duraktan bir Riksha’ya binip, bizi eski şehrin turistik merkezi olan Pahar Ganj’a götürmesini istiyoruz. Otel rezervasyonumuz yok ama yüksek sezon degil, elimizde Lonely Planet var, nasıl olsa bir otel buluruz diyoruz. Şöför bizi bir önceki gece bombalanmış gibi görünen bir yıkıntı ve inşaat alanının ortasında bırakıp gidiyor. Şehrin en turistik

Pahar Ganj’da yıkıntılar arasında

yerine gelmeyi beklerken, kendimizi burada bulmanın ilk şokunu atlatınca otel aramaya başlıyoruz. Rehberde tavsiye edilen düşük ve orta bütçeli bir kaç otele şöyle bir bakıp, kaçarak uzaklaşıyoruz. Hala aklımdan çıkmıyor, otellerden birinde bize gösterilen ve neredeyse duvarda bir delikten ibaret bir odanın duvarında ”This is the worst night of my life – Bu hayatımın en kötü gecesi” yazıyor! Kendinden sonraki kurbanlara bu şekilde mesaj gönderen bu gizemli turiste minnettar olarak oradan da çıkıyoruz:) Sırt çantalı gezgin olmaya kararlıyım ama en azından ilk gün şokunu atlatmak icin klimalı ve temiz çarşaflı bir otele ihtiyacım var. Til de ucuz otellerin halini görünce fazla direnemiyor ve seyahatimiz boyunca kalıp kalacağımız en pahalı otelde buluyoruz kendimizi. Pahalı derken.. iki kişi gecelik 25 Euro:)

Öğleden sonra Delhi’yi gezmek istiyoruz biraz. Tüm şehir inşaat halinde, yıkıntılar içinde. Öğreniyoruz ki yakında Common Wealth Games organize edilecekmiş bu şehirde. Önemli bir turistik ve uluslararasi organizasyon olarak kabul edildiği için tüm şehri yapılandırma çalışmalarına girmişler. Çılgın şehir trafiğinde bir iki maceralı Riksha turu yapıyoruz, Humayun’un mezar taşının olduğu sarayı ziyaret ediyoruz. Delhi’yi sevmedik bu ilk günümüzde. Çok sıcak, çok pis, çok gürültülü, çok çirkin görünümlü… Biz de henüz çok amatör turistleriz…Daha fazla gezmeye bile isteğimiz yok, akşam yemeğini yine rehber tavsiyesi olan eski Delhi’deki Karim’s’ de yiyoruz. Bol yağlı ama lezzetli lokal yemekler… Gündüz kendini resmi Turist Info bürosu olarak tanıtan bir yere gidip Rajasthan turu yapmak için bilgi istediğimizi söylemiştik. Karşılığında bize 5 günlük, herşey dahil, tur paketi satmak isteyen ve ısrarla Rajasthan’a paket tur dışında kendi başımıza ulaşım bulamayacağımızı söyleyen adamdan huylanarak çıktık buradan. Sonradan öğrendik ki burada kendini resmi turist bürosu olarak tanıtıp turistlere bir şeyler satmaya çalışan bir sürü sahte büro varmış. Akşam yemekten sonra rastgele bir seyahat acentesine dalıyoruz ve ertesi gün Agra’ya gidecek ilk otobüs için iki bilet alıyoruz.  Bekle bizi Tac Mahal!

Karim’in mutfağı

Muson yağmuru altında Delhi

Gandhi Smriti

Gandhi Smriti- Gandhi’nin öldürülmeden önceki son adımları


Hindistan Günlükleri kategorisindeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayın!

 

 

Hindistan Günlükleri: Başlangıç ve Bazı Pratik Bilgiler

Standard

Sirt cantalarimiz ve biz henuz ne kadar temiziz :)

The journey of  thousand miles starts with a single step / Bin millik yolculuk tek bir adımla başlar..  Lao Thzu

Lao Tzu’nun (bizde bilinen adıyla Konfiçyüs) çok sevdiğim bir sözü ile başlatıyorum Hindistan seyahat günlüklerimi.. Hepimize iyi yolculuklar:)

Seyahat etmeye ilk başladığım yeni yetme yıllarımda, yaşıtlarımın çoğu gibi, yüzüm batıya dönüktü. Kartpostal gibi dingin, düzenli orta Avrupa ülkeleri; macera dolu Amerika; soğuk ama ‘cool’ Britanya… Hindistan tam olarak ne zaman, hangi ara aklıma düştü hatırlamıyorum. Yoga’yla ve uzak doğu felsefeleriyle flörtüm başladıktan sonra belki. Ya da artık değişik medeniyetler, coğrafyalar keşfetme zamanımın geldiğini hissetmeye başladığımda… Üniversite yıllarımdan beri devam eden İstanbul iş yaşamı ve kariyer koşturmacası son bulup da kendimi hayat temposunun çok farklı olduğu Berlin’de bulduğumdan beri de olabilir. Ya da sadece hayat değil yol arkadaşımı da bulduğumdan ve zorlu rotalara cesaretim arttığından beri. Ya da hepsi birden bir arada. Ama sonuçta 2009 yılı sonlarında şekillenmeye başladı Hindistan seyahat planımız. 2010 Agustos başında yollara düşmüştük bile…

Öncelikle birkaç pratik bilgi, böyle bir seyahat planı olanlara:

Hindistan’a, özellikle uzun kalınacak ve çok yer gezilecekse, belirli aşıları yaptırıp gitmekte fayda var. Biz hangi seyahat aşılarını yaptırmamız gerektiğine dair bir doktora danıştık. Doktora, gideceğimiz bölgelerin listesini verdik (her bölge için özellikle gereken aşı olabiliyor, örneğin Hindistan’ın sadece belirli bölgeleri icin Japon Ensefaliti gerekiyor) ve o da bu listeye göre bize  Hepatit B, Difteri,Tetanoz, Tifo ve Japon Ensefaliti aşılarını olmamızı önerdi. Kuduz aşısı da olsak mı diye düşünüp son anda vazgeçtik. Ama Hindistan’dayken ben de Til de birer kez köpek ısırmasının eşiğinden döndük. (Tabi burada suçlu köpekler mi, yoksa bir köpek delisi olarak her gördüğü sokak köpeğinin üzerine atlayan ben mi, tartışılır). Yani eğer köpeklerden uzak dururum, sevmeye okşamaya çalışmam, yakınlarına da yanaşmam diyorsanız çok da sorun yok. Sokak köpekleri, gittiğimiz hiç bir yerde, durduk yere saldıran cinsten değildi.

Gelelim seyahat planlamasına: Eger mümkünse, en az bir ay zaman ayırmak lazım böyle bir seyahate. Hindistan’in tadı, 1-2 haftalık paket turlarla değil de, tıpkı oraların halkı gibi telaşsız, rötarlı trenlere boyun eğip günlerce yollarda kalmayı göze alarak çıkıyor. Gezilecek, tanınacak o kadar fazla ve değişik coğrafya, kültür var ki bize 1,5 ay bile yetmedi.

Kapsamlı bir Hindistan gezisi için en azından genel bir yol plan oluşturmak ve doğru zamanlama cok önemli. Muson yağmurları zamanı pek çok bölgede yollar kapanabiliyor, manzaralar görünmez oluyor, seyahat zorlaşabiliyor. Tabii ki Muson altında sokaklarda dolaşmak da ayrı bir tecrübe. Ama mesela biz Sikkim bölgesi gezimizi, durmak bilmeyen musonlar yüzünden iptal etmek zorunda kaldık çünkü bu bölgenin en önemli özelliği muhteşem dağ manzaraları. Ve biz ne yazık ki orada kaldığımız bir kaç gün boyunca kapalı ve yağmurlu hava yüzünden hiç bir şey göremedik, şehirler arası seyahatleri kapalı yollar yüzünden yapamadık.

Peki doğru planlama ve doğru zamanlama nasıl yapılabilir? Her şey Hindistan’ın hangi bölgelerini gezmek istediğinize bağlı. Kuzeyde, güneyde, orta bölgelerde, çöl kısımlarında, dağlık bölgelerde farklı iklim koşulları ve farklı muson zamanları var. En güzeli, iyi bir Hindistan rehberi edinmek ve öncelikle hangi bölgelere gitmek istediğinize karar vermek. Görülmek istenen şehirler, bölgeler netleşince, zaman ve rota daha iyi ayarlanabiliyor.

Biz 2010 basımı bir Hindistan Lonely Planet’ı aldık, tüm gezi boyunca bu rehberi elimizden düşürmedik. Dezavantajı, Hindistan’da seyahat eden her iki turistten birinin elinde bu kitap vardı. Dolayısıyla rehberde tavsiye edilen oteller ve restoranlar çok popüler olmuş ve fiyatları genelde artırmışlardı, bu tür mekanlardaki turist kalabalığı da cabası. Yine de rehberdeki pek çok tavsiyeden ve pratik bilgiden oldukça faydalandık.

Lüks bir tatil yerine, aynı bütçeyle daha uzun süreli bir seyahati seçtik. Sırt çantalı turistler kategorisindeydik. Genelde rehberdeki düşük ve orta bütçeli otelleri seçiyorduk. Düşük bütçeli ve kalınabilir seviyede (ki kalınabilir seviyeden kasıt minimum seviyede gerekli hijyen) otel çok nadir olduğu için, genelde orta bütçeli otellerde kaldık. Gecelik ortalama ödediğimiz otel ücreti kişi başı 5-10 Euro arasıydı.

Şehirler arası yolculuklarda otobüs ve trenlerle seyahat ettik. Otobüs yolculukları tehlikleli ve rahatsız, tren yolculukları – rötarları saymazsak- oldukça rahat ve keyifli, yanısıra ekonomikti. Internet üzerinden rezervasyon yaptırmak da çok kolay. Mümkün olduğunca önceden rezervasyon yaptırmakta, özellikle popüler destinasyonlar söz konusu olduğunda, fayda var.

Hindistan seyahatimiz için Prensler diyarı Rajasthan’dan Büyük Tar Cölü’ne, Himalaya eteklerindeki sürgün Tibet bölgesi Dharamsala’dan Ganj’ın kutsal çocukları Rishikesh ve Varanasi’ye, Delhi ve Kalkuta gibi büyük ve kalabalık şehirlerden kimselerin henüz keşfetmediği cennet Andaman Adaları’na uzanan çok renkli ve heyecanlı bir rota çizdik kendimize. Bizi Delhi’ye götürecek THY uçağına binmek için check-in yaptırma sıramız geldiğinde (zaten öyle hevesliydik ki bu yolculuğa, havaalanına ilk gelen ve sıra başında bekleyen de bizdik), uçak dolu olduğu için bir sonraki gün aynı uçağa binmemiz karşılığında bize önerilen seyahat çeki, bir gecelik lüks otel konaklaması ve bedava uçak biletlerini bile reddettik. Tek istediğimiz bir an önce yollara düşmekti:)

 

Hindistan Günlükleri kategorisindeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayın!