Category Archives: Konuk Yazarlar

Güney Kore, Seul: Hazırlık ve Genel Bilgiler

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Herkese merhaba,

Hiç aklımızda yokken sevgilimin bir konferansa katılması gerekti Seul’de, ben de tabi ki yancı olarak hemen kendimi dahil ettim. 8 günlük gerçekten çok güzel bir gezi oldu. Özellikle Seul inanılmayacak kadar güzel. Eğer gidebilirseniz mutlaka gidin, hediyeliklerde yazdığı gibi: “Korea: The Best KeptSecret in Asia”

Seul’de bir sokak festivali, ve sıralarını bekleyen yerel kıyafetli kadınlar

Seul’de bir sokak festivali, ve sıralarını bekleyen yerel kıyafetli kadınlar

Ben Seul’e gitmeden bir hafta önceye kadar çok rahattım, gidince bakarız diye düşünüyordum, ama son hafta görülecek o kadar çok şey olduğunu anladım, İngilizce konuşmanın çok da kolay olmadığını, bir çok yerde sadece Kore alfabesinin yazdığını, mutlaka hazırlık ve program yapmak gerektiğini okudum, bir panik haldır haldır okumaya, not çıkarmaya başladım, size de tavsiye ederim.

Aşağıda ana başlıklarla bazı notlarımı sizinle paylaşmak istiyorum:

Kore tarihi: “Ne çektin be Kore” gerçekten bu ülkeyi çok iyi anlatır diye düşünüyorum. MÖ 3000 yılından başlıyor tarihi, Çin’in eline geçip Budizm ve Çin etkisi başlıyor. 7.yy-20.yy arası bağımsız, sonra 1910’da Japonya göz dikiyor, işgal ediyor Kore’yi. 2. Dünya Savaşı sonrası Kuzey Kore, Güney Kore bölünüyor, Kuzey Rusya’da, Güney USA’da kalıyor. Her şey bundan sonra başlıyor zaten. 1950 Kore Savaşı, Türkler, Kore gazileri, Kore’ye kardeş oluşumuz, buralarda çok trajedi, çok farklı bakış açıları var, buraları geçeceğim. Ama Kore’de bizi çok seviyorlar, burası kesin. Türk Korece Toki demek, kaç kişinin Türk olduğumu öğrenince bana içki ısmarladığını anlatmayayım isterseniz 🙂 / Cevap: 2 🙂

Bu arada Kuzey Kore sınırına kadar gidilen DMZ (DemilitarizedZone) turları var, sabah sekiz gibi nerede kalıyorsanız sizi oradan alıyorlar, öğleden sonra 2-3 gibi bırakıyorlar, bir hafta önceden kayıt olmanız gerekiyor, eğer buraya kadar gelmişken aktif savaş bölgesi görmek istiyorum diyorsanız gidin derim, biraz pahalı ama değer. Bizim gittiğimiz aşağıda, bu gezinin detaylarından ayrıca bahsedeceğim.
http://cosmojin.com/eng/dmz-tour.asp

Para birimi: won. 1000 won yaklaşık 1 Amerikan Doları. Türkiye’de bulunmuyor, Euro veya Dolar alın, şehrin içinde ana noktalarda genelde çok rahat değiştirebilirsiniz. Yan yana birkaç tane Exchange noktası var, karşılaştırmak mümkün.

Ulaşım: Kore’ye erken uçak bileti almak çok önemli, çünkü muhtemelen en büyük harcama kaleminiz bu olacak. Biz erken alamadık, yaklaşık 2.000 TL tuttu kişi başı, erken alırsanız 1.500 TL’ye rahat bulursunuz. Ekobilet ya da gezimanya gibi alternatifler sunan sitelerden bilet bakın derim. THY’nin ve Singapur Havayolları’nın ortak oluyor uçuşları genelde. Gidiş 10 saat, dönüş 12 saat sürüyor. Incheon Havaalanına iniyorsunuz, ordan direkt Seul’ün içine hem tren var, hem otobüs var.

Kore ara sokakları

Kore ara sokakları

Jetlag: Oluyorsunuz, kaçışı yok. Önerim uçakta uyumamak, sonra iner inmez gezmeye başlamak, o ilk günün gecesi mışıl mışıl uyuyacağınıza garanti verebilirim 🙂

Kalacak yer: Booking.com’dan araştırın önden, yorumları dikkatli okuyun. Bizim karar verdiğimiz bir otelin perdelerinin olmadığını yazmıştı biri mesela, son anda vaz geçtik. Seul’ün ortasından Han nehri geçiyor, mümkünse nehrin kuzeyinde bir otel tercih edin, Insadong bölgesi olursa nefis olur, aksiyonun büyük kısmı orda. Biz Seoul 53 isimli otelde kaldık, çok ara sokakta, ilk başta çok zor bulduk, ama o kadar merkezi ki, her yere 5-10 dakika yürüme mesafesindeydi, memnun kaldık, 8 gece 2 kişi yaklaşık 500 Dolar ödedik.

Cep telefonu: Öncelikle Kore’de herkes cep telefonuyla müthiş bir aşk yaşıyor, 4G olunca, metroda da telefonlar çekince ister istemez herkes yapışık telefona. Akıllı telefonunuz varsa ve bir hafta kadar kalacaksanız direkt hat alın derim, böylece metro haritasının, turistik yerlerin uygulamasını vs indirip rahat rahat gezebilirsiniz. Ben hiç harita kullanmadım, ama Foursquare uygulaması hayatımı kurtardı diyebilirim.

www.egsimcard.co.kr

Kore tatlıları

Kore tatlıları

Alfabe: Alfabesi hakkında genel bilgi edinmek isterseniz buraya bakabilirsiniz, ben bir bakayım dedim ama beni aştı biraz açıkçası.
http://osmangull.blogspot.com.tr/2013/05/kore-dili-korean-language.html

Kore Bayrağı: (Taegeukgi) Doğu felsefesindeki yin ve yang ilkesini sembolize ediyor. Ortadaki iki eşit kısma bölünmüş Tegıki çemberinin kırmızı üst kısmı yang’ın ileriye dönük, aktif evrensel gücünü, mavi alt kısmı ise yin’in uyumlu ve durağanevrensel gücünü temsil ediyor. Çemberin çevresindeki dört figür de evrendeki elementleri temsil ediyor: gökyüzü http://tong.visitkorea.or.kr/enu/AK/272759_1_2.gif, yeryüzü http://tong.visitkorea.or.kr/enu/AK/272759_1_3.gif, ateş http://tong.visitkorea.or.kr/enu/AK/272759_1_4.gif ve su http://tong.visitkorea.or.kr/enu/AK/272759_1_5.gif.” (Kaynak: Çelebi Alper)

Kore Yemekleri: Kesinlikle açık fikirli olmanızı, bol bol yerel mutfaklarda yemenizi tavsiye ediyorum. Yemek için ayrı bir yazı bile hazırlayabilirim, öyle beğendim.

Burada detay bilgi bulabilirsiniz.

Sırası geldikçe anlatacağım, ama kimçi denen her yemeğin yanında gelen turşu benzeri yiyecekleri, bibimbap denen sebze pilav karışımını, kore barbeküsünü, sokak yemeklerini, kimchipancake’i (orjinalini bilmiyorum, ama bu şekilde söyleyince herkes anlıyor), soju denen alkollü shot’larını (ki rahat 7-8 shot çıkan şişesi 3.000-5.000 won, Koreliler sarhoş olmasın da kim olsun?), patbingsu denen bozlu, sütlü ve tatlı fasulyeli tatlılarını (evet fasulye, evet tatlı, dedim ya açık fikirli olun diye) mutlaka deneyin.

Halk Müzesinde kimçi’nin nasıl yapıldığını gösteren model

Halk Müzesinde kimçi’nin nasıl yapıldığını gösteren model

Bibimbap ve soju

Bibimbap ve soju

Bira markaları da Hite ve Cass. İkisi de fena değil.

Mevsim: Muson mevsiminin olduğu bir bölge Seul, özellikle Ağustos’un çok yağmurlu, gezmek için en güzel ayın Eylül olduğunu okumuştuk. Biz Ağustos sonunda gittik, bir haftada 2-3 defa çok hızlı yağmur yağdı, bir saat sonra dindi. Resmi olarak muson yağmuru görmedik yani, şemsiyenizi yanınıza alın işte. Bu arada kışı da inanılmaz soğuk oluyormuş.

Saraylar ve göller

Saraylar ve göller

Kelimeleri okuması, söylemesi zor, ama merak etmeyin, iki günde alışıyorsunuz, yine de önden Seul’deki önemli bazı yerleri de yazayım da eksik kalmasın:

Önemli Caddeleri: Kişisel fikrim, güzellik sırasına göre:

  • Insadong
  • Myeongdong
  • Hongdae
  • Gangnam
  • Itaewon

Saraylar: Kişisel fikrim, güzellik sırasına göre:

  • Gyeongbokgung (Pazartesi açık olan tek yer + müze)
  • Changdeokgung(gizli bahçe) ve Gyeonghuigung
  • Deoksugung
  • Changgyeonggung

Tapınaklar:

  • Bongeunsa
  • Jogyesa

Sokak pazarı- Alışveriş:

  • Namdeamun pazarı / Açık pazar
  • Dongdeamun pazarı / Açık pazar
  • I-park elektronik alışveriş merkezi
  • Yongsan Elektronik Merkezi
  • COEX Alışveriş Merkezi
Selfie çubuğu ve bir örnek giyinen sevgililer- bir taşla iki kuş :)

Selfie çubuğu ve bir örnek giyinen sevgililer- bir taşla iki kuş 🙂

Kozmetik: Çok önem veriyorlar. Beyazlaştırıcı, estetik ameliyat çok yaygın. Kadınlar için kozmetik cenneti diyebilirim. Kendi markaları:

  • Etude House
  • OliveYoung
  • Jnc
  • Innisfree
  • Tonymoly
  • TheFace Shop
  • Nature Republic

Market:T-Money Kart denen metro kartları marketlerden alınıyor, dolduruluyor. Yanlış hatırlamıyorsam 3.000 won depozitosu var, bilet de yaklaşık 1.000-1.500 won arası, gittiğiniz mesafeye göre.

  • GS25
  • CU
  • 7Eleven
  • Storyway
N Tower’dan gece görünen Seul manzarası

N Tower’dan gece görünen Seul manzarası

Son olarak bazı Korece kelimeler ve Türkçeleri:

Merhaba: annyeonghaseyo

Teşekkürler: gamsahabnida

Güle güle: jagbyeol inşa

Sauna: jimjilbang

Kahve:keopi

Çay:cha

Özür dilerim: Çongmalbiane

Su: Mul

Evet, tamam: Ne/Ye/Kre

Hayır: Aniyo/Ani

Yeterince heveslendiniz mi? O zaman takipte kalınız efendim, gün gün Seul geliyooor…

Twitter: cerenayayay

İnstagram: gezcerengez

Ayvalık ve Cunda

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Bu yazımda hem deniz, hem yemek, hem de gezmek ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiz çok özel bir yerden, Cunda adasından bahsetmek istiyorum size.

Ama önce biraz Ege notları. Cunda’ya gelmek için Ayvalık’tan geçeceksiniz, Ayvalık tipik bir Ege kasabasının biraz daha büyüğü. Önceden Ege kıyı bölgesindeki 22 adadan biriymiş zamanında, ama adayken gelen alüvyonlarla yarımadaya dönüşmüş.

İstanbul’dan Ayvalık’a çok sık otobüs kalkıyor. Aslında 5 saatte gidilebilecek bir yolken her noktada durdukları, abuk subuk molalar verdikleri için neredeyse sekiz saat sürdü, bilginize. Dönüşteyse gece yolculuğu yaptım, o zaman da 6.5 saat sürdü. Ayvalık otogar sahilde değil ve anladığım kadarıyla servis de yok, sahile çarşı minibüsleri ile inebilirsiniz, 10 dakika kadar sürüyor, 2 TL.

Ayvalık Pazarının olduğu yerde bir kahve. Koruk suyu ( olgunlaşmamış üzümden yapılıyor) ve karadut suyu içiliyor.

Ayvalık Pazarının olduğu yerde bir kahve. Koruk suyu ( olgunlaşmamış üzümden yapılıyor) ve karadut suyu içiliyor.

Ayvalık’ta şunları yapabilirsiniz:

• Eğer Perşembe günü Ayvalık’ta bulunursanız sahilde meşhur Ayvalık Perşembe pazarı var, her türlü yiyecek, giyecek, baharat, şifalı ot (özellikle kekik ve adaçayı) ihtiyacınızı buradan karşılayabilirsiniz.

• Ayvalık tostu yiyebilirsiniz. (yemeyeni dövüyorlar)

• Sahildeki çay bahçelerinde sakızlı dondurma yiyebilirsiniz.

• Ayvalık sahilden günübirlik tekne turlarına katılabilirsiniz. Kaş’taki gibi müziksiz tur bulmak zor oluyor bildireyim. Saat 11 gibi başlıyor, akşam 5 gibi bitiyor, öğle yemeği ve deniz molalarıyla yüksek müzikten rahatsız olmazsanız keyifli vakit geçirmeniz garanti.

• Sarımsaklı Plajına gidebilirsiniz. Yine sahilden minibüslerle 20 dakikada Sarımsaklı Plajına varıyorsunuz. Minibüslerdeki kalabalık size buradaki kalabalık hakkında öncen fikir veriyor aslında. Ayvalık’ın ve Cunda’nın denizi soğuktur, Sarımsaklı dahil. Aslında burası kilometrelerce uzayan ( tam 7 km) sığ deniziyle çok uzun zamandır popüler olan bir plaj. Sahilde şezlong şemsiyeyi genelde 10 TL’ye kiralıyorlar, bayramda gitmedim ama herhalde bayramda 15-20 TL’ye çıkıyorlardır. Kumunun kalitesi iyi cidden, ama en güzeli fırsatınız varsa kendi şemsiyenizi, yaygınızı, hasırınızı getirip üzerin kuruluvermeniz. İrili ufaklı yüzlerce otel, pansiyon var diyebilirim.

• Badavut: Sarımsaklı’dan bir sonraki koy. Denizinin efsane olduğu rivayet ediliyor 🙂 Biz gidemedik.

• Schengen vizeniz varsa günübirlik ya da kalmalı Midilli adasına (Lesbos) gidebilirsiniz. Günübirlik turlar 30 EUR, rehberi olursa 60 EUR. (rehberli turlar Çarşamba-Cuma) Sabah 9 gibi kalkılıyor, akşam 6 gibi varılıyor. Ben sadece bir tanesine fikir alma amaçlı sordum ama bir sürü alternatif vardır diye tahmin ediyorum. Yine de acenteye 1-2 gün önce başvurmakta fayda var.

• Yine Ayvalık’tan minibüslerle gidilen Şeytan Sofrası’na gidebilirsiniz. Şeytan Sofrasında şeytanın ayak izi var, bir sürü çaput çuput bağlanmış, para atılmış, alooo şeytana tapıyorsunuz, neyse… Asıl güzellik manzarasında. 360 derece bir manzarayla deli danalar gibi bir oraya bir buraya koşuyorsunuz, fotoğraf manyağı oluyorsunuz söyleyeyim. Çay kahve içebileceğiniz yerler de var, akşamüstü hem daha serin olur hem de gün batımı manzarası güzel olur.

• Rakı-balık-ayvalık diye bir söz varmış, benim çok hoşuma gitti. Ayvalık’ın balığı da papalinaymış. Ama balık için asıl mekan Cunda’ymış. O yüzden bu konuya az sonra diyerek burada kapatıyorum.

Cunda

Cunda

Gelelim Cunda’ya. Cunda adasının üç ismi var. Birincisi Cunda (İtalyanca yelken demek), ikincisi Alibey adası. Ali Çetinkaya burada Yunanlara ilk kurşunu atmış, bu yüzden onun adını vermişler. Üçüncüsünü de Rumlar vermişler: Kokuluada. Ne kokuyor açıkçası ben de bilmiyorum.

Ayvalık otogardan direkt Cunda’ya taksiyle geçtik biz, 30 TL’ye anlaştık. Cunda’ya geçerken bir köprüden geçtik, üzerinde “Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü” yazıyordu, biz ne alaka dedik doğal olarak, ama sonradan öğrendik, bu köprü 1964 yılında yapılmış, Cunda ve Lale adalarını birleştiriyormuş. Lale adası da Ayvalık’la doldurma yöntemiyle birleştirilmiş. Bir diğer yöntem de sahilden motora atlamak. Tek yön 3 TL, 20 dakika sürüyor.

Küçük Ayvalık-Cunda haritası

Küçük Ayvalık-Cunda haritası

Ayvalık’tan Cunda’ya motor saatleri: 11:00 – 12:00 – 13:00 – !4:00 – 15:00 – 16:00 – 17:00 – 18:00 – 19:00 – 20:00 – 21:00 – 22:00 – 22:30 – 23:30
Cunda’dan Ayvalık’a motor saatleri: 10:00 – 11:00 – 12:00 – 13:00 – !4:00 – 15:00 – 16:00 – 17:00 – 18:00 – 19:00 – 20:00 –21:00 – 22:00 – 23:00

Adanın nüfusunun çoğunluğu Girit ve Midilli’den 1924 nüfus mübadelesi zamanında göç eden Türkler’den oluşuyor. Bu yüzden hala Rumca da konuşuluyor adada. Son yıllarda bir hareketlenme var, restorasyonlar, sokakların güzelleştirilmesi vs. ama aslında adanın içlerine doğru ilerleyince çoğu yerin hala harabe gibi olduğunu görebiliyorsunuz.

Cunda’da kalınabilecek yerler çeşitli. Biz ev kiraladık, rahat bir terasımız vardı adanın arka tarafına bakan, ama bir sürü pansiyon ve otel seçeneği de mevcut. Ada Pansiyon, Altay Pansiyon, Mola Cunda Otel (Şık seçenek), Sobe (Şık seçenek), Zehra Teyze’nin Evi gibi yerler benim adada geçirdiğim 3 gün sırasında gözüme çarpan yerler. Eğer bayram gibi çok kalabalık bir dönemde değilseniz kendiniz geze dolaşa uygun bir yer bulabilirsiniz.

Gezilecek yerler:

• Taksiyarhis Kilisesi: Pazartesi hariç 10:00 – 19:00 arası açık, Koç ailesi burayı restore ettirmiş, sonra da kilise içine Koç Müzesinden bir sürü ıvır zıvır doldurmuş (ki Cunda ile ilgili değil hiç biri, işte eski bisikletler, bebek koleksiyonu vs var) sonra da kapıda bilet basmaya başlamış tabi. Ya ne diyeyim, ben Hristiyan olsam biri alsa kilisemi müzeye çevirse üzülürdüm herhalde, ki ben bunu önceden duymuştum, duymayan gezi arkadaşlarım üzüldüler bayağı. Onun dışında evet merakınız varsa girin görün tabi ki, daha Haziran 2014’te açılmış.

Taksiyarhis Kilisesi

Taksiyarhis Kilisesi

• Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı: Adanın ortasında tepede duran, eski bir un değirmeninden yapılan mekan eski bir manastırmış, değirmeni de manastırdakiler un öğütmek için kullanırmış. İsmi de Muhtar Kent’in babasından geliyor, Muhtar Kent ilerleyen yaşı sebebiyle gözleri bozulan ve artık okuyamayan babasının 1.300 kitabını buraya bağışlamış. Giriş ücretsiz, hemen yanına Cunda manzarasını izleyebileceğiniz güzel bir kafeterya da yapmışlar, gelin buraya.

ayvalik5

• Harvard- Koç Üniversitesi’nin Osmanlı araştırmaları yaz okulu da burada, ve ara sokakta, çok güzel bir binada, içeriye ses çıkarmamak kaydıyla girebiliyorsunuz, nerede olduğunu bulmayı size bırakıyorum 🙂

Ek olarak yine gidilebilecek bir sürü manastır var, Ay Işığı Manastırı, Çamlı Manastır gibi. Biz gidemedik, giden olursa anlatsın.

Bir de Cunda’da eğlence sokaklara dalmak, hani klişe tabirle ara sokaklarda kaybolmak. Sevgili site sahibimiz Şilan’la yaptık bu geziyi, hatta geyik yaptık bir ara, seyahat klişeleri nelerdir diye. İşte bildiğiniz şeyler: Maviyle yeşilin eşsiz buluşması, ……’da aldık soluğu, ….. Teyze’nin pamuk ellerinden yapılmış ….. bize yorgunluğumuzu unutturdu vs vs. Şilancım bunu da listeye ekleyelim 🙂

Cunda Sokakları

Cunda Sokakları

Cunda’da denize girmek için:

• Beyaz Balina: Bizim kaldığımız yere yakındı, buraya gittik o yüzden. Otel de var içinde, şezlong şemsiye 5 TL. Cunda’da denize girmek tercih edilmez diye duymuştum ama biz buradan genel olarak memnun kaldık.

• Patricia Plajı: Ada içinde minibüsler geçiyor, biz gidemedik.

• Ortunç Plajı: Yine aynı minibüsler buraya da uğruyor sanırım.

Cunda’dan alınabilecekler:

• Zeytinyağı: Çarşıda bir sürü zeytinyağcı var. Özgün’ü önerdiler, biz de oradan aldık. Her türlü zeytinyağı ürünü de var ekstradan. Bir de zeytinyağının taş baskısı var burada. Eski usullerle üretilen, fabrika ürünü olmayan zeytinyağı. Denemek için aldım ben, 500 ml 17 TL. Daha açmadım, merak eden olursa yapar yemeklerimi ikram ederim 🙂

• Sabun: Sahilde çarşı ve çarşıda da bir sürü hediyelik eşyacı var, sabuncu da bunlardan biri, leylaklıdan tutun çikolatalıya kadar bir sürü sabun var. 2 kalıp sabun 5 lira.

• Hediyelik: Tabi ki bir buzdolabı süs almadan olmaz. Aslında çok güzel rüzgar gülleri de var, ve daha bir sürü şey.

Cunda’da gün batımı

Cunda’da gün batımı

Ve geldik en önemli konuya. Nerede yemek yenebilir?

Şimdi biz gözlemlerimizle şunu gördük ki iki çeşit mekan var burada: Deniz kenarında olup lezzetli yemek sunmayanlar, bir arka sokakta deniz görmeyen yerde olup müthiş yemekler sunanlar. Hangisini tercih edeceğiniz size kalmış, benim tavsiye edildiğini duyduklarım:

• Ayna
• Sokaki
• Atalan’te Yalçonun Yeri
• Cunda Son Vapur Restaurant
• Cunda Balık Evi
• Bay Nihat Restaurant
• Lal Girit Mutfağı
• Papalina Restaurant

Şirin Cunda restoranları

Şirin Cunda restoranları

Peki neler yenebilir?

Bir kere balıktan bahsettim zaten, papalina. Hamsinin biraz büyüğü, hatta anladığım kadarıyla bazı yerlerde biraz kazıklanmak da mümkün, birçok yerde “Gerçek papalina” falan yazmışlar. Artık ne çıkarsa bahtınıza. Zaten ben balık yiyemediğim için bana çok koymadı açıkçası. Gelelim benim asıl uzmanlık alanım olan mezelere 🙂

Bir kere kabak çiçeği dolmasını mutlaka deneyin derim. Onun dışında kalamar ve köpoğlu da çok güzel. Gelelim buraya has Girit mezelerine:

• Papuçaki: Karnıyarık gibi bir şey, patlıcanın üzerine peynir, salça, kıyma vb. konuyor.
• Girit ezme: peynirli cevizli süper bir ezme.
• Sıcak ot: Ege otlarını zeytinyağında hafif tavada çeviriyorlar, üstüne de az yoğurt. İnanılmaz, benim kabak çiçeği dolması sonrası favorim mezem oldu kendileri.
• Saganaki: Peynirli bir şey bu da, nasıl tarif ederim bilmiyorum 🙂
Mezeler genelde 6-10 TL arası.
Kedileri meşhur, yemeklere vs dadanıyorlar, dikkat edin derim.

ayvalik9

Cunda’nın simgesi Taş Kahve- Sakızlı türk kahvesi, dibek kahvesi ve adaçayı. Önünden de lokma, sakızlı dondurma ya da bal badem alırsanız içeceğinizin yanında iyi gider. Wifi bile var, yanlış hatırlamıyorsam şifresi taskahve79  🙂

Böylece Ayvalık – Cunda rehberi de burada biter.

Bir sonraki yazımda sizlere çok sürpriz bir yerden bahsedeceğim: Seul. 9 gün gezdim, 20 yazılık malzeme biriktirdim, bakalım nasıl toparlayacağım… Takipte kalınız, sevgiler.

Twitter: cerenayayay
İnstagram: gezcerengez