Category Archives: Konuk Yazarlar

Tarihin Arka Odası: Efes

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Herkese merhaba,

İlber Oltaylı bunu okusa “çok cahilsin” der mi acaba? 🙂

Bu yaz kendimi Ege’ye adadım, Kuşadası, Efes, Şirince, İzmir, Çeşme, Ayvalık, Cunda, Pamukkale, Altınoluk, Akçay gezdim de gezdim. İki yazı olarak önemli noktaları sizinle paylaşacağım, birinci yazıda Efes antik kentinden, ikinci yazıda da Ayvalık ve Cunda’dan bahsedeceğim. Yaz sonuna yetişebildi ama bu sene kaçsa bile önümüzdeki seneye hazırlık değil mi?

Öncelikle Efes Selçuk ilçesi sınırında, Selçuk ilçesine 3 km mesafede. İzmir’den otobüsler kalkıyor, yaklaşık 1.5 saatte ulaşabilirsiniz (75 km mesafe var). Sonra Selçuk’tan minibüse de binebilirsiniz, yürüyebilirsiniz de. Onun dışında arabayla da rahatça gelebilirsiniz. İzmir Adnan Menderes havaalanına Selçuk 60 km mesafede. Yine Kuşadası’ndan da minibüsler var (30 km).

Çok sıcak bir yer olduğunu göz önünde bulundurup mutlaka şapka vb. bir şeyler yanınızda bulundurunuz.

Efes haftanın her günü 8:30-19:00 arası ziyaret edilebiliyor.

Küçük Tiyatro

Küçük Tiyatro

Efes Antik Şehrine (resmi adıyla Efes Ören Yeri) girerken Müzekart almakta ya da Müzekart’ı daha önce çıkarttırıp kullanmakta yarar var çünkü Efes Ören Yeri dışında yakınlardaki Meryem Ana’ya ve Aziz John Kilisesine (Aziz Yahya) de müzekartla girebilirsiniz, tam 40 TL diye hatırlıyorum. Bu arada Maximum kartlar da Müzekart özelliği içeriyormuş, bilmeyenler için. Sadece Efes’i gezmek isterseniz girişi 30 TL. Senede 3 milyon ziyaretçi alıyormuş, inanılmaz bir rakam.

Önce biraz Efes’in tarihinden bahsetmek istiyorum. Kuruluşu MÖ 6000’li yıllara kadar dayanıyor, 8000 yıllık bir şehir, düşününce insanın aklı almıyor. Efes ismi bir Amazon kraliçesinden geliyor. Burada yaşayan halklar sırasıyla Amazonlar, Hititler, iyonlar, Lidyalılar, Persler, Bergamalılar, Romalılar, Araplar, Türkler, Aydınoğulları ve Osmanlılar. Etkileyici bir liste değil mi?

Burası aynı zamanda “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” ve “Değişmeyen tek şey değişimdir” sözünün sahibi filozof Herakleitos’un memleketi.

efes2

Klasik Yunan döneminde İyonya Bölgesinin 12 şehrinden biri oluyor. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuş. Hellen ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşıyor ve o zamanın nüfusu düşünüldüğünde muazzam bir nüfus olan 200.000 rakamına ulaşıyor.

Bugünkü kenti kalıntılarının %90’ı Romalılardan kalma. Bu arada kendiniz de gezerken fark edeceksiniz artık Efes liman kenti değil, Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlarla liman kenti özelliği zamanla kayboluyor, böylece etkisini de yitiriyor.

MERYEM ANA

Meryem Ana Heykeli

Meryem Ana Heykeli

Bildiğiniz gibi İsa’nın annesi olan Meryem Ana’nın, İsa öldükten sonra Aziz Yahya(St. John) ile birlikte Efes’e geldiği ve son yıllarını burada yaşadığına inanılıyor. Burası inanılmaz ziyaretçi alan bir yer. Özellikle Katolikler çok inanıyorlar. Her yerde yakılan mumlar ve adanan adaklar görülebilir. Küçük, yeşillikler içinde, şirin bir yer. 20-30 dakikada rahat rahat gezebilirsiniz.

Evinin orada mum yakıp adak dileyebiliyorsunuz

Evinin orada mum yakıp adak dileyebiliyorsunuz

Tabi ki suyunu içince dileğinizin gerçek olacağına inanılan çeşmesi

Tabi ki suyunu içince dileğinizin gerçek olacağına inanılan çeşmesi

Kudüs’te İsa çarmıha gerilmeden önce annesini Yahya’ya emanet ediyor. Sonra Yahya ile beraber düşüyorlar yollara, MÖ 300’lü yıllarda Efes’e geliyorlar, Yunanların Hristiyanlığa geçmesinden neredeyse 600 yıl önce. O yüzden çok hoş karşılanmıyorlar, ama rahat bırakılıyorlar. Burayı daha sonra 19. yy’da bir rahibe buluyor.

Adak, adak, adak, adak adayalım, dilek dileyelim..

Adak, adak, adak, adak adayalım, dilek dileyelim..

AZİZ YAHYA KİLİSESİ

efes7

Aziz Yahya’nın mezarı burada ki kendisi İsa’nın 12 havarisinden biri olduğu için çok önemli. Kendisi hayatının çok büyük kısmını misyonerliğe adamış, buraya gömüldüğünde de 100’lü yaşlarındaymış.

St John (Aziz Yahya) tepesinden baktığınızda hem tapınak, hem kilise hem de cami görebilirsiniz, kültürler topluluğu.

Bu arada Artemis Tapınağı da burada, ki kendisi dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir, ancak bugüne ne yazık ki sadece aşağıdaki fotoğrafta görebildiğiniz tek sütun sağlam kalmıştır.

Artemis tapınağından geriye kalan tek sütun

Artemis tapınağından geriye kalan tek sütun

Vaftiz havuzu

Vaftiz havuzu

EFES

Antik tavla :)

Antik tavla 🙂

Gelelim Efes Antik Kenti’ne… Öncelikle burayı rehbersiz gezecekseniz girişten bir Efes kitapçığı alın ki herhangi bir şeyi kaçırmayın. Pazarlık gücünüze göre 8-10 TL kitaplar. Tabi bir sürü hediyelik eşya dükkanları ve büfeler de var. Buraya en az iki saatinizi ayırın.

Yürüyüş güzergâhınız şu şekilde oluyor. Önce küçük hamamlardan ve küçük tiyatrodan yola başlıyorsunuz. Agorayı ve anıtları gördükten sonra Küretler Caddesine çıkıyorsunuz. Küretler Caddesi ona dik başka bir caddeyle devam ediyor: Mermer Cadde (Celsus Kütüphanesinin olduğu). İki caddenin de sonu Büyük Tiyatro’ya çıkıyor. Mesela girişte bir kutsal ateş varmış, 300 yıl boyunca hiç sönmeden yanmış.

Nike- zafer tanrıçası-sol elinde defne

Nike- zafer tanrıçası-sol elinde defne

Efes’teki ana noktalar:

• Küçük tiyatro: Yukarıdaki fotoğrafta görebilirsiniz, küçük tiyatro hemen girişte yer alıyor.

• Celsus (Selsus) Kütüphanesi: Tek kelimeyle Efes’teki en görkemli yapı. İskenderiye ve Bergama kitaplığından sonra antik çağın üçüncü büyük kütüphanesi. Girişinde dört tanrıçayı temsil eden dört heykel durur: Sophia (bilgelik), Episteme (bilgi), Ennoia (kader) ve Arete (erdem). Bu arada bu heykellerin orijinalleri de Viyana Müzesindeymiş. İçerisi gölgelik olduğu için o kadar yorulduktan sonra bir ohhh çeker taşlara çökersiniz. Her Efes kataloğunda, kitabında, tanıtımında gördüğünüz yer de burası. Bu arada burası 19 yy başlarında sadece temel olarak bulunmuş, 1970’lerde aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş. Aslı MS 130’lu yıllarda Roma döneminde yapılmış. Efes valisi Celcius adına oğlu tarafından anıt mezar olmak üzere yaptırılmış. Kitapları korumak için kitapların konulduğu alanlar duvarların arkasına yapılmış. 12.000 kitabın saklandığı söyleniyor (O zamanlarda ruloymuş tabi bu kitaplar).

Celsus Kütüphanesi – tek kelimeyle harika

Celsus Kütüphanesi – tek kelimeyle harika

• Genelev: Şimdi bu konu biraz karışık. Genelev kütüphanenin tam karşısında bulunuyor da, neymiş efendim kütüphanenin içinden geneleve giden gizli bir geçit varmış, erkekler karılarına yakalanmamak için bu geçidi kullanırmış. Bana pek inandırıcı gelmedi açıkçası.

• Skolastik Hamamı: O zamanlar sıcak su, ılık su ve soğuk su içeren 3 tane havuz varmış burada. Yüzlerce insana aynı anda hizmet ediyormuş. Genel ve özel kullanım için farklı hamamlar varmış.

efes13

Hamam bölgesindeki açık tuvaletler. Evet efendim herkes beraber tuvaletini yapıyormuş, hatta burası bir sosyalleşme ortamı olarak kullanılıyormuş. Bütün dedikodular burada dönermiş. Bu arada soğuk havalarda önce köleler gelir oturur, mekanı sahibinin poposu için ısıtır, sahip sonra teşrif edermiş.

• Küretler Caddesi: Şehrin ana caddesi. Hafif yokuş aşağı gidildiği için size çok güzel bir manzara sunuyor. Sağlı sollu sütunlar ve başı eksik heykeller görebilirsiniz. Bu arada yine burada öğrendiğim bir bilgi paylaşayım. Heykeltıraşlar önce vücut heykeli yaparlarmış, sonra kim para verirse onun kafasını yapıp vücudun üstüne oturtuverirlermiş. Bu yüzden genelde heykellerde hep kafa ile vücut kopuk olurmuş, fazla dayanmazmış.

Küretler Caddesi

Küretler Caddesi

• Agora: Agora o zamanlar ticaretin yapıldığı yermiş, bir sürü sütunlu açık bir avlu olarak düşünebilirsiniz. Bu aralar restorasyonu devam ediyor, belki seneye biter.

• Hadrianus Tapınağı: MS 391 yılında Theodosius, masum olduğu halde asılan babası general Theodosius adına yaptırmış.

• Trajan Çeşmesi: Tapınağın hemen yanında, MS 1. Yyda, yapılmış, tahmin edin kimin adına, Trajan adına tabi ki.

Trajan çeşmesi

Trajan çeşmesi

• Yamaç Evler: Yamaç evler o zaman yaşayan halkın evlerinin olduğu alan. Topkapı’daki Harem bölgesi gibi ayrı bir bilet alınarak girilebiliyor, biz gezmedik ama içinin güzel olduğunu duydum. Girişi 15 TL’ydi yanlış hatırlamıyorsam.

Yamaç evler

Yamaç evler

• Büyük tiyatro: Büyük tiyatro Efes yürüyüşünüzün sonunda göreceğiniz müthiş bir yapı. 24.000 kişilik kapasitesiyle dünyanın en büyük Açıkhava tiyatrosu. Sahnesi tamamen yıkılmış ama basamaklar sapasağlam. Bu sahne aynı zamanda gladyatör dövüşleri için de kullanılmış, St. John burada vaaz vermiş. Bu arada rehberimizin bize verdiği küçük bir tüyo, bu tiyatronun Yunan tiyatrosu olduğu ilk bakışta anlaşılıyor, neden? Çünkü tiyatro yamaca dayalı, eğer duvara dayalı olsaydı Roma tiyatrosu olurdu.

Büyük tiyatro

Büyük tiyatro

Selçuk şehri içindeki Efes Müzesinde Efes’ten çıkarılan bütün eserler saklanıyor, bizim gittiğimiz dönemde şansımıza kapalıydı, giremedik. Bir de Yedi Uyurlar Mağarası vardı, oraya da girmedik açıkçası.

Son olarak eğer vaktiniz varsa 21.12.2012 itibari ile dünyanın sonu muhabbetlerinden deli reklam yapmış, adı Çirkince’den gelen Şirince’ye de mutlaka uğramayı, Şirince şaraplarını içip köydeki teyzelerden alışveriş yapmayı, keyif yapmayı unutmayın diyorum. Haa, bir de Thales babanın memleketi Miletos’a. Buraya kadar sabırla okuduğunuz için teşekkürler. Bir sonraki yazı Ayvalık-Cunda.

Twitter: cerenayayay

İnstagram: gezcerengez

 

 

Cennetin Türkiye Şubesi: KAŞ

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Başlık biraz abartılı mı oldu? Hayır hiç de değil, çünkü Kaş gerçekten her türlü abartı sıfatı, isim tamlamasını, yazıyı hak ediyor.

Kas1

Öncelikle şimdiye kadar Kaş’a en az 4-5 defa gittiğimi belirtmek isterim. Eğer çok kalabalık değilse çok dinlendirici bir yerdir Kaş, denizi soğuktur ve inanılmaz bir mavi rengi vardır. Bir haftalık, hadi çabuk sıkılan bir insansınız diyelim, 5 günlük bir tatil burada göz açıp kapayınca kadar geçiverir.

Kaş’a nasıl ulaşacağınızdan başlayalım. İstanbul’dan otobüsler var, gece saat 10 gibi kalkar, sabah saat 11-12 gibi varır. Arada mutlaka Fethiye’ye de uğrar. Yine dönüşte ise gece 6 gibi kalkar, sabah 8 gibi varır. Otogar Kaş’ın merkezinde olduğu için çok rahattır. Gidiş-dönüş yaklaşık 200 TL. Metro, Kamil Koç, Ulusoy ve Pamukkale uzun yol otobüsleri. Batı Antalya otobüsü de Fethiye’den saat başı otobüs kaldırıyor.

Bu kadar uzun yol yapamam derseniz de Dalaman havalimanı en yakın seçenek. Dalaman’dan Kaş’a uçak saatlerine göre servisler var. (50 TL / http://www.gezinet.net / http://www.transferbul.net ) Diyelim ki uymadı saatler size, taksi yaklaşık 200 TL tutuyor, mesela 4 kişiyseniz onu da tercih edebilirsiniz.

Bunlar dışında son seçenek de araba tabi. Yine de hangi yolu tercih ederseniz edin şunu bilin ki yolun son yarım saati ne yapın edin uyumayın. Çünkü Kalkan-Kaş arası olan yol bence dünyanın en güzel yoludur. Kıvrıla kıvrıla gider, yanı başınızda deniz. Ortalarda bir yerlerde meşhur Kaputaş Plajını görürsünüz, denizin turkuaz renginin güzelliğine hayran kalırsınız.

Otobüsten Kaputaş

Otobüsten Kaputaş

Kaş çevresinde de içinde de gidilebilecek birçok yer var. Önce çevresinden başlıyorum:

  • Kaputaş Plajı: anlatılmaz yaşanır, yarım saatliğine de gidebilirsiniz bütün gün de kalabilirsiniz, ama bütün gün kalacaksanız hazırlıklı gidin, çok fazla şey bulamazsınız. Kaş’ta kum plajı olan ender yerlerden.
  • Çukurbağ Yarımadası: Kaş’a 5-10 km uzaklıktadır. Geldiğim bunca zaman içinde hep gideceğim dedim ama hiç gidemedim, biraz daha lüks sevenler gider, daha bir sakindir. Buradaki Barbarossa Club çok beğenilir.
  • Kalkan: Kesinlikle Kaş’ın havası yok. Yine bir lüks mekan yarışı. Lüksü çok seviyorsan Çeşme’ye git değil mi ama? Bir de burası o kadar ingilizdir ki berber dükkanlarının adı “SweeneyTodd” berberidir. Bilmeyenler için SweeneyTodd zamanında JohhnyDepp’in oynadığı, geçmişte geçen, dükkanına gelenleri usturayla öldüren bir berberi anlatır. Zaten evlerin yarısından fazlasının sahibi de orta yaşlı İngilizlerdir.
  • Patara: Kalkan’a 15 km mesafede. Kum plajı 8 km uzunluğunda ve caretta carettaların yumurtlama yeri.

Bu yukarıda bahsettiğim yerleri araba kiralayarak veya motosiklet kiralayarak bir günde bitirebilirsiniz.

Panoramik Kaş-ortada Meis adası

Panoramik Kaş-ortada Meis adası

Kaş’ta nerede kalınır? Aslında birçok alternatif var. Benimse iki önerim var: Begonvil Otel (Yukarıdaki deniz manzarası oranın üç kişilik süit odasına aittir.) bir de Aphrodite Pansiyon. İkisi de çok güzeldir, zaten buradaki evleri güzelleştiren begonviller her oteli sevimli gösteriyor. Begonvil biraz da merkeze yakın, Aphrodite biraz daha otogara yakın. İkisinde de yokuş çıkılıyor. İkisi de oda kahvaltı. Aphrodite gecelik 140 TL 2 kişi oda kahvaltı. Begonvil’in 3 kişilik süper balkonlu manzaralı süit odasının gecelik oda kahvaltı fiyatı ise 280 TL. Yani kısaca gecelik kişi başı 50 TL ile 100 TL arasında güzel bir yerde kalabilirsiniz. Yarım adadaki Barbarossa’dan bahsettim. Limanağzı’nda Delos Beach Hotel var. Bir de Gülşen Pansiyon var. Bunun dışındakiler üç aşağı beş yukarı aynıdır.

Kaş seni seviyorum..

Kaş seni seviyorum..

Kaş Likya yolu üzerinde. O dönemlerdeki ismi Antiphellos’muş. Phellos kelime anlamı olarak kayalık yer demekmiş, o dönemlerde Phellos adında  bir antik kent varmış, Antiphellos da kayalık karşısı demek oluyor.

Şimdi Kaş’ın içindesiniz, artık denize girmek istiyorsunuz. Ne yapacaksınız? Bunların her birini de birer gün gibi düşünebilirsiniz:
• Limanağzı
• Küçük Çakıl
• Büyük Çakıl
• Meis
• Tekne turları

Limanağzı

Limanağzı

Biraz açalım.

Limanağzı: Kaş’ın içinden kalkan teknelerle 15 dakikada Limanağzı’nda olursunuz. Gidiş geliş 15 TL. Size bir bilet veriyorlar, dönüşte geri bindiğinizde de topluyorlar, bu yüzden bileti kaybetmemeniz gerekiyor. Her saat gidebilirsiniz, ama son tekneler genelde 6 buçuk gibi kalkıyor. Burada 3 tane mekan var. Bilal, Nuri ve Delos. Birbirleri arasında yürüyerek geçiş yapabilirsiniz ama tekne zaten üçüne de uğruyor. Şezlonga uzanıyorsunuz ve her şeyi unutuyorsunuz. Hiç birinde müzik yok, huzur var. Kaş bazen rüzgarlı olabiliyor, ama burası hep çarşaf gibi oluyor.

Küçük Çakıl

Küçük Çakıl

Küçük Çakıl: Küçük çakıl tam Kaş’ın içindeki merkezi plaj. Burda da iki yer var: Derya Beach ve Çınarlar Beach, zaten yan yanalar. İkisi de tercih edilebilir. Yemekte birbirlerinden farklılar. Derya Beach’in pizzası, Çınarlar’ın ise hamburgeri meşhur. Denize merdivenlerle giriyorsunuz, çok derin ve buradaki bir akıntı sebebiyle çok ama çok soğuk. Yine akıntı sebebiyle tuzu vücudunuzda daha az hissediyorsunuz. Burası tabi merkezi olduğu için daha kalabalık oluyor.

Büyük çakıl ise Küçük Çakıl’a birkaç kilometre mesafede, taksiyle ya da otostop çekerek ya da yürüyerek gidebilirsiniz. Gündüz çok numarası yok ama gece direkt kumsala çakılların üzerine masanız kuruluyor, denize sıfır yemeğinizi yiyorsanız. Eğer bu konsepti seviyorsanız tam size göre diyebilirim.

Meis: Pasaportu ve Schengen vizesi olanlar için Meis de bir alternatif. Güzel, küçük bir adacık. Yunanca Meis göz demek, böylede kaşla göz oluyor burası. O kadar yakın ki zaten, pır pır giden bir tekneyle 20 dakikada 75 TL’ye günübirlik gidebilirsiniz. Yunanistan’ın en doğu noktasıdır Meis, o kadar yani. Meis halkı ile Kaş halkı arasında yoğun bir alışveriş var. Meis Kaş’a pazara gelip ucuz sebze meyve alırmış, Kaş’takiler de gidip Meis’ten içki alırmış.

Denizin muhteşem rengiyle kendinden geçmek ben, cümle kurmayı unutmak

Denizin muhteşem rengiyle kendinden geçmek ben, cümle kurmayı unutmak

Tekne turları: Birçok farklı tekne Kekova’ya gidiyor günlük. Sabah 10:00 gibi çıkıyorlar, akşam 18:00 gibi dönüyorlar. Müziksiz olanlar var, küçük olanlar var, büyük olanlar var. Hatta 4-5 kişiyseniz biraz daha fazla verip küçük bir tekneyi kendinize ayırabilirsiniz bütün gün, istediğiniz yerde istediğiniz kadar kalırsınız. Fiyatlar ortalama 60 TL, öğle yemeği dahil (Balık ekmek-içecek-salata gibi basit ama doyurucu bir yemek çıkarıyorlar.) İnönü Koyu, Tersane Koyu, Akvaryum, Batık Şehir, Simena, Üçağız ve Kekova’ya uğruyor.

Bir de adalar turu yapan tekneler var. Onlar da yine aynı saatlerde gidip geliyor, günlük 80 TL. Güvercin Adası, 12 Adalar, Çoban Koyu, Limanağzı ve Büyük Çakıl plajı uğradıkları yerler.

Kaş’ın bir başka özelliği de havada ve denizde yapılabilecek ekstra sporlar sunması. Mesela parasailing yapabilirsiniz, Kaş zaten dağların eteklerinde olduğu için uygun bir ortam sunuyor buna. Sadece çok rüzgarlı bir havada yapamıyorsunuz, görevliler zaten hemen iptal ediyorlar. 900 metrede tandem atlayış yapıyorsunuz, 200-250 TL gibi bir fiyata, dediğim gibi hava koşullarına bağlı olarak genelde sabah saatlerinde yapılıyor.

Yine Kaş su altı zenginliği dünyaca meşhur bir yer. Lisanslı ve lisanssız pek çok farklı noktaya dalış yapma imkanı var, ben burada hiç dalış yapmadım, ama yapanların çok memnun kaldığını biliyorum, önceden araştırın derim. Bildiğim kadarıyla bir dalış 80-100 TL gibi.

Dejavu’dan görünen gün batımı manzarası

Dejavu’dan görünen gün batımı manzarası

Deniz faslı da bittiğine göre artık geceye yavaş yavaş geçiyoruz, gerçi bir dakika güneş saat dokuzda batıyor. Nerede güneşin batışı izlenir? Dejavu’da. Lütfen Dejavu’ya gitmeden Kaş’tan ayrılmayın.

Onun dışında Uzun Çarşı’yı da dolaşmanızı öneririm. Gümüşler, peştemaller, halılar aklınıza ne gelirse var evet ama esas o sokağın güzelliği mutlaka görülmeli. Bu arada adı uzun çarşı ama sanırım en başından en sonuna 100 metre yoktur 🙂

Kaş uzun çarşı

Kaş uzun çarşı

Akşamüstü eğer karnınız acıktıysa Hideaway’decheesecake ve limonata.

Kaş’ta gece rakı balık diyenlerdenseniz Nereid Meyhanesine gidebilirsiniz. Mezelerle doyduk biz, balığa fırsat kalmadı, kişi başı 70 TL verdik, balıkla 100 TL olur. Gece mekanları çok ucuz değil evet, ama çok lezzetli. Bahçe Balık yine öneriliyor, bir de Efsanevi Üzüm Kızı vardı, ama kapandı, yerine Ruhi Bey açıldı, orası da denenebilir. Balık istemiyorum ev yemeği istiyorum diyorsanız kesinlikle BiLokma’ya gidin. Müthiştir. Hatta BiLokma’nın tam karşısında Anatolia diye bir seramik atölyesi vardır, çok güzel seramikleri vardır, orayı da görmenizi öneririm. BiLokma’nın önünde geceleri lokma da satılır. Cafe Barcelona ve Papillon Bistro genelde yabancı turistlerin tercihidir. Bay Bay Cafe de önerilmişti, benim gitmeye fırsatım olmadı.

Kaş’a özel değil ama benim ilk Kaş’ta tanıştığım şey tahinli piyaz. Sahilde küçük bir cami var, onun yanında da Seçkin Restaurant var, orada deneyebilirsiniz.

Akşam üstü rengarenk sandalyeleriyle Mavi Bar – gece bu sandalyeler dolacak

Akşam üstü rengarenk sandalyeleriyle Mavi Bar – gece bu sandalyeler dolacak

Kaş’ın gece hayatı çok çılgın değildir, genelde Dejavu’da ya da efsanevi Mavi Bar’da, önünde, içinde içkinizi alıp arkadaşlarınızla sohbet etme şeklindedir. Mavi çok ama çok güzeldir, bir de her zaman bir arkadaşınızla karşılaşırsınız burada.

Son yıllarda özellikle Echo açılınca canlı müzik mekanına kavuşmuş oldu Kaş. Ben geçen ay gittiğimde Birsen Tezer gelmişti örneğin, gayet hoştu. Konser olunca giriş 30 TL.

Onun dışında RedPoint’te Rihanna vs eşliğinde dans edebilirsiniz, No:11’de de daha çok eller havaya Türkçe pop var. O civarda 1-2 caz mekanı ve bar var, ama dediğim gibi sönük biraz, bunların hepsi bir gecede iki üç defa dolaşılıyor biraz aktifseniz 🙂

Ve çılgın gezi ekibi

Ve çılgın gezi ekibi

Son olarak her tatil güzel, ama arkadaşlarla, dostlarla ayrı güzel diyorum, size de iyi gezmeler diliyorum.

Twitter: @cerenayayay

Instagram: gezcerengez