Category Archives: Sırt Çantasıyla Güney Asya

Merhaba Tayland, Tanışabilir miyiz?: Bangkok ve Ayuthaya

Standard

24 – 25 Nisan 2012

Bangkok Kraliyet Sarayı (Royal Palace)

Bangkok Kraliyet Sarayı (Royal Palace)

Bangkok’a öğleye doğru iniyor uçağımız. İstanbul’dan ayrılırken üzerimizde montlarımız vardı, serin bir Nisan günüydü. Bangkok havaalanından dışarıya çıktığımızda ise 40 derecelik bir öğlen sıcağı karşılıyor bizi. Ama ben de bu sıcağı sevinçle karşılıyorum. Uzun ve soğuk geçen bir Berlin kışından sonra söz verdim kendime, Asya sıcağından hiç şikayet etmeyeceğim ve önümüzdeki kış için de mümkün olduğunca depolayacağım. (Öğlen sıcağının altında pişen beynimin verdiği şuursuzluk sonucu oluşan bir kaç istisna anın dışında genel olarak bu sözüme sadık kaldığım söylenebilir).

Bangkok’a yıllar önce bir kez daha ama iş sebebiyle gelmiştim. Çok yoğun geçen bir iş haftasının arkasından İstanbul’a geri döndüğüm için, pek gezme fırsatım da olmamıştı bu şehri. O zamanki izlenimlerim kalabalık, kargaşa, gürültü, trafik, plazalar, tapınaklar, kokular kokular… Biraz önyargılıydım bu seferki karşılaşmamızda da. Uçak buraya indi diye geldik, çok kalmayacağız, hemen gideceğiz sevgili Bangkok, merak etme diyordum. Seyahatimizin başında bir gece kalıp sonraki rotalara devam ettik. Gezi sonunda ise yine uçağa binmek amacıyla bu şehre yolumuz düştü, 2 gece daha kaldık. Bu toplam 4 günlük flörtün sonunda, ayrılırken arkadaş olmuştum bu şehirle.

Siz de benim gibi büyük ve kalabalık Asya şehirlerine karşı mesafeli bir duruşa sahipseniz, Bangkok ilk başta yorucu, karışık ve kalabalık bir metropolden başka birşey ifade etmeyebilir size. Ama bir şans verin ve bir süre oyalanın derim bu şehirde, klasik rotalara yani adalara ya da Chiang Mai’a devam etmeden önce. Ve İstanbul’dan beter bir trafik sıkışıklığı yaşanan büyük caddelerin, süper lüks alışveriş merkezleri ve devasa gökdelenlerin, Khao San Caddesi’ndeki turist yığınlarının ötesindeki yüzüyle tanışmayı deneyin bu şehrin. Bu öteki yüzü sevebilirsiniz.

Bangkok'un dev alısveriş merkezleri ve gökdelenler arasında kendini gösteren öteki yüzü

Bangkok’un dev alısveriş merkezleri ve gökdelenleri arasında kendini gösteren öteki yüzü

Bangkok’taki ilk gecemizde ana tren istasyonuna yakın olduğu için The Train Inn Hotel’de kaldık. İki kişilik klimalı, temiz ama çok kişiliksiz bir odanın ücreti 16 Euro. Seyahat sonundaki Bangkok seferimizde ise Khao San Road (nam-ı diğer turist cenneti) bölgesinde My Guesthouse ve Rambutri Village otellerinde kaldık. Güney Asya seyahatinin geri kalanı ile kıyasladığımda söyleyebilirim ki Bangkok otelleri pahalı, soğuk ve asık suratlı. Sokak satıcıları ve restoran, otel görevlileri de genelde aynı şekilde. Belki de profesyonel turist destinasyonu olmanın getirdiği bir şeydir bu, bilemiyorum. Ama o hep duyduğumuz, Tayland’ın güleryüzlü, sevecen insanları Bangkok’ta yerlerini profesyonel iş adamlarına bırakmış gibi geldi bana. Neyse ki Tayland’ın ve Güney Asya’nın geri kalanında yeterince var o güleryüzlü, sıcak insanlardan.

Bangkok’la arkadaş olmanıza yardımcı olabilecek aktiviteler:

  • Khao San ve Siam Square arasında, trafik derdinden de kurtulmanızı sağlayacak, çok eğlenceli bir bot turu imkanı var. Tha Ratchethewi adresindeki küçük iskeleden her 5-10 dakikada bir hareket eden bu motorlu botları, daha çok oranın halkı ulaşım amacıyla kullanıyor ama turistler tarafından giderek keşfedilmeye ve popüler olmaya da başlamışlar anladığım kadarıyla. Eğer bizim gibi çılgın bir sürücüye denk gelirseniz, bu derme çatma botların nasıl hız motoruna dönüştüğüne bizzat tanık olabilir, şimdi bu nehre düşersek pislikten zehirlenir miyiz, ama pek de eğlenceli böyle, acaba hangi durakta inecektik, kaçırdık mı filan derken yolculuk nasıl geçti anlamaz, tekrar tekrar dönüp yine bu motorlara binersiniz 🙂 Üstelik kişi başı yarım Euro’dan az, sudan ucuz.
Çılgın bir şöförün elinde sürat motoruna dönüşmüş Khlong botu :)

Çılgın bir şöförün elinde sürat motoruna dönüşmüş Khlong botu

  • Chinatown’da dolanıp sokak yiyeceklerinin tadına bakın
  • Siam Square’deki MBK alışveriş merkezi ve çeşitli Bangkok gece pazarlarında kendinizi kaybedin.
  • Eger denk gelirse Cumartesi ve Pazar günleri kurulan ve Weekend Market (Haftasonu Pazarı) olarak da bilinen Chatuchak Market’a mutlaka uğrayın. Hayatımda gördüğüm en büyük açık hava pazarı.
  • Bol bol Thai masajı yaptırın, özellikle saatlerce gece pazarında dolaşıp ayaklara kara sular indikten sonra, bu pazarların içinde bulunan masaj salonlarında yaptırılan ayak masajları gibisi yok.
  • Bribirinden lezzetli, tuhaf görünüşlü, renkli, kokulu ve tuhaf isimli tropik meyvelerin tadına bakın. Benim favorim Durian. Durian’a ya aşık olacak ya da nefret edeceksiniz. Ama Durian icin özel bir blog yazısı yazmaya değer, bu yüzden burada detaya girmeyeceğim, sadece derim ki dedikodulara ve yasaklara (evet, bu meyve Asya’nın bazı ülkelerinde otel ve otobüslerde yasak) aldırmayın, en azından bir kez tadına bakın!
  • Tabii ki en mühim turistik ziyaret mekanı olan Royal Palace’ı (Kraliyet Sarayı) gezip görmek lazım. Dikkat: Dirseklere kadar bluz ve ayak bileklerine kadar inen pantolon, eteğiniz yoksa içeri girebilmek için saray girişindeki ofiste dağıtılan gömlek ve etekleri giymek durumundasınız. Fotoğraf çekilip güzel görüneceğim gibi bir kaygınız varsa, paşa paşa kendi uzun kollularınızı ve uzun paçalılarınızı giyip gelin derim. Yoksa burada dağıtılanlarla cidden palyaçoya dönüyor insan. Ayrıca omuza atılan şal taktiği de işlemiyor burada. Ben Asya’da pek çok tapınağa, kısa kollu bluzlerin üzerine geçici olarak sarıverdiğim bir şalla girmiştim ama burada şalı da kabul etmediler.
Royal Palace'ın içinde bir Buddha

Royal Palace’ın içinde bir Buddha

  • Veee benim Bangkok’taki favori mekanım: Banyan Tree Hotel’in 59. katındaki Moonbar @Vertigo. Muhteşem bir Bangkok gece manzarası ayaklarınızın altında. Bu manzaranın tadını çıkarıp kokteyllerinizi yudumlarken bir yandan da Thai sosyetesini gözlemleyebilirsiniz 🙂 Dikkat: Erkek müşteriler kısa pantolon ve açık ayakkabı, sandalet ile içeri alınmıyorlar. Ama eğer yanınızda uzun pantolon yoksa dert değil, size bar görevlileri eşofman altı gibi çirkin bir şey veriyor, bununla Bangkok sosyetesinin arasına karışıyorsunuz.  Bayanlar için pek sorun yok anladığım kadarıyla: http://www.banyantree.com/en/bangkok/experience_the_resort/dining/vertigo_and_moon_bar/
Til'in mecburen giyilmiş çirkin ayakkabı ve pantolonu ile Thai sosyetesinin yüzkarasıydık :)

Til’in mecburen giyilmiş çirkin ayakkabı ve pantolonu ile Thai sosyetesinin yüzkarasıydık 🙂

Thai gelenek ve göreneklerine uyum sağlamış McDonalds

Thai gelenek ve göreneklerine uyum sağlamış McDonalds

Ayuthaya

Bangkok’ta ilk gecemizi geçirdikten sonra ertesi sabah erkenden kalkıp tren istasyonuna gidiyoruz. Amacımız Bangkok’a trenle birkaç saat uzaklıkta olan Ayuthaya’yı günübirlik ziyaret edip oradan da Chiang Mai’a giden gece trenine binmek.  Bangkok ana tren istasyonundan çok sık arayla Ayuthaya’ya giden trenler kalkıyor. Biz kişi başı 20 Baht (50 Cent) ödeyerek 3. sınıf vagonlardan birine bilet alıyoruz. Klimasız bir vagon bu ama 3 saatlik yolculukta pek de zorlanmıyoruz. Öğleden önce Ayuthaya’dayız. Sırt çantalarımızı tren istasyonundaki bagaj emanete bırakıp şehri keşfetmeye çıkıyoruz.

Ayuthaya, eski Siam imparatorluğunun başkentlerinden biri ve bir tapınaklar şehri. Buradaki Angkor Wat stili tapınakları Kamboçya’ya gidip de orjinallerini görmeden önce ziyaret etmek lazım, böylece bir nevi ısınma turu yapmış oluyorsunuz Kamboçya için. Ama gerçek Angkor Tapınakları’nı gördükten sonra Ayuthaya biraz yavan gelebilir, benden söylemesi.

Ağaç içindeki Buddha - Ayutyaha

Ağaç içindeki Buddha – Ayutyaha

İlk olarak nehrin karşı kıyısına geçip nehir kenarında güzel manzaralı bir terası olan Old Palace Guesthouse’da karnımızı doyuruyoruz. Meşhur Tayland fastfood yemeği olan Pad Thai burada çok lezzetli. Daha sonra günlük fiyatı 1 Euro’dan birer bisiklet kiralayıp Ayuthaya tapınaklarını gezmeye başlıyoruz. Güneşin altında bisikletle tüm gün dolaşmak Asya’daki ikinci günümüzde zorlayıcı bir aktivite ama bir kaç gün içinde 40 derece sıcaklarda, güneş altında dolaşmalara alışacağız. Ama bu seferlik 4-5 saatlik tapınak turu yetiyor bize ve bisikletleri geri verip, yine Old Palace Guesthouse’da (ne yapalım, manzara ve yemekler çok güzeldi, hem de ucuz) akşam yemeğimizi yiyoruz. Tamarind soslu (Tamarind’in Türkçesi demirhindi imiş, hiç duymamıştım) kızarmış karidesler ve tavuklu hindistan cevizi çorbası çok lezzetli.

Bisikletle tapınak turu - Ayuthaya

Bisikletle tapınak turu – Ayuthaya

Bizi Chiang Mai’a götürecek gece trenimize binmek üzere istasyona geldiğimizde kötü bir sürpriz bekliyor bizi: Tren rötarlı ve ne zaman geleceği belli değil. Dakika bir gol bir, rötarlar burada da başladı (Hindistan trenlerine atıf) derken ilginç ve beklemediğimiz bir durum oluşuyor. İstasyon gorevlilerinden birine Chiang Mai’a giden başka tren olup olmadığını sorduğumuzda, birazdan istasyona varacak olan başka bir trenin de Chiang Mai’a gideceğini öğreniyoruz, bizim bileti bu tren için bir biletle değiştirmek de mümkün ama trende yer yok malesef. Kös kös bekleme salonuna dönüp, uzuuun bir bekleyişe hazırlamaya çalışıyoruz kendimizi psikolojik olarak. Bu arada bahsi geçen diğer Chiang Mai treni istasyona varıyor, biz iç geçirerek bakıyoruz o trene,  “ah o trende biz de olsaydık” diyerek. Sonra trenin hareket etmesine son dakikalar kala, o konuştuğumuz tren görevlisi yanımıza koşuyor ve trende iki kişilik boş yer oluştuğunu, hemen biletlerimizi değiştirirsek bu trene binebileceğimizi söylüyor. 5 dakika içinde biletler değişiyor ve kendimizi süper konforlu bir gece treninin rahat, geniş ve temiz yataklarında buluyoruz. O an emin oluyorum ben, Tayland ile çok iyi arkadaş olacağız …

Bekle bizi Kuzey Tayland’ın incisi, kültür ve aktivite şehri Chiang Mai!

Tayland'ın yataklı trenleri

Tayland’ın yataklı trenleri

Sırt Çantasıyla Güneydoğu Asya: Başlangıç ve Bazı Pratik Bilgiler

Standard

Şimdiye dek çıktığım hiç bir yolculuktan “Pek de iyi geçmedi” diyerek döndüğüm olmadı. Özellikle sırt çantalı ve uzun süreli seyahatlerden hep aynı doyamadım, yine gideceğim modunda döndüm. Hindistan ve Nepal seyahatlerimin sonunda da demiştim, gelecek seyahatlerden de böyle döneceğimi umuyorum. Ama…

Güneydoğu Asya seyahati beklediğimden çok daha fazla yer etti seyahatlerimin arasında… Biraz şüpheliydim seyahate başlamadan önce: Yıllardır klasik bir sırt çantalı rotası olmuş ve batılı turist cenneti haline gelmiş bu rotanın egzotikliğini yitirmiş, kalabalık olacağından endişeliydim. Bir de doğası, denizi, tropik adaları filan tamam da öyle Hindistan ve Nepal’deki gibi baş döndürecek, nefes kesecek anıtlar, saraylar, coğrafyalar yoktur herhalde diye düşünüyordum. Cidden de yaklaşık iki aylık Tayland, Laos, Kamboçya turumda Hindistan’daki gibi vay be dedirtecek tecrübeler yaşamadık. Ama başka bir yerden yakaladı Güney Asya beni. Sessiz ve derinden sevdirdi kendini. Böyle ufak ufak, usulca bağladı kendine. Nasıl açıklayacağımı hala bilmiyorum ama hem egzotik ve yabancı, hem de bu derece kendini evde, rahat ve huzurlu hissettirebilecek başka bir coğrafya var mıdır acaba? Şimdiden bir sonraki Güney Asya seyahatimin hayallerini kurar oldum.

Luang Prabang - Laos

Luang Prabang – Laos

Güney Asya günlüklerinde Tayland, Laos ve Kamboçya gezimin yanısıra, Tayland’ın Kho Phangan adasında çok ilgi gören bir yoga okulu olan Agama Yoga okulunda katıldığım bir haftalık eğitim hakkında yazılarımı paylaşacağım sizlerle. Ama seyahat günlüklerine başlamadan önce bazı pratik bilgiler:

  • Öncelikle yurtdışı seyahate çıkmak isteyen her Türk vatandaşının aklına gelen ilk soru: Vize durumu nedir? Güney Asya yakın tarihe dek vize konusunda Türklere pek de sorun çıkartmayan -hatta Türklere vize istemeyen nadir turistik ve popüler destinasyonlardan biri olan Tayland’ı içinde barındıran- bir rota idi. Ama bu seyahat için vize çalışmalarına başlayınca anladım ki son bir kaç senedir durum değişmiş. Tayland için sorun yok, hava yolu ile Tayland’a varıyorsanız 30 günlük kalma izniniz direk var, vize gerekmiyor. Eğer Tayland’a diğer Güney Asya ülkelerinden kara yolu ile geçecekseniz dikkat: Kalış süresi 15 gün, sonra uzatmanız gerekli! Kamboçya Türk vatandaşlarına direk sınırda vize veriyor, 15 dakika içinde sınırdan vizemi aldım, herhangi bir sorun yaşanmadı. Ama Vietnam tam bir vize işkencesi yaşatıyor. Berlin’de yaşadığım için buradaki Vietnam Konsolosluğu’na vize başvurusu yaptım. Benden Vietnam’daki göçmen ofisinden alınması gereken bir referans numarası istediler ve bu numarayı da ancak seyahat acentaları alabiliyor, bireysel almak mümkün değil. Buradaki seyahat acentalarının çoğunun böyle bir uygulamadan haberi yok, bu hizmeti veren bir kaç acenta da karşılığında çok yüksek bir ücret istiyor. Vize sürecinin ne kadar süreceği de belli degil ustelik. İnternette yaptığım araştırmalar sonucu, Türkiye’den Vietnam vizesine başvuranların da benzer sorunlar yaşadığını, Vietnam’ın bir sürü evrak talebi ve zorluk sonunda vize verdiğini öğrendim. Son bir kaç senedir böyle olmuş bu durum, öncesinde sorun yokmuş. Sebep tam olarak belli değil ama internette dolaşan rivayetlere göre bundan bir kaç sene önce Türkiye, İstanbul’da düğün yapmak isteyen Vietnam’ın önde gelen ailelerinden birine vize vermemiş. Yönetim üzerinde etkisi olan bu aile de şimdi Türkiye’den aynı şekilde vize intikamı alıyormuş. Ben de dedikoduların yalancısıyım 🙂 Sonuç olarak, zaman da kısıtlı olduğu için, bu seferlik Vietnam’ı sehayat planımızın dışında bıraktık. Laos’un da Vietnam’ı örnek alarak sınırda Türk turistlere vize konusunda sorun çıkarmaya başladığı rivayetini de duydum. Bu yüzden Laos vizesini Berlin’deki Laos Konsolosluğu’ndan aldım. Laos da başta sorun çıkarır gibi oldu, Türk vatandaşlarına Fransa’daki Laos Konsolsoluğu’nun vize verdiğini söylediler. “E ne yapayım peki şimdi, vize almak için Berlin’den kalkıp Fransa’ya mı gideyim” deyince düşündüler, düşündüler, bir yanıt bulamadılar. Sonunda “En iyisi siz bize pasaportunuzu bırakın, biz Fransa’ya soralım bir” dediler. Bir hafta sonra pasaportumu vize ile birlikte geri aldım neyse ki, Fransa ile aralarında halletmişler sanırım:)
Chiang Mai'dan Laos sınırına giden yol üzerindeki Beyaz Tapınak

Chiang Mai’dan Laos sınırına giden yol üzerindeki Beyaz Tapınak

  • Herhangi bir seyahat aşısı yaptırmadık bu sefer. Önceki gezilerden Hepatit aşıları tamamdı zaten. Sıtma (malarya) için de aşı yerine malarya hapları aldık yanımıza.
  • Sırt çantalarımız yarıya kadar filan doluydu. Yanımıza çok fazla giyecek şey almadık çünkü Güney Asya tam bir alışveriş cenneti. Dolayısıyla çantaları boş götürüp orada doldurmayı şiddetle tavsiye ediyorum, biz öyle yaptık 🙂
  • Çalınır, kaybolur endişesiyle teknolojik ve internetli telefonlarımızı yanımıza almadık, çok eski ve gözden çıkardığımız bir cep telefonu götürdük yanımızda. Ama pişman olduk çünkü Güney Asya’daki neredeyse tüm otel ve restoranlarda bedava Wi-Fi hizmeti var. Bizde laptop ya da telefon olmadığından internet kafelerde harcadık paralarımızı. Ayrıca Asya’da hırsızlık olayları da çok az görülüyor, oldukça güvenli. (En azından herhangi bir Avrupa başkentinden daha riskli değil) Bu yüzden smart telefonlarınızı yanınıza alın derim. Bir de orada ilk günümüzde yine kontörlü lokal bir kart alıp, lokal aramalarda bunu kullandık, daha ekonomik oldu.
  • Güney Asya çok temiz. Hindistan’dan sonra biraz tereddütle yaklaştım ben başlarda, restoranlarda önümüze gelen bardaktaki sulara, içeceklerin içindeki buzlara filan. Ama restoran ve kafelerde servis edilen açık sular ve buzlar gayet güvenli. Yiyecekler de öyle. 2 ay boyunca hiçbir sağlık sorunu yaşamadık yiyecek ve içeceklerden yana, üstelik en pisinden yol kenarı lokantalarda bile yedik geleneğimizi bozmadan 🙂
  • Ayrıca şehirler, sokaklar, dükkanlar, oteller de genel olarak çok temiz. Kaldığımız otel ve pansiyonlar, genelde düşük bütçeli de olmalarına rağmen, tertemizdi. Coğunlukla temiz bir çift havlu da oda fiyatına dahildi. Hindistan’dan belki 3-5 Euro daha fazla ödedik otel başına ama fazlasıyla değdi.
Rabbit Island (Tavşan Adası) - Kamboçya

Rabbit Island (Tavşan Adası) – Kamboçya

  • Gelelim ulaşım konusuna: Biz sadece Tayland’a uçakla vardık (ve Tayland’dan Avrupa’ya yine uçakla döndük). Bunun dışında tüm Güney Asya seyahati otobüsle geçti diyebilirim. Bir kez de Tayland’a gece treni ile seyahat ettik ve cok memnun kaldık. Tayland’da otobüs ve tren opsiyonları var ama Laos ve Kamboçya’da tek seyahat aracı otobüs (ya da bot). Ulaşım fiyatları batıya kıyasla çok  çok ucuz. Tayland’da turistik otobüslerle ülke içi seyahatler yapılıyor ve son derece konforlu bu otobüsler. Laos ve Kamboçya’da bu kadar konfor beklememek lazım, normal koltuklarda yer bulursanız kendinizi şanslı sayın, bazen koridora konulan plastik sandalyelerde yolculuk etmeniz gerekebiliyor.
  • Seyahat öncesı plan program yapma konusunda bir kaç şey söylemeden geçmemek lazım. Geleneği bozmayarak yine bir Lonely Planet aldık (Southeast Asia on a Shoestring, 2010 basımı). Genel rotayı bu rehbere göre çizdik ama rehberde tavsiye edilen yerlerin çoğu çok kalabalık olmuş, fiyatları artırmış, bir kısmı ise kaliteyi tamamen bozmuştu. Bir de artık Lonely Planet kafilesinin bir parçası olarak hep rehberde önerilen mekanlara gitmekten sıkıldık sanırım, bir sonraki seyahatte alternatif bir rehber arayışına gireceğiz ya da rehbersiz şansımızı deneyeceğiz büyük ihtimalle.
  • Son olarak sayıları hızlıca artmakta olan bebekli, çocuklu ya da hamile ama seyahat delisi arkadaşlarıma: Güney Asya’da bizim çizdiğimiz rota, özellikle de Tayland çocuklu ve bebekli aileler için de oldukça uygun. Seyahat sırasında sırtına bebeği almış gezen sırt çantalılardan tutun da üç-beş çocukla kendilerini Koh Phangan Adası’na atmış geniş ailelere kadar pek çok örnek gördük bizzat. Tabii ki bebek ya da çocuk olunca kalınacak otel ve yolculuk edilecek araçların şartlarının biraz daha farklı olması gerekiyor ama yine de son derece uygun fiyatlara bebek-çocuk için uygun otel, otobüs, tren bulunabiliyor. Koh Phangan Adası’nda bana komşu bungalowda 2 yaşında çocukları olan genç bir Alman çift kaldı 10 gün boyunca. Anne tatilin son günü bana bebekle yapılabilecek en güzel tatili yaptıklarını söyledi. Bir tatil köyü sınırları içine sıkışıp bütün gün havuz başı ve açık büfe olayına girmek yerine hem çocuk için güvenli, doğal ve eğlenceli hem de ebeveynler için heyecanlı ve egzotik tatil isteyenlere şiddetle bu rota tavsiye edilir!

Ve işte karşınızda Güney Asya!

Kamboçya'nın Dünyaca Ünlü Angkor Tapınakları

Kamboçya’nın dünyaca ünlü Angkor Tapınakları

Luang Prabang'ın Güzelim Tapınakları...

Luang Prabang’ın güzelim tapınakları…

Ve tabii ki lezzetli Asya mutfağı - Kamboçya'nın meşhur 'Amok'u

Ve tabii ki lezzetli Asya mutfağı – Kamboçya’nın meşhur ‘Amok’u

Sky Bar @Vertigo's'dan mutheşem Bangkok gece manzarası

Sky Bar @Vertigo’s’dan mutheşem Bangkok gece manzarası