Tag Archives: Batı Karadeniz

Batı Karadeniz Turu 3: Kastamonu

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Batı Karadeniz gezisine Yörük Köyünden sonra Kastamonu ile devam ediyoruz. Önce Kastamonu nereden geliyormuş ondan bahsedeyim, bu bölgede Hititlerden de önce yaşayan Gast Halkı varmış, Gast Tumannna da Gast Kalesi demekmiş, o günden bu güne Kastamonu olmuş. Internetteki geyiklerdeyse neymiş efendim Monia diye bi prenses varmış, sultan buna aşık olmuş, kız buna kazık atmış, o da “Kastın neydi Monia?” demiş, ordan da döne döne Kastamonu’na gelinmiş, vay beee..Böyle hayal gücü görmemiştim..

Aşağıdaki fotoğrafta da görebilirsiniz, şehrin tepesinde, her noktaya hakim bir yerde kale. 12. yüzyılda yapılmış. Ben içine gidemedim, giden varsa anlatsın.

Kastamonu Kalesi

Kastamonu Kalesi

Şehit Şerife Bacı Anıtı

Şehit Şerife Bacı Anıtı

Şehit Şerife Bacı anıtı şehrin tam merkezinde bulunuyor. Kurtuluş Savaşında özveriyle çalışan Türk kadınlarına ithaf edilmiş. Meydanda hemen yanında Hükümet Konağı yer alıyor. Hükümet Konağı da gezilebilir, eski Kastamonu fotoğrafları özellikle, çok güzel.

Burada öğrendik ki Kastamonu eski Kastamonu’yken güzelmiş. Ne yazık ki şehrin 2012 yılındaki nüfusu 1925 yılındaki nüfusundan daha az. Düşündürücü.

Nasrullah Külliyesi (Cami-Şadırvan-Köprü-Medrese)

Nasrullah Külliyesi (Cami-Şadırvan-Köprü-Medrese)

Burası aynı zamanda bir meydan ve bu meydanın iki özelliği var: Dünyada ilk kadınların yaptığı miting burada yapıldı (valla bundan pek emin değilim, bana söylenenin yalancısıyım) ve tabi ki Kastamonu’nun Cumhuriyet devrimiyle ilgili olan kısmı, herkesin ilkokulda öğrendiği şapka devrimi de burada yapılmış.

Yine bu meydanın biraz ilerisinde Münire Sultan Sofrası diye bir restoran var, burası otantik yemekler yapan bir yer, Kastamonu mutfağının üç tane özel yemeği varmış, Ecevit çorbası, etli ekmek, çekme helva, üçünü de burada yiyebilirsiniz. Yiyenler güzel olduğunu söylediler, biz daha hızlı bir yemek istiyorduk, çünkü birazdan anlatacağım başka bir işimiz vardı, o yüzden yine hemen orada bulunan Hanedan’da tek etli yemek yedik, biraz yağlı olmakla beraber çok beğendik. Bu arada bu civarda 3- tane yerde de Vedat Milor fırtınası esiyor, Lezzet Duraklarında beş yıldız vermiş kendisi bu mekanlara, bilginize.

Bu arada etli ekmek Konya’da değil miydi yeaa dediğinizi duyar gibi oluyorum. Burada da varmış efendim, zaten etli ekmek gibi bir isme sahip yiyeceği 20 farklı bölge sahiplenebilir, ilk biz bulduk diye, o kadar yaygın. Konya birinci, Kastamonu ikinci olsun konu kapansın.

Şimdi yemeğimizi yedik, koştura koştura nereye gittik? Abdurrahmanpaşa Lisesine. Hükümet Konağı’nın biraz ilerisinde. Peki bu lisenin gönlümüzde özel bir yere sahip olmasının sebebi neydi? Rıfat Ilgaz’ın lisesi olması. Öyle bir lise düşünün ki Rıfat Ilgaz burada okurken Hababam Sınıfı’nın temellerini atmış. Bu okula gidilip önünde fotoğraf çektirilmez mi?

Nasrullah Köprüsü

Nasrullah Köprüsü

Nasrullah Köprüsü de hemen biraz ilerde 🙂 Her şey gördüğünüz gibi birbirine çok yakın, yürüme mesafesinde. Yürüyün yürüyebildiğiniz kadar Kastamonu gezginleri. Yeşillik, ortasından cılız da olsa bir nehir geçiyor, havası da güzel. Daha ne istenir.

Burası ile ilgili ekleyebileceğim bir başka nokta ciddi bir türbe popülasyonu olması. Şehirle ilgili belediyenin hazırladığı bir kitapçık vardı, oradan baktım, sadece kitapçıkta 15 tane türbe var, bir de kitapçıkta adı geçmeyenleri düşünün.

Şehrin yine güzel bir noktası saat kulesi. 1885 yılında yapılmış, 14 metre yükseklikte. Etrafında oturacak, bir şeyler içecek yerler de var.

Kastamonu Saat Kulesi

Kastamonu Saat Kulesi

Liva Paşa Konağı da gezilecek görülecek yerlerden biri sayılabilir.1880’li yıllarda kişisel bir malikaneymiş, yaklaşık yüz yıl sonra onarım ve restorasyon yapılmış, şu an müze olarak kullanılıyor. Haremlik, selamlık bölgelerinin yanı sıra oda oda Kastamonu el sanatı da gösteriliyor. El sanatından kastettiğim de urgan odası var örneğin, odada bir divanda oturan cansız erkek manken oluyor (Hey gidi…Vahe Kılıçaslan geldi aklıma şimdi 🙂 ), urganlar oluyor odada, ya da ayakkabıcı odası, eski ayakkabı yapım malzemeleri, ayakkabılardan örnekler..

Liva Paşa Konağı-Etnografya Müzesi

Liva Paşa Konağı-Etnografya Müzesi

Liva  Paşa Konağının hemen yanında Kastamonu Arkeoloji Müzesi var, 1910 yılında İttihat ve Terakki Partisi’nin Kastamonu Şubesi olarak inşa edilmiş. İçinde Hitit dönemi ve öncesine ait lahitler, ilk çağ silahları, heykeller gibi bir çok eser varmış. Ben gitmedim ama meraklısı varsa gidebilir.

Kastamonu Arkeoloji müzesi

Kastamonu Arkeoloji müzesi

Kastamonu Kaya Mezarları

Kastamonu Kaya Mezarları

Bir de Valla Kanyonu öneriliyor, gidemedik ne yazık ki.

Kastamonu’dan da bu kadar.

Bir sonraki yazım ocak sonunda olacak, eksik kalan Safranbolu ve Amasra’yı yazacağım, ancak sürpriz bir şekilde ocak ayında buraya tekrar gitme fırsatı doğdu, bir aksilik çıkmazsa buralar bir de kış aylarında nasıl görünüyor onu da öğrenip değişik mevsimleri de size gösterebilmek istiyorum.

Herkese mutlu 2013’ler.

Görüşmek üzere,

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Kategori: Konuk Yazarlar

Batı Karadeniz Turu 2: Yörük Köyü

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Bu yazıda özellikle bahsetmek istediğim yer Yörük Köyü. Bir kere bütün bölge konaklardan oluşuyor, mimarisi harika, havası güzel, suyu güzel, eğlenceli, daha ne olsun.

Safranbolu’ya yakın (10 km kadar), bu yüzden Safranbolu’ya gezmeye gelenler buraya da uğramadan gitmesin. Zonguldak’a da mesafesi yaklaşık 2 saat.

Şu an SİT alanı bu köy, bu yüzden uzun yıllar bozulmadan kalacak olması sevindirici. Bu arada sonradan araştırınca öğrendim, Türkiye’de bu şekilde koruma altında olan 2 tane köy varmış sadece, diğeri de Bursa’da olan, zamanında Kınalı Kar dizisinin çekildiği Cumalıkızık köyü. Bursa’lı bir insan olarak oraya gitmediğimden dolayı çok utandım, en kısa zamanda gideceğim.

Yörük köyü adı üstünde köy, ama buradaki evlerin hepsi 200 yıllık tarihi konak, yaklaşık 100 tane de konak var, öyle küçücük bir yer değil hani. Burada yaşayanlar yedinci, sekizinci nesil, atalarını anıyorlar hep.

bati_karadeniz_2_1

Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz evlerin, pardon konakların birçok farklı özellikleri var, örneğin bu konaklar hiç biri diğerinin önünü kapatmayacak şekilde yerleştirilmiş,  pencereler birbirini görmezmiş, genelde alt kat ahır, üst katlar oturacak yer olarak kullanılıyormuş, ahır aynı zamanda doğal bir ısıtma görevi yapıyormuş, ama yazları da hiç sıcak olmazmış vs. vs. Multifonksiyonel, çok kullanışlı…

bati_karadeniz_2_2

Evlerin kapılarının çok hoş bir özelliği var, yukarıdaki fotoğrafta kapının tokmağına ip bağlanmış görüyorsunuz, eğer bu ip aşağı doğru sarkarsa evdeyim, bu şekilde bağlanırsa evde yokum demekmiş, çok pratik değil mi?

Bu arada yine başka bir mimari bilgi, Türklerin ahşap evde, Rumların ise taş evde uzmanlaştığını biliyor muydunuz?

Yörük köyünün kökeni Alevi ve Bektaşi kültürü, o kültürden kalan birçok özellik halen kullanılıyor, örneğin kapılara geyik, keçi boynuzları asılıyor, evlerde on iki imama ithafen duvarlarda on iki lale figürleri bulunuyor, çatılara on iki boynuzlu geyik boynuzu asılıyor.

Bu köyün ünlü simaları da mevcut, örneğin köyün ortasında ünlü opera sanatçısı Leyla Gencer’in heykelini görünce şaşırmayın, babası buralıymış efendim. Bir de biz görmedik ama Cemil İpekçi’nin de burada evi varmış.

bati_karadeniz_2_3

Bu arada burası hayalet köy değil, bir çok kişi yaşıyor halen, özellikle turizm yeni yeni gelir getirmeye başlamış. Köyde en çok gezilen, en popüler konak Sipahioğlu Konağı.  Burada kadınlarla erkeklerin oturma yerleri ayrı. Ve feminist damarlarım kabarıyor ama ne yazık ki erkek tarafı çok daha süslü püslü, kadınların tarafı sade, kendi halinde.

bati_karadeniz_2_4

Yukarıdaki fotoğraf erkek tarafının ana odası, yani salonu. Özellikle ağaç işçiliği ön planda, daha bir çok farklı özellik var ama hepsini buraya yazmayayım, birazını da kendiniz görün değil mi?:)

Ama şunu da eklemeden geçemeyeceğim, tavandaki aynalı topa dikkat, salonda oturan herkesi görebiliyorsunuz, bütün odayı içine alıyor.

bati_karadeniz_2_5

Bu fotoğraf da kadınların bölümünden, aradaki farkı görebiliyorsunuz, erkekler otursun geyik yapsın, kadınlar da yemek yapsın, ohh ne ala. Neyse.. Bu fotoğraftaki raflar aynı zamanda basamak olarak da kullanılıyormuş.

Bu arada bu konakları hala konağın içinde yaşayan ailenin rehberliğinde geziyorsunuz, kadınlar tarafında bir Filiz Teyze var ki, bu kadar sempatik, komik, eğlenceli bir kadın olamaz. Zaten bütün köy sempatik, bazen sokaklardaki otları satmaya çalışırken sizi zorlayacak düzeyde, ama bu Filiz Teyze gerçekten komedyen olmak için yaratılmış. Mesela odaların içinde yüklük benzeri bir dolap var, bu dolap aynı zamanda banyo olarak kullanılıyor, evet banyo. Dolabın altında bir su gideri var, bu konaklarda anne, baba, çocuklar, eşler, torunlar hep bir arada yaşadığı için istendiğinde odadan çıkmadan banyo yapılabilsin, eşlerin azıcık da olsa mahremiyeti olsun diye düşünülmüş. Çok mantıklı.. Şimdi adam gecenin bir yarısı banyo yapacak bütün ev duyacak, ne gerek var? Bunun Filiz Teyze ile ilgili olan kısmıysa şu, şimdi o zamanlarda kadınlar kocalarını yıkıyormuş burada anladığım kadarıyla, Filiz Teyze bizim grubumuzdaki erkeklerden birini alıp -Bekar mısın diye sorduktan sonra- kafasını ovuşturarak, arada pataklayarak öyle bir temsili yıkama faslı yarattı ki, gülmekten öksürük krizi geçirdim ben.

Sonra aldı bizi yollardan keçi gibi seke seke çamaşırhaneye götürdü. Çamaşırhane bütün köy kadınlarının aynı anda çamaşır yıkadığı büyük, üstü kapalı bir yer. Ortada kocaman taş bir tekerlek var, aynı anda 10-15 kişinin rahat rahat çamaşır yıkayabileceği şekilde tasarlanmış, hatta taş hafif eğimli, böylece yere yakın tarafındaki kısım kısa boylulara, diğer taraf da uzun boylulara göreymiş, bunu bile ayarlamışlar yani. Ortada kirli suyun gittiği bir delik var. Filiz Teyzenin anlattıklarına göre kocalarının çamaşırlarını okşaya okşaya, kaynanalarının çamaşırlarını ise döve döve, küfrede küfrede yıkarlarmış, böylece onlardan hırslarını alırlarmış. Yani bu köydeki çamaşırhaneyi de gezmenizi öneririm.

bati_karadeniz_2_6

Buradan bir sürü ot, baharat, reçel alabilirsiniz, anahtarlık, örtü, buzdolabı süsü gibi birçok hediyelik de bulabilirsiniz.

Bir sonraki yazı Kastamonu hakkında olacak. Görüşmek üzere…

Yazar: Ceren Aydın

Kategori: Konuk Yazarlar