Tag Archives: Türkiye

Cennetin Türkiye Şubesi: KAŞ

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Başlık biraz abartılı mı oldu? Hayır hiç de değil, çünkü Kaş gerçekten her türlü abartı sıfatı, isim tamlamasını, yazıyı hak ediyor.

Kas1

Öncelikle şimdiye kadar Kaş’a en az 4-5 defa gittiğimi belirtmek isterim. Eğer çok kalabalık değilse çok dinlendirici bir yerdir Kaş, denizi soğuktur ve inanılmaz bir mavi rengi vardır. Bir haftalık, hadi çabuk sıkılan bir insansınız diyelim, 5 günlük bir tatil burada göz açıp kapayınca kadar geçiverir.

Kaş’a nasıl ulaşacağınızdan başlayalım. İstanbul’dan otobüsler var, gece saat 10 gibi kalkar, sabah saat 11-12 gibi varır. Arada mutlaka Fethiye’ye de uğrar. Yine dönüşte ise gece 6 gibi kalkar, sabah 8 gibi varır. Otogar Kaş’ın merkezinde olduğu için çok rahattır. Gidiş-dönüş yaklaşık 200 TL. Metro, Kamil Koç, Ulusoy ve Pamukkale uzun yol otobüsleri. Batı Antalya otobüsü de Fethiye’den saat başı otobüs kaldırıyor.

Bu kadar uzun yol yapamam derseniz de Dalaman havalimanı en yakın seçenek. Dalaman’dan Kaş’a uçak saatlerine göre servisler var. (50 TL / http://www.gezinet.net / http://www.transferbul.net ) Diyelim ki uymadı saatler size, taksi yaklaşık 200 TL tutuyor, mesela 4 kişiyseniz onu da tercih edebilirsiniz.

Bunlar dışında son seçenek de araba tabi. Yine de hangi yolu tercih ederseniz edin şunu bilin ki yolun son yarım saati ne yapın edin uyumayın. Çünkü Kalkan-Kaş arası olan yol bence dünyanın en güzel yoludur. Kıvrıla kıvrıla gider, yanı başınızda deniz. Ortalarda bir yerlerde meşhur Kaputaş Plajını görürsünüz, denizin turkuaz renginin güzelliğine hayran kalırsınız.

Otobüsten Kaputaş

Otobüsten Kaputaş

Kaş çevresinde de içinde de gidilebilecek birçok yer var. Önce çevresinden başlıyorum:

  • Kaputaş Plajı: anlatılmaz yaşanır, yarım saatliğine de gidebilirsiniz bütün gün de kalabilirsiniz, ama bütün gün kalacaksanız hazırlıklı gidin, çok fazla şey bulamazsınız. Kaş’ta kum plajı olan ender yerlerden.
  • Çukurbağ Yarımadası: Kaş’a 5-10 km uzaklıktadır. Geldiğim bunca zaman içinde hep gideceğim dedim ama hiç gidemedim, biraz daha lüks sevenler gider, daha bir sakindir. Buradaki Barbarossa Club çok beğenilir.
  • Kalkan: Kesinlikle Kaş’ın havası yok. Yine bir lüks mekan yarışı. Lüksü çok seviyorsan Çeşme’ye git değil mi ama? Bir de burası o kadar ingilizdir ki berber dükkanlarının adı “SweeneyTodd” berberidir. Bilmeyenler için SweeneyTodd zamanında JohhnyDepp’in oynadığı, geçmişte geçen, dükkanına gelenleri usturayla öldüren bir berberi anlatır. Zaten evlerin yarısından fazlasının sahibi de orta yaşlı İngilizlerdir.
  • Patara: Kalkan’a 15 km mesafede. Kum plajı 8 km uzunluğunda ve caretta carettaların yumurtlama yeri.

Bu yukarıda bahsettiğim yerleri araba kiralayarak veya motosiklet kiralayarak bir günde bitirebilirsiniz.

Panoramik Kaş-ortada Meis adası

Panoramik Kaş-ortada Meis adası

Kaş’ta nerede kalınır? Aslında birçok alternatif var. Benimse iki önerim var: Begonvil Otel (Yukarıdaki deniz manzarası oranın üç kişilik süit odasına aittir.) bir de Aphrodite Pansiyon. İkisi de çok güzeldir, zaten buradaki evleri güzelleştiren begonviller her oteli sevimli gösteriyor. Begonvil biraz da merkeze yakın, Aphrodite biraz daha otogara yakın. İkisinde de yokuş çıkılıyor. İkisi de oda kahvaltı. Aphrodite gecelik 140 TL 2 kişi oda kahvaltı. Begonvil’in 3 kişilik süper balkonlu manzaralı süit odasının gecelik oda kahvaltı fiyatı ise 280 TL. Yani kısaca gecelik kişi başı 50 TL ile 100 TL arasında güzel bir yerde kalabilirsiniz. Yarım adadaki Barbarossa’dan bahsettim. Limanağzı’nda Delos Beach Hotel var. Bir de Gülşen Pansiyon var. Bunun dışındakiler üç aşağı beş yukarı aynıdır.

Kaş seni seviyorum..

Kaş seni seviyorum..

Kaş Likya yolu üzerinde. O dönemlerdeki ismi Antiphellos’muş. Phellos kelime anlamı olarak kayalık yer demekmiş, o dönemlerde Phellos adında  bir antik kent varmış, Antiphellos da kayalık karşısı demek oluyor.

Şimdi Kaş’ın içindesiniz, artık denize girmek istiyorsunuz. Ne yapacaksınız? Bunların her birini de birer gün gibi düşünebilirsiniz:
• Limanağzı
• Küçük Çakıl
• Büyük Çakıl
• Meis
• Tekne turları

Limanağzı

Limanağzı

Biraz açalım.

Limanağzı: Kaş’ın içinden kalkan teknelerle 15 dakikada Limanağzı’nda olursunuz. Gidiş geliş 15 TL. Size bir bilet veriyorlar, dönüşte geri bindiğinizde de topluyorlar, bu yüzden bileti kaybetmemeniz gerekiyor. Her saat gidebilirsiniz, ama son tekneler genelde 6 buçuk gibi kalkıyor. Burada 3 tane mekan var. Bilal, Nuri ve Delos. Birbirleri arasında yürüyerek geçiş yapabilirsiniz ama tekne zaten üçüne de uğruyor. Şezlonga uzanıyorsunuz ve her şeyi unutuyorsunuz. Hiç birinde müzik yok, huzur var. Kaş bazen rüzgarlı olabiliyor, ama burası hep çarşaf gibi oluyor.

Küçük Çakıl

Küçük Çakıl

Küçük Çakıl: Küçük çakıl tam Kaş’ın içindeki merkezi plaj. Burda da iki yer var: Derya Beach ve Çınarlar Beach, zaten yan yanalar. İkisi de tercih edilebilir. Yemekte birbirlerinden farklılar. Derya Beach’in pizzası, Çınarlar’ın ise hamburgeri meşhur. Denize merdivenlerle giriyorsunuz, çok derin ve buradaki bir akıntı sebebiyle çok ama çok soğuk. Yine akıntı sebebiyle tuzu vücudunuzda daha az hissediyorsunuz. Burası tabi merkezi olduğu için daha kalabalık oluyor.

Büyük çakıl ise Küçük Çakıl’a birkaç kilometre mesafede, taksiyle ya da otostop çekerek ya da yürüyerek gidebilirsiniz. Gündüz çok numarası yok ama gece direkt kumsala çakılların üzerine masanız kuruluyor, denize sıfır yemeğinizi yiyorsanız. Eğer bu konsepti seviyorsanız tam size göre diyebilirim.

Meis: Pasaportu ve Schengen vizesi olanlar için Meis de bir alternatif. Güzel, küçük bir adacık. Yunanca Meis göz demek, böylede kaşla göz oluyor burası. O kadar yakın ki zaten, pır pır giden bir tekneyle 20 dakikada 75 TL’ye günübirlik gidebilirsiniz. Yunanistan’ın en doğu noktasıdır Meis, o kadar yani. Meis halkı ile Kaş halkı arasında yoğun bir alışveriş var. Meis Kaş’a pazara gelip ucuz sebze meyve alırmış, Kaş’takiler de gidip Meis’ten içki alırmış.

Denizin muhteşem rengiyle kendinden geçmek ben, cümle kurmayı unutmak

Denizin muhteşem rengiyle kendinden geçmek ben, cümle kurmayı unutmak

Tekne turları: Birçok farklı tekne Kekova’ya gidiyor günlük. Sabah 10:00 gibi çıkıyorlar, akşam 18:00 gibi dönüyorlar. Müziksiz olanlar var, küçük olanlar var, büyük olanlar var. Hatta 4-5 kişiyseniz biraz daha fazla verip küçük bir tekneyi kendinize ayırabilirsiniz bütün gün, istediğiniz yerde istediğiniz kadar kalırsınız. Fiyatlar ortalama 60 TL, öğle yemeği dahil (Balık ekmek-içecek-salata gibi basit ama doyurucu bir yemek çıkarıyorlar.) İnönü Koyu, Tersane Koyu, Akvaryum, Batık Şehir, Simena, Üçağız ve Kekova’ya uğruyor.

Bir de adalar turu yapan tekneler var. Onlar da yine aynı saatlerde gidip geliyor, günlük 80 TL. Güvercin Adası, 12 Adalar, Çoban Koyu, Limanağzı ve Büyük Çakıl plajı uğradıkları yerler.

Kaş’ın bir başka özelliği de havada ve denizde yapılabilecek ekstra sporlar sunması. Mesela parasailing yapabilirsiniz, Kaş zaten dağların eteklerinde olduğu için uygun bir ortam sunuyor buna. Sadece çok rüzgarlı bir havada yapamıyorsunuz, görevliler zaten hemen iptal ediyorlar. 900 metrede tandem atlayış yapıyorsunuz, 200-250 TL gibi bir fiyata, dediğim gibi hava koşullarına bağlı olarak genelde sabah saatlerinde yapılıyor.

Yine Kaş su altı zenginliği dünyaca meşhur bir yer. Lisanslı ve lisanssız pek çok farklı noktaya dalış yapma imkanı var, ben burada hiç dalış yapmadım, ama yapanların çok memnun kaldığını biliyorum, önceden araştırın derim. Bildiğim kadarıyla bir dalış 80-100 TL gibi.

Dejavu’dan görünen gün batımı manzarası

Dejavu’dan görünen gün batımı manzarası

Deniz faslı da bittiğine göre artık geceye yavaş yavaş geçiyoruz, gerçi bir dakika güneş saat dokuzda batıyor. Nerede güneşin batışı izlenir? Dejavu’da. Lütfen Dejavu’ya gitmeden Kaş’tan ayrılmayın.

Onun dışında Uzun Çarşı’yı da dolaşmanızı öneririm. Gümüşler, peştemaller, halılar aklınıza ne gelirse var evet ama esas o sokağın güzelliği mutlaka görülmeli. Bu arada adı uzun çarşı ama sanırım en başından en sonuna 100 metre yoktur 🙂

Kaş uzun çarşı

Kaş uzun çarşı

Akşamüstü eğer karnınız acıktıysa Hideaway’decheesecake ve limonata.

Kaş’ta gece rakı balık diyenlerdenseniz Nereid Meyhanesine gidebilirsiniz. Mezelerle doyduk biz, balığa fırsat kalmadı, kişi başı 70 TL verdik, balıkla 100 TL olur. Gece mekanları çok ucuz değil evet, ama çok lezzetli. Bahçe Balık yine öneriliyor, bir de Efsanevi Üzüm Kızı vardı, ama kapandı, yerine Ruhi Bey açıldı, orası da denenebilir. Balık istemiyorum ev yemeği istiyorum diyorsanız kesinlikle BiLokma’ya gidin. Müthiştir. Hatta BiLokma’nın tam karşısında Anatolia diye bir seramik atölyesi vardır, çok güzel seramikleri vardır, orayı da görmenizi öneririm. BiLokma’nın önünde geceleri lokma da satılır. Cafe Barcelona ve Papillon Bistro genelde yabancı turistlerin tercihidir. Bay Bay Cafe de önerilmişti, benim gitmeye fırsatım olmadı.

Kaş’a özel değil ama benim ilk Kaş’ta tanıştığım şey tahinli piyaz. Sahilde küçük bir cami var, onun yanında da Seçkin Restaurant var, orada deneyebilirsiniz.

Akşam üstü rengarenk sandalyeleriyle Mavi Bar – gece bu sandalyeler dolacak

Akşam üstü rengarenk sandalyeleriyle Mavi Bar – gece bu sandalyeler dolacak

Kaş’ın gece hayatı çok çılgın değildir, genelde Dejavu’da ya da efsanevi Mavi Bar’da, önünde, içinde içkinizi alıp arkadaşlarınızla sohbet etme şeklindedir. Mavi çok ama çok güzeldir, bir de her zaman bir arkadaşınızla karşılaşırsınız burada.

Son yıllarda özellikle Echo açılınca canlı müzik mekanına kavuşmuş oldu Kaş. Ben geçen ay gittiğimde Birsen Tezer gelmişti örneğin, gayet hoştu. Konser olunca giriş 30 TL.

Onun dışında RedPoint’te Rihanna vs eşliğinde dans edebilirsiniz, No:11’de de daha çok eller havaya Türkçe pop var. O civarda 1-2 caz mekanı ve bar var, ama dediğim gibi sönük biraz, bunların hepsi bir gecede iki üç defa dolaşılıyor biraz aktifseniz 🙂

Ve çılgın gezi ekibi

Ve çılgın gezi ekibi

Son olarak her tatil güzel, ama arkadaşlarla, dostlarla ayrı güzel diyorum, size de iyi gezmeler diliyorum.

Twitter: @cerenayayay

Instagram: gezcerengez

 

Reklamlar

İstanbul’da Lale Zamanı – Emirgan Korusu

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Herkese merhaba,

Duyduk duymadık demeyin, 9. İstanbul Lale Festivali 1-30 Nisan arasında. Harcanan paraya üzülmeyi bir yana bırakırsak, bir aylığına da olsa, özellikle Emirgan Korusu’na mutlaka gidilmeli ve o laleler bol bol gezilmeli, yeşil çimlerde yuvarlanılmalı, piknik yapılmalı.

laleler1

Ben 6 Nisan Pazar günü yaklaşık 2-3 saatimi burada geçirdim, 3 saat de gidip gelmesi sürdü. Özellikle hafta sonu olması dolayısıyla hem Beşiktaş, Hem Maslak, Hem Sarıyer yönlerinde çok trafik vardı, saatlerce bekledik. Arabayla gelmek zorundaysanız otopark var, ama en mantıklısı Maslak’tan yaya gelmek.

Emirgan Korusu ve Şelale

Emirgan Korusu ve Şelale

Şimdi biraz Emirgan Korusundan bahsetmek gerekirse, bu alan 452.000 metre kareymiş. Yokuş yukarı da çıkmak gerektiğinden içinde rahat ayakkabılar kullanmakta fayda var. Pazar günü çılgın bir kalabalık olmasına rağmen yine de sakin köşeler bulmak, etrafı seyretmek, yatmak güneşlenmek, çimlerin üzerinde kitap okumak mümkün. Kesinlikle çok rahatlatıcı bir yer. 90 tür ağaç bulunuyormuş içinde. (Broşüründen öğrendiğime göre) Tabi lalelerle ayrı güzel oluyor.

Laleler ve sarı köşk

Laleler ve sarı köşk

Emirgan Korusu’nun içinde Pembe Köşk, Sarı Köşk ve Beyaz Köşk olmak üzere 3 tane köşk var. Özellikle sarı köşk hem hafta sonu vasat da olsa açık büfe kahvaltı verdiği için hem de manzarasının çok güzel olmasından dolayı çok sevilen bir yer. Beltur işletiyor, bu yüzden hizmet kalitesi adına süper şeyler söyleyemeyeceğim ne yazık ki, ama bir alternatif olabilir.

Gelin-damat fotoğrafları açısından da çok popüler bir yer burası. Adım başı bir geline rastlayabiliyorsunuz.

3-4 farklı yerden giriş yapılabiliyor ama en kolayı hemen Sakıp Sabancı Müzesi’nin bitiminde, Mehtap Cafe’nin yanındaki giriş.

Bu arada korunun içinde isterseniz lale satın alabileceğiniz bir yer de var.

Yeni açmaya başlayan erguvanlar ve Koru’dan Boğaz manzarası

Yeni açmaya başlayan erguvanlar ve Koru’dan Boğaz manzarası

Sincapları da görebilirsiniz diyor herkes, kalabalıktan dolayı ben göremedim, ama sincap heykelleri var etrafta bir sürü, bari onlardan göstereyim size 🙂

laleler5

laleler6

Korunun içinde çimlerden yapılmış piyano ve gitar çalan adam figürleri var ki çok hoşumuza gitti.

Gelelim lalelere.Toplamda 3000 çeşit lale olduğunu biliyor muydunuz?

Lale gül ve kasımpatıdan sonra dünyanın en popüler üçüncü çiçeğiymiş. Kokusuz olmasa muhtemelen en popüleri olurdu.

Anavatanı Pamir, Hindukuş ve Tanrı dağlarıymış, Kavimler Göçü sırasında Anadolu’ya gelmiş. 16’ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hollanda Kralı’na gönderilen laleler, ilk başta Hollandalılar’ı ve kısa zaman içerisinde tüm Avrupalılar’ıhayranlık içinde bırakmış, sonra Hollanda bildiğiniz gibi laleyi delice sahiplenmiş.Hollandalıların ilk arakladığı lalenin adı tülbent lalesiymiş, tulip adı buradan geliyor.

Bu arada Lale Devri tarihte bize çok anlatılan bir konu. Edebiyatta da lale Allah’ı simgelermiş. Hatta Edirne’de belki bilirsiniz, Selimiye Camiindeki ters lale figürü de meşhurdur, hakkında pek çok rivayet vardır.

Hollanda’da da Lale Çılgınlığı diye bir devir yaşanmış, 1600’larda, lale soğanlarının fiyatlarının aniden yükselip düştüğü bir dönemmiş.

Yine Alexander Dumas’ın “Siyah Lale” diye bir kitabı vardır, gerçek siyah lale yetiştirene ödül vadedilir, ve olaylar gelişir. Siyah lale diye bir şey yok bu arada gerçekten. Siyaha yakın, koyu mor, koyu bordo gibi renkler var ama gerçek siyah değil.

Bir de Ömer Seyfettin’in “Beyaz Lale” diye bir romanı var, ama ömrümde bu kadar sapık bir roman okumadım diyorum, geçiyorum.

laleler7

Lale soğanları, sonbaharda dikilip, bulunduğu sıcaklık seviyesinebağlı olarak, şubat-mayıs ayları arasında çiçekleniyormuş. Çiçekler öldükten sonra soğanları topraktan çıkarıp, bir sonraki sonbahara kadar serin bir yerde bunları saklayıp tekrar tekrar ekilebiliyormuş. Hatta bu yapılmasın da her sene satışlar devam etsin diye Hollanda’da bu soğanlar kısırlaştırılıyormuş.

laleler8

Genetiğiyle oynanmış çok lale olmasına rağmen nedense “lalede altı yaprak olur” kuralı hiç bozulmamış, genetiğiyle oynanmış lalelerde de altı yaprak olmuş.

laleler9

laleler10

Ceren’in sanatsal beyaz lale çalışması :)

Ceren’in sanatsal beyaz lale çalışması 🙂

Tabi burada bir özeleştiri yapmak zorundayım. Hollanda’da birkaç defa bulunmuş bir insan olarak diyebilirim ki İstanbul’daki “Lale anavatanına dönüyor” projesi hem geçici, hem de gereksiz lüks bir proje olarak görülüyor. Bu laleler hayatımızın içinde değiller, Hollanda’daki gibi bir sahiplenme yok, bakıyorsunuz, beğeniyorsunuz, o kadar. Hollanda’da yapılan ekimin dörtte birinin lale olduğunu öğrendiğimde yaşadığım şaşkınlığı tahmin edersiniz.(Yılda 4 milyar lale yetiştirilip 3 milyarı ihraç ediliyormuş.)

laleler12

Benden bu kadar. Hızınızı alamadıysanız Sabancı Müzesi’yle devam edin, Sütiş’te bir mola verin, sonra da kendinizi sahilde hızlı bir yürüyüşe kaptırın derim.

Herkese iyi gezmeler…

Twitter: @cerenayayay

Instagram: gezcerengez