Koh Phangan Günleri: Huzurlu Ada Hayatı ve Agama Yoga

Standard

27.05 – 06.06.2012

Huzurun resmi: Koh Phangan'ın mavi tonları... Dikkatli bakarsanız denizin ortasında meditasyon yapan birini görmek mümkün :)

Huzurun resmi: Koh Phangan’ın mavi tonları… Dikkatli bakarsanız denizin ortasında meditasyon yapan birini görmek mümkün 🙂

Tayland’ın pek çok diğer tatil adası arasından Koh Phangan’ı seçme nedenim burada bulunan Agama Yoga okulu oldu. Peki neden Tayland’daki yüzlerce yoga kursu arasından Agama Yoga’yı seçtim? Egzotik ve uygun fiyatlı Güney Asya’da hem biraz tatil yapıp hem de yoga bilgisi ve tecrübesini derinleştirmek isteyenlere belki faydası olur diyerek birazcık yoga okulu arama ve seçme sürecimden bahsetmek istiyorum önce. İlk iş olarak tabi ki Google’da Tayland’daki yoga okulları şeklinde bir arama yaptım. Ve tabi ki bu aramadan bilmem kaç milyon tane sonuç serildi önüme. Seçeneklerimi Chiang Mai, Phuket ve çeşitli Koh’larla (Koh Phangan, Koh Samui, Koh Samet vs) sınırladığımda yine oldukça fazla sayıda seçenek vardı önümde. Ancak Agama Yoga haricinde hemen hepsi günlük yoga programı da olan tatil köyü, detox kampı, lüks otel ya da spa otelleri olunca karar verme aşaması fazla sürmedi benim için.

Berlin’de bir kaç sene önce başladığım yoga yolculuğum genelde batıdaki yoga stilinin ağır bastığı stüdyolarda, daha çok fit kalmaya, biraz da stres atmaya yönelik modern şehir yogası şeklinde oldu. Yoga ile ilgili teorik bilgi, yoga felsefesi ve doğduğu yer olan uzak doğu ülkelerindeki esas uygulanış şekli hakkında bilgi alabileceğim bir kurs programı arayışı içindeydim. İnernet aramalarımda karşıma çıkan Tayland’daki yüzlerce yoga kursu arasında bu arayışıma uygun program sunan bir okul formatında, neredeyse tüm gün devam eden ve ilk haftalarda pratikten bile daha fazla teorik bilgi üzerinde yoğunlaşan tek kurs Agama Yoga’ydı. Fiyatın uygun olması (ilk gün ücretsiz, sonraki günlerde gün başına 10 dolar civarı bir fiyat var. Bu fiyata günde en az 8-9 saat teorik ve pratik dersler ve akşam konuşmaları dahil) ve Koh Phangan Adası’nın parti kalabalığından uzak Sri Tanhu bölgesinde bulunması da beni cezbetti ve kararımı verdim. Ölü sezonda gideceğim için önceden rezervasyon yaptırmadım, zaten rezervasyon çok da gerekli değil sanırım yüksek sezonda bile. Denemek isteyen herkes, ücretsiz ilk gün şansını kullanabilir.

Agama Yoga Srtihanu Kampüsü Girişi

Agama Yoga Sri Thanu Kampüsü Girişi

İnternette Agama Yoga ile ilgili yapılan araştırmalarda kafa karıştırıcı, çelişkili sonuçlar döküldü önüme. Bir yanda yıllardır bu yoga okuluna devam eden ve bundan çok memnun olan pozitif referanslar (Ayrıca Lonely Planet’da da bahsi geçen yegane yoga okullarından biri). Diğer yanda yoga okulunun gurusu ve ileri seviyelerde uygulanan metodlarla ilgili pek çok eleştiriler… Ben böyle durumlarda en iyi stratejinin “kendin dene, kendi tecrübeni oluştur stratejisi” olduğuna inandığım için ve bir hafta da zaten beynimin yıkanabilmesi için çok kısa bir süre olduğundan dolayı hiç çekinmeden denemeye karar verdim Agama Yoga’yı. Burada da sizlerle sadece başlangıç kursunun ilk bir haftası boyunca yaşadığım tecrübeleri paylaşacağım. Normalde uzun süreli bu kurslar, başlangıç seviyesi, ileri seviyeler, yoga öğretmeni yetiştirme programları… Agama Yoga Websitesinden detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Bir hafta sonunda benim kursla ilgili kişisel tecrübe ve gözlemlerim gayet olumlu oldu. Yetişkin, aklı başında, ruh sağlığı yerinde olan bir insan için hiç bir olumsuz sonuç ya da tehlike içerdiğini sanmıyorum buradaki öğretilerin. Guru ile günlük temas zaten yok başlarda, sadece bir iki kez akşam seminerlerinde konuşmalarını dinliyoruz. Genç hocalardan gayet profesyonel ders ve seminerler alıyorsunuz. İleriki seviyelerde de bu okul ve öğretinin ne kadar içine gireceğinize kendi özgür iradenizle karar verebilirsiniz. Gelelim Agama Yoga günleri ve Koh Phangan’daki hayata..

Uzun bir gece otobüsü ve gemi yolculuğundan sonra Koh Phangan’a vardığımda ilk işim otel aramaya başlamak oluyor. Önce Agama Yoga web sitesinde önerilen Ananda Resort’a gidiyorum ama burada bir kaç Agama Yoga öğrencisiyle konuşmam sonucu öğreniyorum ki burası başlangıç derslerinin yapıldığı ana kampüse biraz uzak, ayrıca denize direk kıyısı da yok. Öğrencilerden biri yoldan bir dolmuş çevirip, biraz ilerideki Sri Thanu merkezine gitmemi, orada deniz kıyısında pek çok uygun fiyatlı bungalov olduğunu söylüyor. Tavsiyeye uyuyorum ve cidden yarım saat sonra Seaview Rainbow‘da derme çatma, klimasız ama denize sıfır ve harika manzaralı bir bungalova yerleşmiş bulunmaktayım. Bungalova ödediğim gecelik fiyat 9 Euro, ölü sezon olmasının da etkisiyle fiyatlar düşük bu dönemde. 10-15 bungalovluk işletmede benden başka kimseler yok. Çantamı bungalova bırakıp koşa koşa Agama Yoga kampüsüne gidiyorum, kapı duvar, meğer Pazar günleri kampüs kapalıymış. Resepsiyonda oturan birisi var ama bugün gidin, yarın sabah 8’de gelin demekten öte bir bilgi veremiyor bana. Keşke önceden iyice öğrenip araştırsaydım, rezervasyon yaptırsaydım, belki de kurs yok, belki talep olmadı açılmadı diye kendi kendime kızarak bungalova dönüyorum ve biraz keyfim yerine gelsin diye kendimi plaja atmışken bir muson fırtınası bastırıyor. Akşam olana dek de durmuyor yağmur, gece bastırınca boş bungalovlarla dolu bu karanlık ve ıssız sahilde tek başıma olduğum gerçeği ile yüzleşiyorum. Bungalovun kapısı da derme çatma, tam kilitlenmiyor bile. Sonra tek başıma olmadığımı farkediyorum burada, odada kocaman ve uçan bir hamam böceği, bir de “gekko” diye bağırıp duran minik gecko kertenkeleleri var. Yatağın etrafındaki cibinliğin altına sığınıp uyumak en iyisi diyorum. Bu gece bir an önce bitsin, yarın ya yeni bir bungalov bulurum kendime, ya da en kötüsü başka adaya giderim, hatta evime dönerim, neden tek başıma geldim ki buralara zaten diye çok güzel planlar yaparak uykuya dalmışken, tavandaki gevşemiş çivisi çıkan cibinlik bir güzel yere düşüyor ve ben geceyi böcekler ve kertenkelelerle aramda hiç bir engel olmadan geçiriyorum.

Kaldığım bungalov grubu olan Seaview Rainbow'un sahilden görünüşü

Kaldığım bungalov grubu olan Seaview Rainbow’un sahilden görünüşü

Ve ertesi sabah uyandığımda çoktan biliyorum aslında, başlangıç ne kadar zor olduysa, sonrası o kadar keyifli gececek. Sabah kuş ve dalga sesleriyle, odama dolan güneşle uyandığımda daha hissediyorum, ben Koh Phangan’daki bu bir haftamı çok seveceğim. Bungalov-pansiyon resepsiyonuna uğrayıp yeni bir cibinlik rica ettikten sonra kendimi Agama Yoga yoluna vuruyorum tekrar. Seaview Rainbow ile Agama Yoga Sri Thanu kampüsü arasında 10 dakikalık güzel bir yürüyüş yolu var. Saat 8’de kampüsün önündeyim yine, bu kez okul açık, resepsiyonda çok şeker, güleryüzlü bir görevli var, bana bir kayıt formu ve ilk günkü ders notlarının bir fotokopisini uzatıyor ve ilk gün olduğu için ödeme yapmam gerekmediğini, bu gün memnun kalıp devam etmek istersem bir haftalık ödeme yapabileceğimi söylüyor. Ödemeler günlük de yapılabilir ama haftalık ve aylık ödemelerde ekstra indirim alınabiliyor, haberiniz olsun. Kampüs yemyeşil bir alana kurulu bir kaç yoga salonu ve küçük bir restoran-kafeden oluşuyor. Başlangıç derslerinin yapılacağı ana salon çok büyük, içeride dersin başlamasını beklemekte olan en az 60-70 kişilik grubu görünce aklıma önceki günkü “belki de katılım yoktu, kurs açılmadı” fikrim geliyor, gülüyorum kendime. Bir hafta boyunca her gün dolup taştı bu salon. Dünyanın heryerinden gelmiş yaşlı, genç, kariyer sahibi, hipi, sırtçantalı, turist, yoga meraklısı bir dolu insan. Denemek için bir günlüğüne gelenler de var, benim gibi bir haftalıklar da ama aynı zamanda bir aylık ilk aşamayı ya da üç aylık yoga eğitmenliği programını tamamlamak için gelenler de. İlk haftalarda hepimiz aynı salonda, aynı dersleri alıyoruz.

Agama Yoga kampüs içindeki derslerin yapıldığı yoga salonumuz

Agama Yoga kampüs içindeki derslerin yapıldığı yoga salonumuz

Günlük program oldukça yoğun. Sabah 8:30’de dersler başlıyor. İlk hafta boyunca sabahları açılışı teorik bilgi ve derslerle yapıyor, sonra teoriyi pekiştirmek için o gün bahsi geçen asana (yoga pozisyonu) uygulamalarını öğreniyor ve saat 11 gibi öğle arası veriyoruz. Öğleden sonra 16’da tekrar başlıyoruz ve saat 20’ye kadar teorik ve pratik dersler sürüyor. İlk hafta daha çok teorik bilgi ve seminer ağırlıklıydı, günde toplam 2-3 saatlik asana uygulaması yapıyorduk. İlerleyen haftalarda pratik kısım daha yoğunlaşmıştır diye tahmin ediyorum. Öğretilen yoga stili tantra yogası ve kundalini bazlı hatha yoga karışımı bir stil.  Gurunun ve hocaların sadece yoga üzerine değil hayat üzerine de konuştuğu akşam seminerleri özellikle hoşuma gitti. Saat 20’de günlük program tamamlandıktan sonra da katılım isteğe bağlı olan film gösterimi, meditasyon seansları gibi çeşitli aktiviteler oluyordu kampüste, neredeyse her akşam. Bir haftanın sonunda dönmek zorunda olmasam en azından bir aylık programı tamamlamak isterdim. Yogayla sadece spor olarak değil de bir hayat felsefesi olarak ilgilenenler için ilginç bir kurs olabilir. Yine de tekrarlıyorum: En iyisi bir ya da bir kaç gün deneyip size uygun olup olmadığına kendiniz karar verin. Olur da Agama Yoga’dan memnun kalmazsanız da Koh Phangan Adası’nda bir çok başka yoga kursu mevcut.

Bir de kampüste hem eğitmen hem de öğrenci olarak bulunan pek çok Türk olduğunu farkedince oldukça şaşırdım. Bilsem gelmeden önce kontak kurup, daha detaylı bilgi alabilirdim diye düşünmemiş de değilim hani, bu yüzden sizlere şimdiden Agama Yoga Türkiye’nin web sitesini vereyim, ilgilenenler buradan daha detaylı bilgiye, ayrıca Koh Phangan’da Agama Yoga’ya yakın nerede kalınabilinir gibi pratik bilgilere ulaşabilirler: http://agamaturkiye.com/

Ben adaya gelirken kendimi asosyal bir hayata koşullamıştım, sabah erken okula gider, akşam çıkışta da bir şeyler yer, o günkü ders notlarına çalışıp erkenden yatarım diye düşünüyordum. Ne de olsa bir haftalık yoga kampı, hakkını vererek değerlendirebilmek için sabahları dinlenmiş ve dinç kalkmak, sağlıklı beslenmek lazım 🙂 Yani Koh Phangan’ın gece hayatına, partilerine uzak duracağım baştan belliydi. İlk günlerim cidden oldukça sakin ve sessiz geçti. Sabahları saatin alarmı bile çalmadan 7’de uyanıyor (temiz ada havası mı çarptı nedir, normalde 10’dan önce uyanamam), okul yolunda sabah kahvaltısı niyetine sokak tezgahlarından muz, mango alışverişi yapıyor (aslında sabah seansı öncesi kahvaltı yapmamak lazımdı ama bir iki meyve sayılmaz herhalde diye düşündüm) ve bu gün neler öğreneceğiz acaba heyecanıyla derslerin yapıldığı yoga salonuna giriyordum. Uzun öğle tatillerinde biraz internet kafelerde vakit geçirip, aileye günlük “hayattayım, merak etmeyin” mesajlarını ilettikten sonra civardaki minik aile restoranlarında nefis bir Tay öğle yemeği yiyip kendimi bembeyaz kumsalın masmavi sularına atıyordum. Sonra biraz plajda dinlenme, biraz o sabahki ders notlarını okuma, küçük bir masaj seansı derken Agama Yoga’nın öğleden sonra dersleri başlıyor ve akşam 20’ye kadar sürüyordu. Bir iki akşam ders sonrası film izleme, meditasyon aktivitelerine de katıldım.

Öğle tatillerimi geçirdiğim Srithanu sahili

Öğle tatillerimi geçirdiğim Srithanu sahili

Bungalovumdaki böcek ve kertenkele katsayısında ya da tam kilitlenmeyen kapı durumunda bir değişiklik olmadı. İkinci günümde bir iki diğer otel ve bungalov grubuna baktım, fiyat sordum, değiştireyim yerimi diye. Ama ikinci gün sonunda Agama Yoga’daki sınıfmdan bir kız benim bir kaç bungalov öteme taşındı, etraftaki bir iki bungalova daha insanlar geldi. Ben de zaten üşeniyordum yer değiştirmeye, artık güvendeyim burada, insan var etrafta en azından, bir hafta dayanırım deyip kaldım orada. Sonraki günlerde, Dolunay Partisi zamanı yaklaştıkça ada da, bizim bungalov grubu da doldu giderek.

Dolunay Partisi demişken, önemli bir not: Duyduğuma göre Dolunay Partisi zamanına yakın ve parti günü adada çok sık hırsızlıklar oluyormuş. Nasıl olsa herkes partide ya da ön partilerden birinde diye hırsızlar geceleri bungalovlara giriyorlarmış rahatça. Hele de benim bungalova girmekte hiç zorlanmazlar herhalde, kapıya şöyle bir dokunsan açılır diye düşünerek pasaportumu, kredi kartımı ve bir miktar parayı kaldığım otelin kasasına kilitledim. Self servis güvenlik kasaları vardı, küçük bir dolabı sana veriyorlar ama kilidini kendin bulmak zorundasın. Neyseki yan sokaktaki 7Eleven’dan bir kilit bulup aldım. Böylece bir hafta değerli eşyalara sahip çıkma, odada mı bıraksam yanıma mı alsam derdim olmadı, herkese tavsiye ederim.

Bungalovuma giden yol

Bungalovuma giden yol

Agama’da ilk günler genelde kendi halimde takılıp pek sosyalleşmedim sınıf arkadaşlarımla, aslında gereğinden fazla sosyalleşip yogaya konsantre olamam diye korktum birazcık. Eger ciddi bir yoga kampına girip, Agama’nınki gibi yoğun bir programı hakkını vererek uygulamak istiyorsanız, fazla sosyal hayat iyi gelmeyebilir, benden söylemesi 🙂 Okuldan sonra birlikte bir akşam yemeği, sonrasında bir şeyler içme, a bir de şu ileriki barda bir parti varmış bakalım biraz derken bir bakıyorsunuz vakit gece yarılarını geçmiş. Ertesi sabah dinç ve dinlenmiş bir şekilde sabah 8’de kalkıp yogaya nasıl gidilecek? Ama çok da gözünüz korkmasın, haftasonları yoga okulu tatil, dilediğiniz gibi gezip haftasonu tatili yapabilirsiniz.

Soğuk soğuk bir kenarda durup, ders aralarında ve ders sonrası koşa koşa kampüsten çıkıp, derslerde en ön sıralara oturup hocalara kilitlenip kimseye bakmama çabalarımı üç-dört gün devam ettirebildim, sonra yelkenleri indirdim. Benim şansıma mıydı, yoksa yogi ortamı ne de olsa diye genelleyebilir miyiz bilmem ama çok tatlı, ilginç insanlara denk geldim. İsviçreli bir sınıf arkadaşım vardı, 30’lu yaşlarında kurumsal hayata ve işyerine veda edip bir süre Greenpeace’de çalışmış, sonra da dünya turuna çıkmış, bir yıldır filan yollarda. Agama’da bir aylık kursu tamamladıktan sonra Avusturalya’ya gidip orada bir süre çalışıp para biriktirmek istiyor. Gerçek hayata döndükten sonraki hedefi ise kendi meditasyon merkezini açmak. Diğer bir sınıf arkadaşım 35 yaşlarında bir Srilanka’lı. Organik turlar ve organik turizm üzerine faaliyet gösteren bir acentası varmış, yoğun iş hayatına ara verip o da bir aylık kurs için adaya gelmiş. Herkes organik, herkes vejeteryan, herkes çevreye karşı özenli, hassas. Ben de kimbilir kaçıncı kez vejeteryan olmaya çalışayım, çevreyi çok daha az kirletmeye özen göstereyim, eve dönünce bir çevre kuruluşunda gönüllü üye olayım diye söz veriyorum, bir yandan az önce 7Eleven’dan aldığım pet şişedeki suya vicdan azabıyla bakarken… Bir de yine sınıf arkadaşlarım Amerikalı bir karı-koca var, Roger ve ismini şimdi unuttuğum eşi. ikisi de 50’li yaşların sonlarındalar. Uzun yıllar iş hayatında stresli çalıştıktan sonra yoga öğretmeni olmuşlar, gerçi Roger eğilip ayak uçlarına dokunmakta zorlanıyordu, pek anlamadım işin bu hocalık kısmını. Ayrıca da Roger  yıllar önce bir kaç sene İstanbul’da yaşayıp çalışmış, durup durup bana “Sen gerçekten Türk müsün, tek başına nasıl seyahat ediyorsun böyle?” diye soruyor, bozulmaya başlıyorum yavaş yavaş bu tür sorulara, kaçıncı yüzyıldayız, hala mı böyle bir imajı var Türkiye’nin? Üstelik de uzun yol gezilerindeki sırtçantalı Türk gezginlerin, kadın erkek, sayıları da oldukça arttı son yıllarda. Yerleşik bir imajı değistirmek zor sanırım.

Her sabah geçtiğim Agama Yoga yolları

Her sabah geçtiğim Agama Yoga yolları

Bu arada adadaki son günlerime kadar bungalov ve okul, bir de ikisi arasındaki küçük Sri Thanu merkezi dışında Koh Phangan’a dair hiç bir şey görmüyorum desem yeridir. Yoga okulundan arta kalan kısıtlı zamanlarda adayı gezebilmek için motosiklet, vespa kullanabiliyor olmak neredeyse şart. Şansıma, adadan ayrılmama bir kaç gün kala yan bungalova bir komşu geliyor, Norveçli ve yıllardır Güney Asya ülkelerinde expat olan bir çocuk. Son bir kaç günümü komşum ve onun Amerikalı arkadaşlarıyla geçiriyorum, sağolsunlar beni de vespalarının arkasında birazcık sağda solda görülesi yerlere götürüyorlar. Hatta son akşamımda geçmiş doğum günüm şerefine bana sürpriz doğum günü pastası organize etmeyi, son günümde beni limana kadar götürüp gemiye binerken el sallayarak geçirmeyi bile ihmal etmiyorlar. Dolunay partisine kalamayacağım ama nihayet yine bungalov komşularımın da iteklemesiyle bir akşam yoga prensiplerimden ödün verip, biraz Koh Phangan gece hayatını ucundan köşesinden görüyorum. Bungalovumun olduğu sahilin biraz ilerisinde minik bir sahil barı var: Three Monkeys Bar. Sadece küçük bir bambu bardan ve kumsal üzerine atılmış sandalyelerden oluşuyor. Tay personel çok sevimli, gecenin ilerleyen saatlerinde kumların üzerinde ateş yakıp ateş topu çevirme gösterileri filan yapıyorlar. Yine de saat gece yarısını vurunca ben külkedisi misali koşarak bungalovuma dönüyorum, yarın yoga dersine geç kalmamalıyım diyerek.

Adadaki son günümde, son kez Sri Thanu sokaklarında yürüyüp bakkala, manava, masaj salonundaki kızlara “Good morning” derken, okuldaki son günüm olduğunu bilen arkadaşlarımla vedalaşıp e-mail alışverişi yaparken, sevgili bungalov komşularımla limanda son kez sarılıp vedalaşırken içim burkuluyor. Seyahatlerde kurulan sırtçantalı arkadaşlıklarında bana melankolik ve hüzünlü gelen bir şeyler var hep. Veda sahnelerinde hep e-mail adresleri, telefon numaraları alınıp veriliyor, sen beni ziyarete gel, ben seni ziyaret ederim, bir yıl sonra şurada buluşuruz filan deniyor ve bu sözler genelde unutulup gidiyor. Daha e-mail adreslerini alıp verirken ve yeniden görüşmek üzere deyip birbirimize sarılırken bile biliyorum ki büyük ihtimalle birbirimizi son görüşümüz bu. İki gün sonra kendi dünyasına, kendi yaşam koşturmacasına dönecek herkes,  anı olup kalacağız birbirimizin seyahat hikayelerinde, bloglarında. Belki en fazla bir iki ay daha facebook’ta birbirimizin fotolarına yorum yapıp, sonra unutup gideceğiz. Belki de böyle geçici oldukları için böyle de güzel hatırlanıyor seyahat arkadaşlıkları kimbilir.

Sevgili bungalov komşularım, Raymond, James ve Scott son günümde limanda beni uğurlarken

Sevgili bungalov komşularım, Raymond, James ve Scott son günümde limanda beni uğurlarken

Koh Phangan’dan ayrılış hikayeme dair önemli bir not daha: Bangkok’a dönüşüm yine bir kombi biletle; önce küçük bir gemiyle Koh Samet üzerinden Surat Thani’ye geçip, oradan da gece otobüsüyle Bangkok’a yola çıkacağız. Hava o gün çok rüzgarlı, bir gün önce deli gibi bir fırtına vardı, adada mahsur kalıp uçağı kaçırmaktan bile endişe etmiştim. Neyseki o gün gemiler çalışıyor ama bir iki saatlik gemi yolculuğu hayatımın en sarsıntılı yolculuğu oluyor sanırım. Filmlerdeki fırtınalı okyanusta kalmış gemi sahneleri gibiyiz, her an batacağız diye ödüm kopuyor ama hareket  bile edemiyorum bir yandan da mide bulantısından. Deniz tutanlara önerim rüzgarlı günde bu seyahati yapacaksanız mutlaka bir hap filan alın. Ben gözlerimi sabit bir noktaya dikip, iki saat boyunca kımıldamadan ve kimseyle konuşmadan atlatıyorum bu yolculuğu ama yolcuların büyük bir kısmı gemi tuvaletinden çıkamıyorlar yol boyunca.

Sonra Surat Thani’ye geliyoruz, bir kaç saat bekledikten sonra otobüsümüze biniyoruz ve ertesi sabah Bangkok’tayım yine. Bir sonraki gün uçağım var, bir yol hikayesinin daha sonuna geldim. Hem eve dönüş, aileye, arkadaşlara kavuşma heyecanı var içimde, hem de sevgili Güney Asya’yı, sırtçantalı avare hayatı geride bırakmanın hüznü.

Tekrar görüşeceğiz Güneydoğu Asya, bekle beni 🙂

koh_phangan_4

Kategori: Sırt Çantasıyla Güney Asya

Reklamlar

7 responses »

  1. an itibariyle tüm güney asya günlüklerini okumuş bulunuyorum… çok akıcı yazılar yazmış ve çok güzel ayrıntılı anlatmışsın her yeri… şu anda gezisini planlamakta olan bi insan olarak notlarımı aldım, çalışamlarıma devam edeceğim… şimdiden teşekkür ederim =)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s