Author Archives: Şilan

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About Şilan

Ankara doğumluyum, Berlin'de yaşıyorum, boş zamanlarımda dünyayı gezmeyi ve seyahat günlükleri tutmayı, bir de yoga yapmayı seviyorum... Facebook: http://www.facebook.com/SeyahatGunlukleri

Bristol’da 2 Ayda 3 Festival

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın Topkaya

Herkese merhaba,

Önceki Bristol yazılarını kaçıranlar icin linkimiz burada.

Bristol’da Temmuz ve Ağustos çok hareketli geçti sevgili okuyucular. Üç tane birbirinden güzel festival vardı, ben de size hepsini bol fotoğraflı bir şekilde anlatacağım.

HARBOURSIDE FESTIVAL

17-19 Temmuz arasında Bristol nehir kenarında oldu, bir de Queen Square bölgesinde. Bol bol yemek, alkol, canlı müzik vardı ve hava da o hafta sonu çok güzel olduğu için çok kalabalıktı.

http://bristolharbourfestival.co.uk/

Bristol_Fest_1

Bristol Pero’s Bridge. Bir ara kalabalıktan dolayı köprüyü yayalar tek taraflı kullanabildi, bu durum tabi ki bana bu kadar insan normalde nerede yaşıyor dedirtti.

Bristol_Fest_2

Meydanda yapılan ışık şovu, sonrasında da havai fişek gösterisi yapıldı, merak edenler için şovun kamera kaydı:

https://www.youtube.com/watch?v=bG5CcRvf1YI

 

Bristol_Fest_3

Yemek standlarının ortasında miğfer ve balta bulunca kendini kaybeden Türk genci

 

Bristol_Fest_4

Queen Square – Güneşi görünce yayılanlar

 

Bristol_Fest_5

Canlı müzik ve bilimum akivite

 

UPFEST

Upfest Avrupa’nın en büyük sokak sanatı – graffiti festivali diye geçiyor. 25-26 Temmuzda Southville, Bedminster bölgesinde yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Sokaklarda bazen küçük, bazen 2-3 katlı apartman büyüklüğünde graffitilerin yerinde yapılmasını izledik.

http://www.upfest.co.uk/

İşte benim favorilerim:Bristol_Fest_6
Bristol_Fest_7
Bristol_Fest_8
Bristol_Fest_9
Bristol_Fest_10
Bristol_Fest_11
Bristol_Fest_12
Bristol_Fest_13
Bristol_Fest_14

 

BALOON FIESTA

Balloon Fiesta da yine Avrupa’nın en büyük balon festivallerinden biri. Bu sene 37. Senesi.

6-9 Ağutos arası Ashton Court denen büyük bir arazide yapıldı. Sabah 6 ve aksam 6 olmak üzere günde 2 defa yüzlerce balon havalandı, Bristol semaları üzerinden rengarenk geçtiler. İnanılmazdı. Ben iki defa gittim, bir defa da balonların geçişini  meşhur Clifton Suspension Brigde üzerinden izledim.

http://www.bristolballoonfiesta.co.uk/default.aspx

Perşembe ve Cumartesi gecesi saat 9.30’da hava karardıktan sonra da Night Glow dedikleri yerdeki balonları ateşleyerek ve müzikle beraber hareket ettirerek yaptıkları çok güzel bir şov ve sonrasında da yine havai fişek  gösterileri vardı, o da müthişti. Burada biraz daha açıklayıcı:

http://www.bristol247.com/channel/news-comment/daily/news-wire/thousands-turn-out-for-balloon-glow

Bristol_Fest_15 Balonlar yavaş yavaş şişiyor, sonra bir anda havalanıyor.

Bristol_Fest_16Favorilerim – Penguen balonları

Bristol_Fest_17Bu da Up filminin balonu

 

Bristol_Fest_18Níght Glow

 

Bristol_Fest_19Havai Fişekler

Bristol_Fest_20

Bristol_Fest_21

Benden şimdilik bu kadar.

Herkese iyi gezmeler..

Twitter: @cerenayayay

Instagram: gezcerengez

Umman Notları 3: Muskat ve Matrah

Standard

Konuk Yazar: Funda Çelikel Esser

Sevgili seyahat günlükleri okurları,

Hatırladığınız üzere Muskat’ın gülümseyen yüzüyle geç de olsa tanışmıştık bir önceki yazımızda. İşte bu güler yüzün arkasındaki güzellikleri keşfetme şevkiyle uyandık bir sonraki gün.

Evimizin püfür püfür esintili terasında güzel bir kahvaltıdan sonra attık kendimizi yine sahil yoluna. Bu sefer doğru tarafa doğru yönelip Elvin önde biz arkada 3-4 km kadar yürüdük. Lokum gibi 28 derece civarı bir havaydı, gökyüzünün berrak mavisi içimizi ısıttı!

Palmiye güzelleri

Palmiye güzelleri

Yol boyu şahane palmiyelerin gölgelediği sahillerden geçtik, sağ yanımızda uzanan dantel gibi işlemelerle süslenmiş beyaz boyalı villara hayran hayran baktık.

Dantel gibi işlenmiş beyaz badanalı evler

Dantel gibi işlenmiş beyaz badanalı evler

Dantel gibi işlenmiş beyaz badanalı evler

Dantel gibi işlenmiş beyaz badanalı evler

Tümü Muskat’ın kendine özgü mimarisine sadık kalınarak inşa edilmiş bu villaların bazıları şu an elçilik olarak kullanılıyormuş.

Geleneksel Muskat mimarisi ile inşa edilmiş Alman Büyükelçiliği

Geleneksel Muskat mimarisi ile inşa edilmiş Alman Büyükelçiliği

Elçilik bölgesinde daha çok expat insanlar göreceğimizi düşünsek de Muskat’ta en çok hoşuma giden şey şu oldu: Her nereye giderseniz gidin, expat lokal turist herkesi bir arada görebilme ihtimali. Zira sahil yolu boyu yaptığımız yürüyüşte de sık sık yerel giysileri içinde yürüyüş yapan, piknik yapan Ummanlılarla karşılaşmak hepimizi ama en çok da hiç bu kılıkta adam görmemiş Elvin’i çok eğlendirdi.

Geleneksel iki Ummanlı

Geleneksel iki Ummanlı

Piknik yapan Ummanlı aile

Piknik yapan Ummanlı aile

Bir diğer ilgimi çeken ise pek çok Avrupa şehrinde olan şehir içi kısa mesafeleri katetmek için kiralanan bisiklet uygulamasının burada da teşvik edilmesi idi. Hadi Ocak’ta neyse de yazın 50 küsür derecelere çıkan havada kim bisiklete biner diye merak etmekle birlikte köşe bakkala bile araba ile gitme meyilindeki Ortadoğu insanına alternatif çevre dostu bir ulaşım aracının özendirilme çabalarına saygı duydum.

Hep beraber Queen'den geliyor “I want to ride my bicycle ...” :-)

Hep beraber Queen’den geliyor “I want to ride my bicycle …” 🙂

Sonradan öğrendim ki Umman’ın kimine göre Atatürk’ü olarak nitelendirilen, 1970’ten itibaren ülkeyi yöneten Sultan Quaboos uzun yıllar eğitim ve iş amaçlı İngiltere’de ve Almanya’da bulunduğu için Avrupa kültür ve sanatından çok etkilenmiş. Çok takdir ettiğim biçimde bu değerleri kendi kültürü ile harmanlayıp vatandaşlarına sunmak için bayağı efor harcıyormuş.

Sultan Quaboos un gözbebeği Muskat'ın uzaktan görünüsü

Sultan Quaboos’un gözbebeği Muskat’ın uzaktan görünüsü

Bir diğer çok takdir ettiğim taraf da mimari olarak camilerin gayet şık ama abartıdan ve rüküşlükten uzak olması idi. Geleneksel dantel gibi oyalı beyaz evleri tamamlayan çok hoş yapılardı. Şu fotolardan görüldüğü üzere içleri de çok hoşmuş, biz gidip görmedik.

Camiler ve evlerin muhteşem kardeşliği

Camiler ve evlerin muhteşem kardeşliği

4 km kadar hem güzel evleri hem sahili seyrede seyrede yürüyünce acıktık ve Muskat’ın bana göre en hoş mekanlarından birini böylelikle keşfettik: Marina Cafe

 Marina Cafe yandan

Marina Cafe yandan

Aslına bakarsanız hiç bir lüksü olmayan bir yer. Bonusu, tam sahilin biraz üstünde bir yarımadacıkta konuşlanmış olduğundan 3 tarafının bembeyaz kumlar ve denizle çevrili oluşu. Sera misali camlarla çevrili oluduğundan, neresine oturursanız oturun leb-i derya manzara garanti. Yemekler gayet başarılı, fiyatlar makul, porsiyonlar devasa. Özellikle karışık meze tabağını tavsiye ederim. Yediğim en güzel humus ve patlıcan salatalarından yedim. Meyve suları taze sıkılmış envai çeşit adını bile bilmediğim tropik meyvelerden, Elvin bu meyve sularını hüpletirken mest oldu. Marina Cafe’de çatılacak en güzel keyif ise yarı aralık bir camdan güzel manzaraya nazır nargile tüttürmek. Sigara hayatımda ağzıma sürmedim, hiç de hoşlanmam ama nargilenin yeri ayrı! Bana hayatı ağır çekime alabileceğim, iş güç stres koşturmaca bir kenara bırakabilip her şeye boşverebileceğim anları çağrıştırıyor nargile. Belki de bu yüzden tüm politik saçmalıklarına rağmen nargilenin en kolay bulunabildiği Güney Akdeniz ve Ortadoğu ülkerine seyahat etmekten vazgeçemiyorum! Velhasıl Marina Cafe Muskat’ta mutlaka uğranması gereken bir mekan, bana İstanbul’da yaşarken çok sevdiğim Fenerbahçe Romantika Kafe’yi hatırlattı. Tabii İstanbul’da her güzel yer çirkin yapıldığından, hala o kafe var mıdır, varsa ne haldedir bilemem. 90’lı yılların sonu 2000’lerin başındaki halini hatırlayanlar varsa anlayacaklardır ne demek istediğimi.

Marina cafe önden

Marina cafe önden

Derken eve dön, öğlen uykusu idi vs. saat 3’ü geçti. Gün de 6 gibi geceye kavuştuğundan acele yine kendimizi yollara vurduk. Bu sefer araba ile Muskat’ın eski şehri de denilen Matrah bölgesine yol aldık. Tam yiyecek pazarının kurulduğu güne denk geldiğimizden epey de park yeri aramakla vakit kaybettik. 4.5 gibi kendimizi sonunda Matrah’ın meşhur “korniş”ine atabildik. Ummanlılar kordona korniş diyorlar, Fransızca’dan alıntı.

Matrah Korniş

Matrah Korniş

Umman’da çok beğendiğim yerlerden biri oldu Matrah. Sahil yolundan gemilere, şehirdeki yapılara ve tepedeki kaleye baka baka yürüdük, Elvin’i eyledik.

Matrah Kalesi ve kornişi

Matrah Kalesi ve kornişi

Bu yoldan daha 4-5 km yürüsek, önce bir güzel müze, ardından Sultan Quaboos’un sarayı var ama saat 6’ya gelince biz o kadar gidemedik, bir güzel güneşi batırdıktan sonra Matrah’ın meşhur eski çarşısına yöneldik. Bu arada dikkatimi çeken, kordondaki tüm ahali, içinde dolma fıstıkları olan çay gibi bir şey içiyordu, herneydiyse kaynağını keşfedemedik. Gider tadar beğenirseniz haber edin!

Matrah korniş ve Lavatiya camii

Matrah korniş ve Lavatiya camii

Carşı bırakın İstanbul kapalı çarşıyı, benim gördüğüm mütevazi Antakya, Urfa, Antep gibi şehirlerin çarşılarıyla bile boy ölçüşemezken iki özelliği nedeniyle mutlaka görülmeli: Birincisi ahşap tavan işlemeleri!

Matrah çarşısının ahşap boyama tavan süslemeleri

Matrah çarşısının ahşap boyama tavan süslemeleri

Matrah çarşısının ahşap boyama tavan süslemeleri

Matrah çarşısının ahşap boyama tavan süslemeleri

Gökkuşağı renkli süslemeler bana niyeyse Artvin Machael vadisi civarında ziyaret ettiğim dağ köylerindeki camilerin tavanlarını hatırlattı (Bakınız: Bir gezgin hastalığı olarak her gördüğü yeni yeri eskiden gördüğü başka bir yere benzetme 🙂 )

SONY DSC

Macahel vadisinde bir renkli camii

İkincisi yazı dizisinin ilk bölümünde de bahsettiğim gibi henüz kitle turizmi Umman’a ulaşmadığından ya da Ummanlı esnaf gayet medeni olduğundan, hiç rahatsız edilmeden çarşıda dolaşıp tüm dükkanların turist mekanı olmadığı otantik bir çarşıda tarihi hava koklayabilirsiniz.

IMG_20150107_185010

Tanıdık değil mi? Matrah çarşısı ve geleneksel müşterileri

Tanıdık değil mi? Matrah çarşısı ve geleneksel müşterileri

Neler alinabilire gelince: Yiyecek olarak geleneksel Umman helvası diye bir şey vardı ama koyu macun kıvamındaki helvayı hiç beğenmeyince, turizm amaçlı satış yapılmadığı için de paketlerin gayet büyük ve uçakta taşınmaya hiç müsait olmadığını görünce almadım.

Eger siz de ben gibi gümüş ve emitasyon takı meraklısı iseniz Umman gümüşü diye bir şey var ve hoş kolye uçları satıyorlar. Bir de deiğişik kakmalı hançerler vardı çokçana benim ilgimi çekmedi ama dekoratif bir hatıra olabilir.

Umman çarşısından Brüksel'e göç eden Umman gümüşü kolyeler :-)

Umman çarşısından Brüksel’e göç eden Umman gümüşü kolyeler 🙂

Kendiniz için düşünür müsünüz bilmem ama erkek çocuklar için biçilmiş kaftan geleneksel elbiselerinden alabilirsiniz. Biz Elvin’e aldık, orada üstüne denerken surat assa da döndükten sonra Karnaval partisinde, kreşte giyip bayağı sükse yaptı 🙂

Küçük Ummanlı Elvin

Küçük Ummanlı Elvin

Paşmina şal gibi şeyler genelde Nepal ve Hindistan’dan geldiği için hem çekici gelmedi hem de çok ucuz değildi. Artık blog sahibinin tecrübe ettiği gibi bir gün Nepal’e yolum düşerse, orada dibine vururum paşmina alışverişinin.

Bir de meraklısına sandal ağacından tütsüler, hatta Süskind’in ‘Koku’ romanında anlatılanlar vari açık parfümcüler var ama benim ilgimi çekmedi.

Parfümeri :-)

Parfümeri 🙂

Her ne kadar küçük de olsa rengarenk dükkanların arasında dolaşa dolaşa bayağı oyalanmışız, bir baktık ki saat 8 ve daha akşam yemeği yememişiz! Çocuğunun tüm rutinleri konusunda tatil zamanı son derece esnek olan ama akşam saat 9’u geçirmeden yatağında uyuması konusunda asla taviz vermeyen ben hemen bizimkileri arabaya doluşturdum, Muskat’a doğru geri yola koyulduk. Gelirken Elvin zıbıtana dek uçakta güzelce sohbet ettiğim Muskat’ta yaşayan Taylandlı kadına, en sevdiğim mutfaklardan olduğu ve Tayland’a doğru gittikçe kalitenin Tayland’takine yaklaşacağı gibi yanlış bir inanca kapıldığımdan olsa gerek, Muskat’ta iyi bir Tay restoranı var mı diye sormuştum o da Amoy Thai çok iyi demişti. Yolumuzun üzerinde de olduğundan hadi oraya gidelim dedik. Yolculuğumuzun yegane gurme hayal kırıklığı bu oldu. Sanırsam bu Taylandlılar hiç dışarda yemek yemiyor ve kadın bana ayıp olmasın diye varlığını bildiği bir restoranı söyleyiverdi ya da daha kuvvetli ihtimal restoran o gittiğinden beri el değiştirdi. Gittiğimizde tam akşam yemeği saati olmasına rağmen bomboştu restoran. Bizden hemen sonra 10 kişilik bir bayan grubu geldi. Hepsi de lokal insanlardı, tesettür gezdiklerinden ayırt etmek zor olmuyor! Bu arada tamam yerel kadınların hepsi tesettürlü ama akşam da dahil pek çok kafe bar ve restoranda kız kıza gezenleri görmek hoşumuza gitti. Bana gerçekten inançlarından dolayı kapandıkları ama dinin sosyal ve kültürel hayatlarını yaşamalarında onlara engel teşkil etmediği gibi bir izlenim verdiler Ummanlı kadınlar.

 Elvin @Amoy Thai

Elvin @Amoy Thai

Restoranda yemekler tatsızdı diyemem ama servis çok kötüydü ve bir Tay restoranında olmazsa olmaz demirbaşların çoğu menüde yazmasına rağmen yoktu. Elvin’in Umman’da nereye gidersek gidelim bayıla bayıla götürdüğü tropik meyve suyu bile yoktu! Hatta bahsettiğim bayan grubu bu duruma sinirlenip kalkıp gitti sipariş vermeden. Neyse ki restoranı kapatmış gibi yalnız biz kalınca Elvin’e gün doğdu koşup oynadı da biz de insanları rahatsız eder mi endişesi olmadan yemeğimizi yedik, iyi oldu. Yine de Muskat’a giderseniz, onca leziz yer dururken benim düştüğüm hataya düşüp Amoy Thai’a gitmeyin derim.

Bu güzel günün ardından karnımız tok keyfimiz yerinde yataklarımıza uzanıp ertesi günkü biraz doğa biraz kültür gezimizi iple çekerken uyuyakaldık. Takipte kalın!

@fundaesser