Author Archives: Şilan

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About Şilan

Ankara doğumluyum, Berlin'de yaşıyorum, boş zamanlarımda dünyayı gezmeyi ve seyahat günlükleri tutmayı, bir de yoga yapmayı seviyorum... Facebook: http://www.facebook.com/SeyahatGunlukleri

19 Mayıs Tatilinde Yine Yeşil Yine Mavi… Ağva- Kefken-Kerpe

Standard

Konuk Yazar:Ceren Aydın

Herkese merhaba,

3 günlük kısa tatillerde koştura koştura yapılan yurt dışı gezilerine üşenen yazarınız Ceren, yine herkesin ya gittiği, ya gitmek isteyip bir türlü gidemediği o yakın ama uzak olan noktalarda. 3 günlük 19 mayıs tatilinde kendimizi suya ve ağaca vurduk okuyucular.. 3 günde 10 göl, 3 nehir, 2 şelale ve bir deniz görerek kendi rekorumu egale ettim. Aşağıdaki yazı ilk gün olan Ağva, Kefken ve Kerpe’i anlatıyor, Gölcük, Abant ve Yedigöller de yolda.

AĞVA

Ağva-Denizin nehirle birleştiği nokta

Ağva-Denizin nehirle birleştiği nokta

Ağva öncelikle İstanbul’a çok yakın olduğu için bir kısım İstanbul’lularca çok sevilir, ama bir kısım tarafından da hep kalantorların metreslerini kaçamak için götürdüğü bir yer olarak biliniyor. İstanbul merkeze sadece bir buçuk saat mesafede. Yine Şile gibi benzer mekanlara yakın olması da avantaj. Bu arada Ağvaya gelmeden önce Şile yolundaki gözlemecilerde de gözleme yeniyor, ya da köy kahvaltısı yapılıyor, meraklılarına duyurulur.

Bu arada Ağva’ya 2 yoldan gidiliyor, bir dağ yolu bir de sahil yolu. Sahil yolu biraz daha uzun ama manzarası daha güzel, dağ yolu doğal olarak daha virajlı.

Ağva, Bir İstanbul Masalı dizisiyle çok ünlendi bir zamanlar, hala o dizinin mekanı diye prim yapan yerler var. Ama galiba biraz bu İstanbul’a yakınlığından dolayı, biraz da mekanlarının çoğunun gerçekten hoş mekanlar olmasından dolayı fiyatlar çok pahalı. Hiç anlamadığım bir konsept var burada, hafta içi gelecekseniz bir gece kalabiliyorsunuz mesela, ama hafta sonu gelecekseniz blok ayırtmak zorundasınız, minimum iki gece. Ya Cuma- Cumartesi, ya Cumartesi- Pazar. Ama ben Cuma işten çıkıp gecenin bir yarısı oraya mı gideceğim? Evet. Ya da Pazar gecesi de orada kalıp Pazartesi sabahın körü mü çıkacağım? Bana ne, ne yaparsan yap. Böyle bir tutum. Hepsi de anlaşmış, hep bu şekilde yaklaşıyorlar size. Kastettiğim fiyat ortalama bir yer için 2 kişilik hafta sonu 750 TL misal. Hafta içi ya da günübirlik gitmek daha mantıklı olabiliyor bu durumda. Günübirlik arabası olmayanlar için de mümkün, Üsküdar’dan Şile-Ağva otobüsleri kalkıyor.

Ağva Nehir Turu- Nehirde salla karşıdan karşıya geçiliyor.

Ağva Nehir Turu- Nehirde salla karşıdan karşıya geçiliyor.

Ağva’da iki tane nehir var, Göksu ve Yeşilçay. Bu arada buradaki Göksu nehrinin İstanbul’daki Göksu nehriyle bir alakası yokmuş 🙂 Bu iki çay da denize dökülüyor, bu denize dökülen yerde uzun bir plaj var, halk plajı. Ama burada asıl olay nehir kenarında dönüyor, Göksu nehri üzerinde yemek yeniyor, gece orada kalınıyor, ama nehre yüzmeye girilmiyor, istenirse nehir üzerinde sürekli dolaşan teknelerle deniz kenarına gidilip denize giriliyor, ya da kalınan yerin havuzu varsa havuza.

Sahilde güzel bir deniz feneri var, cafeler var, güzel vakit geçiyor. Ama asıl gemilerle nehir turu yapmak çok keyifli, Gizlibahçe Restoran’ın oradan tekneler kalkıyor, yarım saat kadar süren tekne turu 7 TL. Ağva’nın sonuna kadar gidip geliyorsunuz.

Bu arada mayıs olduğu için deniz keyfi yapamadık biz ama yaz sezonunda ne yazık ki buralarda bir şemsiye şezlong çılgınlığı olduğunu, günlük kiranın 30 TL olduğunu, hatta duş almak için ayrı para istendiğini de duydum.

Ağva Nehir Turu- deniz bisikleti ve huzur

Ağva Nehir Turu- deniz bisikleti ve huzur

Yine nehir üzerinde deniz bisikleti çok keyifli olur diye düşünüyorum, onun da fiyatı bir saat için 20 TL.

Kıyıda ATV yapılabiliyor, onun da saati 80 TL.

agva4

Buradaki mekanları araştırmacı gazeteciniz Ceren sizler için gözlemledi, beğendikleri( dışarıdan görünüş olarak en azından) aşağıda:

El Rio

Paradise

Aquaverde

PiccoloMondo

Riverside

Park Mandalin

Kapım Otel

Yemek olarak yenen levrek 25 TL, lezzetli, ama mekan kötüydü, bu yüzden adını yazmıyorum.

Burada yaklaşık 3-4 saat kalıp Kerpe’ye geçtik.

KERPE

Kerpe Sahili

Kerpe Sahili

Kerpe İzmit’in Kandıra ilçesine bağlı küçük ama şirin bir sahil kasabası.İzmit’e 50 km mesafede. Yine hafta sonu İstanbul istilasına uğruyormuş maalesef. Güzel bir sahili var, sahilde yürüyüş yolu var, ileride yeşilliği, ormanları var, ama asıl olay Kerpe Kayalıkları, ya da Falezleri. İnanılmaz bir manzara.

Kerpe Kayalıklar / Falez

Kerpe Kayalıklar / Falez

Kayalıklar kesinlikle görülmeye değer. Normalde çok sığmış Kerpe’nin denizi, ama 200 metre yürüyüp bu kayalıklara geldiğinizde berrak sular ve müthiş bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Dalış imkanı da var burada. Derinlik 20-30 metreye kadar iniyormuş, sualtı platformu zengin bitki ve canlılardan oluşuyormuş, özellikle denizkestanesi, denizyıldızı ve akvaryum balıkları bol miktarda mevcutmuş. Ayrıca güzeşin batışını da kayalıklardan izleyin dediler, ama biz Kefken’de güneşi batırdık 🙂

Ve Kerpe’de kalınacak mekan tavsiye edemiyorum ama gidilecek iki tane güzel restoran / cafe önerebilirim. Birincisi KerpeDiem (şu adın güzelliğine bakar mısınız) ikincisi de zaten hemen yanında olan Ceneviz.

kerpe3

KEFKEN

kefken1

Gelelim Kefken’e. Kefken de İstanbul’a yaklaşık 2 saat mesafede.

Kefken kelime olarak zaten kayalık anlamına geliyor, buraya gelince anlıyorsunuz. Biz sakin bir dönemine denk geldik ama genelde çok dalgalı ve hırçın bir havası olurmuş.

Özellikle pembe kayalıkları çok ünlü.

Şimdi burayı nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Bu yüzden www.kefken.com web itesinden alıntı yapıyorum:

“Pembe Kayalar, ilginç jeolojik yapısı nedeniyle görülmesi gereken yerlerdendir. Suyun içinde yumuşak olan kayalar çıkarıldıktan sonra sertleşmektedir. Bu özelliklerinden dolayı Osmanlı döneminde insan gücüyle dikdörtgen olarak kesilerek deniz yoluyla İstanbul’a getirilmiş, Sultanahmet Camii dahil birçok caminin yapımında kullanılmıştır.”

kefken2

kefken3

İçleri oyulan kayalar çok değişik şekiller oluşturuyor, kesinlikle görmeye değer bir manzara.

Funda Arar’ın “Yak Gel”klibi burada çekilmiş.

Yine Kefken’de denize girmek için Kovanağzı Plajı’na gidilirmiş, bir de Cebeci’ye.

Benden şimdilik bu kadar.

Herkese iyi gezmeler..

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Twitter: @cerenayayay

Instagram: gezcerengez

 

 

İstanbul’da Lale Zamanı – Emirgan Korusu

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Herkese merhaba,

Duyduk duymadık demeyin, 9. İstanbul Lale Festivali 1-30 Nisan arasında. Harcanan paraya üzülmeyi bir yana bırakırsak, bir aylığına da olsa, özellikle Emirgan Korusu’na mutlaka gidilmeli ve o laleler bol bol gezilmeli, yeşil çimlerde yuvarlanılmalı, piknik yapılmalı.

laleler1

Ben 6 Nisan Pazar günü yaklaşık 2-3 saatimi burada geçirdim, 3 saat de gidip gelmesi sürdü. Özellikle hafta sonu olması dolayısıyla hem Beşiktaş, Hem Maslak, Hem Sarıyer yönlerinde çok trafik vardı, saatlerce bekledik. Arabayla gelmek zorundaysanız otopark var, ama en mantıklısı Maslak’tan yaya gelmek.

Emirgan Korusu ve Şelale

Emirgan Korusu ve Şelale

Şimdi biraz Emirgan Korusundan bahsetmek gerekirse, bu alan 452.000 metre kareymiş. Yokuş yukarı da çıkmak gerektiğinden içinde rahat ayakkabılar kullanmakta fayda var. Pazar günü çılgın bir kalabalık olmasına rağmen yine de sakin köşeler bulmak, etrafı seyretmek, yatmak güneşlenmek, çimlerin üzerinde kitap okumak mümkün. Kesinlikle çok rahatlatıcı bir yer. 90 tür ağaç bulunuyormuş içinde. (Broşüründen öğrendiğime göre) Tabi lalelerle ayrı güzel oluyor.

Laleler ve sarı köşk

Laleler ve sarı köşk

Emirgan Korusu’nun içinde Pembe Köşk, Sarı Köşk ve Beyaz Köşk olmak üzere 3 tane köşk var. Özellikle sarı köşk hem hafta sonu vasat da olsa açık büfe kahvaltı verdiği için hem de manzarasının çok güzel olmasından dolayı çok sevilen bir yer. Beltur işletiyor, bu yüzden hizmet kalitesi adına süper şeyler söyleyemeyeceğim ne yazık ki, ama bir alternatif olabilir.

Gelin-damat fotoğrafları açısından da çok popüler bir yer burası. Adım başı bir geline rastlayabiliyorsunuz.

3-4 farklı yerden giriş yapılabiliyor ama en kolayı hemen Sakıp Sabancı Müzesi’nin bitiminde, Mehtap Cafe’nin yanındaki giriş.

Bu arada korunun içinde isterseniz lale satın alabileceğiniz bir yer de var.

Yeni açmaya başlayan erguvanlar ve Koru’dan Boğaz manzarası

Yeni açmaya başlayan erguvanlar ve Koru’dan Boğaz manzarası

Sincapları da görebilirsiniz diyor herkes, kalabalıktan dolayı ben göremedim, ama sincap heykelleri var etrafta bir sürü, bari onlardan göstereyim size 🙂

laleler5

laleler6

Korunun içinde çimlerden yapılmış piyano ve gitar çalan adam figürleri var ki çok hoşumuza gitti.

Gelelim lalelere.Toplamda 3000 çeşit lale olduğunu biliyor muydunuz?

Lale gül ve kasımpatıdan sonra dünyanın en popüler üçüncü çiçeğiymiş. Kokusuz olmasa muhtemelen en popüleri olurdu.

Anavatanı Pamir, Hindukuş ve Tanrı dağlarıymış, Kavimler Göçü sırasında Anadolu’ya gelmiş. 16’ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hollanda Kralı’na gönderilen laleler, ilk başta Hollandalılar’ı ve kısa zaman içerisinde tüm Avrupalılar’ıhayranlık içinde bırakmış, sonra Hollanda bildiğiniz gibi laleyi delice sahiplenmiş.Hollandalıların ilk arakladığı lalenin adı tülbent lalesiymiş, tulip adı buradan geliyor.

Bu arada Lale Devri tarihte bize çok anlatılan bir konu. Edebiyatta da lale Allah’ı simgelermiş. Hatta Edirne’de belki bilirsiniz, Selimiye Camiindeki ters lale figürü de meşhurdur, hakkında pek çok rivayet vardır.

Hollanda’da da Lale Çılgınlığı diye bir devir yaşanmış, 1600’larda, lale soğanlarının fiyatlarının aniden yükselip düştüğü bir dönemmiş.

Yine Alexander Dumas’ın “Siyah Lale” diye bir kitabı vardır, gerçek siyah lale yetiştirene ödül vadedilir, ve olaylar gelişir. Siyah lale diye bir şey yok bu arada gerçekten. Siyaha yakın, koyu mor, koyu bordo gibi renkler var ama gerçek siyah değil.

Bir de Ömer Seyfettin’in “Beyaz Lale” diye bir romanı var, ama ömrümde bu kadar sapık bir roman okumadım diyorum, geçiyorum.

laleler7

Lale soğanları, sonbaharda dikilip, bulunduğu sıcaklık seviyesinebağlı olarak, şubat-mayıs ayları arasında çiçekleniyormuş. Çiçekler öldükten sonra soğanları topraktan çıkarıp, bir sonraki sonbahara kadar serin bir yerde bunları saklayıp tekrar tekrar ekilebiliyormuş. Hatta bu yapılmasın da her sene satışlar devam etsin diye Hollanda’da bu soğanlar kısırlaştırılıyormuş.

laleler8

Genetiğiyle oynanmış çok lale olmasına rağmen nedense “lalede altı yaprak olur” kuralı hiç bozulmamış, genetiğiyle oynanmış lalelerde de altı yaprak olmuş.

laleler9

laleler10

Ceren’in sanatsal beyaz lale çalışması :)

Ceren’in sanatsal beyaz lale çalışması 🙂

Tabi burada bir özeleştiri yapmak zorundayım. Hollanda’da birkaç defa bulunmuş bir insan olarak diyebilirim ki İstanbul’daki “Lale anavatanına dönüyor” projesi hem geçici, hem de gereksiz lüks bir proje olarak görülüyor. Bu laleler hayatımızın içinde değiller, Hollanda’daki gibi bir sahiplenme yok, bakıyorsunuz, beğeniyorsunuz, o kadar. Hollanda’da yapılan ekimin dörtte birinin lale olduğunu öğrendiğimde yaşadığım şaşkınlığı tahmin edersiniz.(Yılda 4 milyar lale yetiştirilip 3 milyarı ihraç ediliyormuş.)

laleler12

Benden bu kadar. Hızınızı alamadıysanız Sabancı Müzesi’yle devam edin, Sütiş’te bir mola verin, sonra da kendinizi sahilde hızlı bir yürüyüşe kaptırın derim.

Herkese iyi gezmeler…

Twitter: @cerenayayay

Instagram: gezcerengez