Tag Archives: Bristol

Bristol 2: Yeni Evim

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın Topkaya

Herkese merhaba,

Bir önceki Bristol yazısından devam ediyorum. İlk yazıyı kaçıranlar için tık tık!

Merkezde ilk gidilecek yer Harbourside olmalı, hem turizm ofisi burada, hem de guzel cafe’ler pub’lar bulabilirsiniz. Nehrin her iki tarafında da yürüyüş yolu var, ancak bir tarafın sonunda SS Great Britain gemisi var ki kendisi gerçekten görülmeye değer bir güzellik. Brunel’s Great Britain diye de geçiyor. Zamanının en büyük yolcu gemilerinden biriymiş, Ingiltere’nin meşhur mühendislerinden Brunel tasarlamış, Bristol’dan New York’a gidermiş, 1865 yılından kalma Melbourne’a gidişiyle ilgili bir poster var, çok ilginç. Yolculuk 61 gün sürmüş, Para birimi Guineas diye bir şeymiş o zaman, birinci sınıf 65 Guineas, ikinci sinif 25 Guineas’mis. Kendisi ‘’World’s most modern ship’’ olarak tanınıyor.

http://www.ssgreatbritain.org

Bilet fiyati 14 pound, bu biletle bir yıl boyunca içini gezebiliyorsunuz, yazları sabah 10’dan aksam 5.30’a, kışları da sabah 10’dan aksam 4.30’a kadar açık.

SS Great Britain Gemisi

SS Great Britain Gemisi

Yine merkezde gezebileceğiniz bir diğer yer de Park Street. Burası yokuş yukarı çıkan uzunca bir sokak, Bristol Müzesi, üniversitesi, hatta üniversitenin meşhur Willis Tower’ı (önceden randevu alarak gezilebiliyor, internetten bristol university willis tower tour diye aratmanız yeterli) burada. Onun dışında her turlu vintage magazası, pub, çay evi (Boston Tea House gibi) bu cadde üzerinde. Caddenin devamı ikiye ayrılıyor, bir tarafı Whiteladies Road (yine güzel bir yol ve sonunda Clifton Downs parkına çıkıyor, çok büyük ve guzel bir park), diğer tarafı ise Clifton Village’a çıkıyor. Burası da yine pub, cafe ve restoranların olduğu bir yer ve sonunda Bristol’un meşhur köprüsü Clifton Suspension Bridge var. Clifton’a tekrar döneceğim. Buralara merkezden ortalama yürüme mesafesi 30-40 dakika.

Saint Nicholas Market – Old Town

Saint Nicholas Market – Old Town

Merkezde gezilecek bir diğer bölge eski şehir, old town kısmı, birbirine paralel bir kaç sokaktan oluşuyor, Corn Street, Wine Street gibi, çok güzel binalar ve kiliseler var. Yine burada Saint Nicholas market gündüzleri açık olan, çok güzel yiyecek, hediyelik eşya bulabileceğiniz, kaçırmamanız gereken bir yer.

Merkezi 7 pound’a gezdiren bir yürüyüş turu var, ilgilenenler icin: http://blackbeard2banksy.blogspot.co.uk/

Merkezde yine görülmesi gereken yerler arasında Cabot Tower var. Park Street’te Nandos diye bir tavuk restoranı vardir, ki yemekler fena değildir, ordan sola girip biraz yürüdüğünüzde bir park içinde. Kuleden tepeye çıkabiliyorsunuz, ücretsiz, akşam 5’e kadar açık. Bu arada bir de Cabot Circus diye bir alısveriş merkezi var, karışmasın diye buraya da yazıyorum. Bu Cabot kim derseniz ünlü bir Italyan kaşif, 1400’lü yılların sonunda Bristol’den para bulup tayfalarıyla denize açılmış, Kanada’ya gitmiş, Newfoundland gibi bazı bölgeleri keşfetmiş. Hatta Kolomb o zamana kadar sadece Karayip adalarına gitmişmiş, ilk defa 1502 yılında Amerika’nın iç kesimlerine ayak basmış.

Brandon Hill ve Cabot Tower`ın tepesinden görünen Bristol manzarası

Brandon Hill ve Cabot Tower`ın tepesinden görünen Bristol manzarası

Alışveriş icin Park Street dışında Cabot Circus ve Broadmead Shopping District’i öneriyorum. Broadmead üstü açık bir cadde, ama kapalı bir alisveriş merkezi arıyorsanız içinde the Galleries var. Burada bizim 1 lira mağazalarımıza benzeyen 99 Pence mağazaları da var, ıvır zıvır bulabiliyorsunuz. Bunlar dışında aradığınız her şeyi Broadmead civarında bulabilirsiniz, Ingiltere’nin en meşhur markaları Marks and Spencer, Debemhams, TK Maxx, House of Frasier, John Lewis ve uygun fiyatlarıyla ünlü Primark da dahil. Her biri üçer dörder katlı mağazalar. Bunlar dışında şehrin biraz dışında otobüsle gidilen Cribbs Causeway – The Mall diye bir başka alışveriş merkezi de var, çok büyük ama dediğim gibi, biraz şehir dışında.

Daha önce bahsetmedim ama Ingiltere’de kredi kartı ve ATM kartı kullanımı çok yaygın, rahat olabilirsiniz. En büyük banknot 20 pound’luk, bir sürü bozuk paraları var ve biraz karışık, mesela 2 peni 1 peniden daha büyük, alışması biraz zor oluyor.

Alışveriş icin bir başka alternatif de charity shop’lar. Burada bağış çok onemli, herkes kullanmadığı eşyaları, kıyafetleri bu bağış mağazalarına bağışlıyor, isteyen ordan gidip uygun fıyata istediğini satın alıyor, sadece kıyafet de değil, kitaplar mesela 1 pound- 5 pound arası, mutfak eşyaları, oyun setleri, resim çerçeveleri gibi değişik alternatifler mevcut. Bağış için sokaklarda da gezen ve bagış toplayan insanları görebilirsiniz, Kanser Vakfı’ndan Kalp Vakfı’na kadar pek çok farklı vakıf var. Sanırım sokakta çok fazla gördüğüm evsizler de bu şekilde bağışlarla yaşıyorlar.

Bir de burada kütüphane kültürü önemli. Collage Green’de belediye binasının ve Katedral’in yanında çok büyük bir kütüphane var, merkez kütüphane, onun dışında şehirde irili ufaklı 10-15 tane daha var, içlerine girip saatlerce kitap okuyabilirsiniz, kimse sizi rahatsız etmez. Kitap almak isterseniz de üye olmanız lazım.

http://www.librarieswest.org.uk

Merkezin biraz ilerisinde, Castle Park’ın sonunda Old Market bölgesi var. (Old Town’la aynı yer değil) Biraz bohem olmasıyla, biraz LGBT bölgesi olmasıyla tanınıyor. Trinity Center, Stage and Hounds pub, Old Market Tavern ve BBB (Bristol Bear Bar) ünlü yerleri.

Trinity – Old Town

Trinity – Old Town

Şimdiye kadar hic yeme içme işlerini yazmadım, burada yüzlerce pub olduğu için kafanıza gore takılın aslında 🙂 Ama eğer tarihe meraklıysanız bazıları yüzlerce yıldır var olan publar bunlar. Aşağıdaki kartpostalı ben Bristol Tourist Information Center’dan aldım mesela, Bristol’un en eski pubları. Benim favorim Harchet Inn. Rock muzik çalıyorlar 🙂 Ayrıca meşhur korsan Karasakal’ın (Blackbeard) mekanıymış. Old Duke canlı muzik –caz icin birebir. Seamus O’Donnels da Irish Pub olması ve Saint Nicholas Gününde (17 Mart- herkes yeşil giyer ve Guinness birası icer 🙂 Aslında gayet dini bir gün) çaldıkları canlı müzikle yine favorilerim arasına girdi. Llandoger Trow’la Hatchett Inn Bristol’un en eski pub’ı benim kavgasındalar. Eski dediysem gercekten eski, 1600’lu yıllardan bahsediyorum. Bu arada başka bir enteresan bilgi, Daniel Defoe bir gün Lllandoger Trow’da oturmaktadır, içeri bir adam girer, laf lafı açar ve adam herkese geçirdiği deniz kazasından ve aylarca bir adada mahsur kalmasından bahseder. Defoe’nun kafasında bir şimşek çakar ve Robinson Cruseo işte böyle doğar 🙂 Son olarak Start The Bus ve Commercial Rooms da candır diyorum.

bristol2_5

Pub Crawl- Burada çok meşhur olan ve haberlerde sürekli yerlerde sürünen sarhoş ingiliz fotoğrafı görmemize yol açan bir olay. 2-3 saatte bir pubdan birine girip cıkarak hızlıca içmek gibi özetlenebilir.

Pub crawl isteyenler icin önerim King Street’ten başlamaları. Küçük bir sokak ve Small Bar, Lllandoger Trow, Famous Navy Volunteer, Old Duke burada.

Yemek icin populer diğer mekanlar: Glassboat, the Slug and Lettuce, The Stable, Zaza Bazaar, Mud Dock Cafe, Under The Stars, Zero Degrees, Lubnan mutfagı Mezze Palace, tabi yine en güzeli Saint Nicholas Market’taki sokak yemeği.
Gelelim Clifton’a. Clifton posta kodu BS8. Clifton Village ve Clifton Suspension Köprüsüne mutlaka en az 3-4 saat ayırın. Clifton girişinde Clifton Arcade diye antikacıların olduğu küçük bir pasaj var, ordan başlayın. O pasajda parlak mavi renkte cam işi ürünler goreceksiniz. Bunlar meşhur Bristol blue diye geçen cam işçiliği.

Bristol blue Bristol icin o kadar önemli ki taksilerine bile bu mavi rengi vermişler.

Burada bir de Bristol pound var, Bristol’lülerin kendi para birimi, ama sadece bazı mağazalarda geciyor, biraz tırışkadan açıkçası 🙂

Clifton Suspension Bridge

Clifton Suspension Bridge

Clifton Suspension Bridge gerçekten görülmeye değer bir köprü. SS Great Britain gemisinin de ana mühendisi Brunel tarafından dizayn edilmiş, sonra üzerine biraz modifikasyonlar yapılmış, 1864 yılında açılmış. Üzerinden yürüyerek geçebiliyorsunuz, altından şu an çalışmayan bir tren yolu geçiyor, tren yoluna paralel orman içinde yürüyüş parkuru var, köprünün yamaçlarında kaya tırmanışı yapılıyor. Beni yine en çok etkileyense ilk bungee jumping 1979 yılında bu köprüde yapılmış.

Bu köprünün en güzel dönemi Ağustos ayı başında olacak, her yıl olduğu gibi. Çünkü o tarihlerde Balloon Fiesta oluyor, yani onlarca balon Clifton köprüsü semalarında dolaşacaklar, heyecanla bekliyorum.

Clifton’da yeme içme için yüzlerce yer var: Fish an Chips için Clifton Village Fish Bar, Fransız restoranı olarak Cote, Hint Restoranı olarak Brunel Raj, Clifton Sausage, Avon Gorge Oteli içindeki Bridge Cafe, No:4 Clifton Village, pub olarak The Albion, the Coronation Tap, the Clifton, The Royal Oak, White Lion duyduklarım. Bir kısmına da gittim. Biraz daha pahalı olduklarını ve Cuma Cumartesi rezervasyon gerektiğini söyleyebilirim.

Bedminster şehrin güney bölgesi. Biraz daha otantik, biraz daha ortadirek. Buralarda bir sürü evsiz ve ikinci el eşya mağazası göreceksiniz, şaşırmayın. Şehrin en büyük gıda marketlerinden ASDA burada, ki bu kadar büyük market Amerika’da bile görmedim. Asda’ya gidiyoruz çünkü icinde Türk ürünlerinin satıldığı bir bölüm de var.

Bedminster Köprüsü. Merkezden yürüyerek 20 dakikada gidebilirsiniz.

Bedminster Köprüsü. Merkezden yürüyerek 20 dakikada gidebilirsiniz.

Old Bookshop diye bir pub var, çok sıcak ve içten bir mekan. Tobacco Factory buranın sanat merkezi. Eski bir tütün fabrikasıymış, simdi tiyatroya çevirmişler. Nisan ayı Shakespeare ayıydı mesela, Romeo ve Juliet’i sergilediler. Çok bilinen bir eser olduğu için ben gitmedim.

http://www.tobaccofactory.com

Bir de burada bir Hint restoranına gittim, Ganesha diye, güzeldi. Önerebilirim.

Gloucester Road da şehrin kuzeyinde, sağlı sollu restoranların, cafelerin olduğu, Istanbul Market diye bir Türk marketin, Bristanbul diye de bir pastanenin olduğu bir yer. Bristanbul’da simit olduğunu duyunca heyecanlanmıştım açıkçası, ama bir simit 3.5 pound gibi bir şeydi, Türkiye’yi o kadar da özlemediğime karar verdim 🙂

Buraya giderken merkezin biraz ilerisinde, otobüs terminalinin yakınında Bear Pit diye bir yer var, aslında alt geçit gibi bir şey, ortası da kocaman bir boşluk, ama garip bir şekilde oraya kocaman bir ayı heykeli yerleştirmisler, neyse. Orayı geçip once Stokes Croft sokağına sapıyorsunuz, Full Moon Backpackers Hostelini ve Attic Bar’i geçiyorsunuz, ki çok güzel bir bina.

Stokes Croft, sonra Cheltenham Road, sonrasında Gloucester Road’dasınız, ki ingilizler bunu Gluustır diye okuyorlar.

Stokes Croft, sonra Cheltenham Road, sonrasında Gloucester Road’dasınız, ki ingilizler bunu Gluustır diye okuyorlar.

bristol2_9

Burada yine Karayip’ten Kore’ye, Lübnan’dan Yunan’a çok sayıda yemek yeri var, benim favorilerim Dain Korea ve Bento House Kore restoranları oldu. Geçen sene Seul’e gittiğimizden beri yiyememiştim, artık her gittiğimde orda yemeyi planlıyorum. Plantation da enteresan görünüyor.

Buradaki güzel publar ise the Canteen, Balwins, Bristol Flyer, Prince of Wales.

Çok şey anlattım değil mi? Kısaca özetleyecek olursam:

Bristol Gezilecek Yerler:
• Şehir Merkezi: Harbourside(SS Great Britain) – Old Town(Saint Nicholas Market)- Christmas Steps – Cabot Tower- Old Market
• Clifton
• Broadmead and Cabot Circus Shopping Street
• Bedminster
• Gloucester Road

bristol2_10

Müzeler:
• Bristol Museum & Art Gallery
• SS Great Britain Gemisi
• M Shed
• At (@) Bristol Science Center
• Bristol Aquarium

Kiliseler:
• Bristol Cathedral
• Saint Mary Redcliff
• St.Mark’s Church – The Lord Mayor’s Chapel

Tiyatrolar:
• Bristol Hippodrome: Unlu muzikaller geliyor, ben 30 pound’a Wicked muzikalini izledim misal.
• Old Vic
• Tobacco Factory

Sinemalar:
• Showcase Cinema de Lux
• Showcase Bristol Avonmeads
• Odeon
• Vue Cinemas
• Cube
• Watershed

Gece kulüpleri (Ben gitmedim ama gitmek isteyenler icin):
• Popworld
• Silver
• Bunker
• Java
• Thekla
• Syndicate

http://www.bristolnightlife.com

Sand Bay – weston-super-mare / Bristol

Sand Bay – weston-super-mare / Bristol

Bristol deniz kenarı da burası, Weston – Super – Mare, neden bu kadar uzun bir isim koymuşlar bilmiyorum 🙂 Yalniz denizde deli bir gelgit var, uzakta gördüğünüz ufuk çizgisi aslında denizin çekildiği yer, onun arkasında ikinci bir ufuk daha var resmen. Burası şehir merkezinden arabayla 40 dakika mesafede, kuzeyde.

bristol2_12

Yine kuzeyde, şehir merkezine 30 dakika mesafede Blaise Castle var, içindeki kaleye gidilebildiği gibi müzesi ve müthiş bir yürüyüş yolu, piknik alanları var, meraklısına.

Bristol’le ilgili daha detaylı bilgi alabileceğiniz Ingilizce web siteleri:

http://www.visitbristol.co.uk
http://www.bristol247.com
http://www.whatsonbristol.co.uk

Daha önce bahsettiğim gibi Bristol yakınlarında da çok güzel şehirler var, Cardiff gibi, Bath gibi.

Bath adını Roma hamamlarından almış. Bristol – Bath arası otobüsler ve trenler var, bir de Bristolbathrailwaypath diye, eski tren yolunun olduğu, şimdi bisikletle gidilen çok güzel bir yol varmış, ben gitmedim. Yine bir saat mesafede meşhur Stonehenge var, ama buraya gittiğinizde taşlara yaklaşamıyormuşşunuz, sadece uzaktan fotograf çektirebiliyormuşşunuz diye duydum, o yuzden 21 Haziran’ı bekleyeceğiz, o tarihte burada bir güneş festivali düzenleniyormuş, taşları açıyorlarmış, neopaganlar dans ediyormuş vs. Eğlenceli bir şey olacağa benziyor, bakalım.

Benden şimdilik bu kadar. Sirada Londra, Plymouth ve Penzance var.

Herkese iyi gezmeler..

Twitter: @cerenayayay
Instagram: gezcerengez

Bristol 1: Yeni Evim

Standard

Konuk Yazar: Ceren Aydın

Herkese merhaba,

Bir önceki Ingiltere: Genel Bilgiler yazısını okuduysanız zaten biliyorsunuz, okumadıysanız hemen söyleyeyim: Konuk yazarınız Ceren Aydın artık Ceren Aydın Topkaya oldu ve iki aydır Bristol’da yaşıyor.

Castle Park – Parkın hemen karşısında The Galleries alişveriş merkezi ve Broadmead Shopping Area var. Parkın sonu da Old Market’a açılıyor.

Castle Park – Parkın hemen karşısında The Galleries alişveriş merkezi ve Broadmead Shopping Area var. Parkın sonu da Old Market’a açılıyor.

Simdi öncelikle burası artık benim yeni memleketim olduğu icin tam turistik bir yazı olmayacak bu, örneğin hiç otelde kalmadım. Ama burayı Türkçe anlatan kapsamlı bir yazı da bulamadığım için yazımı mümkün olduğu kadar detaylı yazacağım. İki bölüm olacak, birinci bölüm genel bilgiler ve biraz sanat hakkında, ikinci bölüm ise gezilecek yerler hakkında olacak.

Bristol Ingiltere’nin en yaşanabilir şehri seçilmiş, havası nispeten daha güzel, içinde 2 büyük üniversite var, gece hayatı güzel, yeşil, Londra’ya yakın ama onun kalabalığından ve pahalılığından uzak diye. Ben de açıkcası burada oturduğumuza çok memnunum, çünkü burada merkezde 1 oda 1 salon bir evin aylık kirası Londra merkeze metroyla yarım saatte gidilen bir evin tek oda fiyatı kadar, hem de tam merkezde oturduğumuz icin her yere yürüyerek gidebiliyorum.

Brist1_2

Yukarıdaki Ingiltere haritasında görebileceginiz gibi Bristol güneybatıda (burada yönler önemli, her şey kuzey güney diye tarif ediliyor), Londra’ya trenle aşağı yukarı 2 saat mesafede. County- eyalet olarak da Avon diye geçiyor. Merkez tam deniz kenarında değil, merkezden Avon nehri geçiyor. Deniz kenarı olan bölgesi kuzeyde, güneyinde de Chew Valley Gölü var. Batısında Galler Bölgesinin baskenti Cardiff var, boğazdan köprüyle 40-45 dakikada gidiliyor. Daha güneyindeki büyük şehirler ise Plymouth ve Southampton. Plymouth’a Paskalya (Bu sene Nisan’ın ilk haftası kutlandı – Isa’nin dirilişi) tatilinde gittik, gördük, beğendik, önümüzdeki yazılarda anlatacağım.

Kuzeydeki diğer büyük şehirlere de Liverpool – Manchester gibi, 3-4 saatte ulaşabiliyorsunuz zaten.

Bristol ana tren istasyonu Temple Meads diye geçiyor. Merkeze 15 dakika yürüme mesafesinde. Onun dışında Parkway istasyonu da var, biraz daha şehir dışında.

Tren yolculuğu çok yaygın ama pahalı. Örnegin peak saatler var iş saatleri, fiyatlar daha pahalı çünkü bir çok kişi Bristol dışında yaşıyor, merkeze trenle geliyor. Londra’ya trenle gidiş geliş bileti aldığınız güne ve saate göre değişmekle beraber 40-100 pound arası bir rakama geliyor, bileti erken almakta ve off peak saatleri seçmekte fayda var.

http://www.firstgreatwestern.co.uk
http://www.thetrainline.com/

Şehirlerarası ulaşım icin bir diğer alternatif de otobüs. Trenden biraz daha uzun sürüyor (Örnegin Bristol – Londra ortalama 3 saat sürüyor, çünkü yol daha dolambaçlı ve trafiğe giriyorsunuz, ama Londra’nın tam göbeğinde Victoria Coach Station var, oraya bırakıyor, evet burda şehirlerarası otobüse coach deniyor), ama daha ucuz, ve saat başı çalışan 2 Firma var. Fiyatlar gidiş geliş ortalama 20 – 30 pound civarı. Bristol Coach Station da merkezi sayılır, merkezden yürümek 10 dakika.

http://www.nationalexpress.com
http://uk.megabus.com/

Temple Quay – yeni işyerlerinin olduğu bölüm – arka tarafta da Temple Meads tren istasyonu var.

Temple Quay – yeni işyerlerinin olduğu bölüm – arka tarafta da Temple Meads tren istasyonu var.

Bu arada Bristol’de havaalanı da var ama uçaklar sınırlı, yine Türkiye’den gelirken Londra’ya gitmek en mantıklısı, buradan sadece yaz döneminde özelikle deniz güneş icin Bodrum’a ve Dalaman’a düzenli uçaklar var. Onun dışında Berlin, Amsterdam vb. uçaklar da var ama biraz pahalı. Bristol merkezden direkt havaalanına giden Bristol Flyer otobüsleri var, 7 pound.

Brist1_4

Collage Green ve arkada Bristol Katedrali / College Green dedikleri yer Park Street girişinde, hemen Bristol Üniversitesi’nin başında, güneşli havalarda burası çok şenlikli oluyor. Buranın hemen yanında Belediye Binası da var.

Kalacak yerler genelde merkezdeymiş, örnegin Bristol Backpackers var uygun fiyatlı kalacak yer, Homestay Bristol ve Travelodge da aynı şekilde. Diğerleri biraz daha pahalı, Holday Inn ya da Radisson Blu. Tren istasyonu yakınlarında da Novotel, Ibis, Holiday Inn ve buranın zincir oteli Premier Inn var.

Bristol ismi nereden geliyor derseniz Brigstow’mus buranın eski ismi, köprü kasabası gibi bir anlama geliyor. Castle Parktaki kale ve civarı şehrin ilk yerleşim yeriymiş, orda da bir köprü var, olmuş mu size şehrin ismi.

Ingilizler isim konusunda pek yaratıcı değiller, sokaklar genelde Queen Square, Prince Street vb. isimlerde. Adres bulmak da haliyle biraz zor, çünkü mesela Queen House, Queen Street diye bir adres var elinizde, numara yok, o ev sadece ismiyle anılıyor, bu yüzden BS1 5AD gibi posta kodları önemli, onlarla direkt gideceğiniz yeri bulabiliyorsunuz. Şehir sınırları içerisinde yaklaşık 500 bin kişi yaşıyor, büyük yani. 13. Yüzyıldan beri burası nehir kenarında olması ve iyi bir limanı olması sebebiyle önemliymiş.

Yani kısaca burada ticaret deseniz var, kültür deseniz var (iki tane büyük üniversitesi var: Bristol University ve UWE – University of West England) sanat deseniz o da var, çünkü burası Ingiliz sokak sanatçılarından en büyügü (street art ya da Graffiti de deniyor) Banksy’nin memleketi.

Banksy – Well Hung Lover – Park Street uzerinde

Banksy – Well Hung Lover – Park Street uzerinde

Şimdi bu Banksy’de biraz duralım, çünkü ilginç bir hikaye, en azından bence 🙂 Ingiltere ile ilgi genel bilgileri verirken bahsetmiştim, burası edebiyatın, muziğin, kültürün tavan yaptığı yerlerden biri. Ama bu sokak sanatı da nedir yahu derseniz Avrupa’da, 2. Dunya Savaşı döneminde ortaya çıkan, Berlin Duvarı ile iyice tavan yapan, hızlı bir şekilde yapılan, çoğunlukla sosyal içerikli, genelde illegal, ağırlıklı sprey boyayla yapılan resimler ya da duvar yazıları olarak tanımlanıyor. Üzerinde düşününce aslında ciddi yaratıcılık gerektirdiğini görüyorsunuz. Hip hop müzigi ile bağdaştırılıyor genelde, ama Amerika’da. Avrupa’da daha çok protesto icin yapılıyor.

Banksy gerçekten çok meşhur, eserleri milyon dolarlar ediyor, kimse kim olduğunu bilmiyor, kimliğini gizledikçe daha da merak ediliyor, Blur’un bir albüm kapağını resmetmiş, eserleri müzelerde de sergileniyor, Filistin’de de. Londra’da çizdiği bir resimde iki polisi öpüştürmüş, bir çoğunda hep bir protesto var, çok ince bir sekilde her şeye dokunduruyor, tarzı özgün vs. gibi sebeplerle bu kadar seviliyor. Sokaklar insanlara aittir diyen bir gerilla sanatçısı kısaca, ben de kendisini çok sevdim. Geçenlerde tutuklandı, kimliği afişe oldu gibi haberler çıktı, sonra yalanlandı, bir sürü de taklitçisi var.

http://www.banksy.co.uk

Banksy – Mild Mild West- Cheltenham Road üzerinde – The Canteen pub’ın yanında

Banksy – Mild Mild West- Cheltenham Road üzerinde – The Canteen pub’ın yanında

Türkiye’de de gezi parkı eylemleri ile sokak sanatı aldı yürüdü. Herkes eserlerini müzelerde sergileyemiyor. Nasıl bazı yazarlar kendilerini bloglarda ifade ediyorlarsa, herkes kitap yazamıyorsa, bazı ressamlar da bunu yapıyor işte. Ben destekliyorum.
Bristol de benim gibi düşünüyor olacak ki en büyük müzeleri olan Bristol Museum & Art Gallery’de Banksy’nin bir eseri sergileniyor.

Bristol Müzesi – Çin yeni yılı Kutlamaları Sırasında / Müzisyenlerin solunda duran kafasına kova geçirilmiş heykel Banksy.

Bristol Müzesi – Çin yeni yılı Kutlamaları Sırasında / Müzisyenlerin solunda duran kafasına kova geçirilmiş heykel Banksy.

Yine Bristol’de iki senede bir sokak sanatı festivali düzenleniyor, sanatçılar bir sokakta, o sokaktaki apartmanların duvarına boydan boya graffti yapıyorlar, çok etkileyici.

Benim favorim – Meksikalı sanatcı ELMAC

Benim favorim – Meksikalı sanatcı ELMAC

Neyse bu kadar sanat yeter, artık gezilecek yerlerden bahsedeyim.

Merkez hep posta kodu olarak BS1 sınırları icerisinde kalıyor, internetten arama yapacaksanız işiniz kolaylaşır bu posta koduyla.

Öncelikle şehirde yürüyerek bir yerlere gitmek en mantıklı çözüm, yollar geniş, kaldırımlar rahat, yanınızda nehir var, ağaçlar, çiçekler. Bir başka alternatif bisiklet, burada sıkça kullanılıyor. Metro yok. Onun dışında otobüs de kullanabilirsiniz, tek gidiş bir kaç durak icin 1.5-2.5 pound, günlük sınırsız bilet alırsanız 4.4 pound. Biletleri otobüsün içinden alıyorsunuzö nereye gideceğinizi söylüyorsunuz. Şehir merkezinde bir sürü durak var, ama her otobüs her durakta durmuyor, bu yüzden bazen yan yana iki durak da olabiliyor, hangi otobüsün nereden kalktığına bakmakta fayda var, bazı duraklarda hangi otobüse kac dakika kaldığını gösteren panolar da var, ama ilk seferlerde kontrol etmek gerek.

Web sitesi: http://www.firstgroup.com

Uzun sure kalacaksanız buranın akbili touch card. İnternetten başvuru yapıyorsunuz, adresinize kart postalanıyor. Ama karta yukleme yapınca bilet fiyatı indirimli olmuyor.

http://www.touch-card.co.uk

Harbourside – Avon nehir kenari

Harbourside – Avon nehir kenari

Nehir uzerinde tekne turları da düzenleniyor.

Tabi araba da kiralanabilir, ama merkezde gerçekten gerek yok, bir de sağdan trafik, sigorta, park ücreti vs. derken astarı yüzünden pahalıya gelebilir.

Üstü açık turistik otobüslerle gezmek isterseniz de günlük fiyatları 14 pound. Tekne turuyla birleştirirseniz 20 pound. 20 duraktan istediğinizde inip istediğinizde biniyorsunuz.

http://www.citysightseeingbristol.co.uk

Benden şimdilik bu kadar. Ikinci yazıda gezilecek yerler, yenecek yemekler ve publar var.

Herkese iyi gezmeler..

Twitter: @cerenayayay
Instagram: gezcerengez