Tag Archives: Çocukla seyahat

Canyonlands ve Arches Ulusal Parkları

Standard

Amerika turumuz artık iyice hızlandı, ulusal park ziyaretlerimiz 40 derece çöl sıcaklarına, 6 aylık bir bebeğe rağmen zincirleme şekilde devam ediyor sevgili ziyaretçilerim 🙂 Sıradaki parklarımız ise Canyonlands ve Arches Ulusal Parkları.

Bu iki parkta da su ve kayalıkların etkileşimi ile oluşan kanyonlar, tepeler ve başka çeşitli coğrafi oluşumları görmek mümkün. Böyle kuru bir açıklama cümlesine aldanıp sıradan yerler zannetmeyin, özellikle Arches’deki kemer biçimli oluşumlar çok etkileyiciydi, resimlere bir göz atınız lütfen.

USA 2014 - 139

Canyonlands

USA 2014 - 157

Arches- Sand Dune Arch’da bir öğle yemeği molası

Kampseverler için hem Canyonlands’de hem de Arches’de ulusal park içinde kamp alanları var. Biz Mesa Verde’den kamp yorgunu olduğumuz için bu kez başımızın üstüne bir çatı arıyoruz. En iyi alternatif de Canyonlands ve Arches’e yakın mesafede bulunan Moab kasabası. Burada tüm gezimiz boyunca ilk ve son kez bir hostel çıkıyor karşımıza: The Lazy Lizard Hostel. Bir aile odasına gecelik 35 $ gibi iyi bir de fiyat verilince iki gecelik bir oda kiralıyoruz burada. Amacımız Moab’ı üs olarak kullanıp iki gün boyunca Canyonlands ve Arches’i gezmek. Lazy Lizard Hostel’den memnun kaldık. Lüks bir oda beklemeyin, hatta kaldığımız odada bir ranza vardı, Til üst katta, biz de Maya ile alt yatakta yattık. Bizim odanın bitişiğinde tüm misafirler için ortak kullanıma açık bir tuvalet ve banyo vardı. Ayrıca yine ortak kullanıma açık bir de mutfak. Her şey oldukça temiz ve konforluydu, bizden başka aileler de vardı burada kalan.

USA 2014 - 129

Canyonlands yol manzaraları

USA 2014 - 136

Canyonlands yol manzaraları

Hostel’e yerleşip, çantaları bırakıp hemen arabaya biniyoruz, vakit kaybetmeden Canyonlands’i gezmeye başlamak niyetimiz. Bu ilk gün Canyonlands’in güney bölgesindeki The Needles Bölgesi’ni geziyoruz. Bu bölgenin özellikle görülmesi gerekenleri bölgeye adını da veren iğne görünümlü sivri ve uzun kum taşı kayaları. Bir kaç saat boyunca bu bölgede dolaşıp, Cave Spring küçük turunu yapıp, Elephant Trail denilen rotada biraz yürüyüp Maya’nın akşam yemeği ve uykusunu kaçırmayalım diyerek hostele geri dönüyoruz.

USA 2014 - 137

The Needles

USA 2014 - 138

The Needles

ikinci günümüzü Arches Ulusal Parki’na ayırdık. Buranın kayalık oluşumlarının hikayesi de Canyonlands benzeri. Su, buz, ekstrem iklim koşulları ve yer altı tuz yatakları bu parktaki meşhur kemer biçimli kayalıkları oluşturmuşlar. Arches için en az bir tam gün, mümkünse iki gün ayırın derim, görülecek çok şey var. Biz bir tam gün ayırıp, meşhur Sand Dune Arch (Kumul Kemer) ve Delicate Arch‘ı (Zarif Kemer) görüyor, Broken Arch (Kırık Kemer) ve Balanced Arch (Dengede Duran Kemer) rotalarını tamamlıyoruz. Bir de Devil’s Garden rotasının çok güzel olduğunu duyduk ama biz oradayken ziyarete kapalıydı ne yazık ki.

USA 2014 - 142.jpg

USA 2014 - 162

Delicate Arch

USA 2014 - 163

Delicate Arch

USA 2014 - 145

Arches

USA 2014 - 149

Arches

Aksam yemeği için Moab merkezinde çeşitli cafe ve restoranlar mevcut. Hostelda kalanlar süpermarketten alışveriş yapıp hostel mutfağını değerlendirmeyi de düşünebilir.

Üçüncü günün sabahı hostelden çıkış yapıyoruz. Hedefimiz önce tekrar Canyonlands’e uğrayıp bu kez kuzey bölgesini gezmek, sonra da The Little White Horse Canyon ve Capitol Reef Canyon‘a şöyle bir uğrayıp geceyi geçirmek üzere Capitol Reef Inn’e varmak. Tüm gün yollarda geçecek yani.

Canyonlands’in kuzeyindeki Island in the Sky (Gökyüzündeki Ada) bölgesi çok etkileyici manzaralarla dolu yine. Burada Upheavel Dome Trail isimli bir saatlik yürüyüş rotasını tamamlıyoruz. Biraz tırmanmalı ama çok zor değil, piknik alanı da mevcut. Sonrasında hep arabadayız. Green River View Point arabayla geçerken durup mola verilmesi gereken bir nokta, nefes kesen manzaralar var. Araba ile giderken uğrayabileceğiniz diğer bir güzel manzara noktası ise Grandview Point.

USA 2014 - 183

Island in the Sky

USA 2014 - 181

Island in the Sky

USA 2014 - 184

Island in the Sky

The Little Wild Horse Canyon (Küçük Vahşi At Kanyonu) Moab ile Bryce Canyon arasındaki yol üstünde, çok turistik olmayan, giriş ücreti de gerekmeyen bir kanyon. Yüksek duvarlar içindeki daracık yollarda bir saat kadar yürüyüp sonra yola devam ediyoruz, resimlerde de görüldüğü gibi bence ziyarete değer.

USA 2014 - 187

Little Wild Horse Canyon

USA 2014 - 193

Little Wild Horse Canyon

USA 2014 - 194

Dokunmazsa olmaz 🙂

Son olarak araba ile Capitol Reef Canyon’un içinden geçip bir iki manzara noktasında fotoğraf molası verdikten sonra günü Capitol Reef Inn‘de sonlandırıyoruz. Güzel ve nispeten uygun fiyatlı bir motel odamız var, kocaman iki yataklı bir aile odası için gecelik 65 $ ödüyoruz. Motelin hemen yanında bir de restoran mevcut, akşam yemeği ya da kahvaltı için düşünülebilir.

USA 2014 - 196

Arabayla geçerken Capitol Reef manzaraları

Bir sonraki durağımız, aynı zamanda gezi boyunca en çok beğendiğimiz, hayran kaldığımız ulusal park olan Bryce Canyon!

Not: Her iki parkta da yiyecek içecek satılmıyor. Piknik yerleri mevcut, sandviçlerinizi yanınıza almayı unutmayın. İçme suyu doldurabileceğiniz çeşmeler ise her yerde mevcut. su konusunda endişe etmeyin.

Not2: Her iki parkta da gezmeye başlamadan ve rotanızı belirlemeden önce Visitor Center yani Ziyaretçi Merkezi’ne uğramayı unutmayın. Parklar ve rotalar hakkında sizi bilgilendiren ve hatta size özel (çocuklu bir aileyseniz, kısıtlı zamanınız varsa vs) rotalar öneren güleryüzlü park rehber ve görevlileri var bu merkezlerde. Ayrıca parklarla ilgili küçük birer müze – sergi de mevcut.

 

 

Reklamlar

Umman Notları 5: Umman’ın En Güzeli Niswa ve Sahilde Son Nargile

Standard

Konuk Yazar: Funda Çelikel Esser

Herkeslere sımsıcak bir merhaba sayın fiilen ya da ruhen  gezenti okurlar,

Başlığa bakıp da vay bee gerçekten en güzeli mi dediğinizi duyar gibiyim. Sayın okur, güzellik göreceli bir kavramdır kişiden kişiye neyin en güzel olduğu değiştiği gibi kişinin kendi halet-i ruhiyesine göre de bir yeri nasıl görüp özümsediği çok değişir.

Bir önceki bölümde anlattığım gibi güne şahane bir sabah programı ve brunch ile başlamış, Umman’daki sondan bir önceki günümüze eski çocuksuz günlerimdeki seyahatlere öykünen biçimde sabah 8 akşam 9 aralıksız bir ton program sığdırabilmiş, yolda arabamıza aldığımız gezgin beni 40 yaşımda işe güce çoluğa çocuğa kısa süreli de olsa ara verip dünyayı gezebileceğime dair ümitlendirmişti (bakınız: ben kendimin seyyah olabilme ihtimalini sevdim!). Kısacası Niswa’ya  gittiğimiz o gün gayet süper bir ruh hali içindeydim, sanırım en çok da ondan Niswa bana Umman’da gördüğümüz yerlerin en güzeli gibi geldi; siz giderseniz lütfen paylaşın izlenimlerinizi.

Niswa’ya Muskat’tan 2 saatlik bir yolculukla ulaşılabiliyor. Biz yolda bayağı oyalandık çünkü ben yol boyu bilimum vaha ve kale tabelalarını takip ederek, spontane bir kararla Samail’e saptım.

Samail'de vaha

Samail’de vaha

Vaha gerçekten pek hoş görünüyordu, Cuma olması nedeniyle hınca hınç araç doluydu ama, onca insan acaba nerelerde saklanmış mangal yakıyor anlayamadık, görünürde yoklardı. Arabayla geçmek bile güzeldi serin suların ve verimli palmiyelerin arasından, yayıla yayıla piknik yapmak çok keyifli olsa gerek.

Samail serin sular

Samail serin sular

Derken Samail’in merkezine geldik. Bana ufacık tefecik, eski, sevimli bir kasaba gibi göründü. Bir de camiimsi bir şey vardı, Cuma namazı nedeniyle çok kalabalık idi, durmayıp kaleye devam ettik. Kalenin, daha ünlülerinin yanında, pek esamesi  okunmasa da bize gayet hoş geldi. Hiç de başka turist olmadan görmek çok güzel bir gerçeklik duygusu kattı olaya. Sonradan internette okudum ki Samail Müslümanlığın ilk yayıldığı yerlerdenmiş. Kimse kusura kalmasın bu İslam aleminin turizme hiç kafası çalışmıyor, başkası olsa nasıl bir turist mıknatısı olacak yer gayet metruk ve unutulmuş duruyor ve bu dediğim rehber kitaplarda bile yok!!!

PANO_20150109_135929

Samail Kalesi

Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik Niswa’ya vardık. En azından tabelalar öyle söyledi ama ortada iki market bir benzinlikten başka bir şey yoktu. Bizse eski bir kale içi ve çarşılar arıyoruz. Dön babam dön yok kale içi, bari benzinliğe soralım dedik. Bu arada kırmızı ışıkta bizi biri durdurdu ve ‘İngilizce biliyor musunuz, ben Niswa’yı arıyorum, sanırım siz de arıyorsunuz’ dedi (evet bayağı dolap beygiri gibi dönmüş olmalıyız ortamda). Sırtında çantası Portekiz’den Afrika üstü taaa Umman’a gelebilmiş bu gezgin de kaybolmuştu şuncacık yerde. Onu arabaya aldık, benzinliğe yol sorduk falan derken Niswa’nın eski kaleiçine vardığımızda saat 4 buçuk olmuştu. Tüh be bir şey göremeyeceğiz, geç oldu derken tam da en civcivli zamanda vardığımızı anladık arabadan iner inmez. Cuma namazı molası bitmiş, esnaf dükkanlarını birer ikişer açıyordu. Arabayı park ederken Umman’da ilk defa gördüğüm bir sokak çöp şiş satıcısı dikkatimi çekti. Zerre kadar aç olmamama rağmen sokak yemeklerine zaafım olduğundan, sokak yemekleri satıcılarının her ülkenin kültürünün vazgeçilmez bir parçası olarak desteklenmesi gerektiğine inandığımdan, gittim bir tane aldım. Elvin’e yedirmeye ne olur ne olmaz cesaret edemedim ama annemle ben gayet leziz bulduk çöp şiş dürümü, midemiz de sağ salim atlattı bu badireyi 😉

IMG_20150109_160010

Niswa yolunda ayrıntı

Niswa kaleici

Niswa kaleiçi

Niswa’nın kale içinde, ufak tefek geleneksel dükkanların arasında dolaşmak çok keyifli gerçekten. Daracık sokaklarda dolaştıkça insan, Niswa’nın Umman’ın ilk başkenti, sanat, kültür, gelişmiş tarım ve ticaret merkezi olduğunun izlerini halen görebiliyor.

IMG_20150109_164840

Niswa carsisi

Niswa çarşısı

Burada da tıpkı Matrah’ın çarşısında olduğu gibi esnaf turiste askıntı olmuyor ve halen otantik havayı koklayabiliyorsunuz, özellikle yiyecek pazarları bölümünde.

Niswa yiyecek pazarlarindan görüntüler

Niswa yiyecek pazarlarindan görüntüler

Niswa yiyecek pazarlarindan görüntüler

Niswa yiyecek pazarlarindan görüntüler

Niswa’nın çok güzel de camiileri varmış, en ünlülerinden Jama Camii zamanında etkin bir eğitim ve kültür merkezi rolü de üstlenmiş. Maalesef biz yine saatini tutturamadık, ziyaret saati sadece öğlene kadarmiş göremedik içini.

Jama Camii girisi

Jama Camii girişi

Niswa sakinleri

Niswa sakinleri

Niswa’ya pek de doyamasak da ben illa Jibran kalesini görmek istiyorum diye tutturunca, hava kararmadan orada olabilmek için fazla oyalanmadan yine yola düştük. Gel gör ki Cuma sonrası tüm ahali merkeze aktığından felaket bir trafik vardı ve şehirden çıkışımız yarım saati bulunca Jibran’a vardığımızda yıldızlar seçiliyordu, ziyaret saati de tabii ki bitmişti.

Jibran Kalesi

Jibran Kalesi

Yine de bir fotoğraf çekelim diye indik ve Jibran’ın sakinleri bize bu macerada eşlik etti.

Jibran Kalesi sakinleri ile

Jibran Kalesi sakinleri ile

Muskat’a döndüğümüzde yorgun, mutlu ama açtık. Yine Hint mutfağını çok sevdiğim için ama daha da önemlisi ortamın otantik ve yemeklerin güzel olacağına dair elimde önceki Thai örnegine nazaran cok daha net kanıtlar olduğu için Mumtaz Mahal isimli Kuzey Hindistan yöresinin yemeklerinde uzmanlaşmış restorana gidelim dedim. Bir sebep de bu restoranın Umman’ın akşamları kalbinin attığı mekanlardan olan Qurum Park’ının tepesinde konuşlanması ve şahane bir manzaraya sahip olması. Gittik ki ne görelim restoran ana baba günü gibi. Bu arada herkesler pür şıktı, biz ise tüm gün gezdiğimiz kılıklar içinde terli ve paspaldık! Muhtemelen kılığımıza bakıp yer yok dediler tühlendik. Elvin’in uyku saati de geliyor 1 saate nereyi bulacağız da yemek yiyeceğiz, bari paket yaptırabilir miyiz soralım dedik. Elvin’le geri döndüm, küçük çocuğu gören kapıdaki adam yumuşadı, ‘manzaralı olsun diye tutturmazsanız, 10 dakikaya iç tarafta bir masam boşalıyor’ dedi, biz de mest olduk tabii! Bu arada bir önceki yazımda bahsettiğim üzere Umman’da otellerin restoran ve barları hariç sayılı işletmede alkol servis edilebiliyor ve bu Hint restoranı onlardan biri. Ona rağmen yine yerel halk ile yabancı turist ve expatler ahenk içinde yemeklerini birlikte yiyorlardı. Yerel halk iykk orada kafirler içki tüketiyor, ben gitmem demediği gibi içen kesim de diğerlerine gayet saygılı idi. Valla İslam dini egemen yaşam tarzına sempatiniz artsın istiyorsanız Umman’a gidin bence.

Bu sefer bingo! Yemekler çok başarılı idi, parmaklarımızı yedik neredeyse. Sunumlar da bir o kadar şıktı. Mumtaz Mahal iyi bir adres Muskat’ta, kesin bilgi yayalım!

2 Kadın ve 1 Terrible 2 için Umman Macerası’nın Sonu

Birlikte 5 güzel gün geçirdik Umman’da şimdiye dek. Son günümüzü kısaca anlatayım, sonra da hep beraber denize nazır nargile eşliğinde Umman’ın bana düşündürdüklerini konuşalım son olarak.

Umman’a sözde Ocak ayında deniz güneş kuma doyabilelim diye gitmiştik ama 5 gün oradan oraya koşturduğumuzdan gezme amaçlı burnumuzun dibindeki güzelim plaja bile akşam 6’dan önce inememiştik. Hal böyle olunca son kalan saatlerimizde, gördüğümüz en güzel plajlar sıralamasında rahatlıkla ilk 5’i zorlayacak sahillerin hakkını verelim istedik. Yine akıllanmayıp ilk başta Shangri—la otelin plajına gitmeyi düşündük. 15 euro kadar bir ücret karşılığı tüm gün tüm tesisten yararlanabildiğiniz gibi açık büfe yeyip içebiliyormuşsunuz. Ama apartmanı öğleden sonra teslim etmemiz gerektiginden, halen ziyaret saatini denk getirip göremediğimiz Sultan Quaboos’un camiisini görme ümidimiz olduğundan, ben son kez Marina Cafe’de nargile içeceğim diye tutturduğumdan yine 30-40 km git gel yapıp zaman kaybetmek yerine, burnumuzun dibindeki halk plajına gidip tüm gün tembellik ettik sonunda.

Sahildeyiiiz!

Sahildeyiiiz!

İyi ki öyle yapmışız, bu sayede geçenlerdeki EXPO ziyaretim sırasında öğrendiğim, ülkenin geleneksel değerlerinden biri sayılan Umman’a özgü balık avı stiline birebir şahit olmuş olduk, ilginç bir tecrübe oldu.

IMG_20150110_122817

Umman usulü balik avi gercegi ve temsili (Expo2015)

Umman usulü balık avı gerçeği ve temsili (Expo2015)

Akşam valizleri hazırla arabayı yükle derken yemek saati geldi. Böylelikle Umman’da son gurme durağımız olan, birkaç kişi tarafından tavsiye edilen Kargeen Cafe’yi de gitmeden aradan çıkartmış olduk. Yerini bulmanın oldukça zor olması sizi yıldırmasın, karşılığında gayet huzurlu bir bahçede süper mangal ve türevi yemekler, yıldızların altında hoş sohbet muhabbet bekliyor sizi. Bu arada porsiyonlar devasa, gözünüz dönmesin ısmarlarken, sunumlar çok güzel. Yerel halktan gelen istek üzerine bir de pizza bölümü açmışlar, biz İtalya’da değiliz yav diye denemedik, yerel lezzetleri tattık ama pizzaların görüntüsü gayet iştah kabartan cinstendi, ilgilisine duyurulur.

Kargeen Cafe'de mangal keyfi

Kargeen Cafe’de mangal keyfi

Bu güzel yemeğin üzerine, sabah erken olan ziyaret saatini bir türlü denk getirip de gidemediğimiz camiinin bari gece görüntüsünü arabadan da olsa görelim diye Sultan Quaboos’un Camii’ne gittik. Bu sosyal projeyi Elvin’i gece uçağında uyutmak adlı stratejik çalışma ile birleştirdik, keza yemek üstü camii yolunda arabada uyuyakalırsa hiç uyandırmadan uçağa bindirebilirdik belki kimbilir?! Ve bir bingo daha! Gelirken ki hiçbir çarşı kuralına uymayan evdeki hesaplar bu sefer tıkır tıkır işledi, bizim gezgin iki yaş canavarı dönüş uçağında mışıl mışıl uyuyaraktan bana güzel bir kıyak çekti 🙂

Sultan Quaboos Camii'nin gece görüntüsü

Sultan Quaboos Camii’nin gece görüntüsü

Yorgun mini gezgin

Yorgun mini gezgin

Şimdi son söz için o öğleden sonra Marina Cafe’ye geri dönelim. Tabii ki denize nazır kavunlu nargilemi fokurdatırken, Umman’dan bende kalanları düşündüm kafamda. Birincisi, ben buraya bir daha gelirim hissi ki bu benim gibi her seyahatte değişik yerler görmek isteyen biri için ilginç bir gelişme. Bu hissin sebebi sadece 5 günde ülkenin her tarafını gezemediğimiz için, o gidemediğim Salalah´i görmek, yüzemediğim vahalarında yüzmek için değil. Daha da önemlisi bana gayet huzurlu, medeni gelen bu hayatı rölantiye almış ülkenin insanlarını daha yakından tanıyabilmek için. Hem küçük çocukla olduğumuzdan hem zaman kısıtlı olduğundan öyle çok yerel halka karışamadık bu sefer.

Expo Milano 2015´te Umman Pavilyonu

Expo Milano 2015’te Umman Pavilyonu

Acaba bizi bu çok etkileyen “ılımlı İslam”, tam tolerans modelini gerçekten öyle olması gerektiğine inandıkları için mi yaşıyorlar yoksa bu onlara giydirilen bir giysi mi? Mesela üniversite çağında bir Ummanlı ne bekler yaşamdan, ne yer ne içer, nerelere seyahat etmek ister? Ummanlı kadınlar bir yandan gayet özgür bir görüntü çizerken diğer yandan nasıl bir toplumsal rol üstlenmek durumunda kalıyorlar? Bu ve bunun gibi pek çok aklıma takılan sorunun cevabını aramak için tekrar gideceğim bir gün Umman’a! Bir de Marina ya da Kargeen Cafe’de bir daha nargile içmek için tabii ki 🙂

Son sözüm ise blog sahibi sevgili Şilan’a. Yaşanan güzellikler paylaştıkça artar felsefesinde bir insan olarak bu güne kadar nice seyahat anımı  kitlelerle (!) paylaşmak istediysem de üşengeçliğimden eyleme geçememiştim. Beni gaza getirerek ve lojistik destek sağlayarak bu isteğimi mümkün kılan Şilan’a hepinizin huzurunda çok teşekkür ediyorum. Kendisine verdiğim sözden dönmemek için söylenerek başladığım yazı dizisi, zaman içinde yoğun iş ve ev tempom arasında kaçıp sığınabildiğim huzurlu bir vahaya dönüştü benim için. Sizlerle en azından Türk gezginler tarafından çok da keşfedilmemiş bu ülkede biriktirdiğim anılarımı paylaşırken, orada şahit olduğum güzellikleri tekrar tekrar hatırlayıp mutlu oldum, ne kadar şanslı bir insan olduğuma şükrettim durdum.

Umarım yazı dizisini okuyanlarınız buradan ilham alarak, pek de ayağa düşmeden bu özgün, huzurlu ülkeyi keşfe çıkar, dönüşünde anılarını hepimizle paylaşır. O  zamana kadar sağlıcakla kalın, gezmeyi, keşfetmeyi ve bunları sevdiklerinizle paylaşmayı ihmal etmeyin!

Funda Çelikel Esser

Twitter: @fundaesser